SanalAlemci

Etiket ‘nasıl’

Teyemmüm Abdesti Almak ! Teyemmüm Abdesti Nasıl Alınır? ”Resimli Anlatım”

Pazartesi, Ağustos 31, 2009 9:02 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Teyemmüm abdesti nasıl alınır ? (Resimli Anlatım) Teyemmüm abdesti Farzları ve Sünnetleri !
Teyemmüm: Su bulunmadığı veya bulunup ta kullanılamadığı takdirde, temiz olan toprağa sürülen ellerle yüzü dirseklere kadar kolları mesh etmektir. Ayrıca bu işin, abdestsizliği gidermek maksadıyla yapılması gerekir.

Teyemmüm Şöyle Yapılır:
[spoiler]

Abdestsiz olan veya gusül yapması gereken kimse, iki elini toprak cinsinden temiz bir şeye bir kere vurup bununla yüzünü mesh eder. sonra iki elini bir daha vurup, bununla da dirseklerine kadar iki elini mesh eder. Ve bu işi abdestsizliği gidermek veya namaz kılmak yahut taharetsiz geçerli olmayan başka bir ibadette bulunmak niyetiyle yapar.

Farzları:

1) Niyet etmek.

2) Toprak veya toprak cinsinden bir şeye, ellerini iki defa vurup birincide yüzü, ikincide kolları mesh etmektir.

Sünnetleri:

1) Teyemmüme eûzü besmele ile başlamak.

2) Sırayı gözetmek

3) Ara vermeden birbiri ardınca yapmak.

4) Toprağa vurunca evvela elleri ileri sürmek sonra geri çekmek.

5) Parmakların arasını açık tutmak.

6) Elleri yerden kaldırınca toz varsa birbirine vurup silkelemek.

Resimli Anlatım;

Teyemmümün Alinisi

Önce kollar abdest alacakmış gibi sıvanır. Eûzü Besmele çekilir. “Abdestsizlikten veya cünüplükten temizlenmeye” diyerek niyet edilir. Sonra parmaklar açılır, ellerin iç kısımları temiz toprağa veya toprak cinsinden bir şeyin üzerine hafifçe vurularak, önce ileri sonra geri çekilerek sürülür.

Önce elleri sürtmek, sonra geri çekmek.

Eller kaldırılıp hafifçe birbirine vurularak silkelenir.

Yüzün her yeri bu iki elin iç kısımları ile meshedilir.

Sonra elin iç kısımları aynı şekilde tekrar toprağa vurulur. Önce sol elin baş ve işaret parmakları ayrılır, kalan üç parmağın içiyle sağ kolun iç yüzü parmak uçlarından dirseklerle beraber meshedilir.

Sol elin iç tarafıyla, sağ kolun iç yüzü meshedilir.

Sağ kolun dış tarafı da yine aynı sol elin ayrılan baş ve işaret parmağıyla meshedilir.

Aynı şekilde bu defa da sağ el kullanılarak sol kol meshedilir.

Böylece yüzün, ellerin ve kolların meshedilmedik hiç bir yeri bırakılmamakla, farzlarına ve sünnetlerine uygun bir teyemmüm yapılmış olur.

[/spoiler]

1.007 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: İSLAMİYET Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Gusül ‘Boy Abdesti’ Almak – Gusül Abdesti Nasıl Alınır?

Pazartesi, Ağustos 31, 2009 8:48 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Gusül abdesti nasıl alınır?-Guslü Gerektiren Haller nelerdir? -Gusül Nasıl Yapılır?-Gusül (Gasl) Ne demektir?-Guslün Farzları nelerdir?-Guslün sünnetleri nelerdir;

Gusül (Boy Abdesti) Hakkında Önemli Bilgiler;

Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüplüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir. Cünüplük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir.

Guslü Gerektiren Haller:

[spoiler]

a. Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücut dışına çıkması boy abdestini gerektirir.

b. Hayız ve Nifas (Lohusalık): Hayız ve nifas hali sona erince gusül farz olur.

Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden aynlıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebu Yusuf’a göre gusül gerekmez.

Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin, şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır. Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.

Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, buluğ çağına ermiş erkek ve kadının gusletmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Bunlardan yalnız biri buluğ çağına ermiş ise sadece ona gusül gerekir, diğerine gerekmez. Ancak buluğ çağına yaklaşmış bir devrede ise, yıkanmadan namaz kılmasına izin verilmez. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lazımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.

Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilam olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntının şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebû Yusuf’a göredir, İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.

Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilam olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaati varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaati yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.

Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.

İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanması gerekir. Organ uyanık olmayınca; gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.

Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed’e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır.

İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.

Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilam olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese, her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.

Şehvet olmayıp da döğülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez.
(İmam Şafî’ye göre bu hallerde de gusül gerekir.)

Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.

Bakire bir kızın bekaretini yok etmemek sureti ile yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekaret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.

Cünüplük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayrimüslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.

Gusül Nasıl Yapılır:

Gusletmek isteyen bir kimse önce besmele okur ve : “Niyet ettim Allah rızası için gusletmeye” diye niyet eder. Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini temizler. Bundan sonra sağ avucuyla ağzına üç kere su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara şeklinde çalkalar. Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder. Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker, her defasında sol eliyle burnunu temizler. Bundan sonra tıpkı namaz abdesti gibi abdest alır.

Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ, daha sonra da sol omuza üçer defa su döker ve vücudunu yıkar. Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur. İğne ucu kadar kuru yer kalmaksızın vücudun her tarafını güzelce yıkar. Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlemesi için ovuşturulur. Göbek boşluğu, küpe delikleri dikkat edilerek yıkanır. Böylece gusül abdesti almış oluruz.

Guslün Farzları:

1. Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.

2. Burna su çekip yıkamak.

3. Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.

Guslün sünnetleri:

1. Gusle niyet etmek.

2. Besmele ile başlamak.

3. Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.

4. Avret yerini yıkamak

5. Gusülden evvel abdest almak.

6. Bedenine üç defa su dökmek ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.

7. Su dökünmeye baştan başlamak, sonra sağ omzuna, sonra sol omzuna dökmek ilk defa döktüğü zaman bedeni ovmak ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.

8. Ayağının olduğu yere su birikirse, abdest aldığı zaman ayak yıkamasını sonraya bırakmak.

Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen

————————————————-

GUSÜL ve GUSÜL YAPMAYI GEREKTİREN HALLER NELERDİR?

Kuru hiç bir yer bırakmamak üzere bedenin her tarafını yıkamaya gusül denir.

Kaynak: WebBilisim.ORGGusül(boy) abdesti ve resimlerle alınışı
Gusül yapmayı gerektiren haller;

1) Cünüplük Hali:
a) Erginlik çağında olan kadın ve erkeğin cinsi ilişkide bulunması
b) Uykuda veya uyanıkken kadın veya erkeğin belirli organlarından bilinen sıvının gelmesi.
2) Her ay belirli zamanlarda kadınlarda görülen âdet hâlinin bitmesi,
3) Doğum yapan kadınlarda lohusalık hâlinin sona ermesi.

Bu durumda olanların gusül yapmaları farzdır. Bunlar gusül yapmadıkça:

a) Namaz kılamaz.
b) Kur’an okuyamaz.
c) Kur’an’a el süremez.
d) Kâbeyi tavaf edemez.
e) Bir zorunluluk olmadıkça camiye giremez.
Ayrıca kadınlar, âdet gördükleri günlerde ve lohusalık hallerinde oruç tutamazlar.
Gusül yapmayı gerektiren haller bulunmadığı zaman bile cuma ve bayram namazları için gusletmek (yıkanmak) sünnettir.

GUSLÜN FARZLARI ve SÜNNETLERİ

Guslün Farzları

Guslün Farzları Üçtür:
1) Ağıza su alıp boğaza kadar çalkalamak,
2) Buruna su çekip yıkamak,
3) Bütün vücudu (iğne ucu kadar kuru yer bırakmıyarak) yıkamak.

Guslün Sünnetleri

Guslün Başlıca Sünnetleri Şunlardır:
1) Gusle besmele ile başlamak,
2) Gusle niyet etmek,
3) Bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa önceden onları yıkayıp temizlemek,
4) Edep yerlerini yıkamak,
5) Gusle başlamadan önce abdest almak,
6) Abdestten sonra, evvela üç defa başa, sonra üç defa sağ omuza, üç defa da sol omuza su dökerek yıkanmak ve suyu her döküşte bedenin her tarafına ulaştırmak,
7) Suyu dökünce bedeni oğmak,
8 ) Ayağının bulunduğu yere su birikiyorsa, abdest alırken ayaklarını yıkamayı sonraya bırakmak,
9) Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak,
10) Guslederken konuşmamak.

