Etiket ‘yorgunluk’
Bahar yorgunluğu hakkında ! Bahar yorgunluğundan kurtulmak için öneriler..
Pazartesi, Mart 15, 2010 9:22 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?Ağaçların yeşillenip çiçeklerin açmasına, dünyanın kıpır kıpır olmasına rağmen kendinizi, bu coşkunun tadını çıkaramayacak kadar yorgun ve bezginiz hissediyorsanız buna ‘bahar yorgunluğu’ deniyor ve hafife alınmaması gerekiyor.
Hava mis gibi bahar kokuyor. Ağaçlar yemyeşil ve çiçekler açıyor. Doğa yeni bir doğuşla rengarenk, pırıl pırıl, kıpır kıpır. Peki, siz nasılsınız? Biliyorum, bu sorunun cevabı biraz karışık! Korkarım birçoğumuz bu coşkunun tadını çıkaramayacak kadar yorgun ve bezginiz. Bu halimizin adına ‘bahar yorgunluğu’ deniyor. Sırası mı sanki! Yılın en güzel mevsimiyle kucaklaşmak, onun gibi çiçek açmak varken, nedir bu halimiz?
Zayıf noktalara dikkat
Bahar yorgunluğu çok eski zamanlardan beri bilinen bir sorundur. Hipokrat bile bahseder bahar yorgunluğundan… Başlıca belirtileri; bitkinlik, güçsüzlük, yorgunluk, isteksizlik, huzursuzluk, neşesizlik, aşırı sinirlilik, hafıza zayıflaması, kafamızın karışması, konsantre olmakta çektiğimiz güçlük ve uyku bozukluklarına kadar uzanan sıkıntılar. Bunların yanı sıra kas ve eklem ağrıları, bazen sindirim sorunları da sıraya girer.
Uzun sözün kısası, ne kadar zayıf tarafımız varsa, baharla birlikte ortaya çıkar! Özellikle mide hastalıkları, asabi kolit rahatsızlıkları, koroner damar hastalıkları, depresyon ve panik ataklar bu mevsimde artar. Astım krizlerini hiç saymıyorum bile. Baharla barışık bir astımlı tanımıyorum!
Bir ayda atlatılmalı
Uzmanlar, geçici bahar yorgunluğu ile bir hastalık olan kronik yorgunluk belirtilerinin birbirine çok benzediğini belirtiyorlar. Ne var ki bahar yorgunluğu kısa sürelidir. Aynı bahar yağmurları gibi! En fazla 1 ayda atlatılması gerekir. Eğer daha fazla uzayacak olursa, mevsimsel bir sorun olmaktan çıkar. Bu nedenle bahar yorgunluğunu küçümsememeli ve önlem almalıyız.
Bio-ritmimiz değişiyor
Bahar yorgunluğunun birbirine bağlı birçok nedeni var. Bunları bio ritmimizin değişmesi şeklinde özetleyebiliriz. Bağışıklık sistemi güçlü olanlar değişimi daha kolay atlatıyorlar.
Günler uzuyor, güneş ışığının süresi ve şiddeti artıyor. Ayrıca hava ısınıyor ve aldığımız gıdalar değişmeye başlıyor. Vücudumuz doğadaki bu değişikliklere, özellikle artan ısıya uyum sağlamakta zorlanıyor.
- Kış süresince vücut ısısı yaz aylarına oranla daha düşük seyreder. Baharın ilk günleriyle birlikte artar. Bu nedenle kan damarlarının çapı biraz genişler. Bu da tansiyonumuzun düşmesine neden olur. Hissettiğimiz yorgunluk ve uyuşukluğun nedenlerinden biri de budur.
- Birçok uzmanın üzerinde durduğu gibi, mevsimlerin değiştiği dönemlerde havadaki elektrik yükü taşınmaz hale gelir. Metabolizmamız buna uyum sağlamakta ve normal ritmini yeniden kurmakta güçlük çeker. Çevre kirliliğinin fazla olduğu büyük şehirlerde bu elektriklenme daha fazladır.
