SanalAlemci

Etiket ‘Domuz’

Domuz gribi hakkında merak edilenler ve Cevapları !

Salı, Kasım 3, 2009 3:51 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Domuz gribi ile ilgili merak edilenler  sorular ve cevapları ;

Domuz gribi nedir?
Domuz gribi, A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.

Bu yeni H1N1 virüsü neden” domuz gribi olarak adlandırılmaktadır?
Bu virüse “ domuz gribi” denmesinin sebebi, domuzlar arasında görülen grip virüslerine çok benzediğinin gösterilmiş olmasıdır. Bu yeni virüs insan, domuz ve kuş virüslerinin bir karışımıdır.

Domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşıcı mıdır?
Domuz gribi A(H1N1) virüsü bulaşıcıdır ve insandan insana geçmektedir.

Domuz gribinin (A/H1N1) belirtileri nelerdir?
Domuz gribinin belirtileri, insanlarda görülen grip belirtilerine benzerdir. Bunlar:
Ateş,
Öksürük,
Boğaz ağrısı,
Yaygın vücut ağrısı,
Baş ağrısı,
Üşüme ve
Yorgunluk
gibi belirtileri içermektedir. Bazı vakalarda kusma ve ishal de görülebilmektedir.

Domuz gribi (A/H1N1) nasıl bulaşmaktadır?
Domuz gribinin de yine mevsimsel griple aynı şekilde yayıldığı düşünülmektedir. Grip virüsleri insandan insana öksürük ve hapşırma yoluyla bulaşmaktadır. Grip virüsü bulaşan bir yere dokunulduktan sonra, eller ağız ya da buruna götürüldüğünde de hastalık bulaşabilir.

Sulardan domuz gribi (A/H1N1) virüsü bulaşabilir mi?
İçme, kullanma ve havuz sularıyla bulaşma gösterilmemiştir.

Domuz gribini tedavi eden ilaçlar var mıdır?
Evet. Domuz gribinin tedavisi veya bu hastalıktan korunmak için doktor kontrolünde kullanılabilecek ilaçlar mevcuttur. Bu ilaçlar doktor tarafından önerilmedikçe, reçetesiz olarak kesinlikle kullanılmamalıdır.

Hastalığa yakalanan kişiler ne kadar süreyle bulaştırıcıdır?
Kişiler, belirtilerin başlamasından bir gün öncesi ve 7 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdırlar.

Daha çok hangi yüzeyler bulaşma kaynağıdır?
Öksürük ve hapşırma yoluyla, hasta kişinin tükürük zerrecikleri havaya yayılarak sandalye, masa gibi yüzeylere bulaşabilir. Kişi virüsün bulaştığı bir yere dokunduktan sonra ellerini ağzına, gözlerine veya burnuna sürerse virüs bulaşabilir. Bu yüzeylerde virüsün ne kadar süreyle canlı kalabileceğini etkileyen ısı, nem oranı, yüzey niteliği gibi pek çok faktör söz konusudur. Hasta kişinin temasının olduğu bu yüzeylere dokunulmamalı, herhangi bir sebeple dokunulduysa eller yıkanmalıdır.

Ev ve eşyaların temizliğinde nelere dikkat etmek gerekir?
Grip virüsünün yayılmasını önlemek için, yüzeylerin (masalar, kapı kolları, banyo yüzeyleri, mutfak tezgahı, oyuncaklar vb) günlük temizlikte kullanılan deterjanlarla temizlenmesi yeterlidir. Günlük kullandığımız temizlik maddeleri dışında klor, hidrojen peroksit, iyotlu antiseptikler ve alkol gibi bazı kimyasal maddeler de etkilidir.
Hastalara ait çarşaf, çamaşır, havlu ve kap kacağın ayrı olarak yıkanmasına gerek yoktur. Ancak, bu eşyalar yıkanmadan başkası tarafından kullanılmamalıdır. Bu çarşaflar mümkün olduğunca elle temas edilmeden taşınmalı ve yıkanmalıdır. Hastanın çarşafları, çamaşırları değiştirildikten sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır. Hastaya ait kap kacak ya bulaşık makinesinde ya da elde deterjan kullanılarak yıkanmalıdır.

