Oruç İbadeti İle İlgili Temel Bilgiler (Din İşleri Yüksek Kurulu) - SanalAlemci

Oruç İbadeti İle İlgili Temel Bilgiler (Din İşleri Yüksek Kurulu)

Cuma, Temmuz 20, 2012 18:24
Oruç İbadeti İle İlgili Temel Bilgiler (Din İşleri Yüksek Kurulu)
Oruç İbadeti İle İlgili Temel Bilgiler (Din İşleri Yüksek Kurulu) 4.6/5 (93%) 46 Oy

Ramazan orucu kimlere farzdır,Orucu bozan ve bozmayan şeyler nelerdir,Diş tedavisi orucu bozar mı,İğne yaptırmak orucu bozar mı,hangi durumlarda ramazan orucu tutulmaya bilir,yolculukta hastalıkta yaşlılıkta hamilelikte ramazan orucu,Fidye ne demektir Oruç tutmak yerine fidye verilebilir mi ve kimler fidye verir,Gece rüyada cünüp olan kimse ne yapmalıdır,Rüyasında (ihtilam) boşalan kimsenin orucu bozulur mu,Oruçlu iken boy abdesti (Gusul) abdesti almak orucu bozar mı,Cünüp olan bir kimse sahur yemeği yiyebilir mi,Hangi Seyler Orucu Bozup Sadece Kazayı Gerektirir,Oruç Kefareti Ne Demektir Ve Nasıl Ödenir,
Diyaliz uygulaması ve kan aldırmak orucu bozar mı,Anestezi Yaptırmak Orucu Bozar mı,Kulak damlası kullanmak orucu bozar mı,Kusmak orucu bozar mı?

2015 Türkiye ve Dünya Ülkeleri Ramazan İmsakiyesi İftar Saatleri (Tıklayınız)

2015 Sadaka-i Fıtır (Fitre) miktarı ne kadar? Kimler Fitre verebilir? Tıklayınız

Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlıgınca Hazırlanan Oruç hakkında aklınıza takılan merak ettiğiniz bir çok sorunun cevabı..

ORUÇ İBADETİ İLE İLGİLİ TEMEL BİLGİLER

I. Oruç İbadetinin Hikmet ve Faydaları
Allah’ın emir ve yasakları elbetteki kulların iyiligi içindir. İslâm bilginleri, bütün
hükümlerin insanların yararlarını gerçeklestirme amacına yönelik oldugu konusunda
görüs birligi içindedirler. Allah’ın yapılmasını istedigi seylerde kullar için çok büyük
faydalar, yasakladıgı seylerde ise büyük zararlar bulundugu kaçınılmaz bir gerçektir.

islâmi ögretinin kendilerine yükledigi misyon geregi islâm âlimleri çesitli ibadetlerin
yarar ve hikmetleri konusunda öteden beri kafa yormus, bunların kisisel pratik
yararlarından çok, insan nefsinin arındırılması ve yükseltilmesi yolunda fonksiyonel
hale getirilmesine çalısmıslardır. Bu baglamda kulların yapmakla yükümlü tutuldugu
ibadetlerin sagladıgı bazı faydalar ya da hikmetler tespit edilebildigi gibi, bu faydaların
veya gerçeklestirilmek istenen amaçların tamamının tespit edilemedigi de bir
hakikattir.

Oruç ibadetinin temel hedefi insanları takvaya eristirmektir. Bu bizzat Kur’ân-ı
Kerîm’de “Ey iman edenler! Allah’a karsı gelmekten sakınmanız ve takvaya erismeniz
için oruç, sizden öncekilere farz kılındıgı gibi, size de farz kılındı (…)” (Bakara: 2/183–
184) seklinde ifade edilmektedir.

İnsanı manevi bir egitim sürecine tasıyan oruç, kulun, kısa sürede kalbi ve
ruhu üzerinde birikmis günah tortusundan sıyrılmasını saglar. Böylece oruç, insanı
“kad eflaha men zekkâhâ” ayetinin sırrına erdirir. Bu, nefsini kötülüklerden
arındıranın, kurtulusa erdiginin bir ifadesidir. Nasıl ki sadaka ve zekât, inananları
günahlardan temizler, onları arındırıp, yüceltirse (Tevbe: 9/103) bedenin zekâtı olan
oruç da (ibn Mâce, Sıyâm, 44) insanı nefsinin hâkimiyeti altında ezilmekten kurtarır.
Oruç tutan kisi, nefsinin zincirlerini kırarak Allah’ın ipine sarılmıs olur. Nefis
insanı bencillestirip yalnızlıga iterken, insan Allah’ın ipine sarılmakla sosyal bir varlık
oldugunu iyiden iyiye hisseder. Oruç ayı olan ramazan boyunca toplu hâlde yapılan
ibadetler birlik duygusunu ruhlara isler. Zengin, fakirle aynı safta namaz kılar, aynı
sofrada yemek yer, zekât, fitre ve fidyeler gelir dagılımındaki dengesizlige adeta can
suyu olur.

Oruç, nefsin isteklerine iradi olarak uzak durma olması yönüyle bir irade
egitimine, açlık ve susuzlugun verdigi sıkıntıya dayanma yönüyle de sabır egitimine
dönüsmektedir. Kisinin yasam sürecinde basarılı bir periyoda sahip olabilmesi
süphesiz irade egitiminden geçmektedir. iradesi zayıf insanlar hayatta basarılı
olamadıgı gibi, uhrevî açıdan da sonları iyi degildir. Çünkü ibadetler hemen hemen
bütünüyle iradesi güçlü insanların ifa edebilecegi bir konum ve nitelik arz
etmektedirler. Bu noktada oruç, nefsin isteklerinin kontrol altına alınmasında, ruhun
arındırılıp yüceltilmesinde etkili olmaktadır. Nitekim orucun degisik biçimlerde de olsa
hemen bütün din ve kültürlerde riyazet ve mücahede yolu olarak benimsenmis olması
bu gerçegi ifade etmesi yönüyle dikkat çekicidir.