- Bir de bağırsak sistemindeki bakteriler var. Prebiyotik ürünlerin reklamlarıyla birlikte, bizim toplumumuz da bu bakterilerden haberdar oldu. Gerçekten bağırsaklarımızda 400 çeşitten fazla bakteri bulunur. Bunlar doğal detoks sürecinde çok büyük önem taşırlar. Gelgelelim, mevsim değişikliklerinde bunların arasındaki denge bozulabilir. Bağırsaklarda gaz, kabızlık ve ishal gibi düzensiz bağırsak hareketlerini beraberinde taşıyan, ‘hassas bağırsak sendromu’nu andıran bir durum görülebilir. Bu da yaşadığımız yorgunluğun başlı başına bir nedeni olur.
- Baharla birlikte gelen iklimsel değişikliğin yarattığı bir başka önemli sorun da vücudumuzdaki su dengesinin olumsuz yönde etkilenmesidir. Susuzluk insanı her şeyden fazla bitkin bırakır.
Sakın eve kapanmayın
Evimize kapanarak, doğadaki değişimden sakınarak, bu sorunlardan korunamayız. Tam tersine, yapmamız gereken, bahara teslim olmak, kendimizi açmak, dışarı çıkmak ve baharı kucaklamaktır. Yorgunluğumuz ne kadar fazla ise, dışarıya çıkmaya, dışarıda hareket etmeye o kadar fazla özen göstermeliyiz. Doğanın döngüsü değişmeyeceğine göre, biz değişmek zorundayız. Dışarıya çıkın, hareket edin, yürüyüş yapın, gezin ki, vücudunuzda mutluluk hormonu yükselsin ve direnciniz artsın!
Dr. Yasemin Fatih Amato
321 Görüntülenme
Vücud’ta Hastalık Belirtileri !
Salı, Aralık 8, 2009 15:07 1 YorumVücudumuzun Hastalık Sinyalleri !
Vücudumuz, radarları ile yaklaşan hastalıkları haber veriyor. Beden dilini çözenler ve ona göre yaşayanlar sorunlara geçit vermiyor.
Vücut, yaklaşan hastalıkları erken uyarı sistemi ile haber veriyor. Aniden başlayan baş ağrıları, sürekli uyku problemi veya tırnaklarda görülen lekeler ciddi bir belirti olmamasına rağmen, sessizce gelen bir hastalığın sinyalleri olabilir. Cansız saçlar; tiroit bezinin az çalışması ve saç dökülmesi de yine aynı bezin çok çalışmasına bağlanırken, irisin çevresindeki beyaz daire kolestrol seviyesini gösteriyor. Yine soğuk eller, kan dolaşımı sorununa işaret ederken, kulak uğuldaması; stres, kan dolaşımı veya damar hastalıklarına bağlanıyor. Sebepsiz kızaran cildin perde arkasında da, yüksek tansiyon, şeker veya bir tümör saklanıyor olabilir.
Tırnaklar; Hafif mavilik yada morluk görüyorsanız bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.
Nefes; Eğer dakikada 15 kez daha az nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.
Gözler; Aynada gözlerinizden birine bakın. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor.Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarında en büyük habercisi…
Avuç içleri; Avuç içlerinize dikkatle bakın… Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğeriniz de sorun var demek…
Hafıza kontrolü; Bir tepsinin üstüne rastgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer’le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.
Tuvalet sıklığı; Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacımı hissediyorsanız, diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.
Doğum kilosu; Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun… 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Yavaş nabız; Nabzınız ne kadar kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor…
Diş kanamaları;Kalbiniz tehlikede…
Parmaklar; İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla…
Ayak bilekleri; Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktadaçok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz…
Kas kontrolü; Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.
Görünüş; Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.
Bel kalınlığı; Eğer vücut şekliniz elmaya benziyorsa… Yani vücut yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa o zaman kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.
Tiroit; Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda birşeye uzanıyormuş gibi uzatın… Ellerinize dikkat edin… Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok yüksek.
Düz yürüme; Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin… Üzerinde rahat rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor. Yani merkez sinir sisteminiz…
Gözlerdeki yanma:Ağrının arkasında kuruyan gözler tahmin ediliyor (eczaneden yapay gözyaşı alınabilir). Ek olarak gözler hafifçe kızardığında, bir gözörtüsü yangısı kendini gösteriyor. Ender durumlarda kaşınan kırmızı gözler, başlayan bir glokom hastalığının habercisi olabilir. Bu durumda mutlaka doktora başvurulmalı.
Ciltteki kaşıntılar:Sık sık olan bir kaşıntı, fazla stres işareti. Vücut, çok alınan vitamin ve hazmedilemeyen ilaçlara karşı da bir aşırı tepki vermiş olabilir. Mantar ve egzama hastalığı da, kendini sıkıntı veren kaşıntı ile gösterir. Yine kaşınan ve renk değiştiren pigment lekeleri olası bir kanserin habercisi olabilir.