GUSLÜN YAPILIŞI

Guslün adabı aynen abdest adabı gibidir. Gusletmek isteyen kimse önce besmele çekerek gusle niyet eder. Ellerini bileklerine kadar yıkar ve üzerinde yapışıp kurumuş bir şey varsa onları temizler. Sonra herhangi bir pislik olmasa bile avret yerlerini ve uyluklarını yıkar. Sonra sağ avucu ile ağzına bolca su alarak iyice çalkalar; bunu üç defa tekrar eder; oruçlu değilse suyun boğazına ulaşmasını sağlar. Sonra yine sağ eli ile burnuna üç defa su çekerek iyice temizler. Bundan sonra namaz abdesti gibi bir abdest alır. Şayet yıkandığı yere su toplanıyorsa, ayakları, abdest alırken değil gusülden çıkarken yıkar. Abdest aldıktan sonra, önce başına, sonra sırayla sağ ve sol omuzlarına üçer defa su döker. Her defasında vücudun her tarafını iyice oğuşturur. Hiçbir yerinin kuru kalmaması için dikkat eder. Bunun için saçlarının, sakallarının diplerine, göbeğinin içine suyun ulaşmasını sağlar. Eğer vücudunun bir yerinde, herhangi bir yaradan dolayı ilaç veya sargı varsa ve fazla su bunlara zarar verecekse, bunlann üzerinden suyu hafifçe geçirmekle yetinir; bu da zarar verirse sadece eliyle üzerini mesheder.

Gusül(boy) abdesti ve resimlerle alınışı

Mezi: cinsel açıdan duygulanarak tenasül uzvunun intişarından sonra, şehvetsiz olarak gelen beyaz renkli ince sıvıya denir.
Vedi: Küçük abdestten sonra gelen, kokusuz, beyazımsı, bulanık yapışkan sıvıdır.
Meni, mezi ve vedi her üçü de necistir. Diğer necasetlerde olduğu gibi, elbiseye bulaşan el ayası kadar olan miktarı namazın sıhhatine engeldir.
Ancak, mezi ve vedi abdesti bozarsa da gusül yapmayı gerektirmez. Meninin ise şehvetle yerinden ayrıldıktan sonra, şehvetli veya şehvetsiz olarak dışarıya çıkması ile gusül abdesti gerekir.
Bir kimse, uykudan uyanınca ihtilam olduğunu(yani, rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu) hatırlar ve üzerinde de yaşlık görürse kendisine gusul lazım gelir. Uykudan uyanınca ihtilam olduğunu hatırlamayan fakat üzerinde yaşlık gören kimsenin de gusül yapması lazımdır. İhtilam olduğu halde bir yaşlık yoksa yani dışarıya meni çıkmamışsa yıkanması gerekmez.
Ayrıca, cinsel birleşme olmaksızın erkeğin cinsel organının sertleşmesi sonrasında organdan şehvetsiz(cinsel arzu olmaksızın) çıkan beyaz ve ince nitelikteki sıvıya mezi denir. Mezinin gelmesi, gusül yapmayı gerektirmez, fakat abdesti bozar. Ancak iç çamaşıra bulaşan akıntı el ayası kadar bir yeri kaplamış ise, çamaşırın temizlenmesi veya değiştirilmesi gerekir.

GUSÜL

Gusül Ne Demektir?

Gusül kelimesi, lügatte, yıkanmak, mânasına gelir. Bu kelimenin dinî mânası ise, bütün bedenin, hiçbir tarafında iğne ucu kadar kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması demektir.
Gusüle, Türkçemizde boy abdesti de denir.

Gusül Ne Zaman Lâzımdır?

Guslü gerektiren haller üçtür:
1 – Cünüplük hâlidir. Bu, iki sebebden ileri gelir:
a. İster uyanık halde olsun, isterse uyku hâlinde olsun, herhangi bir temas veya cinsî münasebet olmaksızın, erkek ve kadından şehvetle meninin dışarı atılması.
Meninin şehvetsiz boşalmasından dolayı cünüplük hâli meydana gelmez. Bu sebeble gusletmek de gerekmez. Sadece abdest bozulmuş olur.
b. Cinsî münasebette bulunulması. Burada meninin gelmesi (inzal) şart değildir. Cinsî münasebetin kendisi cünüplük sebebidir.
2 – Guslü farz kılan ikinci hal, kadınların hayız hâlidir.
Kadınların hayız halleri son bulunca, gusletmeleri farz olur.
3 – Gusletmeyi farz kılan üçüncü durum, yine kadınlara mahsus bir hâl olan nifas, yani doğumdan sonraki lohusalık hâlidir.
Nifas hâlinden kurtulan bir kadına da gusletmek farz olur.

Guslün Hikmetleri ve Faydaları:

Gusül, âkıl-bâliğ olan her Müslümana, kendisinde guslü gerektiren bir hal meydana geldiği takdirde farzdır. Gusül temizliğinde, mânevî ve uhrevî birçok faydalar yanısıra, pek çok maddî fayda ve güzellikler de bulunmaktadır. Bu sebeble İslâmiyet, gusle büyük ehemmiyet vermiştir.
İnsan bu vecibeyi yerine getirmekle, hem Allah’ın muhabbetini kendine celbetmekte ve rızasına nâil olmakta; hem de maddeten sıhhat ve âfiyet kazanmaktadır.
Gusül, aynı zamanda küçük günahlara da keffârettir. Peygamber Efendimiz, Enes bin Mâlik Hazretlerine hitâben:
“Ey Enes! Guslederken mübalâğa et. Böylece yıkanma mahallinden ayrılırken üzerinde günah ve hatâlardan arınmış olarak çıkarsın” buyurmuşlardır. Hz. Enes de:
“Yâ Resûlâllah, mübalâğa nasıl olur?” diye sorduklarında, şu cevabı almışlardır:
“Saç diplerini ıslat ve deriyi de pisliklerden arındır.”
Cünüplük, ibadetleri ifaya mâni, mânevî bir kirlilik hâli olduğu için, en başta mü’minin kendine ağır gelen, huzursuz kılan, ruhunu daraltan bir durumdur. Rivâyetlerde, yeryüzünün cünüp gezen insanlardan tiksinti duyup onları Allah’a şikâyette bulunduğu zikredilmiştir. Cünüp insanların yanına rahmet meleklerinin gelmeyeceği de yine rivâyetler arasındadır. Bu sebeble salâhat ve takvâ sahibi kimseler, kendilerinde cünüplük hâli meydana geldiğinde, bu halden kurtulmak konusunda acele etmişler; geceyi cünüp olarak geçirmekten şiddetle kaçınmışlardır (*). Bu, işin takvâ yönüdür.
Bütün bunlar, cünüp olan bir insanın, uğursuz ve maddeten pis ve necis olduğu mânasına gelmez. Cünüp kimse ile görüşülüp konuşulmayacağı söylenemez. Dikkat edilmesi gereken husus; namaz vaktini geçirmeden yıkanmaktır.İnsan, namaz vaktini geçirmemek şartıyle, yıkanmayı te’hir edebilir ve bu halde iken cünüp kimseye yapması harâm olan işlerin dışında kalan herşey’i yapabilir. Bu da, işin fetvâ yönüdür.
Ebû Hüreyre, bir gün yolda, cünüp iken, Resûlüllah Efendimize rastlamış, fakat bu cünüp hâliyle O’nun yanında bulunmaktan sıkılarak savuşup gitmiş, yıkanıp geri dönmüştü. Resûl-i Ekrem, kendisine nereye kaybolduğunu sorunca da durumu olduğu gibi anlatmış idi. Resûlüllah Efendimiz bunun üzerine Ebû Hüreyre’ye şu cevabı vermişlerdi:
“Sübhânallah, mü’min hiç necis (pis) olur mu?”
Bu hadîsten anlaşıldığına göre, cünüp olan bir mü’min, kimse ile görüşüp konuşamıyacağı bir pislik ve uğursuzluk içine düşmüş değildir. Şu halde, yeryüzünün tiksinip, rahmet meleklerinin kendisinden kaçtığı insanlar, cünüplüğü hafife alan ve cünüp gezmeyi âdet hâline getiren kimseler olmaktadır.
Dinî açıdan bu derece kıymet ve ehemmiyet taşıyan guslün biraz da maddî ve tıbbî yönü üzerinde duralım:
Guslün insan sağlığına yaptığı müsbet te’sir şu şekilde îzah edilmektedir:
Cinsî boşalma olayı, insandaki bütün sinir sistemini seferber eden ve bütün organizmayı sarsan fizyolojik bir hâdisedir. Bu olay esnasında vücutta büyük bir hücre yıkımı meydana gelir. Bu esnada solunum ve dolaşım cihazları bu olaya bütün güçleriyle katıldıklarından, solunum adedi artar. Kan dolaşımı hızlanır. Hattâ bu esnada sarfedilen kuvvet, bin beş yüz metre koşmaya eşittir. Yahut başka bir benzetme ile, yedi katlı bir apartmanın en üst katına koşarak çıkmak kadar yorucudur.
Bu hâdise vuku bulduktan sonra, uzviyet müdhiş bir yorgunluk ve ezici bir bitkinlik hisseder. Ağır bir yük taşımış gibi olur. İşte büyük bir hücre yıkımına uğrayan ve büyük bir sarsıntı geçiren insan vücudu, yıkanmak sayesinde derhal bir rehavet ve gevşeme ile sükûnete kavuşur. Vücuda yeni bir zindelik ve canlılık gelir.
İşte bu sebeble gusül, insan için mükemmel bir temizlik, maddeten ve mânen dinlenme ve huzur bahşeden bir yıkanmadır.

Gusletmesi Farz Olanlara Haram Olan Şeyler Nelerdir?