Oruç ibadetiyle kanaat, tekrar kapımızdan evlerimize girer. Açlık çeken insan
yoksulun, muhtacın durumunu anlar ve kanaat etmenin önemini daha iyi kavrar. Artık
israf edemez olur. Allah Resulü’nün “Kanaat bitmeyen bir hazinedir (Beyhakî, Zühd,
2/88)” sözü müminin kulaklarında yankılanır. Nimetin eskisinden daha çok kadrini
bilen insan, Allah’a olan sükrünü artırır. Hırsın mahrumiyete, kanaatin rahmete vesile
oldugunu anlar. Allah Resulü’nün “iktisat eden geçim sıkıntısı çekmez” (ibn Ebî
Seybe, el-Musannef, 5/331) müjdesi hayatında tezahür etmeye baslar.
Oruç ibadeti, insana iftar ve sahur ile, kılınan teravih namazlarıyla, diger
ibadetlerle hayatı disipline etme imkanı tanır.
Oruç ayı olan ramazan ayı kulun Rabbine iltica ederek, günahlarının
bagıslanması için hayat yoluna yerlestirilmis fırsat ve hazinelerle doludur. Kisi, Kur’an
üzerinde daha fazla düsünme imkânı yakalar. Ramazanın getirdigi bereketle,
günahların kalp ve beyin üzerinde örttügü perdeyi kaldırmasıyla insan, bazı ayetleri
daha derinden hisseder ve anlar.

Oruç bedenin zekâtı olarak, vücutta birikmis zararlı unsurların defi için
metabolizmaya büyük bir imkân saglar. insanın, vücudunu diger canlılardan daha
farklı olarak madde ve mananın sırlı ve ahenkli bir birlesimi olarak görmeye basladıgı
bu ayda, vücutlar yenilenir, dimaglar parlar… Allah Resulü’nün “Sûmû tesıhhû” “oruç
tutunuz ki sıhhat bulasınız” sözünü teyit edercesine bedenlerimiz saglık bulur.
(Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, VIII, 174; Münzirî, et-Tergîb, 2/206)

Ramazan orucu ümitsiz insanların bagıslanma ümitlerini yeserttikleri bir zaman
dilimidir. Oruç, ansızın gelecek sıkıntılara karsı insanlara dayanıklı olmayı ögreten bir
ögretmendir. Çocuklarımıza keyifle dinlerini ögrenme ve yasama fırsatı veren bir aydır
ramazan…

Allah Resulü, inanıp karsılıgını Allah’tan bekleyerek ramazanı degerlendirenlerin
geçmis günahlarının bagıslanacagını söylemistir. (Nesâî, iman, 21) Aynı sekilde Allah
Resulü, Sahabisi Ka’b b. Ucre’ye hitaben: “Ey Ka’b! Namaz kisinin Müslüman olusuna
delildir. Oruç ise saglam bir kalkandır. Sadaka vermek, suyun, atesi söndürdügü gibi
günahları silip süpürür. Ey Ka’b! Haramla beslenerek tesekkül eden et ve kemiklere
ancak ateste olmak yarasır. (Tirmizî, Cum’a, 79)” diye söylemistir.

Orucun hikmetleri ile hükümlerini anlamak arasında sıkı bir bag vardır. Orucun
fıkhına taalluk eden kuralların bilinmesi orucumuzu Allah Resulü’nün bize hikmet
olarak bıraktıgı sünnetine uygun oruçlar tutmamıza imkân tanıyacaktır.

II. ORUÇ HAKKINDA BAZI GENEL BİLGİLER

1. Ramazan Orucu Kimlere Farzdır?
Akıllı, ergenlik çagına ulasmıs ve oruç tutmasına engel bir mazereti olmayan
her Müslüman’ın Ramazan orucunu tutması farzdır.
2. Hangi Hallerde Ramazanda Oruç Tutulmayabilir?
İslâm dini, kisileri güçleri nispetinde sorumlu tutmus, güçlerini asan veya
sıkıntıya yol açan durumlarda kolaylastırıcı hükümler getirmistir.
Asagıdaki mazeretlere sahip kimselerin Ramazanda oruç tutmakla yükümlü
olmayıp daha sonra kaza etmelerine veya yerine fidye vermelerine ruhsat tanınmıstır:
a) Yolculuk:

Yolculuk, Ramazan ayında oruç tutmamak için ruhsat olarak kabul edilmistir.
Yolculuk esnasında tutulmayan oruçlar, daha sonra kaza edilir. Kur’an’da “Ey
inananlar! Oruç sizden öncekilere farz kılındıgı gibi, Allâh’a karsı gelmekten
sakınasınız diye, size de sayılı günlerde farz kılındı. içinizden hasta olan veya
yolculukta bulunan, tutamadıgı günler sayısınca diger günlerde tutar. Oruca
dayanamayanlar, bir düskünü doyuracak kadar fidye verir. Kim gönülden iyilik
yaparsa, o iyilik kendisinedir. Eger bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha iyidir.”
buyrulmaktadır (Bakara 2/183-184).
Geceden oruca niyetlenip de, gündüz yolculuga çıkan kimse, dilerse bu orucunu
bozar, dilerse tamamlar. Geceden oruç tutmaya niyetlenip gündüz ise yolculuga
çıkmak zorunda olan kimse yolculukta zorluk çekerse orucunu bozabilir. Ancak
orucunu tamamlaması daha uygundur. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethi için sefere
çıktıgında oruçlu iken, Kedîd denilen yere varınca orucunu bozmustur (Buharî, Savm,
34; Müslim, Sıyam, 15). Bu uygulama sefere çıkınca orucun bozulabilecegini
göstermektedir.
b) Hastalık:

Oruç tuttugu zaman, hastalıgının artmasından veya uzamasından endise edilen
kimse ile, hastalıgı sebebiyle oruç tutmakta zorlanan kisilerin Ramazan ayında oruç
tutmayıp, iyilestikten sonra bunları kaza etmelerine izin verilmistir. Yukarıda zikredilen
ayet buna isaret etmektedir. Uzman bir hekim tarafından oruç tutması halinde hasta
olacagı bildirilen kimse de hasta hükmündedir.
c) Hamilelik ve Çocuk Emzirme:
Oruç tutmaları kendilerine veya çocuklarına zarar vermesi halinde, hamile
kadınlar oruçlarını tutmayabilirler. Emzikli kadınlar da, sütlerinin kesilmesi ve
çocuklarının zarar görebilecegi durumlarda oruç tutmayabilirler. Hz. Peygamber buna
müsaade etmistir (Nesâî, Sıyam, 50-51, 62; ibn Mace, Sıyam,3).
d) Zor Ve Mesakkatli islerde Çalısmak:

Oruç tuttugu takdirde saglıgına bir zarar gelmesinden korkan kimse, orucunu
tutmayabilir. Bu durumda olanlar, izinli oldugu günler veya uygun zamanlarda
tutamadıkları oruçları kaza ederler.
Bir zorunluluk olarak, agır islerde çalısmak zorunda olan kisilerin oruçlu olarak
çalıstıkları takdirde saglıkları risk altında kalacaksa ramazan ayında tutamadıkları
oruçlarını uygun bir zamanda kaza ederler.
Kur’an bu durumu su ayetlerle açıklar: “Ey iman edenler! Allah’a karsı
gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındıgı gibi, size de farz
kılındı. Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadıgı
günler sayısınca baska günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyumu
fidye verir. Bununla birlikte, gönülden kim bir iyilik yaparsa (mesela fidyeyi fazla
verirse) o kendisi için daha hayırlıdır. Eger bilirseniz oruç tutmanız sizin için daha
hayırlıdır. (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, dogru yolun ve hak ile
batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildigi
Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulasırsa onu oruçla geçirsin. Kim de
hasta veya yolcu olursa tutamadıgı günler sayısınca baska günlerde tutsun. Allah size
kolaylık diler, zorluk dilemez. Bu da sayıyı tamamlamanız ve hidayete ulastırmasına
karsılık Allah’ı yüceltmeniz ve sükretmeniz içindir.” (Bakara, 2/183-185)
e) Yaşlılık:

Oruç tutamayacak kadar yaslı olan kimseler, oruç yerine fidye verebilirler.
Bakara suresinin 184. ayetinde, bu sekilde olup da oruca güç yetiremeyenlerin, oruç
tutmayıp fidye vermeleri gerektigi hükme baglanmıstır. iyilesme umudu olmayan
hastalar da aynı hükme tabidir.
3) Oruç Yerine Fidye Verilmesi

a. Fidye Ne Demektir?
Oruçla ilgili olan fidye, dinî bir terim olarak, bazı ibadetlerin eda edilmemesi ya
da edası sırasında birtakım kusurların islenmesi halinde ödenen dînî-malî
yükümlülüktür. ibadetlerle ilgili fidye, oruç ve hacda söz konusudur. ihtiyarlık ve sifa
ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan kimse, daha sonra kaza etmesi
mümkün olmadıgından oruç tutamadıgı her güne karsılık bir fidye öder. Bu
durumdaki bir kimsenin fidye ödemesi vaciptir. Kur’an-ı Kerim’de, “Oruç tutmaya güç
yetiremeyenler, bir fakir doyumu kadar fidye öder.” (Bakara 2/184) buyurulmaktadır.
Bu ayetten hareketle fidye miktarının, bir kisiyi bir gün için doyuracak yiyecek olarak
anlasılmıstır.
Yaslılıktan ötürü oruç tutmaya gücü yetmeyen kisi, her gün için bir sadaka-i
fıtır miktarı fidye verir. Buna da imkânı yoksa Allah’tan af diler. Fakat böyle bir kisi,
kısa günlerde rahatlıkla oruç tutabilme imkânına ulasırsa tutamadıgı oruçları, o
günlerde kaza etmesi gerekir. Zira ramazan ayında oruç tutmaya gücü yetmeyen
kimseler ile iyilesme ümidi bulunmayan hastalar ileride oruç tutabilecek duruma
gelirlerse tutamadıkları oruçları kaza etmeleri gerekir. Önceden verdikleri fidyelerin
hükmü kalmaz, bunlar sadaka sayılır.
b. Fidye Miktarı Ne Kadardır?

Fidye miktarı bir sadaka-ı fıtır miktarıdır.(2012 yılı için: 8.50 krş)
4. Oruca Niyet:

İbadetlerde niyet önemlidir. Asıl olan, lafzi niyetten çok, kalben niyet etmektir.
Bu bakımdan oruca niyet etmek insanın oruç tutmanın bilincinde olması anlamına
gelmektedir. Sahura kalkmak oruç için fiilî bir niyettir. Kisi sahura kalkmamıs olsa bile
sabah bu bilinç içinde ise niyetli sayılır.
Oruç için niyetin vakti, aksam namazı vaktinin girmesiyle birlikte baslar.
Ramazan, günü belirlenmis adak ve nafile oruçlarda niyet, ögle namazına yaklasık bir
saat kalana kadar devam eder. Bunların dısındaki, kefaret, kaza, günü belirlenmemis
adak oruçlarında ise “imsak”ten önce niyet edilmesi gerekir.
5. Orucun zamanı:

Kendini tutmak, engellemek, el çekme, geri durma anlamlarına gelen imsâk,
dini bir kavram olarak, “tan yerinin agarmasından (fecr-i sadık), günes batıncaya
kadar yemeden, içmeden, cinsî münasebetten ve diger orucu bozan seylerden uzak
durmak” demektir. (Bkz. Bakara 2/187).
Oruç yasaklarının basladıgı fecr-i sâdık, yani tan yerinin agarmaya baslaması,
imsak vaktidir. Bununla yatsı namazının vakti çıkmıs, sabah namazının vakti girmis
olur. Bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip, orucun basladıgı vakittir. Oruç
yasaklarının sona erdigi, günesin batma vaktine ise iftar vakti denir. Bu vakitle birlikte
aksam namazının vakti girmis olur. Gündüz ve gecenin tam olarak tesekkül etmedigi
yerlerde, imsak ve iftar vakitleri, takdirle belirlenir.
6. Aksamleyin Yatmadan Önce Yemek Yeyip Oruç Tutmaya Niyet
Eden Kisi Gece Uyandıgında Henüz İmsak Vakti Girmeden Yemek Yeyip Su
İçebilir mi?

“İmsak”, sabah namazının giris ve orucun baslayıs vaktini ifade eder. Oruç
tutacak kisinin bu andan itibaren yeme içmeye son vermesi gerekir.
Bu itibarla, yatmadan önce yemek yeyip oruç tutmaya niyet eden kisi
geceleyin uyandıgında imsak vaktine kadar yeyip içebilir.
7. Sahurda Ezan Bitene Kadar Yemek Yenilebilir mi?

Sahur vakti yemek yiyen kisinin-ezan okunmus olsun olmasın-imsak vaktinin
girmesiyle birlikte yemeye ve-içmeye son vermesi gerekir.
8. Bayram Günü Oruç Tutulabilir mi?

Ramazan bayramının birinci gününde, kurban bayramının dört gününde oruç
tutmak tahrimen mekruhtur. Çünkü bu günler ziyafet, yeme, içme ve sevinç
günleridir.
9. Cuma Günü Oruç Tutulabilir mi?

Oruç tutulması mekruh olan Bayram günleri dısındaki günlerde oruç tutmak
caizdir. Ancak sadece Cuma günleri nafile oruç tutmak tenzihen mekruh görülmüstür.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Kimse Cuma günü oruç tutmasın. Ancak bir gün
önceden veya sonradan oruç tutuyorsa bu takdirde Cuma günü de oruç tutabilir”
buyurmustur (Ebû Davud, Savm, 50). Buna göre, Cuma günü kazaya kalan veya
adak gibi vacip bir oruç tutmakta sakınca bulunmamaktadır. Cuma günü nafile oruç
tutmak isteyenlerin, bir gün önce veya sonrasında da oruç tutması uygun olur.
10. Üç Aylar Diye Adlandırılan (Recep, Saban, Ramazan) Aylarının
Aralıksız Olarak Oruçla Geçirilmesinin Bir Sakıncası Var mıdır?

Halk arasında bilindigi sekilde üç aylar orucu olmayıp ancak Recep ve Saban
aylarında; Hz. Peygamber’in diger aylara oranla daha fazla nafile olarak oruç tuttugu
hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Savm, 52, 53; Müslim, Sıyâm, 175, 179).
Ramazan ayında oruç tutmak ise farzdır. Bunun dısında Pazartesi, Persembe günleri
ile Hicrî ayların 13, 14 ve 15′i gibi belirli günlerinde nafile oruç tuttugu bilinmektedir
(Tirmizî, Savm, 44; Ebû Dâvûd, 68). Ancak Recep ve Saban aylarında Hz.
Peygamber’in aralıksız oruç tuttuguna dair sahih kaynaklarda herhangi bir rivayet
bulunmamaktadır.
11. Kaza Oruçlarının Aralıksız Olarak Tutulması Sart mıdır?

Ramazan ayında tutulmayan oruçların ve baslanıp da bozulan oruçların kaza
edilmesi gerekir. Kur’an-ı Kerim’de, “içinizden hasta olan veya yolculukta bulunan,
tutamadıgı günlerin sayısınca diger günlerde tutar.” buyrulmaktadır (Bakara, 2/184).
Kaza oruçlarının aralıksız tutulması hakkında herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu itibarla, kazaya kalan oruçlar oruç tutulması mekruh olan günler dısında, pesi
pesine veya ayrı günlerde tutulabilir. Ancak bu oruçların, bir an önce tutulması uygun
olur.
12. Bozulan Nafile Orucun Kaza Edilmesi Gerekir mi?

Nafile oruç, Ramazan ayının dısında tutulan oruçtur. Nafile de olsa, baslanan
bir ibadetin tamamlanması gerekir. Bu nedenle diger nafile ibadetlerde oldugu gibi,
bozulan nafile orucun da, kaza edilmesi gerekir.
Kaza orucu tutmakta olan kisinin de bu orucu bozması durumunda yine kaza
gerekli olup kefaret gerekmez.
13. Sevval Orucunun Hükmü Nedir?

Ramazan ayından sonra sevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Sevval ayından
altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmus gibi olur” (Müslim, Sıyam,
24; Tirmizî, Savm, 53) buyurarak Sevval ayında altı gün oruç tutmaya tesvik etmistir.
Bu oruç art arda tutulabilecegi gibi, ara verilerek de tutulabilir.
14. Asûre Orucunun Hükmü Nedir?

Muharrem ayının onuncu gününe, asûre günü denmektedir. Rasûlullah
(s.a.v.), “Asûre günü orucunun önceki yılın günahlarına kefaret olacagını umarım”
buyurarak (Tirmizî, Savm, 47), bu günde oruç tutmayı tavsiye etmistir.
Hz. Peygamber döneminde Yahûdîler sadece Muharrem ayının 10. gününde
oruç tuttuklarından, onların davranıslarına benzememesi için öncesine veya sonuna
bir gün ilave edilerek tutulması uygundur.
15. Ramazanı Karsılamak ve Ugurlamak İçin Oruç Tutmanın Hükmü
Nedir?

Ramazanı karsılamak veya ugurlamak amacıyla oruç tutmanın dinî bir
dayanagı yoktur. Ancak Hz. Peygamber Saban ayında çokça ve Sevval ayında 6 gün
oruç tutmustur. Ramazan ayı girmedigi halde, Ramazanın gelmis olabilecegi
düsüncesiyle ihtiyaten Ramazandan bir veya iki gün önce oruç tutmak ise mekruhtur.
Ancak, belirli günlerde oruç tutmayı âdet haline getiren kisilerin, oruç tuttugu
günlerin bu günlere denk gelmesi halinde oruç tutmasında sakınca yoktur. Nitekim
Hz. Peygamber (s.a.v.), “Ramazanı bir veya iki gün önce oruçla karsılamayın. Eger bir
kimse adeti oldugu için bu günleri oruçla geçiriyorsa tutsun” buyurmustur (Buharî,
Savm: 14; Müslim, Sıyam: 21).
16. Meslegi Geregi Sürekli Olarak Yolculuk Yapan Kisi Oruç İbadetini
Nasıl Yerine Getirebilir?

İslam dini Ramazan ayında oruç tutamayan hasta ve yolcuların sonradan kaza
etmelerini emreder. Mazeret devam ettigi sürece ruhsat da devam eder. Sürekli
mazereti bulunan kisiler, mazeretleri ortadan kalkınca, zamanında tutamadıkları
Ramazan oruçlarını kaza ederler. Kur’an-ı Kerim’de; “… Kim de hasta veya yolcu
olursa, (oruç) tutmadıgı günler sayısınca baska günlerde tutsun.” buyurulmaktadır
(Bakara, 2/185). Devamlı olarak uzun yola giden kaptan ve sürücüler de yolcu
hükmündedir. Su kadar var ki, yolculugu esnasında bir sıkıntı çekmeyenlerin oruç
tutması daha faziletlidir.

17. Oruçlu iken Boy Abdesti Almak/ Banyo Yapmak Orucu Bozar mı?

Agız veya burundan su yutulmadıkça yıkanmakla veya gusül abdesti almakla
oruç bozulmaz. Nitekim Hz. Aise ile Ümmü Seleme validelerimiz Peygamberimiz
(s.a.v.)’in Ramazanda imsaktan sonra boy abdesti almıs oldugunu haber vermislerdir.
(Buhârî, Savm, 25).
Buna göre geceden cünüp olarak imsak vaktine girmek oruca zarar vermedigi
gibi, oruçlu iken boy abdesti almak da orucu bozmaz.
18. İhtilam Olmak, Cünüp Olarak Sabahlamak Oruca Zarar Verir mi?

Oruçlu iken rüyada ihtilam olmak orucu bozmadıgı gibi, gusletmeyi geciktirerek
cünüp olarak sabahlamak da oruca bir zarar vermez. Ancak, zorunlu bir durum
olmadıkça, hemen boy abdesti alınmalıdır.
19. Cünüp İken Sahur Yemegi Yenebilir mi, Oruca Niyet Edilebilir mi?

Cünüp olan kimsenin elini, agzını yıkamadan yiyip içmesi uygun görülmemistir.
Ancak elini, agzını yıkadıktan sonra, boy abdesti almadan sahur yemegi yemesinde
bir sakınca yoktur.

III. ORUCU BOZAN-BOZMAYAN SEYLER

A. BAZI GENEL BİLGİLER
Oruçlu iken, yemek, içmek ve cinsi iliski orucu bozar. Orucu bozan seylerin bir
kısmı sadece kazayı gerektirirken, diger bir kısmı hem kaza, hem de kefareti
gerektirir. Simdi konu ile ilgili bazı alt baslıklarla ilgili meselelere deginelim:
1. Hangi Seyler Orucu Bozup Sadece Kazayı Gerektirir?

Yolculuk, hastalık, ileri derecede yaslılık gibi mesru bir mazerete dayalı olarak
bozulan orucun, sadece kaza edilmesi gerekir. Ayrıca, kasıt olmaksızın yemek-içmek;
beslenme amacı ve anlamı tasımayan, yenilip içilmesi mutat olmayan veya insan
tabiatının meyletmedigi seylerin yenilip içilmesi orucu bozar ve sadece kazasını
gerektirir.
Ramazanda bir mazeret olmaksızın tutulmayan oruçlar, gününe gün kaza
edilir. Ancak mazeretsiz olarak Ramazan orucunu tutmamak büyük günah olup ayrıca
bundan dolayı tevbe ve istigfarda bulunmak gerekir. Ramazan ayı günahların affı için
bir fırsattır. Diger günlerde tutulan oruç kıymet itibariyle Ramazanda tutulan orucun
yerini tutamaz.
2. Oruç Kefareti Ne Demektir Ve Nasıl Ödenir?

Ramazan orucunun, mazeretsiz olarak bozulması durumunda hem kefaret,
hem de bozulan orucun kaza edilmesi gerekir.
Oruç kefareti iki kameri ay veya 60 gün ara vermeksizin oruç tutmaktır. Buna
gücü yetmeyen, 60 fakiri bir gün ya da bir fakiri 60 gün doyurur.
Adet halinde bulunan kadınlar, bu günlerinde kefaret oruçlarına ara verirler. Bu
durumlarından çıkar çıkmaz ara vermeden kefaret orucuna devam ederek 60 günü
tamamlarlar.
Safii mezhebine göre mazaretsiz olarak ramazan orucunun yeme-içme ile
bozulması durumunda kefaret degil sadece kaza gerekir.
3. Unutarak Yemek, İçmek Orucu Bozar mı?

Unutarak yemek, içmek orucu bozmaz. Peygamber Efendimiz, “Bir kimse
oruçlu oldugunu unutarak yer, içerse orucunu tamamlasın, bozmasın. Çünkü onu,
Allâh yedirmis, içirmistir.” buyurmustur (Buhari, Savm, 26; Müslim, Sıyâm, 17).
Unutarak yiyen içen kisi, oruçlu oldugunu hatırlarsa hemen agzındakileri çıkarıp agzını
yıkar ve orucuna devam eder. Oruçlu oldugunu hatırladıktan sonra yeme-içmeye
devam eden kisinin orucu bozulur.
4. Dis Fırçalamak Orucu Bozar mı?

Dis fırçalamakla oruç bozulmaz. Bununla birlikte, dis macununun veya suyun
bogaza kaçması halinde oruç bozulur. Orucun bozulma ihtimali dikkate alınarak,
dislerin imsakten önce ve iftardan sonra fırçalanması uygun olur.
5. Kusmakla Oruç Bozulur mu?

Kendiliginden kusmakla oruç bozulmaz. Ancak kisinin kendi istegi ve
müdahalesiyle meydana gelen kusma, “agız dolusu” olması halinde, orucu bozar.

B. SAGLIK PROBLEMLERİ VE ORUÇ

Tıbbın gelismesi ile günümüzde pek çok yeni muayene ve tedavi yöntemleri
ortaya çıkmıstır. Bunların bir kısmı orucu bozmakta bir kısmı ise bozmamaktadır. Bu
yöntemlerle ilgili belli baslı sorular ve cevapları söyledir:
1. Astım Hastalarının Oksijen Spreyi Kullanmaları Orucu Bozar mı?

Akciger hastalarının kullandıkları spreyden, bir kullanımda 1/20 ml. gibi çok az
bir miktar agıza sıkılmaktadır. Bunun da önemli bir kısmı agız ve nefes boruları
cidarında emilerek yok olmaktadır. Bundan geriye bir miktarın kalıp tükrük ile mideye
ulastıgı konusunda kesin bir bilgi de yoktur. Abdest alırken agızda kalan su ile
kıyaslandıgında, bu miktarın çok az oldugu görülmektedir. Halbuki oruçlu, abdest
alırken agzına verdigi sudan geri kalan miktarın mideye ulasması halinde orucun
bozulmayacagı konusunda hadis (Dârimî, Savm, 21) ve İslâm bilginlerinin icmaı
vardır. Hz. Peygamber’in oruçlu iken misvak kullandıgı, sahih hadis kaynaklarında yer
almaktadır (Buharî, Savm, 27; Tirmîzî, Savm, 29). Diger taraftan, “kesin olarak
bilinen, süphe ile bozulmaz” kaidesi geregince, mideye ulasıp ulasmadıgı konusunda
süphe bulunan söz konusu madde ile oruç bozulmaz.
Bu itibarla astımlı hastaların, rahat nefes almalarını saglamak amacıyla agza
püskürtülen oksijenli ilaç orucu bozmaz.
2. Göz Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?

Uzman göz doktorlarından alınan bilgilere göre, göze damlatılan ilaç miktar
olarak çok az (1 mililitrenin 1/20′si olan 50 mikrolitre) olup bunun bir kısmı gözün
kırpılmasıyla dısarıya atılmakta, bir kısmı gözde, göz ile burun boslugunu birlestiren
kanallarda ve mukozasında mesamat yolu ile emilerek vücuda alınmaktadır. Damlanın
yok denilebilecek kadar çok az bir kısmının, sindirim kanalına ulasma ihtimali
bulunmaktadır. Bu bilgiler, yukarıdaki bilgilerle birlikte degerlendirildiginde, göz
damlası orucu bozmaz.
3. Burun Damlası Kullanmak Orucu Bozar mı?

Tedavî amacıyla burna damlatılan ilacın bir damlası, yaklasık 0,06 cm3 tür.
Bunun bir kısmı da burun çeperleri tarafından emilmekte olup çok az bir kısmı ise
mideye ulasmaktadır. Bu da, dini açıdan abdestte agza su vermede oldugu gibi af
kapsamında degerlendirildiginden orucu bozmaz.
4. Kalp Hastalarının Dilaltı Hapı Kullanması Orucu Bozar mı?

Bazı kalp rahatsızlıklarında dilaltına konulan ilaç, dogrudan agız dokusu
tarafından emilip kana karısarak kalp krizini önlemektedir. Söz konusu ilaç agız içinde
emilip yok oldugundan mideye bir sey ulasmamaktadır. Bu itibarla, dilaltı kullanmak
orucu bozmaz.
5. Her Gün Hap Kullanmak Zorunda Olan Hastaların Oruç Tutmaları
Gerekir mi?

Hastalık, Ramazan’da oruç tutmamayı mubah kılan özürlerdendir. Bir kimsenin
oruç tuttugu takdirde hastalanacagı, hasta ise hastalıgının artacagı tıbben veya
tecrübe ile sabit olursa oruç tutmayabilir. iyi olunca da yalnız yedigi günler sayısınca
kaza etmesi gerekir. Ayet-i Kerimede “Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa
tutamadıgı günler sayısınca diger günlerde oruç tutar” buyrulmustur (Bakara, 2/184).
Ömrü boyunca bu durumda hasta olan kisiler ise, her gün için bir fidye verirler.
Yoksul ve muhtaç kisilerin fidye vermeleri de gerekmez. Zira dinimizde hiç kimse
gücünün üstünde bir sorumlulukla yükümlü tutulmamıstır.
6. Endoskopi, Kolonoskopi Yaptırmak, Makat Veya Ferçten Ultrason
Çektirmek Orucu Bozar mı?

Mideyi görüntülemek veya mideden parça almak için yaptırılan endoskopide,
agız yoluyla mideye tıbbî bir cihaz sarkıtılmakta ve islem bittikten sonra
çıkarılmaktadır. Kolonlardaki hastalıgı teshis etmek amacıyla, bagırsak içini
görüntülemek veya parça almak için yapılan kolonoskopide, makattan bagırsaklara
cihaz gönderilmekte ve islem bittikten sonra çıkarılmaktadır. Kolonoskopide, hemen
daima, endoskopide de genellikle, incelenecek alanın temizligini saglamak amacıyla
cihaz içinden su verilmektedir.
Endoskopi veya kolonoskopi yaptırmak; makat veya ferçten ultrason
çektirmek; yeme, içme anlamına gelmemekle birlikte, çogunlukla cihaz içinden su
verildigi için oruç bozulur. Ancak söz konusu islemlerde cihazların kullanımı sırasında
sindirim sistemine su, yag ve benzeri gıda özelligi tasıyan bir madde girmemesi
durumunda endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason
çektirmek orucu bozmaz.
7. İdrar Kanalının Görüntülenmesi, Kanala ilaç Akıtılması Orucu
Bozar mı?

İdrar kanallarına giren cihazlar veya akıtılan ilaçlar orucu bozmaz.
8. Anestezi Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Anestezi, nefes yolu veya igne ile vücuda ilaç verilerek olusturulmaktadır.
Nefes yolu veya igne ile yapılan anestezi, mideye ulasmadıgı gibi, yeme-içme anlamı
da tasımamaktadır. Ancak bölgesel ve genel anestezide, acil durumlarda ilaç ve sıvı
vermek amacıyla damar yolu açılarak, bu açıklık islem süresince serum vermek
suretiyle saglanmaktadır. Bu itibarla, lokal anestezi, orucun sıhhatine engel degildir.
Bölgesel ve genel anestezide serum verildigi için oruç bozulur.
9. Kulak Damlası Kullanmak Ve Kulak Yıkattırmak Orucu Bozar mı?

Kulak ile bogaz arasında da bir kanal bulunmaktadır. Ancak kulak zarı bu
kanalı tıkadıgından, su veya ilaç bogaza ulasmaz. Bu nedenle kulaga damlatılan ilaç
veya kulagın yıkattırılması orucu bozmaz. Kulak zarında delik bulunsa bile, kulaga
damlatılan ilaç, kulak içerisinde emilecegi için, ilaç ya hiç mideye ulasmayacak ya da
çok azı ulasacaktır. Daha önce de belirtildigi gibi, bu miktar oruçta affedilmistir. Ancak
kulak zarının delik olması durumunda, kulak yıkattırılırken suyun mideye ulasması
mümkündür. Bu itibarla, orucu bozacak kadar suyun mideye ulasması halinde oruç
bozulur.
10. Fitil Kullanmak, Lavman Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Makattan tedavi amaçlı kullanılan fitiller, her ne kadar sindirim sistemine dahil
olmakta ise de, sindirim ince bagırsaklarda tamamlandıgı, fitillerde gıda verme özelligi
bulunmadıgı için orucu bozmaz. Aynı sekilde kadınların da tedavi amaçlı
vajina/fercinden kullanılan fitiller de orucu bozmaz.
Lavman yaptırmak konusunda ise, iki durum söz konusudur; kalın
bagırsaklarda su, glikoz ve bazı tuzlar emildigi için, gıda içeren sıvının bagırsaklara
verilmesi veya orucu bozacak kadar su emilecek sekilde verilen suyun bagırsakta
kalması durumunda oruç bozulur. Ancak, suyun bagırsaklara verilmesinden sonra
bekletilmeyip bagırsakların hemen temizlenmesi durumunda, verilen su ile birlikte
bagırsaklarda bulunan dıskının dısarıya çıkarıldıgı ve bu esnada emilen su da, çok az
oldugu için oruç bozulmaz.
11. İgne Yaptırmak, Hastaya Serum Ve Kan Vermek Orucu Bozar mı?

İgnenin orucu bozup bozmayacagı, kullanılıs amacına göre degerlendirilebilir.
Agrıyı dindirmek, tedavi etmek, vücudun direncini artırmak, gıda vermek gibi
amaçlarla enjeksiyon yapılmaktadır. Gıda ve keyif verici olmayan enjeksiyonlar,
yemek ve içmek anlamına gelmediklerinden orucu bozmazlar. Ancak gıda ve/veya
keyif verici enjeksiyonlar orucu bozar. Hastaya serum veya kan verilmesi de, aynı
hükme tabidir.
12. Diyaliz Uygulaması Orucu Bozar mı?

Böbrek yetmezligi hastalarına uygulanan diyaliz, periton diyalizi, hemodiyaliz
olmak üzere iki çesittir. Periton diyalizi, karın bosluguna verilen özel bir solüsyon
aracılıgı ile, hastanın kendi karın zarı kullanılarak kanın zararlı maddelerden
arındırılması ve sıvı dengesinin saglanması islemidir. Hemodiyaliz ise, kanın vücut
dısında bir makina yardımı ile temizlenip vücuda geri verilmesi islemidir. Kan bir igne
aracılıgı ile hastanın kolundan alınır. Hemodiyaliz makinası, diyalizör denen bir
filtreden kanı sürekli geçirerek zararlı maddeleri ve fazla suyu filtre eder. Filtre edilen
temiz kan ikinci bir igne ile hastanın damarına geri verilir. Bu islem yapılırken bazen,
gıda içerikli sıvı verilmesi gerekmektedir. Buna göre hastaya herhangi bir sıvı maddesi
verilmeden gerçeklestirilen hemodiyalizde oruç bozulmaz. Diger diyaliz çesitlerinde
ise, vücuda gıda içerikli sıvı verildigi için oruç bozulur.
13. Anjiyo Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Halk arasında anjiyo (anjiyografi) olarak bilinen operasyon, teshise veya
tedaviye yönelik olarak uygulanmaktadır. Anjiyografi vücut damarlarının
görüntülenmesi demektir. Damar içine damarların görünür hale gelmesini saglayan ve
kontrast madde olarak tanımlanan ilaç verilerek, anjiyogram adı verilen filmler elde
edilir. Anjiyografi sayesinde organları besleyen damarlar görüntülenerek damar
hastalıkları veya bu damarlardan beslenen organlara ait tanı koydurucu bilgiler
edinilir. Tedaviye yönelik olarak uygulanan anjiyonun klasik yöntemi anjiyoplastidir.
Bu ise, dar veya tam tıkalı damarların balon ya da stent denilen özel araçlarla tekrar
açılması için yapılır. Bu bilgiler ısıgında gerek anjiyografi, gerekse anjiyoplasti
operasyonlarında yemek ve içmek anlamı bulunmadıgından, oruç bozulmaz.
14. Biyopsi Yaptırmak Orucu Bozar mı?

Tahlil amacıyla vücudun herhangi bir organından parça alınması (biyopsi),
orucu bozmaz.
15. Kan Aldırmak Orucu Bozar mı?

Kan aldırmak orucu bozmaz. Nitekim Hz. Peygamber ihramlı iken ve oruçlu
bulundugu sırada kan aldırmıstır ( Buharî, Tıb,11, Sayd, 11, Savm, 22). Ayrıca Hz.
Peygamber :”Üç sey vardır orucu bozmaz: Kan aldırmak, kusmak, ihtilam olmak.”
(Tirmizi, Savm, 24 ) buyurmustur.
16. Oruçlu Kimse Akupunktur Yaptırabilir mi?

Akupunktur; vücutta belirli noktalara igne batırmak suretiyle çesitli hastalıkları
tedavi etme metodudur. Akupunktur uygulanması halinde, vücudun beslenmesi, gıda
alması söz konusu olmadıgından, akupunktur yaptırmak orucu bozmaz.
17. Merhem Ve İlaçlı Bant Kullanmak Orucu Bozar mı?

Deri üzerindeki gözenekler ve deri altındaki kılcal damarlar yoluyla vücuda
sürülen yag, merhem ve benzeri seyler emilerek kana karısmaktadır. Ancak cildin bu
emisi, çok az ve yavas olmaktadır. Diger taraftan bu yeme içme anlamına da
gelmemektedir. Bu itibarla, deri üzerine sürülen merhem, yapıstırılan ilaçlı bantlar
orucu bozmaz.
18. Oruçlu Kimsenin Dislerini Tedavi Ettirmesi Orucu Bozar mı?

Oruçlu bir kimsenin morfinli veya morfinsiz olarak dislerini tedavi ettirmesi
veya çektirmesi orucu bozmaz. Ancak tedavi esnasında, kan veya tedavide kullanılan
maddelerden herhangi bir seyin yutulması orucu bozar.
19. Susuz Olarak Hap Yutmak Orucu Bozar mı?

Oruçlu bir kimse gıda veya deva (ilaç) cinsinden bir seyi ister su ile, ister susuz
olarak yer veya içerse orucu bozulur. Safiî mezhebine göre; kendisine yalnız kaza
gerekir. Hanefi mezhebine göre ise; hem kaza hem de kefaret lazım gelir. Ancak oruç
bozmayı mübah kılacak ölçüde bir rahatsızlık sebebiyle ilaç almıs ise, orucu bozulur
ve kendisine yalnız kaza gerekir, kefaret gerekmez.

C. ÖZEL HALLERİNDE KADINLAR VE ORUÇ

1. Kadınlar Hayız ve Nifas Hallerinde Oruç Tutabilirler mi?
Kadınlar hayız ve nifas hallerinde, oruç tutmazlar (Buharî, Hayz, 1; Müslim,
Hayz, 14, 15). Daha sonra tutamadıkları oruçlarını kaza ederler. Bu konuda
müçtehitler görüs birligi içindedirler.
2. Oruçlu İken Hayız/ Adet Gören Kadın Ne Yapar?

Oruçlu iken hayız olan/âdet gören kadının orucu bozulmus oldugundan yiyip
içer. Su kadar var ki, böyle bir kadın, yiyip içebilecegi gibi edeben oruçlu gibi
davranmaya devam eder.
3. İmsak Vaktinden Sonra Temizlenen” Yani Âdeti Sona Eren Bir
kadın oruç tutabilir mi?

İmsak vaktinden sonra temizlenen” yani âdeti sona eren bir kadın, o gün hiçbir
sey yiyip içmemis olsa bile, oruç tutmus sayılmaz.
4. Bayanların Ramazanda Adet Geciktirici İlaç Kullanmaları Caiz
midir? Ayrıca Kullandıgı ilaç Sebebiyle Adeti Geciken Bir Bayanın Tuttugu
Oruçlar Geçerli midir?

Ay hali oruç tutmaya manidir. Bu halde iken tutulan oruç geçerli olmaz. ilaç
sebebiyle de olsa, akıntı olmadıkça ay hali vuku bulmadıgından tutulan oruç sahihtir.
Ancak hayız kanı ile vücutta biriken zararlı maddeler dısarı atıldıgından, vücudun
sıhhati bakımından ay halini önlemek için ilaç kullanılması tavsiye edilmez.
(Bu Metin Din İsleri Yüksek Kurulu Baskanlıgınca Hazırlanmıstır)

Bir önceki yazımız olan 2010 Yılı Resmi Tatiller başlıklı makalemizde 2010 Kurban Bayramı Tarihi Öğren, 2010 ramazan ayı tarihi ne zaman ve 2010 Ramazan Bayramı Arefesi Hangi Tarihte hakkında bilgiler verilmektedir.

Toplam Okunma: 915 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 03.10.2018

Konuya Yorum Yapabilirsiniz.

Yorum Yapabilirsiniz