Domuz gribinden kendimi nasıl koruyabilirim?
Domuz gribinden korunmak için aşı yaptırılmalıdır.
Aşağıdaki önlemleri alarak sadece gripten değil; grip gibi solunum yoluyla bulaşan tüm hastalıklardan kendinizi koruyabilirsiniz:

  • Öksürme ve hapşırma sırasında ağzınızı ve burnunuzu bir mendil ile kapatınız. Mendilinizi kullandıktan sonra çöp sepetine atınız.
  • Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra ellerinizi bol sabun ve suyla yıkayınız. Alkol içeren el yıkama antiseptikleri de etkilidir.
  • Kirli ellerinizle gözlerinize, burnunuza ve ağzınıza dokunmayınız.
  • Domuz gribine yakalanırsanız, belirtilerin başlamasından 7 gün sonrasına ya da belirtilerinizin tamamen geçmesinden bir gün sonrasına kadar evde istirahat ediniz.
  • Hastalığın bulaşmaması için çevrenizdeki kişilerden uzak durunuz.
  • Bulunduğunuz mekanı sık sık havalandırınız.

Hastalıktan korunmak için ellerimi nasıl yıkamalıyım?
Ellerinizi 15-20 saniye süreyle su ve sabunla yıkamalısınız. Su ve sabuna ulaşamadığınız yerlerde alkol içeren el antiseptikleri kullanabilirsiniz. Şekillerle el yıkamayı görmek için tıklayınız.

Hastalanırsam ne yapmalıyım?
Domuz gribi şüpheli bir kişi ile temastan sonraki 7 gün içinde kendinizde yukarıda sıralanan hastalık belirtileri olduğunu hissederseniz hemen bir doktora başvurmalısınız. Doktorunuz herhangi bir teste ya da tedaviye ihtiyacınızın olup olmadığına karar verecektir.
Eğer hastalandıysanız veya hastalık belirtilerini gösteriyorsanız evde istirahat ediniz ve çevrenizdeki kişilerden de onlara bulaştırmamak için uzak durunuz.

Erişkinlerde acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Zor nefes almak veya nefes darlığı
Bilinç bulanıklığı
Sık ve uzun süreli kusma

Çocuklardaki acil müdahale gerektiren belirtiler nelerdir?
Hızlı veya zor nefes alma
Vücutta solgunluk ya da morarma
Beslenememe
Uyarılara cevapta azalma ve uykuya meyil
Huzursuzluk
Ateşle beraber döküntü görülmesi

Kaynak; grip.saglik.gov.tr

274 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

DOMUZ GRİBİ AŞISININ ZARARLARI ! DOMUZ GRİBİ AŞISI HAKKINDA

Salı, Kasım 3, 2009 3:34 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Grip Aşısı Konusunda Uzmanlar Uyarıyor : Dünya Sağlık  Örgütü aşıyı onayladı, aşı hastalıktan korunma için yapılır ve hastalık ortaya çıktığında aşı olunmamışsa çok geç kalınmış olabilir ve tehlikeli sonuçlara sebep olur.”

Domuz gribi aşısının ilk 500 binlik bölümü 19 Ekim 2009’da Ankara’da olacak. Ankara, İstanbul ve Adana’da test merkezleri kurulacak. Aşılanmayan öğrenci kalmayacak.

Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, domuz gribi ile ilgili olarak Sağlık Bakanlığı’nın, tüm tedbirleri aldığını belirterek, “Domuz gribine karşı tüm okullarda aşı uygulanacak” dedi. Bakan Çubukçu, Tekirdağ’da katıldığı bir lisenin açılış törenindeki açıklamalarında “Biz de, hastalığın görülmesi ve yayılması durumuyla ilgili kararlar aldık. Biliyorsunuz 16 milyon çocuğumuz okul çağında. ‘Okullarda ne tür tedbir alabiliriz’ diye görüşmeler yaptık Hastalığın yayılması durumunda eğitimin aksamaması için telafi eğitim olarak diğer koşullarda ne yapabiliriz konusunda ekip oluşturduk” dedi. Çubukçu, büyük bir felaket beklentisi içinde olmadıklarını en iyi ve en kötü senaryolar için hazırlıklar yaptıklarını sözlerine ekledi.

Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, 500 bin dozluk ilk parti domuz gribi aşısının 19 Ekim Pazartesi günü Ankara’da olmasının beklendiğini bildirdi. Buzgan, 3 aşı firmasından aşı alımı bağlantısı yapıldığını belirterek aşıların Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nde test edileceğini anlattı. Buzgan, bunun 5 gün ile 3 haftalık bir süreç alabileceğini kaydetti. Buzgan, ayrıca domuz gribi tam testleri yapmak üzere Ankara, İstanbul ve Adana’da 3 yeni laboratuar kurulacağını bildirdi.
Dünya Sağlık Örğütü Onay Verdi

“Dünya Sağlık Örgütü onay verdi”
İ.Ü. Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr Selim Badur :
“Domuz gribi aşısı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tararından çok sıkı kontrol edildi ve güvenliği hakkında klinik çalışmalar yapıldı. WHO sadece aşıyı değil aşı içindeki katkı maddelerini güvenlik testine tabi tuttu.”

Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Eraksoy:
“Domuz gribi için üretilen aşının ölümcül bir etkisi yok. WHO aşının yan etkileri ve güvenilirliği konusunda uzun zaman detaylı araştırmalar yaptı ve tam onay verilip aşı klinik kullanıma sunuldu. Zaten hem ABD hem de WHO yetkilileri bunun altını çiziyorlar. İnsanlarda ‘Grip olmayabilirim o halde neden aşı olup yan etkilerini yaşayayım’ mantığı oluşuyor. Aşı ilaç değildir. İlaç tedavi yönteminde kullanılır ve sonradan alındığında da çok geç kalınmış değildir. Ancak aşı hastalıktan korunma için alınır ve hastalık ortaya çıktığında aşı olunmamışsa artık çok geç kalınmıştır.”

ABD’de  “Aşılar tehlikeli” kampanyası hortladı.

Amerika’da aşıların güvenli olmadığını belirten Anti Vaccine Movement adlı hareket, “Domuz gribi aşısı domuz gribinden daha tehlikeli” diye kampanya başlattı.
Tüm dünya domuz gribi hastalığından nasıl korunulacağı yönündeki tartışmalara kilitlenmiş durumdayken bu tartışmanın en ateşli şekilde yaşandığı ülkelerin başında ABD geliyor.

New York Times gazetesi, işte bu aşı tartışmasını sayfasına taşıdı. Gazete Amerika’da aşı karşıtlarının domuz gribi aşısıyla bir kez daha güç kazandığını belirterek haber kanalı CBS tarafından yapılan anketin sonuçlarını yayınladı. Buna göre Amerikalıları’ın sadece yüzde 46′ sı domuz gribi aşısı olacağını söylüyor. Konu çocuklar olduğunda ise bu sayı daha da aşağı düşüyor. Her 10 aileden sadece 6′sının çocuklarını aşılattırmayı düşündüğünü kaydeden NYT, Sağlık uzmanlarına göre geri kalan yüzde 40′lık kesimin büyük tehlike altında olduğuna dikkat çekti. Uzmanlar özellikle hamile kadınların aşıyı olmadan domuz gribine yakalanmaları durumunda çok büyük ölüm riski taşıyacaklarım bildirdi.

Hastanelerde 18 yaş altı ziyaretçiye yasak
Buna rağmen kendilerine Anti Aşı Hareketi (Anti Vaccine Movement) diyen bir grup, aşının virüsten daha tehlikeli olduğu konusunda dev kampanyalar yürütüyor ve internet üzerinden organize oluyor New York’ta 8 yaşındaki bir çocuğun domuz gribi aşısı olduktan sonra ölmesinin ardından şimdi tüm kampanyalarında bu çocuğu kullanıyor. ABD’li sağlık yetkililerine göre ile aşı ile çocuğun ölümü arasında bir ilişki yok Gazeteye konuşan sağlık uzmanları; “Eğer çocuklar ve hamile kadınlar aşı olmazlarsa, domuz gribine yakalandıkları zaman en büyük ölüm riski onlarda olacak” ifadelerini kullandı. Anti Aşı Hareketi aşının içindeki katkı maddelerinin Ölümcül hastalıklara yol açabileceğini, 1976′da olduğu gibi Guillain Barre sendromu ile sinir hastalıklarını tetikleyebileceğini belirtiyor. Öte ‘yandan birçok hastanenin çocukların hastalardan grip virüsünü kapmasını engellemek için 18 yaş altında hasta ziyaretçilerine izin vermeyeceği açıklandı.

Domuz gribi aşısıyla ilgili iddialar vahim. Ölümcül olabileceği bile söyleniyor. En yetkili ağız, Prof. Dr. Ceyhan iddialara yanıt verdi.

Türkiye’yi domuz gribi korkusu sardı. Salgının önüne geçmek için Ekim ayı sonunda uygulanması beklenen aşı daha yapılmadan tartışmaya neden oldu. Aşının ölümcül olabileceği kaygıları dile getirilirken domuz gribi hastalığını atlatmış Türk profesör bu eleştirilere yanıt verdi.

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, “Yan etkiler diğer uyguladığımız aşıların yan etkilerinden farklı değil. Bu virüs şekil değiştirip daha ölümcül olmasın diye aşının yapılması gerekiyor. Bekleyip görelim olmaz. Ölümcül seyrederse bunun pişmanlığı olmaz” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan xprodoksit.com’un sorularını yanıtladı. Ceyhan’ın çok tartışılan domuz gribi aşısıyla ilgili değerlendirmeleri şöyle:

-Aşının yan etkilerinin etkisinden daha ölümcül olabileceği konuşuluyor. Bu eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Herhangi bir ilaç veya aşının yan etkisi olmaması mümkün değil. Su hayati bir sıvı. İçmeden yaşanmaz, ama çok fazla çok içerseniz sudan bile zehirlenmek mümkün. Tıpta etkiler ve yan etkiler masaya yatırılır. Etkileri ağır basıyorsa yan etkileri ağır basmıyorsa buna tamam denir. Bu aşının ölümcül olabileceği iddiaları asılsız ve bilimsel dayanağı yok. Aşı henüz herhangi bir ülkede uygulanmaya girmedi.