Bunaltan baş ağrısı:Genelde hormon kaynaklı olan baş ağrıları, bir hastalık başlangıcı da olabilir. Başlayan bir glokom (yüksek göz tansiyonu bağlantılı) kendini baş ağrıları ile gösterir. Kuvvetli ve ani baş ağrıları, yaklaşan bir felcin habercisi olabilir. Baştaki şiddetli kaşıntılar ise, daha çok migren habercisi sayılabilir.
Bezdiren kramplar:Çoğunlukla zararsız bir magnezyum eksikliğini haber veren kramplar, masaj ile giderilebiliyor. Eczaneden alınacak suda eriyen magnezyum tabletleri veya magnezyum açısından zengin olan maden suları da vücuttaki eksiği tamamlayabilir. Bu konunun ihmal edilmesi zararlı sonuçlar doğurabilir.
Tırnak lekeleri:Tırnaklarınızda oluşan ve bir türlü geçmeyen aşırı derecedeki beyaz lekelerin, mide-bağırsak rahatsızlıklarına işaret edebileceği belirtiliyor. Kahverengi enine bir leke böbrek sorunlarını gösterirken sararmalar bir mantar hastalığı belirticisi olabilir. Kırılan tırnaklar da, tiroit bezi rahatsızlıklarını bildirebilir.
Bitsin bu yorgunluk:Sık yaşanan yorgunluklar, anemiyi (kan eksikliği) haber verebilir. Tiroit bezinin az çalışmasının neden olduğu probleme, eczaneden alınacak demir içeren ve suda eriyen tablet yardımcı olabilir. Potasyum eksikliği, kronik yorgunluk sendromu ve başlayan bir depresyon da, yorgunluğu haber verebilir.
———————-
Vücuttaki Morluklar: Vücudumda bu aralar morluklar oluyor. Bir yerlere çarptığımı hatırlamıyorum. Durup dururken kolum, bacağım neden morarıyor? Özge L./Bursa
Çarpma ya da düşmeler nedeniyle oluşan morluklar genelde tehlikeli değildir ve çoğu kez kendiliğinden geçer. Ancak nasıl oluştuğunu dahi hatırlamadığınız morluklar sıklaştıysa, bunun ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini bilmelisiniz. Bazı durumlarda hafif bir darbeyle bile vücudunuz morarabilir. Yaş önemli bir nedendir. Yaşınız ilerledikçe, kan damarlarınızı destekleyen dokular zayıflar. Küçük bir çarpmayla bile kanınız damar dışına geçer.
İLAÇLAR YOL AÇAR
Sürekli kullandığınız bir ilaç da bu duruma neden olabilir. Aspirin veya Warfarin gibi kan inceltici ilaçlar, cildinizin daha kolay morarmasına neden olur. Kortizon türevi ilaçlar da, cildinizi incelterek morarmayı kolaylaştırır. Balık yağı, ginkgo gibi desteklerin de kan inceltici etkisi vardır. Cildinizdeki morarmalar altta yatan bir sağlık problemine de işaret edebilir. Bazı kan hastalıkları, pıhtılaşma problemleri, bağışıklık sorunları, karaciğer hastalıkları ya da alejiler de vücudunuzda morluk oluşturur.
TEK ÇARE BEKLEMEK!
Büyük ve ağrılı morluklarınız varsa ve çoğu zaman neden oluştuğunu hatırlamıyorsanız, bu morluklara burun, dişeti ya da mide-bağırsak sisteminizden gelen kanamalar eşlik ediyorsa ya da bu morluklar yeni kullanmaya başladığınız bir ilaç sonrasında oluşmaya başladıysa, doktorunuza başvurmalısınız. Kolunuzu ya da bacağınızı bir yere çarptığınızda, aslında morluğun geçmesini beklemekten başka yapabileceğiniz fazla bir şey yok. Ancak morluğun çevresi şiş ve ödemliyse, yarım saat soğuk kompres uygulayın. Şişlik indiğinde de, sıcak uygulamak yararlıdır.
Kaynak :Sabah
VUCUTTA MORLUKLAR NEDEN OLUR ? TIKLAYINIZ
877 Görüntülenme


