Ramazan Ayının Değeri – Orucun Faydaları ve Hikmetleri.. - SanalAlemci

Ramazan Ayının Değeri – Orucun Faydaları ve Hikmetleri..

Cuma, Ağustos 12, 2011 9:04
Ramazan Ayının Değeri – Orucun Faydaları ve Hikmetleri.. 4.8/5 (95%) 4 Oy
Ramazan Ayının Önemi – Orucun Faydaları ve Hikmetleri
  • Ramazan Ayının Değeri ;

Bugün üçüncü gününü idrak ettigimiz mübarek Ramazan ayinin, Islâm âlemi için hayirlara vesile olmasini niyaz ederek basliyorum.

Ramazan ayinin, hayirlara vesile olmasini arzu etmeyenimiz zaten olmaz.

Ancak,

Hayirlarin kendiliginden meydana gelmesi mümkün degildir.

Bunun için biz Müslümanlarin gayretleri sarttir.

Bu gayretlerin hizlanmasi için en güzel vesile, su anda yasadigimiz mübarek Ramazan ayidir.

Bir sahabi, Sevgili Peygamberimiz’den, kendisinin Cennete gitmesi için dua istemisti.

Hz. Resûlullah,

“Ben dua ederim, ama sen de ibadetlerinle bana yardimci ol” buyurmustu.

Yani, Peygamberimiz’in duasinin yerini bulmasi için, o kisinin de gayreti sartti.

Bizler için de durum aynidir.

Yani her hayirli sey için gayret etmemiz gerekir.

Bunun için lâzim olan zaman da, imkân da önümüzdedir.

Yapilacak sey, mübarek Ramazan ayinda bol bol dua ve ibadet…

Nasil Peygamberimiz’in kendi dualari kabul ediliyor idiyse, Ramazan ayinda yapilacak ihlasli dualarin kabul edilecegini de yine Peygamberimiz haber veriyor.

O halde, geriye sadece yine bizim gayretlerimiz kaliyor.

Bir topluluk ne için çalisirsa, Allah ona onu verecegini vaadediyor.

Dünya için çalisirsa dünyayi, ahiret için çalisirsa ahireti.

Sadece dünya için çalisanlarin, ahiret nimetlerinden mahrum kalacaklarini da yine Rabbimiz haber vermektedir.

Hem dünya, hem de ahiret için çalisanlar ise, her ikisine de kavusurlar.

Iste Kur’an’in beyani:

“Kim ahiret kazancini istiyorsa, onun kazancini artiririz. Kim de dünya kârini istiyorsa ona da dünyadan bir seyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz.” “Sûrâ, 20)

Bu âyette hem müjde, hem de büyük bir ihtar vardir.

Ahiret için çalisanlarin gayretleri, baska bir âyette de bildirildigi gibi, en az bire 10 misliyle karsilik bulacaktir.

Bununla da kalmayacak, kulun ihlas ve samimiyeti nisbetinde, bire 700’e kadar çikarilacaktir.

Sayilari gayet az olmakla beraber sevabi daha fazla çikan kullar da vardir.

Bunun yaninda, dünyada da o kimselerin isleri bereketli olur.

Sadece dünya menfaati için çalisanlarin ise ahiretleri haraptir.

Onlara ahirette bir yardimci da olmayacaktir.

Peygamberimiz (sav) buyuruyorlar ki:

“Hz. Allah buyuruyor ki, ‘Insanoglunun oruç disinda yapmis oldugu ibadetler, on kat ile 700 kat arasinda mükâfatlandirilir. Oruca gelince, o sirf benim için yapilan bir ibadettir ve mükâfatini da yalniz ben tayin ederim. Çünkü, oruçlu sirf benim rizam için cinsî arzularini, yemeyi-içmeyi terketmektedir.’ Oruç, (günahlara karsi) bir kalkandir…”

“Bu ay sabir ayidir. Sabrin sevabi ise cennettir.

Bu ay Müslümanlar arasinda yardimlasma ve mü’minin rizkinin bol oldugu bir aydir.

Bu ayda kim bir oruçluya iftar yaptirirsa, hem bir köle azad etmis gibi sevap kazanir, hem de günahlari affedilir.”

Sahabilerin,

-Ya Resûlallah! Hepimizin oruçluya iftar verecek imkânimiz yoktur, demeleri üzerine Peygamberimiz söyle buyurdu:

“Bu sevap, oruçluya bir hurma veya bir yudum süt, yahut bir yudum su ikram edene de verilir.

Bunun yaninda, kim bir oruçlunun karnini doyurursa, günahlari affedildigi gibi, Allah ona benim havzimdan bir kere içirir ve o kimse cennete girinceye kadar artik hiç susamaz.

Ayrica, oruçlunun sevabindan hiç eksilme olmaksizin, onu doyuran kimseye onun aldigi kadar sevap verilir.”

Baska bir hadis-i seriflerinde buyuruyorlar ki:

“Bu ayda yapilan herhangi bir hayir ve ibadet diger aylarda yapilan farz gibidir.