-Bu aşının özelliği, diğerlerinden farkı nedir?
Yapı olarak aslında bu bir grip aşısı. İçindeki maddelerde aşağı yukarı aynı. Yan etkileri mevsimsel grip aşısının yan etkileri ile benzer. Geçmişte aşının yan etkilerinden değil, üretimden kaynaklanan bazı hatalar nedeniyle sorunlu aşılar olmuştu. Bu aşıyı o yaşanan sorunlarla karıştırmamak gerek.

-İçindeki adjuvan maddesiyle ilgili eleştiriler var. ABD’deki aşılarda bu madde yok. Bu nasıl bir sıkıntı yaratır?
Bizim şu an kullandığımız bütün aşılarda bu madde var. Sadece ABD aşı firmalarına büyük paralar ödeyerek adjuvansız aşı üretimi istedi. Adjuvan bir alüminyum bileşiğidir. Belli bir yan etkisi var. Eğer paranız varsa, gücünüz varsa, parayı ödeyerek bunu yaptırırsınız. ABD yaptı ama onun için bu şekilde üretilen aşılar yetecek mi göreceğiz. Mevcut aşıyı ABD dışında bütün batı ülkeleri kullanacak.

-Aşı yaptırmaktan çekinenler var. Beklemek isteyenler için ne dersiniz?
Hafif seyrediyor, aşıyı yapmadan beklesek diyenler var ve olacaktır. Ama bu suçiçeği için olsa tamam. Belli sıklıkta seyrediyor. O zaman beklersiniz. Ancak burada böyle bir şansımız yok. Bekleyip göreyim olmaz. Ya aşılayacak ya da aşılamayacaksınız. Virüsün şekil değiştirip daha ölümcül olmasından korkuyoruz. Ölümcül seyrederse onun pişmanlığı olmaz.

-Aşı geldiğinde nasıl uygulanacak? İsteyen herkes yaptırabilecek mi?
Aşı daha gelmeden nerede nasıl bulacağım telaşı başladı. Böyle bir olay yok. Aşı kimsenin isteğine bırakılmayacak. Ne serbest piyasada ne eczanelerde olmayacak. Sağlık Bakanlığı aşıları aşı merkezlerine dağıtacak. Başta gebeler, bebekler, sağlık personeli olmak üzere risk grubuna belli bir liste dahilinde yapılacak.

-Sizin de domuz gribine yakalandığınızı biliyoruz. Nasıl atlattınız?
Eşimle geçen Temmuz’da ABD’ye gittiğimizde yakalandık. İki gün hafif ateş ve kırgınlıkla atlattık. Evde dinlendim. Eğer kronik bir başka rahatsızlığınız yoksa ilaç kullanmak da gerekmiyor. Ateş düşürücü, ağrı kesici kullanılabilir. Bilkentte hastalanan öğrenciler açısından da büyük bir sıkıntı yok. Onlar da bir iki güne iyileşir. Şu anki haliyle korkulacak bir durum yok. Aşının nedeni virüsün şekil değiştirip daha öldürücü olmasını önlemek.

Domuz gribi aşısı hakkındaki tartışmalara son noktayı Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği Başkanı koydu.  22 Ekim 2009

Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği Başkanı ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Gaye Usluer, domuz gribi aşısının hiçbir yan etkisinin bulunmadığını söyledi.

Prof.Dr. Gaye Usluer, virüse karşı üretilen domuz gribi aşısının herhangi bir yan etkisinin bulunmadığını söyledi. Prof.Dr. Usluer bu konuda Türkiye’de bir bilgi kirliliği yaşandığını ifade ederek şunları söyledi:

“Aşının gücünü arttırmak için ‘Adjuvan’ denilen maddeleri içeren aşılar ile saf antijen içeren adjuvansız aşılar hazırlanmıştır. Aşı içeriğinde bulunan antijene bağlı yan etkiler her iki aşı için de şüphesiz aynı olacaktır. Burada akla gelen adjuvanların yan etkilerinin neler olabileceğidir. Bugün tüm dünyada aşı üretiminin en önemli kısmını karşılayan şirketlerin adjuvan olarak kullandığı madde skualen denilen bir maddedir. Skualenin sağlıklı bir insanın kanında serbest olarak dolaşma birlikte olan bir madde olmakla birlikte kozmetik sanayiinde kullanılmaktadır. Bu madde grip aşılarında 1997’den beri kullanılmakta olup, bugüne kadar 20 milyon kişiye olan uygulamada hiçbir ciddi yan etki görülmemiştir. Şu anda Türkiye bir ciddi kirli bilgi ağı bulunmaktadır. Herkes konuşuyor. Konuyla ilgili bilgili olan, olmayan konuşuyor. Bilgi dışındaki kaygılar toplumun genelini genel toplum kaygıları olarak yansıyor. Bilgi kirliliğini birazda medya ve hekim arkadaşlar birlikte yapıyoruz.”  22.10.2009 / DHA.

T.C. Sağlık Bakanlığının 27/10/2009 Tarihli Açıklama (H1N1 AŞI TAKVİMİ İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI)

Evrensel nitelikleri ve daha çok da ülkemizi ilgilendiren boyutları ile H1N1 Pandemisi (salgını) sürecini hassas bir biçimde takip ediyoruz. Bu süreçte kamuoyumuzu medyamız aracılığı ile eşit, hızlı, açık ve şeffaf bir biçimde bilgilendiriyoruz. Medyamızın bu husustaki konuk taleplerini de Bakanlık Bürokratları ve Pandemi Bilim Kurulu Üyelerimiz içerisinden aynı prensiplerle karşılıyoruz.

Bu oldukça yoğun, hassas ve önemli süreçte bazen çeşitli spekülasyonlarla karşılaşıyor ve halkımızın kafasını karıştırıcı, olumsuz algılamalara sebep olabilecek dedikoduların üretildiğini üzülerek görüyoruz.

Kamuoyumuzu doğru bilgilendirmek konusunda sürece olan desteklerine her zaman şükran duyduğumuz medyamızın ilgililerinden, muhabir arkadaşlarımızdan istirhamımız Sağlık Bakanlığı’nın resmi açıklamaları dışında spekülatif bilgilere itibar etmemeleridir.

Bu vesile ile H1N1 Aşı Takvimi ile ilgili aşağıdaki hususları dikkatinize bir kere daha önemle sunuyoruz:

1- Aşıların Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkez Laboratuarlarımızda yapılan ön kontrolleri olumlu sonuçlanmıştır. Bu gelişmeden yola çıkarak zaman kazanmak ve gecikmelere sebebiyet vermemek için aşıların illere sevki yapılmıştır. Söz konusu Ulusal Referans Merkezimizden son kontrollerle ilgili olumlu rapor alınmadan aşı uygulamasına başlanılmayacaktır.

2- Aşı uygulamasına başlanılacağına dair gün ve tarih verilerek üretilen spekülatif haberler doğru değildir. Uygulama için her türlü hazırlık tamamlanmıştır. Son kontrollerin olumlu raporu alındığında hem bu husus hem de aşı uygulamasının aşamaları medyamız aracılığı ile kamuoyumuzla paylaşılacaktır.

3- Sağlık hizmetlerinin aksatılmaması, hijyen kurallarının ihlal edilmemesi ve birey haklarına özen gösterilmesi gibi kaygılar dikkate alınarak aşı uygulamaları ile ilgili medyamızın görüntü talepleri Müşavirliğimiz tarafından hem görüntü hem de fotoğraf olarak temin edilecek ve bütün medya kuruluşlarımıza ulaştırılacaktır.

H1N1 Pandemi süreci aynı zamanda bir sosyal ve toplumsal sorumluluk sürecidir. Bu sürecin iletişim ayağını birlikte yürüttüğümüz medyamızın konuya bu çerçevede gösterdiği hassasiyete teşekkür ediyoruz.

02 KASIM 2009 TÜRKİYE’DE İLK DOMUZ GRİBİ AŞISI YAPILDI

500 bin dozluk Novartis üretimi ilk parti aşılar, 81 ilin sağlık  müdürlüklerince sağlık kuruluşlarına sevk edildi. Pandemi Bilim Kurulu’nun  verdiği kararlar dahilinde planlanan ve icra edilen ‘H1N1 Aşı Uygulamaları ve Takvimi’ne göre, ilk aşı uygulamaları sağlık personeline ve henüz yola çıkmamış hacı adaylarına bugün yapılmaya başlandı. Uygulamayla yaklaşık 350 bin sağlık çalışanının aşılanması öngörülüyor.