Cünüp olan kadın ve erkeğe veyahut hayız ve nifas hâlindeki kadınlara yapmaları harâm olan dinî vazifeler şunlardır:
1 – Namaz kılmak.
Cünüp olan kimse, oruç tutmakla beraber, hayız ve nifas hâlindeki kadın, oruç da tutamaz.
2 – Kur’an okumak.
Ezberden veya Mushaf’a bakarak bir âyet dahi olsa Kur’an okumak (tilâvet) haramdır. Ancak Kur’an’daki dua ve sena âyetlerini tilâvet kasdı olmaksızın dua ve sena niyyetiyle ezberden okumak câiz görülmüştür.
Meselâ, cünüp bir kimsenin dua ve sena âyetlerini ihtiva eden Fâtiha sûresini tilâvet kasdıyla okuması haramdır. Dua ve sena niyyetiyle okuması ise câiz olur.
* Kelime-i şehadet getirmek, tesbih ve tekbir kelimelerini söylemek de câizdir.
3 – Kur’an okumak caiz olmadığı gibi Kur’an-ı Kerîm’e el sürmek de caiz değildir. İsterse el sürülen bir âyet olsun, isterse yarım âyet. Ancak Kur’ân-ı Kerîm bir mahfaza içinde olduğu takdirde el sürmek caiz olur.
4 – Kâbe-i Muazzama’yı tavâf etmek.
5 – Zaruret olmaksızın câmi-i şerîfin içine girmek veya camiin içinden geçmek.
6 – Üzerinde âyet-i kerime yazılı herhangi altın ve gümüş parayı ve kolyeyi veyahut levhayı elle tutmak da haramdır.

Gusletmeleri Farz Olanlara Mekruh Olan Şeyler:

1 – Dinî kitablardan herhangi birini el ile tutup okumak.
2 – Elini, ağzını yıkamadan yiyip içmek.

Guslü Gerektiren Haller ile İlgili Bâzı Mes’eleler:

* Şiddetle yerinden kopan ve şehvetle dışarı boşalan meniden dolayı, gusül lâzım gelir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet dindikten sonra dışarı akan meniden dolayı ise, İmam-ı A’zam ve İmam-ı Muhammed’e göre yine gusül lâzım gelirse de, Ebû Yûsuf’a göre, gusül gerekmez.
Bu kavle göre, şehvetle yerinden ayrılan meninin, o anda dışarı boşalması önlenir ve şehvet dindikten sonra dışarı akmasına yol verilirse; bu durum guslü gerektirmez. Ebû Yûsuf’un bu görüşünde, misafirlikte veya kış mevsiminde böyle bir durumla karşılaşanlar için, büyük kolaylık vardır.
* Gusül için, cinsî birleşme sırasında, erkeğin tenasül uzvu (penis) ile kadının tenasül uzvunun (vagina) tam birleşmesi gerekmez. Penisin sadece uç kısmının vaginaya girmesi ile, meni aksın akmasın gusül lâzım gelir. Yalnız kadın ile erkeğin bülûğa ermiş olmaları da şarttır. Sadece biri bülûğ çağında ise; gusül, bülûğ çağında olana gerekir, diğerine gerekmez.
* Erkeğin tenasül uzvunu bez gibi bir şeye sararak cinsî birleşmede bulunması hâlinde, ancak bu birleşmeden tarafların lezzet almaları durumunda gusül gerekir. Lezzet alınmazsa, gusül gerekmez. Fakat lezzet alınmasa da, ihtiyaten yıkanılması takvâya uygun görülmüştür.
* Ön ve arka yoldan birine parmağını sokmak, guslü gerektirmez.
* Birini el ile tutmak, okşamak veya bakmak neticesinde meni gelirse, gusül gerekir. Bu durum, erkek için de kadın için de böyledir.
* Uykudan kalkan kimse, yatak çarşafında veya iç çamaşırında veya butlarında bir yaşlık görse, duruma bakılır: Eğer rü’yada ihtilâm olduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Fakat ihtilâm olduğunu hatırlamıyorsa, Ebû Yûsuf’a göre gusletmesi gerekmez. Çünkü, o yaşlık mezi de olabilir. Kaldı ki, meni bile olsa, şehvetle geldiği bilinmemektedir. İmam-ı A’zam ve İmam-ı Muhammed ise, o yaşlığın meni olmayıp, mezi olduğu kesin bilinmesi halinde guslü gerekli görmezler. Fakat meni veya mezi olduğunda tereddüt edilse veya meni olduğu zannı hâsıl olsa, ihtiyaten gusül gerekir, derler.
* Rü’yada ihtilâm olduğu halde, dışarı meni akmamışsa gusül gerekmez.
* Bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi akacak olsa, tekrar yıkanması gerekmez.
* Dövülme, ağır bir şey kaldırma gibi sebeblerden dolayı şehvetsiz olarak gelen meni guslü icab ettirmez.
İmam-ı Şâfiî ise, bu halde de guslü gerekli görür.
* Gayr-i müslimin biri, cünüp veya hayız veya nifaslı halde iken İslâm’a gelse, kendisine gusül etmek farz olur. Fakat bu haller kendisinde yokken İslâm’a girmesi

Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?

Guslün sahih olabilmesi için, kadınlarda hayız ve nifas kanının tamamen durmasını; erkeklerde ise, kendilerinden gelen meninin arkasının kesilmesini beklemek şarttır.
Erkeğin, kendinden gelen meninin kesilmesini te’min için inzalden, yani, meninin akmasından sonra, ya uyuması veya bir müddet yürüyüp gezinmesi veyahut da birkaç damla da olsa idrar çıkarması gerekir. Bu hususlardan birine riayet ederek gusleden kimseden, yıkandıktan sonra meni gelse bile, bu meni guslü bozmaz. Yeniden yıkanmayı gerektirmez. Fakat bu hususlara riayet edilmeden hemen yıkanılır yıkandıktan sonra da meni gelirse, guslü sahih değildir. Tekrar yıkanmak gerekir.
Guslün sıhhatinin ikinci şartı da; bedende iğne ucu kadar bile, kuru hiçbir yerin kalmamasına dikkat etmektir. Vücutta yıkanmamış bir yer kalırsa, o gusül de sahih olmaz.

Guslün Rükünleri, Yani Farzları Nelerdir?
Guslün farzları üçtür:

1 – Bir kere ağza dolu dolu su vermek,
2 – Bir kere burna sertçe su çekmek,
3 – Bir kere de bütün vücudu yıkayıp, temizlemek.
Ağzı, burnu ve bütün bedeni en az bir kere yıkamak farzdır. Bu yıkamayı üç’e çıkaran kimse ise, farzı yerine getirmekle beraber, sünnet sevabını da kazanır.
Guslün farzlarını îfa ederken bilhassa şu hususlara dikkat etmelidir:
* Ağza bolca su alarak, ağzın içini iyice ıslatmalı, dişler arasında, suyun dişlere temasını önleyecek yemek artıkları varsa, onları temizlemelidir.
* Burna ise sertçe su çekerek, burun içinde kuru yer kalmamasına ihtimam göstermeli; kurumuş sümük artıkları varsa, onları el ile temizleyerek veya sümkürerek gidermelidir.
Yalnız oruçlu iken burna su çekmekte dikkatli olup, boğaza su kaçırmamaya çalışmalıdır.
* Vücutta iğne ucu kadar bile olsa, hiçbir kuru yerin kalmamasına, suyun bedenin her tarafına ulaştırılmasına itina gösterilmelidir.
Bu sebeble, bedende suyun deriye ulaşmasını önleyici hamur, mum, yağlı boya, oje, v.s. gibi maddeler varsa, yıkanmadan önce bunların temizlenmesi şarttır. Tırnak kirleri, pire ve sinek pislikleri, kına, mürekkep gibi suyun cilde ulaşmasına engel teşkil etmeyen boyalar, gusle mâni değildir.
* Kapanmamış olan küpe deliklerinin de içinin yıkanması gerekir. Kulakta küpe takılı ise, onları ileri geri oynatmakla bu te’min edilir.
* Göbek çukurunun içi de yıkanmalıdır.
* Kadınlarda, uzun veya örgülü saçların bütünü ıslanması gerekmez. Buna binaen, kadın, gusül için saçının örgüsünü açmak mecburiyetinde değildir. Şart olan, saçın diplerine suyun ulaştırılmasıdır. Saçlarda kuru yer kalsa bile, saç dipleri ıslandıktan sonra gusül sahih olur.
Erkeklerde durum böyle değildir. Çok uzun veya örgülü de olsa, erkeklerin, saçlarının tamamını yıkayıp ıslatmaları gerekir. Çünkü, saç, erkekler için ziynet değildir. Erkeğin saç uzatmasında bir maslahat yoktur.
* Sakal, sık ve gür bile olsa, suyu cilde mutlaka ulaştırmalıdır. Halbuki, abdestte sık olan sakalın diplerini yıkamak mecburiyeti yoktur; sadece sakalın ıslatılması kâfi gelir.
* Kaş ve bıyıkların durumu da aynıdır. Kıllar ile birlikte derinin de yıkanması gerekir.
Mâlikîler ve Şâfiîler, ağzın ve burnun içini, bedenin zâhirine (dışına) dahil saymazlar, birer iç organ olarak kabûl ederler. Bu sebeble, bunları gusülde ve abdestte yıkamak onlara göre farz değil, sünnettir.
Hanbelîler ise, ağızı ve burnun içini yüzün bir parçası kabûl ederler. Abdestte de, gusülde de yıkanması bunlara göre farzdır.%%IgnoredCommentPreserver_3cce32f5cf0fc42ff17616d45e0a0684_1%%


[/spoiler]

914 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Soru-Cevap Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Resimli Namaz Anlatımı ! Namaz Nasıl Kılınır? Namaz Kılınışı

Cuma, Ağustos 28, 2009 10:13 2 Yorum

Namaz Nasıl Kılınır-Erkek ve Kadınlar Namazı Nasıl Kılarlar ?  Namaz Kılınışı Resimli Anlatım..
[spoiler]

Abdest veya teyemmümden sonra namazınıza başlayabilirsiniz. Bu esnada müslümanların yapması gereken birçok duruş şekilleri vardır. Dik durmalı (Kıyam), eğilmeli (Rükû), daha sonra yere kapanmalı (Secde), ve nihayetinde oturarak namazını bitirmelidir (Teşehüd).