Bu ayda farz bir ibadeti yerine getiren kimse, diger aylarda yetmis farz yapan bir kimse kadar sevap kazanir.”

“Ramazan ayi Allah’in ayidir. Bu ayin diger aylar karsisinda üstünlügü, Allah’in kendi yarattiklarina karsi-kiyas kabul etmez-üstünlügü gibidir.”

Fakih Ebülleys Semerkandî, Tenbihül Gafilin isimli eserinde zikrediyor.

Hazret-i Ali Radiyallahu Anh diyor ki:

“Hz. Ömer (ra) benden duydugu bir hadise dayanarak, mescitte teravih namazi kilinmasini geleneklestirdi.”

Hz. Ali, sonralari bir Ramazan gecesi evinden çikip da mescitlerde Kur’an okundugunu ve bunlari kandillerin aydinlattigini görünce,

-Hz. Ömer nasil mescitlerimizi Kur’an’la nurlandirdiysa, Allah da onun kabrini aydinlatsin” diye dua etmistir.

Hz. Osman’in da ayni sözleri söyledigi rivayet edilmistir.

Bakalim bu senede, geçen senelerde oldugu gibi, Müslümanlarin zihinlerini teravih namazi hakkinda bulandirmaya çalisacaklar mi, yoksa ortaya baska meseleler mi atacaklar.

“Teravih namazinin 20 degil 8 rek’at oldugu” gibi, ilimden ve arastirmadan uzak sözler, üzerinde durulacak lâflardan degildir.

Teravih namazi, 5 vakti kilmayanlarin bile kildigi meshur bir namazin kaç rek’at oldugu, 14 tane 100 sene geçtigi halde hâlâ anlasilamamis olur mu hiç?

Islâm âleminde teravih namazinin en az 20 rek’at olarak kilindigi hiçbir Islâm toplulugunun 20 rek’attan asagi teravih namazi kilmamasi da meseleyi ortaya koymaktadir.

Çünkü Peygamberimiz, “Benim ümmetim sapiklik üzerinde toplanmaz” buyuruyorlar.

Ali Eren – Akit Gazetesi – Ekrem Yolcu

Orucun bircok maddi ve manevi faydalari vardir. Bunlardan bazilari söyledir:

1. Insan nefsinin asiri isteklerine ve ihtiraslarina engel olur. Oruc tutanlar daha sabirli ve metin olurlar. Peygamberimiz: “Oruç sabrin yarisidir.” buyurmustur ve ayni zamanda: ”Sabir imanin yarisidir.” hadis-i serifleriyle orucun, imanin dörtte biri oldugu sâbit olmustur.
2. Senenin diger aylarinda devamli calisan ve yorulan mide oruc araciligiyla dinlenme imkâni bulur.
3. Oruc, toplumun ahlâki hayatini degistirir, iyiye ve güzele götürür.
4. Zenginler, oruc sayesinde fakir ve yoksullarin durumunu daha iyi anlar. Böylece bireyler arasinda yardimlasma, acima, sefkat ve merhamet duygulari gelisir.
5. Ilâhi bir emir oldugu icin ramazanda kendisine helâl olan seyleri yapmayan kimse haramlara hic yaklasmaz.

Bunlardan baska orucun bir cok dini yararlari vardir:

3082 – Hz. Ebu Hüreyre (radiyallahu anh) anlatiyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ademoglunun her ameli katlanir. (Zira Cenab-i Hakk’in bu husustaki sünneti sudur:) Hayir ameller en az on misliyle yazilir, bu yediyüz misline kadar çikar. Allah Teâla Hazretleri (bir hadis-i kudside) söyle buyurmustur: “Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sirf benim içindir, ben de onu (diledigim gibi) mükâfaatlandiracagim. Kulum benim için sehvetini, yiyecegini terketti.”

“Oruçlu için iki sevinç vardir: Biri, orucu açtigi zamanki sevincidir; digeri de Rabbine kavustugu zamanki sevincidir. Oruçlunun agzindan çikan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hostur.”

3104 – Hz. Aise ve Hz. Hafsa (radiyallahu anhümâ) buyurdular ki: “Sadece safaktan önce niyet edenlerin orucu muteberdir.”

„Bir kimse ramazanin faziletine inanarak ve mükafatini Allah’dan ummarak oruc tutarsa gecmis günahlari affolunur.”