İLK AŞI ANKARA SAĞLIK MÜDÜRÜNE YAPILDI…

Ankara İl Sağlık Müdürü Mustafa Aksoy, Sağlık Bakanlığı Ankara Numune  Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hazırlanan H1N1 Aşı Odası’nda domuz gribi aşısını ilk yaptıran isim oldu. Aksoy’dan sonra ise hemşire, doktor, 112 çalışanları olmak üzere çok sayıda sağlık hizmeti veren personele aşı yapıldı. Aşı uygulamasıyla ilgili ilk görüntü ve fotoğraflar, sağlık hizmetinin aksatılmaması, hijyen kurallarının ihlal edilmemesi ve birey haklarına özen gösterilmesi gibi kaygılar nedeniyle Sağlık  Bakanlığı Basın Müşavirliği tarafından çekilerek, basına dağıtıldı.

Kaynak; xprodoksit

”Bu sitedeki bilgiler hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sağlığınız, hastalık belirtileriniz veya ilaçlar konusunda lütfen doktorunuza danışınız.”

128 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , ,

DOMUZ GRİBİ BELİRTİLERİ VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER !

Salı, Kasım 3, 2009 2:58 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Domuz gribi nedir ?

Domuz Gribi, İnfluenza A virüsünün neden olduğu ve domuzlarda salgınlara neden olan bir solunum hastalığıdır. Domuzlardan insanlara bulaşabilmektedir.
Domuz Gribinin Belirtileri nelerdir ?

Domuz Gribinin Belirtileri

Belirtiler normal insan gribi belirtilerine benzer ve
• Ateş,
• Öksürük,
• Boğaz ağrısı,
• Burun akıntısı,
• Vücut ağrıları,
• Baş ağrısı,
• Titreme halsizlik bazı vakalarda kusma ve ishal bildirilmiştir. Geçmişte zatürre ve solunum yetmezliği gibi ciddi hastalık ve ölümlere neden olduğu bildirilmiştir.

İnsandan insana nasıl bulaşır?

Domuz Gribinin A/(H1N1), mevsimsel gribin bulaştığı gibi bulaşmakta olduğu düşünülmektedir. Kişiden kişiye genellikle öksürme, hapşırma gibi solunum yoluyla bulaşır. Bazen de hasta insanların ağız ve burunlarına temas etme yoluyla da bulaştığı bildirilmiştir. Hasta bir kişinin öksürüğü ya da hapşırığından çıkan damlacıkların masa gibi bir yüzeye temas etmesinin ardından başka bir kişinin bu masaya elle dokunması, ardından ellerini yıkamadan gözlerine, ağzına veya burnuna dokunması sonucu hastalık kişiden kişiye geçebilir. Hasta kişi, hastalık belirtileri görülmeden 1 gün önceden başlayarak; hastalandıktan sonraki 7 gün ve daha fazla gün boyunca bulaştırıcıdır. Bu da kişinin domuz gribi hastalığına yakalandığını daha henüz öğrenmemişken bulaştırıcı olduğunu göstermektedir. Çocuklar, özellikle küçük çocuklar, potansiyel olarak daha uzun süre bulaşıcı olabilir.

Hastalığa yakalanmamak için ne yapmak gerekir?

İnsanlar için geliştirilmiş bir aşısı henüz yoktur. Hastalıktan korunmak için rutin önlemleri uygulamak gerekir.

Bu önlemler:

• Öksürdüğünüzde ya da hapşırdığınızda ağzınızı ve burnunuzu bir kağıt mendille kapatınız. Kullandığınız mendili hemen çöpe atınız.
• Öksürdükten veya hapşırdıktan sonra ellerinizi bol su ve sabunla yıkayınız. En az 15 ila 20 saniye yıkama önerilir. Alkolle temizleme de tercih edilebilir.
• Ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize dokunmaktan kaçının. Çünkü virüs ellerinizle başka kişilerle tokalaşma yoluyla da bulaşabilmektedir.
• Hasta kişilerle yakın temastan kaçının.
• Genel sağlığınıza dikkat ediniz.
• İyi uyuyun, fiziksel aktivitelerde bulunun, stresten kaçının, bol sıvı alın ve iyi beslenin
• Bu hastalıkla kontamine olmuş olabilecek yüzeylere temas etmekten kaçının.

Seyahat eden kişilere DSÖ neler tavsiye etmektedir?