Tüm bu duruş şekilleri belli başlı bir İslam felsefesini tasvir ederler. İslam’da birçok ibadet şekilleri tek bir duada toplanmıştır. Kralların önünde secde edilen zamanlar olmuştur ve müslüman da bir duada herşeyin hakimi olan Allah’ın huzurunda secde eder. Pharaonların zamanındaki resimlerde de görüldüğü gibi, kralların önünde rüku etmek alçakgönüllülüğün en büyük kanıtıydı. Bu nedenle, İslam Allah’ın talimatıyla bunları duada kabul etmiştir. Böylece islamî dua her şeye kadir olan Allah’a olan alçak gönüllülüğümüzü ifade edebilmemiz için farklı duruşlardan meydana gelmiştir.
Aşağıda farklı duruş şekilleri ve namazda yapılacaklar sırasıyla tarif edilmiştir.

KAMET

Birlikte kılınan namazda cemaat düzgün bir sıra halinde imamın arkasına saf olmalıdır. İmamın arkasında ilk sırada duran müezzin kametin ilk kelimelerini söyler. Namazda sadece iki kişi varsa kamet getirecek olan kişi sağ tarafta durur. Yolcu erkekler de yolculukları sırasında ezan okur, kamet getirirler. Yolcu, ezan okumayabilir. Ancak kamet getirmesi sünnettir.Evde namaz kılan kişi kamet getirmese de olur. Kamet getirirse daha iyidir.

Kamet ezanın kısaltılmışıdır yani ezanın her satırı sadece bir defa söyleniyor demektir. Örneğin ” La ilahe illallah”ın dışında iki defa tekrarlanan cümle sadece bir defa söylenir. Sabah ezanında ilave edilen kelimeler de okunmuyor.İkinci ” Hayyalel felah” dan sonra şunlar ilave edilir:

Kat Kama tissalat” Bu da ; “Namaz (Dua) başlıyor” anlamına gelir. Okunacak Kamet şu şekildedir:

Allahü ekber, Allahü ekber,
Allahü ekber, Allahü ekber.
Eşhüde en la ilâhe illallah.
Eşhüde en la ilâhe illallah.
Eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasululullah.
Eşhedü enne muhammeden abdühü ve rasulullah.
Hayye alessalat, hayye alessalat.
Hayye alel-felâh. Hayye alel-felah.
Kad kâmeti’s-sâlatu. Kad kameti’s-sala.
Allahü ekber, Allahü ekber,
La ilâhe illallah

NİYET

Kamet getirdikten sonra Niyet duası okunur:

“İnni veccehtü vechiyelillezî, feterassemâvâti velarza hanîfevvema ene minel müşrikîn.”
“Her türlü eğrilikten sıyrılarak, yüzümü en yüksek varlığa döndüm. O ki yeri ve göğü yaratantır ve ben müşriklerden (Allah’a ortak koşanlardan) değilim. “

Asıl niyet kalben niyettir. Bir insan bu kelimeleri söylemeden, sadece kalben niyetle namaz kılsa o namaz da geçerli olur.

TEKBİR

Ve kısa bir süre için kulaklarımıza dokunup
Allah-u Ekber ” yani “Allah en büyüktür” deriz.
Bu “Allah-u Ekber” dua başında tekbir olarak adlandırılır.
Şimdi kollarımızı göğsümüzün üzerinde sağ elimiz sol elimizin üzerine gelecek şekilde bağlarız. Bu duruşa arapçada “Kıyam” (dik duruş) denilir.

SÜPHANEKE

Tekbirden sonra Arapça adı Sübhaneke olan duaya başlarız.

“Sübhaneke allahümme ve bihamdik ve tebare kesmük ve teala ceddük ve la ilahe gayrük.”
“Allah’ım tüm güzellikleri sana ihsan eder ve ismin ile anarız. Sen herşeye kadirsin ve senden başkası tapılmaya layık değildir.”

TAAVVUZ

Daha sonra Taavvuz ile devam ederiz.

“Euzübillahimineşşeytanirracim”
“Allahım, şeytandan ve lanetlenenlerden sana sığınırım.”

BESMELE VE EL-FATİHA

Besmeleden hemen sonra Fatiha suresiyle devam ederiz.

“Bismillahirahmanirrahim.”
” Sonsuz kerem ve rahmet eden Allah’ın adıyla okumaya başlıyorum ”

buna bağlantı olarak da Fâtiha suresi ile devam ediyoruz.

Elhamdülillahi rabbil a’lemîn
Errahman-ir rahîm
Mâlikî yevmiddîn
İyyâke nâ’büdu ve iyyâke nesta’în
İhdinassırat-al müstâkiim
Sırâtallezîne en-amte aleyhim
Gayril mağdûbî aleyhim veladdâlliin
(Amin)

Her türlü övgü alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur
O (Allah) sonsuz kerem ve rahmet sahibidir
Mükafat ve ceza verilecek günün sahibidir
(Ey Allah’ım) Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım dileriz
Bizi doğru yola ilet
Nimet verdiğin kimselerin yoluna
(Sonraları) gazabına uğramamış ve doğru yoldan sapmamış olanların yoluna (ilet)
(Amin)

İHLÂS SURESİ

Sonra Kuran’ın 112. suresi olan İhlâs suresini okuruz.

Kulhûvallâhü ehad,
Allâhüssamed,
Lem yelid ve lem yûled
Ve lem yeküllehû küfüven ehad.

De ki: Mutlak varlık olan Allah tektir.
Kendisine herşeyin muhtaç olduğu Allahtır.
O , ne doğurdu, ne de doğuruldu.
O’nun hiçbir ortağı yoktur.

İhlâs Suresinin yerine isteyen Kuran’dan başka bir surede okuyabilir.

RÜKÛ, KIYÂM, SECDE, SÜCÛD, SECDE SANİYE

Bizler ” Allahu-ekber ” diyerek rükûya (öne eğilme hareketi) varırız, yani ellerimizi eğilirken iki dizlerimize yaslayarak eğiliriz. Aşağıda bahsi geçen metinle de, tek sayıda olmak üzere en az üç defa olmak üzere okumaya başlarız.

“Sübhâne rabbiyel’aziym.”
“Yüce rabbim her türlü eksiklikten münezzehtir, her övgü O’nadır.”

Bu duamızı ettikten sonra tekrar doğrulur ve ellerimizi iki yanımıza bırakırız. Bu duruşa Kıyyam-ı saniye denir. Ve şu metni okuruz:

“Semi’allâhü limen hamideh
Rabbenâ lekel’hamd
Hamden kesiren tayyiben mübareken fihi.”

“Bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah, kendine hamd edeni işitir ve kabul eder.
Ey Rabbimiz! Hamdü senâ ancak sana mahsustur.
Hamd’a tek layık olan yüce varlık ancak, yalnız ve yalnız sensin!”

Tekrar ” Allah-u ekber ” dedikten sonra secdeye (yere kapanma) varırız. Bu duruş esnasında alnımız, burnumuz ve her iki elimizin avuçları, dizlerimizle ayak parmaklarımız da yere dokunur. Dirseklerin yere değmemesi dikkat edilecek bir husustur ve pek makbul değildir. Kişi eğer yorgun ise dirseklerini dizlerinin üstüne dayayabilir. Aşağıdaki metni tek sayı olmak koşuluyla istediğimiz kadar fakat 3 defadan az olmamak kaydıyla okuyabiliriz.

“Sübhâne Rabbiyel-alâ”
“Pek yüce olan Rabbimi her türlü eksiklik ve noksanlıklardan tenzih ederim.”
demektir.

Tekrar “Allah-u ekber” dedikten sonra oturma pozisyonu alırız buna Kuudbeinas secdesi (iki secde arasındaki duruş anlamına gelir) deriz. Bu esnada sol ayağımızın üzerine otururuz sağ ayağımızın parmakları da yerde Mekkeyi gösterir doğrultuda ileri doğru durur. Ellerimizi her iki dizimizin üzerine koyar ve bir süre bu şekilde kalıp şu duayı okuruz.

“Allahümmagfirlî verhamnî ve âfinî vahdinî verzuknî vecburnî verfa’nî”
“Allahım, beni bağışla bana merhamet eyle, bana afiyet ver, bana hidayet eyle, bana rızk ihsan eyle, benim zor işlerimi düzelt ve beni yücelt. “

Tekrar “Allah-u ekber” deriz ve ikinci defa secde pozisyonuna varırız (secde-i saniye, İkinci secde anlamına gelir) Bu secde esnasında tekrar ilk secdedeki dualar tekrarlanır.

Secde-i Saniye ile ilk rekat kılınmış olur. Tekrar kıyâm için ayağa kalkar yalnız bu defa “Allah-u ekber” dediğimizde ellerimizi kulaklarımızın arkasına değdirmeyiz, her iki elimizi direkt göğsümüzün üzerinde bağlarız.

Bu rekat olsun ve diğer gelecek rekatlar olsun hep Fâtiha suresi, kamet, niyet, sena ve taavuz ile dua başlangıçları yapılır.

Fâtiha suresini okuduktan sonra Yüce Kuran’dan sevilen bir parçayı okur ve ikinci rekâtı bitiririz. Aynen birinci rekatta tarif edildiği gibi.

TEŞEHÜD
Şayet namaz iki rekattan ibaret ise ikinci rekattan sonra ayağa kalkmadan oturuş pozisyonunda kalıp taşahüd okuruz.

“Ettehiyyâtü-lillâhi ves-selevâtü vet-tayyibâtü esselâmü aleyke eyyühen.
Nebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâtüh, esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihiyn.
Eşhedü ella ilâhe illallâh. Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasûlüh.

Manâsı : Bütün dualar, senalar Allah’a mahsustur. Allah için yapılır. Ey mertebesi yüce olan peygamberim Allah’ın rahmeti ve bereketleri ile selâm ve selâmetlik sana olsun! Selâm ve selâmetlik bize ve Allah’ın iyi kullarının üzerine olsun. Ben şehâdet ederim ki Allah’tan başka hiçbir mâbud yoktur, yine şehâdet ederim ki, Muhammed (a.s.) Allah’ın kulu ve resûlü peygamberidir.

” Eşhedü en la ilâhe illallah ” derken sağ elimizin şehadet parmağını kaldırarak şehadet getiririz.

MASSURAH
Salatül Taşahüd’ü okur okumaz ardından “Massurah” Peygamberimiz Muhammed (a.s.) için olan duayı okuruz.

Allahümme salli alâ Muhammediv ve alâ âl-i Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrahime ve alâ âl-i ibrahim. İnneke Hamidüm Mecîd.
Allahümme bârik alâ Muhammediv ve alâ âl-i Muhammed. Kemâ bârekte alâ ibrahime ve alâ âl-i ibrahim. İnneke Hamidüm Mecîd.

Açıklaması:
Ey Allah’ım ! Muhammed (s.a.v.)’e ve O’nun âline salât et. İbrahim (a.s.)’e ve âline salât ettiğin gibi, şüphe yok ki sen Hamidsin, mecidsin.
Ey Allah’ım ! Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e ve O’nun âline mübarek eyle. İbrahim (a.s.)’e ve âline mübarek eylediğin gibi. Şüphe yok ki, sen övülmüşsün, övülmeye layık, şan ve şeref sahibi yalnız sensin.

MASSURAH’TAN SONRA OKUNMASI GEREKEN DUALAR

Masurrah’tan sonra edilen dualar Peygamberimizin sünnetlerinden sayılırlar. Özellikle şu üç duaya çok önem vermiştir. İki tanesi yüce Kuran’dan alıntıdır üçüncüsü ise meşhur hadislerinden alıntıdır.

İlk dua Yüce Kuran’dan alınmış olan Bakara Suresi 202. Ayettir.

Okunuşu :
“Rabbenâ âtinâ fiddünyâ hasenetev ve fil-âhireti hasenetev ve kınâ azâben-nâr.”

Açıklaması :
“Ey Rabbimiz! Bize dünyada iyilik ve güzellikler ver. Âhirette de iyilik ve güzellik ver.”

Bu duayı müteakiben İbrahim suresinden 41 ve 42ci ayetler okunur.

Okunuşu :
“Rabbicâlnî Mukimâs sâlati vamin zurriyeti Rabbena va takabbel dua
Rabbenağfirli ve livâlideyye ve lilmü’miniyne yevme yekûmül hisab.”

Açıklaması:
“Yarabbi! Beni ve zürriyetimi (neslimi) namazı dosdoğru kılan kimselerden yap, duamı kabul eyle Yarabbi.
Rabbimiz! Hesabı görülecek olan o kıyamet gününde beni, annemi, babamı ve müminleri bağışla.”

Daha sonra şu duayı söyleyebiliriz.:

Okunuşu :
“Allahümme inne selamtü nefsi, Sulman kasiren faala yahfirus Sunnube illa ente fahfirii Mahfiretem min indeka verhamni İnneke entel rahfürur rahim”

Açıklama:
“Yarabbi, ruhuma büyük haksızlıkta bulundum, ve senden başka hiç kimse günahlarımı affedemez. Beni affet ve merhamet eyle . Sen bağışlayan ve her daim merhamet edensin.”

Tabii ki bunların haricinde Allah’a başka dualar da istinad edilebilir.

TESLİM VE NAMAZIN SONU
Namazın sonunda teslimi okuyoruz.

Esselâmün aleyküm ve rahmetullâh
Açıklama : Allah’ın selamı ve rahmeti üzerine olsun.

Burada başımızı yukarıdaki sözleri tekrar ederek önce sağa sonra sola çeviriyoruz. Böylece iki rekattan ibaret namazımız sona ermiş oluyor.

Şayet namazımız üç veya dört rekattan ibaretse ikinci secdeden sonra Teheşşüd okunup bitirilene kadar oturuyoruz. Tekrar kıyam için ayağa kalkıyor, kollarımızı göğüsümüze bağlıyor ve üçüncü rekata Fâtiha suresini söyleyerek başlıyoruz.

Burada unutmamamız gereken bir hususda şayet sünneti kılıyorsak Fâtiha suresinin ardından kurandan bir sure okuyor sonra rukûya varıyoruz. Vitir namazında Fâtiha Suresinden sonra yine Kuran-ı Kerimden bir dua okunur. Bu durum namazın 3 veya 4 rekat oluşuna bağlıdır.

Şayet namaz 3 rekattan ibaret ise üçüncü rekatın sonunda, ikinci secdeden sonra oturuş pozisyonuna geçiyor teheşşüd ve diğer dualarımızı söylüyor ve duayı yine Essalamünaleyküm ve rahmetullah diyerek sona erdiriryoruz.

Namaz 4 rekattan ibaret ise ikinci secdeden sonra ayağa kalkıyor ve Fâtiha suresi ile başlıyor ve ikinci ve üçüncü rekatı bitirdiğimiz gibi namazı sona erdiriyoruz.

VİTİR NAMAZI VE KUNUT DUALARI

Vitir Namazı 3 rekattan ibarettir. Farkı ise rukudan sonra üçüncü rekatta Kunut duaları ilave edilerek okunur.

Okunuşu:
“Allahümme innâ neste’înüke ve nestağfiruke ve nestehdîke ve nü’minü bike ve netûbü ileyke ve netevekkelü ‘aleyke ve nüsnî ‘aleykel hayra küllehû neşkürüke ve la nekfürüke ve nahleu’ ve netrükü men yef cürük.

Allahümme iyyâke na’büdü ve leke nusallî ve nescüdü ve ileyke nes’a ve nahfidü narcû rahmeteke ve nahşâ ‘azâbeke inne ‘azâbeke bil küffâri mülhig.”

Anlamı:
“Allahım! Senin yardımını isteriz. Günahlarımızı bağışlamanı ve bizi doğru yola iletmeni dileriz. Sana iman ederiz. Sana tövbe ederiz. Sana dayanıp, sana güveniriz. Bütün hayırların senden olduğunu söyleyerek, seni överiz. Sana şükrederiz ve sana karşı nankörlük etmeyiz. Sana isyan eden kimseyi bırakır ve onu terk ederiz.

Allahım! Ancak sana ibadet eder, sadece senin için namaz kılar ve secde ederiz. Ancak sana (kulluk) için çalışırız ve koşarız. Rahmetini umar ve azabından da korkarız. Zira senin azabın kafirlere ulaşıcıdır.”

BAĞIŞLANMA İÇİN DUA VE TESBİH DUALARI

Her farz namazından sonra kısa bir süre için oturur ve en azından 30 defa bağışlanma için şu duayı yaparız.

Okunuşu :
Estâğfürullah rabbi min külli sembin ve etübû ileyk

Açıklaması :
Allahım beni bağışla ve Pişman olarak beni ona yücelt.

Yüce rabbimizi takdir etmek için 33 defa ” Süphanallah” ve ” Elhamdülillah ” ve aynı zamanda 34 defa ” Allahuekber ” deriz.

Bundan sonra 10 defa tahlil, yani islamiyete biat etmenin ilk bölümü olan “La ilahe il’lallah” sözcüklerini “Allah’tan başka İlah yoktur” kelimesini okuruz.