Ramazan-i serifteki oruç, Islâmiyet’in bes sartindan birincilerindendir ve Islâm’in seâirlerinin en mühimlerindendir. Ramazan ayindaki oruç sadece aç kalmaktan ibaret degildir; saymakla bitmeyecek pek çok hikmetleri vardir. Bu hikmetlerinden bazilarini kisaca söylece siralayabiliriz:

1- Cenâb-i Hakk yeryüzünü bir nimet sofrasi seklinde yaratip, umulmadik tarzda ve hadsiz hesapsiz nimetlerle donatmistir. Böylelikle ‘rubûbiyetini’, ‘rahmâniyetini’ ‘rahîmiyetini’ insanlara göstermistir. Ancak insanlar gaflet perdesi altinda olduklari veya unuttuklari için bu hakikati tam göremeyebiliyorlar. Ramazan ayinda ise disiplinli ve muntazam bir ordu hükmüne geçen mü’minler, iftar vakti “Buyurunuz!” emrini duymadan ellerini nimetlere sürmezler. Gafletleri kirilir ve o Yüce Rabb’e karsi gerçek bir ‘abd’, hakiki bir ‘kul’ tavrini takinirlar. Hem de topyekûn, tüm âlem-i Islâmla birlikte…

2-Insanlar maiset, yani geçim yönünden farkli farkli yaratilmistir. Böylelikle Yüce Yaratici zenginlere fakirlere yardim etmelerini emretmistir. Bunun için de her insana insanlara karsi sefkat etme hissi verilmistir. Ancak Ramazan ayi disindaki vakitlerde aç insanlarin açliklari tam olarak hissedilmedigi için bu sefkat hissi tam uyanmaz. Ramazan ayinda ise en zenginden en fakire kadar herkes açlik hissini tadar. Herkes kendinden bir derece daha fakiri bulabilir ve ona sefkat ve yardimla mükelleftir. Iste Ramazan ayindaki oruç, bu hissi uyandirdigi için sosyal hayatin huzuruna vesile olur.
ORUÇ ŞÜKRÜN ANAHTARIDIR

3-Insan, kendisine verilen nimetlere karsi sükürle mükelleftir. Insanin yaratilis gayesi de sükürdür. Sükür ise ancak ‘nimetin kiymetini takdir etmek’, ‘nimeti dogrudan dogruya Allah’dan bilmek’ ve ‘nimete ihtiyaç hissetmek’le mümkündür. Ramazan-i Serif disinda insan, hakiki açligi tam hissetmedigi için nimetlerin kiymetlerini takdir edemiyor. Ramazan’da ise aç kalmakla “Bu nimetler benim mülküm degil! Çünkü bunlarin kullanilmasinda hür degilim” deyip nimeti nimet bilir ve gerçek vazifesi olan sükre yönelmis olur.

4-Ramazan-i Serifteki oruç, maddî ve manevî bir perhizdir. Insan Ramazan ayi disinda diledigince yemek ve içmek ister. Bu sekilde bedenine çokça zarar verdigi gibi, helâl ve haramlara dikkat etmedigi için de manevî olarak da zarar görür. Artik bu hâldeki nefis dizginlenemez; nefis dizginleri ele geçirir, insana her istedigini yaptirtir. Ramazan-i Serif’teki oruç vasitasiyla nefis perhize alisir, riyazete çalisir ve ‘emir dinlemeyi’ ögrenir. Demek ki Ramazan ayindaki orucun nefsin islahinda mühim bir tesiri vardir ve cihâd-i ekber olan nefisle mücadelede en tesirli silah oruçtur.

5-Oruç dogrudan dogruya nefsin gururunu, enâniyetini, kibrini kirar ve insana aczini, fakrini, noksanliklarini hissettirir, kul oldugunu bildirir. Hadisin rivayetlerinde vardir ki: Cenâb-i Hakk nefse demis: “Ben neyim, sen nesin?” Nefis: “Ben benim, Sen sensin!” demis. Cenâb-i Hakk nefse azab vermis, atese atmis yine ayni soruyu sormus, nefis de ayni cevabi vermis: “Ben benim Sen sensin!” Hangi azab verilirse verilsin nefis firavunluktan vazgeçmemis. Daha sonra Cenâb-i Hakk nefsi aç birakmis ve ayni soruyu tekrarlamis: “Ben neyim, sen nesin?” Nefis demis: “Sen Rahîm olan Rabbimsin, ben ise âciz bir kulunum”.

Orucun en mükemmeli bütün hislere, azâlara, duygulara oruç tutturmak, hepsini Allah’in râzi olacagi fillerle mesgul etmektir. Haramlardan, mekruhlardan hatta mâlâyani dedigimiz bos ve yararsiz islerden bütün âzâ ve hislere el çektirmektir. “Nice oruç tutan vardir ki, onlardan kendilerine kalan yalnizca açlik ve susuzluktur” nebevî ihtarindaki kimseler gibi olmamak için gayret göstermektir. Ramazan-i Serif hepimize mübârek olsun! Hakk Teâlâ tutacagimiz oruçlari kabûl etsin. Âmîn.

Kaynak: Akit Gazetesi

Bir önceki yazımız olan 2010 Yılı Resmi Tatiller başlıklı makalemizde 2010 Kurban Bayramı Tarihi Öğren, 2010 ramazan ayı tarihi ne zaman ve 2010 Ramazan Bayramı Arefesi Hangi Tarihte hakkında bilgiler verilmektedir.

Toplam Okunma: 336 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 25.05.2018

Konuya Yorum Yapabilirsiniz.

Yorum Yapabilirsiniz