Dünya Sağlık Örğütü uluslararası seyahatlerin kısıtlanmasını tavsiye etmemektedir. Her zaman olduğu gibi hasta olan kişilerin uluslararası yapacakları seyahatleri ertelemeleri ve uluslararası seyahat dönüşü hastalık belirtileri görülen kişilerin ise sağlık kurumlarına başvurmaları konularına dikkat etmeleri istenmektedir. Seyahat eden kişilere enfekte olma tehlikesine karşın kalabalık ve kapalı mekânlardan uzak durmaları ve akut solunum yolları enfeksiyonları olan insanlarla yakın temastan kaçınmaları tavsiye edilmektedir. Hasta olan kişilerle temastan sonra ve bu kişilerin bulundukları ortamlarla temastan sonra ellerin yıkanması hastalık riskini azaltacaktır. Ayrıca hasta insanlar hastalığın yayılmasını önleyici uygun davranışlar sergilemeye davet edilmektedir.(Sağlıklı insanlardan uzak durmak, elleri yıkamak ve öksürükle/hapşırıkla bulaşmayı engellemek için kâğıt mendil ve maske kullanmak).

Tedavisi var mı?

Oseltamivir veya zanamivir kullanımı domuz gribinin önlenmesinde CDC tarafından tavsiye edilmektedir. İlaç kullanımı hastalığın seyrini hafifletmekte ve daha hızlı bir iyileşmeyi sağlayabilmektedir. Bunun yanı sıra ciddi komplikasyonların da gelişmesi engellenmiş olur. Antiviral ilaçlara, semptomların görülmeye başlamasından itibaren ilk 2 gün içinde başlanması gerekir.

Çocuklarda acil tıbbi yardım gerektiren durumlar şunlardır:

• Hızlı nefes alma ya da solunum güçlüğü
• Mavimsi cilt rengi
• Yeterince sıvı alamama
• Uyanamama ya da uyaranlara cevap verememe
• Huzursuzluk
• Grip benzeri semptomlara ek olarak ateş ve şiddetli öksürük
• Döküntü

Yetişkinlerde acil tıbbi yardım gerektiren durumlar şunlardır:

• Solunum güçlüğü veya nefes darlığı
• Göğüs ya da karın içinde ağrı veya basınç
• Ani baş dönmesi
• Konfüzyon
• Şiddetli bulantı ve kusma
Kaynak:CDC

208 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Domuz gribi belirtileri nelerdir ? Domuz gribi hakkında bilgiler !

Salı, Kasım 3, 2009 2:53 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Domuz gribi soğuk algınlığından nasıl ayırt edilir ? En önemli belirtileri nelerdir ? İşte bu soruların cevabı..

Domuz gribinin en önemli belirtilerinin üşüme ve titremeyle nükseden 38 derecenin üzerine çıkan yüksek ateş, göz çukurlarında da hissedilen şiddetli baş ağrısı, ileri derecede kas ve eklem ağrıları, bitkinlik şeklinde sıralanırken, soğuk algınlığından farklı olarak belirtilerin yavaş yavaş değil, birdenbire ortaya çıktığı ve daha fazla ateşlenmeye yol açtığı bildirildi.

Ege Üniversitesi (EÜ) Tıp Fakültesi Klinik Bakteriyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Büke, hastalığın nasıl bulaştığını, belirtilerini ve korunma yollarını anlattı.

Prof. Dr. Büke, domuzların en önemli özelliğinin, kendi virüslerinin yanında insan ve kuş gribi virüslerini de barındırabilmesi olduğunu, bu rekombinasyonla yeni bir virüs oluştuğunu, insanların daha önce benzer bir virüsle karşılaşıp direnç kazanmadıkları için bu virüsün dünyada büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade etti.

DOMUZ GRİBİNDE HASTALIĞIN BELİRTİLERİ;

Prof. Dr. Büke, virüsün 2 ile 4 gün arasında kuluçka döneminin olduğunu, bu sürede herhangi bir belirtisinin gözlenmeyeceğini ifade ederek, ”mesela hava alanlarında hastalığa yönelik kontroller yapılıyor. Güzel bir uygulama, ama ilk 4 gün hiçbir belirti göstermediği unutulmamalı. Şüpheli kişileri en azından 3-4 gün gözlem altında tutmakta yarar var” diye konuştu.

Hastalığın 4 temel belirtisinin olduğunu dile getiren Prof. Dr. Büke, bu belirtileri şöyle sıraladı:

”En önemli özelliği, üşüme ve titremeyle nükseden 38 derecenin üzerine çıkan yüksek ateş. Diğer belirtileri göz çukurlarında da hissedilen şiddetli baş ağrısı, ileri derecede kas ve eklem ağrıları, son olarak da bitkinlik. Bu arada öksürük ve burun tıkanıklığı da görülebilir. Bu belirtiler kuluçka döneminden hemen sonra yavaş yavaş değil, birdenbire başlar.

Soğuk algınlığıyla karıştırmamak gerekiyor. Soğuk algınlığı yavaş yavaş gelişir, ateş çok yüksek değildir, burun akıntısı ön plandadır. Kas ve eklem ağrıları olsa bile ileri derecede bitkinlik görülmez.”