SABAH NAMAZI

Sabah namazı dört rek’attir. İki rek’at sünnet, iki rek’at farzdır.
“Sabah namazının sünneti” şöyle kılınır:
1- Önce kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık olarak paralel tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikâmetine açılır. “Niyet ettim. Allah rızâsı için bu günün sabah namazının sünnetini kılmaya, döndüm kıbleye” diye kalbden geçirildikten sonra, “Allahü ekber” diyerek, göbek altında, sağ el sol elin üzerine bağlanır.
Kadınlar tekbîr alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmak araları normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizâsına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırırlar. Sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
2- Gözleri, secde edilecek yerden ayırmaksızın:
a) Sübhâneke, okunur.
b) E’ûzü Besmeleden sonra Fâtiha, okunur.
c) Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; Elem terakeyfe..) okunur.
3- Zamm-ı sûreden sonra “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir. El parmaklarını açıp dizler üzerine konur, bel düz tutulur ve gözleri ayaklardan ayırmayarak, en az üç defa “Sübhâne Rabbiyel-azîm” (5 veya 7 de olur) denir.
Kadınlar rükûda, sırtını ve başını, bacaklarını, kollarını dik tutmaz. Sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini parmaklarını açmayarak dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.
4- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek doğrulunur. Doğrulurken, pantolon çekilmez ve gözler secde yerinden ayrılmaz. Tam dik durunca, (Rabbenâ lekel hamd) denir.
5- Ayakta fazla durulmadan “Allahü ekber” diyerek secdeye gidilir. Secdeye giderken sırası ile;
a) Sağ diz, sonra sol diz, sağ el, sonra sol el, burun ve alın yere konur.
b) Ayak parmakları kıble istikâmetinde bükülür.
c) Baş iki elin arasına konur,
d) Elin parmakları bitişik tutulur,
e) Avuç içleri yere yapıştırılır. Dirsekler yere yapıştırılmaz.
Kadınlar, secdede kollarını yanlarına bitişik hâlde bulundururlar.
f) Bu vaziyette iken en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denir.
6- Sonra, “Allahü ekber” diyerek sol ayak yere yayılır, sağ ayağın parmakları kıble istikâmetinde bükülür, uylukların üzerinde oturulur. Avuçlar, dizin üzerine konur ve parmaklar kendi hâline bırakılır.
Kadınlar ise, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına çıkarır ve öylece otururlar.
7- Uyluklar üzerinde sübhânallah diyecek kadar oturduktan sonra, “Allahü ekber” diyerek, tekrar secdeye varılır.
8- Secdede, yine en az üç defa “Sübhâne rabbiyel a’lâ” dedikten sonra “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkılır. Ayağa kalkarken, ellerle yerden kuvvet alınmaz ve ayaklar yerinden oynatılmaz. Secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılmalıdır.

9- Ayakta iken Besmeleden sonra Fâtiha ve bundan sonra bir zamm-ı sûre okunup, “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir.
10- İkinci rek’at de, birinci rek’atte târif edilen şekilde tamamlanır. Yalnız ikinci secdeden sonra, “Allahü ekber” deyince, ayağa kalkmayıp uyluklar üzerine oturulur ve:

a) “Ettehiyyâtü”, “Allahümme salli”, “Allahümme bârik”ve “Rabbenâ âtina” duâlarını okuduktan sonra, önce sağa, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah”, sonra sola “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm verilir.
b) Selâm verdikten sonra, “Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârakte yâ zel-celâli vel-ikrâm” denir ve hiç konuşmadan sabah namazının farzını kılmaya kalkılır. Çünkü, sünnet ile farz arasında konuşmak namazı bozmaz ise de sevâbına azaltır.
Sabah namazının sünneti ile farzı arasında kılınış bakımından bir fark yoktur. Aynı şekilde farz da kılınır.
Bundan sonra, üç kere “Estagfirullah” denir, sonra, “Âyet-el-kürsî” okunur ve tesbih çekilir. Yani, otuzüç defa, Sübhânellah, otuzüç defa Elhamdülillah, otuzüç defa Allahü ekber denir. Sonra, Lâ ilâhe illallahü vahdehu lâ şerîkeleh, lehülmülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, denir. Bunları sessizce okumalıdır. Yüksek sesle okumak bid’attır.
Daha sonra duâ edilir. Duâ ederken, eller göğüs hizâsına kaldırılır. Eller göğe doğru açılarak avuçların içi yüze doğru biraz meyilli tutulur ve iki elin arası açık bulundurlur. Dirsekler yanlara yapışık olmaz. Sabah namazını tablo hâlinde görmek için burayı tıklayınız.
Cemaatle kılarken
İmâmla birlikte kılarken, ayakta iken imâm içinden okusa da, yüksek sesle okusa da, cemaat bir şey okumaz. Yalnız, birinci rek’atte, Sübhâneke okur. İmâm, yüksek sesle Fâtihayı bitirince, cemaat yavaşça “âmîn” der. Bunu yüksek sesle söylememelidir. Rükü’dan kalkarken, imâm “Semi’allahü limen hamideh” deyince, cemaat yalnız, “Rabbenâ lekel hamd” der. Sonra eğilirken “Allahü ekber” diyerek, imâmla birlikte cemaat de secdeye gider. Rükü’da, secdelerde ve otururken yalnız kılar gibi cemaat de okur.

ÖĞLE NAMAZI

Öğle namazı on rek’attir. Önce, dört rek’at ilk sünneti, sonra dört rek’at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır.
Sünnet ve farz ları diğer namazlar gibi kılınır.(Sabah Namazında anlatılmıştır)

İKİNDİ NAMAZI

İkindi namazı sekiz rek’attir. Önce, dört rek’at sünneti, sonra dört rek’at farzı kılınır.İkindi namazının ilk sünnetinin kılınışı
Sünnet ve farz ları diğer namazlar gibi kılınır. (Sabah Namazında anlatılmıştır)

AKŞAM NAMAZI

Akşam namazı beş rek’attir. Önce üç rek’at farzı, sonra iki rek’at sünneti kılınır.
Akşam namazının farzının kılınışı
Sünnet ve farz ları diğer namazlar gibi kılınır. (Sabah Namazında anlatılmıştır)

YATSI NAMAZI

Yatsı namazı onüç rek’attir. Önce, dört rek’at sünnet, sonra dört rek’at farz, sonra iki rek’at son sünnet, bundan sonra üç rek’at, Vitir namazı kılınır.
Sünnet ve farz ları diğer namazlar gibi kılınır. (Sabah Namazında anlatılmıştır)

Vitir namazının kılınışı
Vitir namazı üç rek’attır. Şöyle kılınır:
1- Önce kıbleye karşı dönülür. Ayaklar birbirinden dört parmak kadar açık olarak paralel tutulur. Ellerin baş parmakları kulak yumuşaklarına değdirilir, avuç içleri kıble istikâmetine açılır. “Niyet ettim. Allah rızâsı için bu günün vâcip olan vitir namazını kılmaya, döndüm kıbleye” diye kalbden geçirildikten sonra, “Allahü ekber” diyerek, göbek altında, sağ el sol elin üzerine bağlanır.
2- Gözleri, secde edilecek yerden ayırmaksızın:
a) Sübhâneke, okunur.
b) E’ûzü Besmeleden sonra Fâtiha, okunur.
c) Fâtihadan sonra Besmele okunmaksızın bir zamm-ı sûre (meselâ; Elem terakeyfe..) okunur.
3- Zamm-ı sûreden sonra “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir. El parmaklarını açıp dizler üzerine konur, bel düz tutulur ve gözleri ayaklardan ayırmayarak, en az üç defa “Sübhâne Rabbiyel-azîm” (5 veya 7 de olur) denir.
4- “Semi’allahü limen hamideh” diyerek doğrulunur. Doğrulurken, pantolon çekilmez ve gözler secde yerinden ayrılmaz. Tam dik durunca, (Rabbenâ lekel hamd) denir.
5- Ayakta fazla durulmadan “Allahü ekber” diyerek secdeye gidilir. Secdeye giderken sırası ile;
a) Sağ diz, sonra sol diz, sağ el, sonra sol el, burun ve alın yere konur.
b) Ayak parmakları kıble istikâmetinde bükülür.
c) Baş iki elin arasına konur,
d) Elin parmakları bitişik tutulur,
e) Avuç içleri yere yapıştırılır. Dirsekler yere yapıştırılmaz.
f) Bu vaziyette iken en az üç defa “Sübhâne rabbiyel-a’lâ” denir.
6- Sonra, “Allahü ekber” diyerek sol ayak yere yayılır, sağ ayağın parmakları kıble istikâmetinde bükülür, uylukların üzerinde oturulur. Avuçlar, dizin üzerine konur ve parmaklar kendi hâline bırakılır.
7- Uyluklar üzerinde sübhâhallah diyecek kadar oturduktan sonra, “Allahü ekber” diyerek, tekrar secdeye varılır.
8- Secdede, yine en az üç defa “Sübhâne rabbiyel a’lâ” dedikten sonra “Allahü ekber” diyerek ayağa kalkılır. Ayağa kalkarken, ellerle yerden kuvvet alınmaz ve ayaklar yerinden oynatılmaz. Secdeden kalkarken önce alın, sonra burun, sonra da sol el ve sağ el, sonra sol diz ve sağ diz yerden kaldırılmalıdır.
9- Ayakta iken Besmeleden sonra Fâtiha ve bundan sonra bir zamm-ı sûre okunup, “Allahü ekber” diyerek rükü’a eğilinir.
10- İkinci rek’at da, birinci rek’atte târif edilen şekilde tamamlanır. Yalnız ikinci secdeden sonra, “Allahü ekber” deyince, ayağa kalkmayıp uyluklar üzerine oturulur ve:
11- Ettehiyyâtü okunup üçüncü rek’ata kalkılır. Üçüncü rek’atta Fatiha ve Zamm-ı sure okunduktan sonra eller salıverilmeden kulaklara götürülür ve “Allahü ekber” diye tekbir alınır. Bundan sonra Kunut duâları okunarak rükû ve secdeler yapılır ve oturulur. Bu oturuşta:
a) “Ettehıyyâtü”, “Allahümme salli”, “Allahümme bârik”ve “Rabbenâ âtinâ” duâlarını okuduktan sonra, önce sağa, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah”, sonra sola “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm verilir.
b) Selâm verdikten sonra, “Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârakte yâ zel-celâli vel-ikrâm” denir ve böylece namaz tamamlanmış olur. Bundan sonra üç defa “Estagfirullah”dedikten sonra Âyet-el Kürsi okunur ve tesbih çekilir ve duâ yapılır. Yatsı namazı ve vitir namazını tablo hâlinde görmek için burayı tıklayınız.

TERÂVİH NAMAZI

Terâvih namazı erkek ve kadınlar için sünnettir. Yirmi rek’attir. Ramazan-ı şerîfin her gecesinde kılınır. Cemaat ile kılınması sünnet-i kifâyedir. Vakti yatsı namazından sonra ve vitrden öncedir. Vitirden sonra da kılınabilir. Meselâ, Terâvih namazının bir kısmına yetişip, imâmla vitr namazını kılan kimse, terâvih namazından, yetişip kılamadığı rek’atları, vitirden sonra kılar. Vitir namazı, yalnız Ramazan ayında cemâat ile kılınır.
Kılınmayan terâvih namazı kaza edilmez. Kaza edilirse, nâfile olur. Terâvih olmaz.

Terâvih nasıl kılınır

Terâvih namazını ikişer rek’at olmak üzere, on selâmla ve her dört rek’at sonunda bekleyip tesbîh yaparak kılmak müstehabdır. Terâvih namazı cemâatsiz yalnız olarak kılındığında; iki rekatte bir selam verildiğinde sabah namazının sünneti gibi, dört rek’atte bir selam verildiğinde ikindi namazının sünneti gibi kılınır. Cemâatle dört rekatte bir selam verilerek kılındığında, ikindi ve yatsı namazlarının ilk dört rek’atlık sünneti gibi kılınır, ya’ni ilk oturuşta salli barik okunur, üçüncü rekatte kalkıldığında sübhaneke okunur. Kaza borcu olan, boş zamanlarında, beş vaktin sünnetleri ve terâvih yerine de kaza kılıp, bir ân önce, kazaları bitirip, bu namazları kılmağa başlamalıdır.

Terâvih namazı câmi’de cemâat ile kılınınca, başkaları evde yalnız kılabilir, günâh olmaz. Fakat câmideki cemâat sevabından mahrûm kalır. Evde, bir veya birkaç kişi ile cemâat ile kılarsa, yalnız kılmaktan yirmiyedi kat fazla sevab kazanır. terâvih namazına bir defa niyet etmek kafi ise de her iftitâh tekbîrinde niyet etmek daha iyidir. Yatsıyı cemâatle kılmıyanlar, terâvihi cemâat ile kılamaz. Yatsıyı cemâat ile kılmıyan bir kimse, farzı yalnız kılıp, sonra terâvihi cemâat ile kılabilir.

CENAZE NAMAZI

Bir mü’minin vefât ettiğini, haber alan erkeklere, erkek yoksa, kadınlara cenâze namazı farz-ı kifâyedir. Cenaze namazı, Allah için namaz ve ölen kimse için duâdır. Ehemiyyet vermeyenin îmânı gider.
Cenâze namazının şartları

1- Meyyit yani ölü müslüman olmalıdır.
2- Yıkanmış olmalıdır. Yıkanmadan gömülen, üzerine toprak atılmamış ise, çıkarılıp yıkanır, sonra namazı kılınır. Cenâzenin ve imâmın bulunduğu yerin temiz olması lâzımdır.
3- Cenâzenin veya bedenin yarısı ile, başının veya başsız yarıdan fazla bedenin, imâmın önünde bulunması lâzımdır.
4- Cenâze, yerde veya yere yakın, ellerle tutulmuş veya taşa konmuş olmalıdır. Cenâzenin başı, imâmın sağına, ayağı soluna gelecektir. Tersine koymak günahtır.
5- Cenâze imâmın önünde hazır olmalıdır.

Cenâze Namazının Farzları

1- Dört kere tekbîr getirmektir.
2- Ayakta kılmaktır.

Cenâze Namazının Sünnetleri

1- Sübhâneke okumak,
2- Salevât yani Allahümme Salli ve Bârik okumak,
3- Kendine ve meyyite ve bütün müslümanlara af ve mağfiret için bildirilmiş olan duâlardan bildiğini okumak.

Cenâze namazı, câmi içerisinde kılınmaz.

Canlı olarak doğduktan sonra ölen çocuğun ismi konur, yıkanır, kefenlenir, namazı kılınır.
Cenâze taşınacağı zaman, tabutun dört kolundan tutulur. Önce cenâzenin baş tarafı sağ omuza, sonra ayak tarafı sağ omuza, sonra baştarafı sol omuza, sonra ayak tarafı sol omuza konmak suretiyle her birinde onar adım taşınır. Kabire varıldığı zaman cenâze omuzlardan yere indirilmedikçe oturulmaz. Defnedilirken işi olmıyanlar otururlar.

Cenâze namazı nasıl kılınır

Cenâze namazının dört tekbîrinden her biri, bir rek’at gibidir. Dört tekbîrin yalnız birincisinde eller kulaklara kaldırılır. Sonraki üç tekbîrde eller kaldırılmaz.

1- Önce niyet edilip ilk tekbîr alınıp, iki el bağlanınca “Sübhâneke” okunur ve okunurken “vecelle senâüke” de denir. Fâtiha okunmaz.
2- İkinci tekbîrden sonra, teşehhüdde otururken okunan (salevât)lar, ya’nî (Allahümme salli) ve (Bârik) duâları okunur.
3- Üçüncü tekbîrden sonra, cenâze duâsı okunur. Cenâze duâsı yerine “Rabbenâ âtinâ…” veya yalnız “Allahümmağfir leh” demek veya duâ niyetiyle “Fâtiha-i şerîfeyi” okumak da olur.
4- Dördüncü tekbîrden sonra, hemen sağa ve sonra sola selâm verilir. Selâm verirken, cenâzeye ve cemâate niyet edilir.
İmâm yalnız dört tekbîri ve iki omuza selâmı, yüksek sesle söyler, diğerlerini içinden okur.
Cenaze namazı, kılındıktan sonra, tabutun yanında duâ etmek câiz değildir. Mekrûh olur.

BAYRAM NAMAZLARI

Şevval ayının birinci günü fıtır, ya’nî Ramazan bayramının, Zilhiccenin onuncu günü ise, Kurban bayramının birinci günleridir. Bu iki günde, güneş doğduktan sonra, iki rek’at bayram namazı kılmak, erkeklere vâcibdir.

Bayram namazlarının şartları, Cuma namazının şartları gibidir. Fakat, burada hutbe sünnettir ve namazdan sonra okunur.

Ramazan bayramında namazdan önce tatlı [hurma veya şeker] yimek, gusül etmek, misvak kullanmak, en iyi elbiseleri giymek, fıtrayı namazdan önce vermek, yolda yavaşça tekbîr okumak müstehabdır.

Kurban bayramı namazından önce bir şey yimemek, namazdan sonra önce kurban eti yimek, namaza giderken yüksek sesle, özrü olan yavaşça tekbîr getirmek müstehabdır.

Bayram namazları iki rek’attir. Cemâat ile kılınır, yalnız kılınmaz. Ramazan ve Kurban bayramı namazlarının kılınışı aynıdır.

Bayram Namazı Nasıl Kılınır

1- Önce “Niyet ettim vâcib olan bayram namazını kılmağa, uydum hazır olan imâma” diye niyet ederek, namaza durulur. Sonra “Sübhâneke” okunur.

2- Sübhânekeden sonra eller üç defa tekbîr getirerek kulaklara kaldırılıp, birinci ve ikincisinde iki yana bırakılır. Üçüncüsünde, göbek altına bağlanır. İmâm önce Fâtiha, sonra bir sûre okur ve beraberce rükû’a eğilinir.

3- İkinci rek’atta, önce Fâtiha ve bir sûre okunur. Sonra iki el üç defa tekbîr getirerek kaldırılır. Üçüncüde de yanlara bırakılır. Dördüncü tekbîrde elleri kulaklara kaldırmayıp, rükû’a eğilinir. Kısaca: iki salla, bir bağla, üç salla, bir eğil! diye ezberlenir.

Teşrik Tekbîrleri

Kurban Bayramının arefesi günü, sabah namazından, dördüncü günü ikindi namazına kadar, hacıların ve hacca gitmeyenlerin, erkek, kadın herkesin, cemâat ile kılsın, yalnız kılsın, farz namazından sonra selâm verir vermez, bir kere “Teşrîk tekbîr”ini okuması vâcibdir.

Cenaze namazından sonra okunmaz. Camiden çıktıktan sonra veya konuştuktan sonra, okumak lâzım değildir.

İmâm tekbîri unutursa, cemâat terk etmez. Erkekler, yüksek sesle okuyabilir. Kadınlar yavaş söyler.

Teşrik Tekbîri:

“ALLAHÜ EKBER, ALLAHÜ EKBER. LÂ İLÂHE İLLALLAHÜ VALLAHÜ EKBER. ALLAHÜ EKBER VE LİLLÂHİLHAMD”.

CUMA NAMAZI

Cuma namazının önemi
Allahü teâlâ Cuma gününü müslümanlara mahsus kılmıştır. Cuma günü öğle vaktinde, Cuma namazını kılmak, Allahü teâlânın emridir
Allahü teâlâ, Cuma sûresi sonundaki âyet-i kerîmede meâlen buyurdu ki,
(Ey îmân etmekle şereflenen kullarım! Cuma günü, öğle ezânı okunduğu vakit hutbe dinlemek ve Cuma namazı kılmak için camiye koşunuz! Alışverişi bırakınız! Cuma namazı ve hutbe, size başka işlerinizden daha faydalıdır. Cuma namazını kıldıktan sonra, camiden çıkar, dünya işlerinizi yapmak için dağılabilirsiniz. Allahü teâlâdan rızık bekleyerek çalışırsınız. Allahü teâlâyı çok hâtırlayınız ki, kurtulabilesiniz!)
Namazdan sonra, isteyen işine gider çalışır, isteyen câmide kalıp namaz kılmak ile, Kur’ân-ı kerîm ve duâ ile meşgul olur. Cuma namazı vakti girince, alış-veriş günahtır.
Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” çeşitli hadîs-i şerîflerinde buyurdu ki:
(Bir müslüman, Cuma günü gusül abdesti alıp, Cuma namazına giderse, bir haftalık günahları affolur ve her adımı için sevâb verilir.)
(Cuma namazı kılmayanların kalblerini Allahü teâlâ mühürler. Gâfil olurlar).
(Günlerin en kıymetlisi Cumadır. Cuma günü, bayram günlerinden ve Aşûre gününden daha kıymetlidir. Cuma, dünyada ve Cennette mü’minlerin bayramıdır).
(Bir kimse, mâni yok iken, üç Cuma namazı kılmazsa, Allahü teâlâ, kalbini mühürler. Ya’nî iyilik yapmaz olur).
(Cuma namazından sonra bir an vardır ki, mü’minin o anda ettiği duâ red olmaz).
(Cuma namazından sonra, yedi defa İhlâs ve Mu’avvizeteyn yani Felak ve Nas surelerini okuyanı Allahü teâlâ, bir hafta kazâdan, belâdan ve kötü işlerden korur)
(Cumartesi günleri yahudilere, Pazar günleri nasaraya [hıristiyanlara] verildiği gibi, Cuma günü de Müslümanlara verildi. Bu gün, Müslümanlara hayır, bereket, iyilik vardır).

Cuma günü yapılan ibâdetlere, başka günde yapılanların, en az iki katı sevâb verilir. Cuma günü işlenen günahlar da iki kat yazılır.
Cuma günü, ruhlar toplanır ve birbirleriyle tanışırlar. Kabirler ziyaret edilir. Bu günde kabir azâbı durdurulur. Bazı âlimlere göre, mü’minin azâbı artık başlamaz. Kâfirin azâbı, Cuma ve Ramazanda yapılmamak üzere, kıyâmete kadar sürer. Bu gün ve gecesinde ölen mü’minler, kabir azâbı çekmez. Cehennem, Cuma günü çok sıcak olmaz. Âdem aleyhisselâm, Cuma günü yaratıldı. Cuma günü Cennetten çıkarıldı. Cennettekiler, Allahü teâlâyı Cuma günleri göreceklerdir.
Cuma Namazının Şartları
Cuma günü onaltı rek’at namaz kılınır. Bunun iki rek’atını kılmak farzdır. Öğle namazından daha kuvvetli farzdır. Cum’a namazı farz olmak için iki türlü şartı vardır:
1 – Edâ şartları,
2 – Vücub şartları.
Edâ şartlarından biri noksan olursa namaz kabûl olmaz. Vücub şartları bulunmazsa kabûl olur.
Edâ, ya’nî Cuma namazının sahîh olması için şartları yedidir:
1 – Namazı şehirde kılmak (Şehir: Cemâati en büyük camiye sığmayan yer demektir.)
2 – Devlet reisinin veya vâlinin izni ile kılmak. Bunların tayin ettiği hatib, kendi yerine başkasını vekil edebilir.
3 – Öğle namazının vaktinde kılmak.
4 – Vakit içinde hutbe okumak. Âlimler, Cum’a hutbesini okumak, namaza dururken (Allahü ekber) demek gibidir dedi.
Ya’nî iki hutbeyi de, yalnız Arapça okumak lâzımdır. Hatib efendi, içinden Eûzü okuyup, sonra yüksek sesle, hamd ve senâ ve kelime-i şehâdet, salât-ü selâm okur. Sonra, vaâz ya’nî sevâba, azâba sebeb olan şeyleri hatırlatır ve âyet-i kerîme okur. Oturup kalkar. İkinci hutbeyi okuyup, vaâz yerine, mü’minlere duâ eder. Dört halîfenin adını söylemesi müstehabdır. Hutbeye dünya sözü karıştırmak haramdır. Hutbeyi, nutuk ve konferans şekline sokmamalıdır. Hutbeyi kısa okumak sünnettir. Uzun okumak mekrûhdur.
5 – Hutbeyi namazdan önce okumak.
6 – Cuma namazını cemâat ile kılmak.
7 – Câmi kapılarını herkese açık tutmak.

Cuma namazının vücûb şartları dokuzdur:
1 – Şehirde, kasabada oturmak. Müsafirlere farz değildir.
2 – Sağlam olmak, hastaya, hastayı bırakamıyan bakıcıya ve ihtiyarlara farz değildir.
3 – Hür olmak.
4 – Erkek olmak. Kadınlara farz değildir.
5 – Âkıl ve bâliğ olmak.
6 – Kör olmamak. Yolda götüren olsa bile, a’mâ olana farz değildir.
7 – Yürüyebilmektir. Nakil vâsıtası olsa bile felçliye, ayaksıza farz değildir.
8 – Hapsedilmiş olmamak ve düşman korkusu, hükûmetten, zâlimden korkusu olmamak.
9 – Fazla yağmur, kar, fırtına, çamur ve soğuk olmamak.
Cuma Namazı Nasıl Kılınır
Cuma günü, öğle ezânı okununca, onaltı rek’at Cuma namazı kılınır. Bunlar sırası ile şöyledir:
1 – Önce, Cuma namazının dört rek’atlik “İlk sünneti” kılınır. Bu sünnet, öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Buna niyet, “Niyet ettim. Allah rızası için, Cuma namazının ilk sünnetini kılmağa, döndüm kıbleye” diye yapılır.
2 – Sonra, cami içinde ikinci ezân ve hutbe okunur.
3 – Hutbe okunduktan sonra, kâmet okunup cemâat ile Cuma namazının iki rek’atlik “farzı” kılınır.
4 – Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, dört rek’atlik “Son sünneti” kılınır. Bunun kılınışı öğle namazının ilk sünneti gibidir.
5 – Bundan sonra, “Üzerime farz olan kılamadığım son öğle namazının farzını kılmağa” diye niyet ederek, “Âhir zuhur” namazı kılınır. Dört rek’atlik bu namazın kılınışı öğle namazının farzının kılınışı gibidir.
6 – Sonra da, iki rek’at “Vaktin sünneti” kılınır. Kılınışı, sabah namazının sünnetinin kılışını gibidir.
7 – Bundan sonra, Âyetel-kürsî ve tesbihler okunup, duâ edilir.
Cuma Gününün Sünnet ve Edebleri:
1 – Cumayı perşembe gününden karşılamak.
2 – Cuma günü gusl abdesti almak.
3 – Başı traş etmek. Sakalın bir tutamdan fazlasını ve tırnakları kesmek. Temiz elbise giymek.
4 – Cuma namazına mümkün olduğu kadar erken gitmek.
5 – Ön safa geçmek için, cemâatin omuzlarından aşmamalıdır.
6 – Câmide namaz kılanın önünden geçmemek.
7 – Hatib efendi minbere çıktıktan sonra hiç bir şey söylememek, konuşana işaretle bile cevap vermemek ve ezânı tekrarlamamak.
8 – Cuma namazından sonra Fâtiha, Kâfirûn, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini yedi kere okumak.
9 – Ehl-i sünnet âlimlerinin kitablarından anlatan âlimlerin dersinde, va’zında bulunmak.
10 – Cuma gününü, hep ibâdetle geçirmek.
11 – Cuma günü salevât-ı şerîfe getirmek.
12 – Kur’ân-ı kerîm okumak, (Kehf) sûresini okumalıdır.
13 – Sadaka vermek.
14 – Ana-babayı veya kabirlerini ziyâret etmek.
15 – Evin yemeklerini bol ve tatlı yapmak.
16 – Çok namaz kılmak. Kazâya kalmış namazı olanlar, kazâ namazı kılmalıdır.
17 – Cuma gününü hep âhıret işleriyle geçirmek.

Resimleri bilgisayarınıza kaydetmek için; Resim üzerinde sağ tıklayın ”FARKLI KAYDET” Seçeneğini seçip bilgisayarınıza indirebilirsiniz..

[/spoiler]

5.976 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Namaz Özel Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Namaz Kılarken Okunacak Gerekli Dualar,Sureler ! (Mp3 Formatında)

Perşembe, Ağustos 27, 2009 10:43 1 Yorum

Sesli Yazılı Arapça  Türkçe Namaz Duaları ve Manaları  İçin BURAYA Tıklayınız

Sesli Yazılı Namaz Sureleri Okumak Dinlemek ve Mp3 Olarak Anında İndirmek İçin Tıklayınız (Zammı Sureler)

Namaz kılarken okunacak Dualar ve Sureler.. Tıkla indir (Resimli Anlatım)

Mp3 Formatındaki Namaz Surelerini İndirmek İçin Tıklayınız..

Açılan Sayfada Rapidshareden dosyayı indirmek için DOWNLOAD yazan yere tıklayınız (Yeşil Buton’a)

3.724 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Namaz Özel Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,