DOMUZ GRİBİ NASIL BULAŞIYOR ?

Prof. Dr. Münir Büke, hastalığın en yaygın olarak solunum yollarıyla bulaştığına dikkati çekti.

Hasta insanların öksürük ve aksırığıyla havaya birçok damlacık saçıldığını, konuşurken 200-300, öksürürken 4 bin damlacığın havaya karıştığını kaydeden Prof. Dr. Büke, ”virüsü taşıyan kişi öksürüp hapşırırsa, 4 metreye kadar hiç temas etmeseniz bile size bulaşabiliyor. Havaya saçılan partiküller havada uzunca bir süre kalabiliyor ve bunların solunmasıyla solunum yoluyla kişiye geçiyor” şeklinde konuştu.

Bunun dışında öksürük ve hapşırık sırasında mikrobun göz mukozasına yerleşerek de hastalığın bulaştığını belirten Prof. Dr. Büke, ”yine eller, yakın temas çok önemli. Bu nedenle hasta kişilerin mutlaka izole edilmesi, toplu bulunulan yerlerden uzak durması, maske takması lazım. Mutlaka sık sık ellerin yıkanması gerekiyor” dedi.

Okullar, sinemalar, ulaşım araçları gibi topluca bulunulan yerlerde riskin daha fazla olduğuna işaret eden Prof. Dr. Büke, ”bütün vatandaşlarımız sık sık el ve yüz yıkamayı bu dönemde daha fazla önemsemeli. Öpüşmeye, tokalaşmaya biraz ara vermeliyiz. Hastalık bulaştırma bilinciyle, hastaların, öksüren kişilerin maske takması, öksürüp aksırırken mendil kullanmanın alışkanlık haline getirilmesi lazım” diye konuştu.

Prof. Dr. Büke, Türkiye’de gerekli önlemlerin olabildiğince alındığını, Sağlık Bakanlığının bu konuda ”uyanık” davrandığını söyledi.

HASTALIĞIN TEDAVİSİ MÜMKÜN

Domuz gribine yakalanan kişilerin tedavisinin mümkün olup olmadığının sorulması üzerine, Münir Büke şunları anlattı:

”Bereket; kuş gribi virüsleri dışında tedavisi var. Virüsü almış kişilerde ilk 36 saat içinde tamiflu veya muadili ilaç 5 gün süreyle sabah akşam kullanılabilir, ya da hastalığın görüldüğü yerlerde bulunulduğunda, koruyucu ilaçlar alınabilir. Ama bunlar ithal olduğu için pahalı ilaçlar, herkesin kullanmasına imkan yok. 65 yaş üzerindekilere, kalp akciğer rahatsızlığı, astımı olanlara, romatizmal hastalıklar nedeniyle kortizon kullananlara, kanser tedavisi görenlere, küçük çocuklara öncelik tanımalıyız.”

Gribe yol açan virüslerin sürekli değişkenlik gösterdiğini, domuz gribindeki gibi genetik değişkenlikler gösterdiğinde ortaya yepyeni bir virüsün çıktığını dile getiren Prof. Dr. Büke, bu yüzden koruyucu antikorların bulunmadığını, yani şu an için aşısının geliştirilemediğini ifade etti.

”YÜKSEK ATEŞ, VİRÜSLERİN ÖLÜMÜNE YOL AÇIYOR”

Prof. Dr. Büke, hastalıkla birlikte ortaya çıkan yüksek ateşi düşürmeye çalışmamak gerektiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”65 yaş üzerindeki kalp akciğer rahatsızlığı olan kişilerde, küçük çocuklarda, hamile kadınlarda ateşi düşürelim. Ama sağlıklı olup grip olanlarda ateşi düşürmememiz lazım. Ateş insana rahatsızlık veriyor, metabolizmayı hızlandırıyor, kalp atışlarını artırıyor, ama bunun yanında virüslerin ölümüne yol açıyor ve vücudun direncinde önemli işlev görüyor, bir çeşit savunma mekanizması gibi işliyor. Vücut 41 dereceye kadar dayanır, 4 saat kadar 42 dereceye dayanır. Mesela ben grip olduğumda ateşimi daha da yükseltirim ve 5-6 saat içinde bu iş biter. Eskilerin hastayı ”terletme” metodunun mantığı da budur zaten.

Bu nedenle parasetamol dediğimiz ateş düşürücüleri kullanmamak gerekiyor, ateş düşürülecekse fiziki yöntemleri kullanmak daha iyi. Çünkü parasetamol içeren ilaçlar virüslere karşı antikor oluşumunu engelliyor ve virüslerin çoğalmasını sağlayarak hastalığın tedavi sürecinin uzamasına yol açıyor.”

179 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , , ,