Koku ve Tat Alma Bozuklukları Hakkında ! - SanalAlemci

Koku ve Tat Alma Bozuklukları Hakkında !

Perşembe, Ocak 13, 2011 8:58
Koku ve Tat Alma Bozuklukları Hakkında ! 4/5 (79%) 42 Oy

Tat ve Koku alma bozuklukları..

KOKU ALAMAMA NEDENLERİ !
KOKU DEYİP GEÇMEYİNİZ !

Günümüze kadar, insanda koku duyusu tam olarak anlaşılamamıştır. Tat duyusuna da kokunun katkısı vardır (tat bozukluklarının çoğunda koku bozukluğu da bulunur). İştahsızlık, beslenme bozukluğu ve depresyon, ciddi koku bozukluğu olan hastalarda karşımıza çıkabilecek sorunlardır.
Koku bölgesi burun boşluğunun 1/3 üst bölümünde yer alır. Yaklaşık olarak 25 milyon reseptöre sahip koku bölgesi epitelinde başlayan ileti sinyalleri, beyin ön lob’daki koku merkezine ulaşır. Koku molekülünün belli özelliklere sahip olması gerekir (suda çözünebilirlik, düşük molekül ağırlığı vb.). Koku bölgesinde, 60 mikron kalınlığında tüylü hücreler üzerindeki reseptörlere özel proteinler ile bağlanan moleküller, kimyasal yanıta neden olur, burun tavanı üstündeki koku terminalinde ise elektriksel impulsa dönüşüp üst koku merkezine yönelirler. Pekçok kişi, yaklaşık 2000 kokuyu birbirinden ayırdedebilir (parfüm, içki sektöründe çalışan profösyoneller 10.000 kokuyu ayırdedebilir).
İnsan burnunun değerlendiremeyeceği kadar hassas/özgün durumlarda ise ‘Elektronik Burun’ teknolojisi kullanılmaya başlanmıştır. Askeri amaçlarda, uzay istasyonları, kimya endüstrisi, hava temizlik ölçümlerinde, metrolarda, madenlerde, robotik endüstri de vb. kullanılmasının yanında, medikal alanda da E-Burun yerini almaktadır. Yaralar, sıvıların niteliğinin veya enfeksiyon (bakteriler vb.) varlığının belirlenmesi için yeni elektronik burun aygıtları kullanılmaktadır.

Her iki burun deliğimiz sağlıklı ise, kokunun ne tarafdan geldiğini de algılayabiliriz. Bu konu ile ilgili ABD-Berkeley Üniversitesinde geçen aylarda yapılan bir klinik çalışma, koku kaynağını bulabilmede iki burun deliğinin tek burun deliğine göre büyük avantaj sağladığını (ses kaynağını belirleyen iki kulak gibi) ve koku izleme/yerini belirleme fonksiyonunun geliştirilebileceğini vurgulamaktadır. Yaş ilerledikçe koku algılama yeteneğimiz azalır. Bunun çeşitli nedenleri vardır (koku bölgesi bozularak küçülmesi, burun tıkanıklığı, sinirsel düzeyde zedelenme vb.). Konu ile bağlantılı birçok merkezde (ABD başta olmak üzere, çeşitli ülkelerde) bilimsel araştırmalar yapılmaktadır. Kasım 2006’da da, ABD-Yale Universitesinde 6 milyon dolarlık bir fon ile, yaşa bağlı koku kaybının nedenlerini araştıracak ayrıntılı çok merkezli bilimsel çalışma/araştırma başlatılmıştır.
Koku kaybı olması ile;
-Tat duyusu olumsuz etkilenir (iştahsızlık)
-Beslenme bozukluğu, depresyon gelişebilir (özellikle yaşlı bireylerde).
-Güvenlik açısından sorunlar olabilir (besin zehirlenmesi, gaz solunmasına bağlı zehirlenme riski vb.)
İstatistiklere göre, ABD’de yılda 200.000 kişinin, koku bozukluğu/bağlantılı rahatsızlıkları ile doktorlara başvurduğu bilinmektedir.

Koku bozuklukları terimleri:
Anozmi: Hiç koku alamamak
Hipozmi: Az koku almak
Parozmi: Var olan bir kokunun kötü hissedilmesi
Fantozmi: Koku uyaranı olmadığı halde, kötü koku algılanması
Kakozmi: Kötü koku algılanması (üstteki son iki terimi de içerir)
Agnozi: Kokunun algılanmasına rağmen sınıflandırılamaması/yoğunluğunun anlaşılamaması

Tanı:
KBB muayenesi ve ayrıntılı öykü alınması, kullanılan ilaçlar, hastalıkların varlığı vb. belirlendikten sonra MR veya Bilg. Tomografi (sinüslerin değerlendirilmesi için) istenebilir. Nöroloji ve Psikiyatri uzmanlarının da koku bozukluğuna sahip hastayı muayene etmeleri gerekebilir. KBB muayenesi ve radyolojik incelemesi normal bulunan hastalarda, alkol/ butanol koku eşik testi, Connecticut koku belirleme testi, Pennsylvania koku (kazıma testidir) testlerinden biri ya daelektroolfaktometre klinik muayene de kullanılabilir.
Yaşlı kişilerde, koku bozukluğunun burun-sinüs veya kafaiçinde bir tümör hastalığı veya nörolojik bir rahatsızlık (Örn.; Alzheimer hast.) olabileceği akla gelmelidir.

Tedavi:
Nedene yönelik olmalıdır. Özellikle mekanik (burun boşluğunu tıkayacak şekilde) nedenler, KBB hastalıkları uzmanı doktorlar tarafından değerlendirilir.

Hangi sorunlar koku almamızı etkiler?
Her şeyden önce, koku moleküllerinin koku bölgesine ulaşması için, burun boşluğunu/koku bölgesini kapatmış veya burun mukozasında ödem/iltihap oluşturabilen faktörler olmaması gerekir (kemik/kıkırdak eğrilik, burun eti, üst solunum yolu enfeksiyonu/sinüzit, alerji).

Burunla ilgili mekanik(doğrudan tıkanıklık yapan) sorunlar:
En sık görülen koku kaybı rahatsızlıklarıdır.

• Deviasyon (Burun eğriliği): Latince eğrilme veya sapma anlamına gelen bu kelime, çoğu kez burun eğriliği için kullanılır. Burun iç ve/veya dış yapısındaki kemik-kıkırdak yapıyı ilgilendiren eğrilikler, burun içerisinde ciddi tıkanıklık oluşturabilir. Bu eğrilikler doğuştan veya sonradan çarpma, düşme gibi nedenlerle ortaya çıkabilir. Sadece burun içinde olan eğrilikler, lokal ya da genel anestezi (narkoz) altında kısa sürede düzeltilebilir ve genellikle, burun tam kapatılmadan (tampon konulmadan) operasyon Orta-üst bölüm, ya da çok arkada olan eğrilikler endoskopik yöntemle de yapılabilir.
Burun dışında da eğriliği olan, dış ve iç yapısının birlikte düzeltilmesi gereken
hastalarda, Rinoplasti adını verdiğimiz estetik burun cerrahi işlemi planlanır ve genel anestezi altında gerçekleştirilir. Rinoplasti de, eğer burun dışı ve/veya septum adı verilen orta bölümde yani Deviasyon-eğrilik ileri derecede ciddi problem var ise, açık teknik cerrahi çok avantaj sağlar. Rinoplasti ameliyatı sonrası, 7-14 gün içerisinde dikişler alınmış, burun üstündeki bantların çoğu, plastik destek çıkarılmış olur. Başarı, hasta memnuniyeti %80-85 civarındadır.

• Burun etleri: Konka adı verilen ve yan duvarda bulunan burun eti’nin alerji/enfeksiyon vb. nedenlerle aşırı büyümesi veya tek taraflı kemik eğriliğinin neden olduğu büyüme tıkanıklık oluşturabilir ve koku kaybına/azalmasına yol açar. Konkaların küçültülmesi, içindeki kemiğe/yumuşak dokunun durumuna, büyüme nedenine bağlı olarak değişik tekniklerle yapılabilir. Sadece yumuşak doku büyümesi var ise ve ilaç tedavileri yanıt vermemiş ise, lazer, radyofrekans, elektrokoter, klasik cerrahi gibi farklı yöntemlerle, farklı tekniklerle konkalar küçültülebilir. Her yöntem/tekniğin kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.
Polip adı verilen burun etleri ise, daha çok alerji zemininde ve /veya astımlı hastalarda karşımıza çıkar, koku kaybı belirgindir. Sinüslerden/burun yan duvarından kaynaklanan etler, genellikle içi sıvı dolu kistik yapılara benzer. Burun boşlukları üst bölümü poliplerle tıkandığı için, koku kaybı ve burun tıkanıklığı şiddetlidir. İlaç tedavisini takiben cerrahi tedavi (ki, son yıllarda polipleri ortadan kaldırmak için shaver veya microdebrider adı verilen özel aletlerle endoskopi altında ameliyatlar tercih edilmektedir. Burun-sinüs tümörü olasılığı için polip düşünülen etlerin biyopsi’sinin her zaman yapılması gerekir (patolojik inceleme).
Shaver adını verdiğimiz bu aletlerin kullanılmasının avantajı; poliplerin dikkatlice burun yan duvarından temizlenebilmesi, kanamanın çok az olması, çevre normal dokuların zedelenmemesi, iyileşme döneminde fazla sorun yaşanmamasıdır.
Ameliyat sonrası yine uygun ilaç tedavisi verilirse poliplerin tekrarlama oranı azalacaktır.

• Üst solunum yolu enfeksiyonu/ Sinüzit:
Geçirilmiş üst solunum yolları enfeksiyonu sonrasında, bazen geçici ya da kalıcı türde de koku kaybı ortaya çıkabilir. Virüslerin koku bölgesinde neden oldukları mukoza zedelenmesi sonucu bu durum oluşur.
Kronik sinüzit’te ise, burun mukozasındaki ödem ve sinüzit’e neden olan faktörler (kemik eğriliği, burun eti vb.) nedeniyle koku kaybı burun tıkanıklığı ile birliktedir. Nedene yönelik tedavi planlanması, koku kaybını da düzeltecektir.

• Alerjik nezle: koku kaybı/azalması bu grup hastalarda da belirgindir, Hapşırma, burun mukozasında ödem, kızarıklık, sulu burun akıntısı ile oluşan allerji klinik tablosu için, kişinin hangi alerjen maddelerden etkilendiği/astım rahatsızlığı olup olmadığı, enfeksiyonun hangi derecede olduğu belirlenmeli ve ilaç tedavisi planlanmalıdır. Evcil hayvanlardan (kedi, köpek, kuş vb.) uzak durulmalı, sigara içilen, kirli havalı ortamlarda kalınmamalıdır. Cerrahi tedavi, ilaç tedavisine yanıt alınamayan hastalarda (konka küçültülmesi, sinüzit cerrahisi vb.) ya da mekanik tıkanıklık yapan nedenlerin (kemik eğriliği vb.) varlığında düşünülebilir. Aşı tedavisi de (immunoterapi), ilaç tedavisi sonrası yanıt alınmayan seçilmiş olgularda düşünülebilir.

Diğer koku bozukluğu yapan nedenler:
• Fizyolojik yaşlılık
• İlaçlar, toksik nedenler
• Virüs enfeksiyonları (geçirilmiş soğuk algınlığı vb.)
• Nörolojik hastalıklar (Alzheimer hast., Parkinson hastalığı, )
• Burun-sinüs veya kafa içi urları
• Kafa travmaları (kazalar)
• Hormonal bozukluklar (Şişmanlık, diyabet vb.)
• Sistemik hastalıklar (Hipertansiyon, beslenme bozukluğu vb.)
• Diş/dişeti enfeksiyonları
• Radyoterapi (kanser tedavisi)
• Psikiyatrik bozukluklar
• Nedeni belirlenemeyen koku bozukluğu (Doğuştan veya sonradan olan)

“KOKU ALAMAMA NEDENLERİ” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Cem ALTINDAĞ’e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Alıntıdır.

Koku Alma ve Tat Alma Bozuklukları ciddi sorunlar mıdır?

Koku ve tat alma sorunlarının yaşamımızda büyük etkileri olabilir. Bu duyularımız esas olarak yaşam keyfimize, iştahımıza, sosyal yaşamımıza katkıda bulunduğu için, koku ve tat alma bozuklukları ciddi olabilir. Bozuldukları zaman, yaşam biraz tadını kaybeder, daha az yeriz, daha az sosyal oluruz ve sonuçta kendimizi daha kötü hissederiz. Birçok yaşlı insan bu sorunla karşı karşıyadır.

Koku ve tat aynı zamanda bizleri yangın, zehirli gazlar, bozulmuş yemekler
gibi tehlikelere karşı uyarırlar. Aşçılar ve itfaiyeciler gibi bazı meslekten olanlar için bu duyuların keskin olması çok önemlidir. ABD’de yapılan bir çalışmada 200000’den fazla kişinin her yıl koku ve tat alma bozukluklarıyla doktora başvurduğu tahmin edilmektedir, ancak çok daha fazla vaka
bildirilmeden kalmaktadır.

Koku duyusunun kaybı sinüs hastalığının, burun pasajda bir kütlenin, ya da nadir durumlarda beyin tümörlerinin bir belirtisi olabilir.
Koku ve tat duyuları nasıl çalışır?
Koku ve tat kimyasal duyu alma sistemimize aittir. Koku ve tat almanın karmaşık süreci etrafımızdaki maddelerden salınan moleküllerin burun, ağız ve boğazdaki özel sinirleri uyarmasıyla başlar. Bu hücreler mesajları özgül koku ve tatların tanımlanmış olduğu beyne iletirler.

Koku siniri hücreleri, bir gülün güzel kokusu ya da fırındaki ekmeğin kokusu gibi çevremizdeki kokularla uyarılırlar. Bu sinir hücreleri, burundan yukarı çıkan incecik bir doku yolda bulunurlar ve doğrudan beyinle bağlantılıdırlar.

Tat siniri hücreler, tükürükle karışmış yiyecek ve içecekle etkileşirler ve ağız ve boğazın tat koncalarında kümeleşmişlerdir. Dilde görülebilen küçük yumruların çoğu tat koncaları içerir. Bu yüzey hücreleri tat bilgisini beyine mesajları yollayan yakın sinir liflerine iletirler.Bir başka kimyasal duyusal mekanizma olan genel kimyasal duyu, koku ve tat duyumuza katılır. Bu sistemde, özellikle gözlerde, burunda, ağızda ve boğazdaki binlerce serbest sinir ucu amonyağın iğneleyiciliğini ve biberin “ateşi” gibi duyuları tanımlarlar.

Tat
Genel olarak dört temel tat duyusunu algılayabiliriz:
1-Tatlı
2-Acı
3-Ekşi
4-Tuzlu

Bu tatların bazı kombinasyonları yalnız başına dokunuş, sıcaklık, koku ve genel kimyasal duyudan gelen duyu ile bir tat üretirler. Bu bize fıstık mı havyar mı yediğimizi gösteren tattır.
Birçok tat, temel olarak koku duyusu aracılığı ile tanınır. Örneğin çikolata yerken burnunuzu tutarsanız yediğinizin tatlı mı acı mı olduğunu ayırabilseniz bile çikolatanın tadını almakta zorlanacaksınız. Bunun sebebi çikolatanın tanıdık tadının büyük ölçüde kokuyla algılanmasıdır. Kahvenin iyi bilinen tadı da böyledir. Bu, kendi yaptığı yemeği deneyen bir aşçıbaşı örneğinde olduğu gibi lezzetli bir tadı bütünüyle almak isteyen birinin her lokmadan sonra niçin burnundan nefesi dışarı verdiğini açıklamaktadır.Tat ve koku hücreleri sinir sisteminde eskiyince ya da zarar görünce yenilenen yegane hücrelerdir. Bilim adamları bu fenomeni diğer hasarlı sinir hücrelerini yenileme yollarını ararken incelemektedirler.

Koku ve tat alma bozukluklarına sebep olan nedir?
Bilim adamları, koku duyusunun insanların 30-60 yaşları arası en keskin olduğunu buldular. 60 yaşından sonra azalmaya başlar ve yaşlı insanların büyük bir kısmı koku alma yeteneklerini kaybederler. Her yaşta kadınların koku algılaması genel olarak erkeklerden daha iyidir.
Bazı insanlar zayıf bir koku ve tat duyusuyla doğarlar.

Üst havayolu infeksiyonları (soğuk algınlıkları, viral enfeksiyonları) koku ve tat kayıpları için suçlanmıştır.

Kafa yaralanmaları da koku ya da tat problemleri yaratabilir.

Deviasyon (burun orta perde eğriliği) ve Burunda yer kaplayan kitleler. Özellikle polip ve benzeri oluşumlarda burun tıkanıklığından dolayı koku partikülleri algılandıkları bölgelere ulaşamazlar

Kimyasal maddeler: Böcek ilaçları gibi bazı kimyasallar ya da bazı ilaçlar

Tütün: İnsanların çoğunun en sık maruz kalacağı kirlilik biçimlerinden en yoğun olanı, tütün içiciliğidir. Kokuları tanıma yeteneğini bozar ve tat duyusunu azaltır. Sigarayı bırakmak koku işlevini arttırır.

Işın tedavisi: Baş ve boyun kanserli radyoterapi almış kişiler daha sonra koku ve tat alma kaybından şikayet ederler. Bu duyular bazı sinir sistemi hastalıkları sırasında da kaybolabilir.

Larenjektomi: Gırtlaklarını kanser sebebiyle cerrahi sonucu kaybeden insanlar genellikle koku ve tat almada güçlükten yakınırlar. Larenjektomi hastaları yeniden burundan nefes alabilmek için özel bir “bypass” tüpü kullanabilirler. Burundan hava alımının artması koku ve tat duyularının yeniden kazanılmasına yardım eder.

Koku ve tat alma bozukluklarına nasıl tanı koyulur?
Koku ve tat alma kaybının boyutları bir kişinin algılayıp tanıyabileceği bir kimyasal maddenin en düşük konsantrasyonu kullanılarak test edilebilir. Bir hastadan çeşitli kimyasal maddelerin kokuları ve tatlarını karşılaştırması istenebilir, hastaya çeşitli kimyasal maddelerin kokularının yoğunluğu ya da tadı, ya da bir kimyasal maddenin yoğunluğu arttığında kokuların ve tatların yoğunluğunun nasıl arttığı sorulabilir.
Koku ve tat alma bozuklukları tedavi edilebilir mi?
Bazen bir ilaç koku ve tat alma bozukluğu sebebi olabilir ve bu ilaç kesilirse ya da değiştirilirse durum iyiye gidebilir. Çoğu vakada, polip gibi burun tıkanıklığı sebepleri ortadan kaldırılabilir ve reseptörlerin bulunduğu bölgeye hava akımının sağlanması koku ve tat kaybını düzeltebilir. Bazen, kimyasal duyular kendiliğinden olarak kayboldukları gibi geri dönebilirler.

Kaynak; TKBBV

Koku Alma Duyusu Kaybı (Anosmi)
Çevremizde bu kadar güzel koku varken, koku alma duyusunun kaybı, gerçekten hayatın renklerinden birinin kaybı demektir. Bu sevimsiz duruma yol açan bazı sorunlar var. Bu sorunları daha iyi anlayabilmek için, koku alma mekanizmasına göz atmak gerekir.

Koku alma ile ilgili duyargalar burnun içinde yer alır. Bunlardan çıkan sinir lifleri beyindeki koku alma merkezine ulaşır. Duyargalardan kalkan elektriksel uyarılar beyindeki ilgili merkeze ulaştığında koku alma işlemi tamamlanmış olur.

Bu sistemin bir yerinde aksaklık olduğunda, koku alma duyusu kaybolacaktır.

Kallmann sendromu denilen ve erkeklerde üreme sistemi gelişmesini de olumsuz yönde etkileyen doğumsal bir hastalıkta, koku alma duyusu da yoktur.

Bunun dışında sonradan gelişen koku duyusu kayıplarının en sık rastlanan nedeni, burun içindeki sinir liflerinin tahrip olmasıdır. Devamlı nezle kadar devamlı olarak burun damlası kullanmak da sinir liflerinin tahribine yol açar. Özellikle alerjik burun sorunu olanlarda görülen burun polipleri, burun kanalını tıkayacağı için koku alma duyusu kaybına yol açabilir.

Özellikle burnu da etkileyen virüs hastalıklarında da koku duyusu kaybolabilir. Hastalık geçtikten sonra genellikle tekrar normale dönülür.

Kafa çarpmaları da sık rastlanan etkenler arasındadır. Kazalar sırasında ortaya çıkan bu durum, koku sinirinin zedelenmesi ve kopması ile oluşur.

Beyin tümörleri, kafa içine yönelik ameliyatlar ve beyin kanamaları gibi koku merkezinin etkilenmesi halleri de koku duyusu kaybına yol açabilir.

Koku duyusu kaybı olanlar, tatlı, acı ve ekşi gibi tat alabilirlerken, yemeğin lezzeti konusunda da azalmadan şikayet ederler. Çünkü bu duyu, genizden buruna ulaşan kokulara bağlıdır.

Tedavi, esas nedenin ortadan kaldırılmasına bağlıdır. Ancak burun içindeki liflerin, koku sinirinin ve beyindeki koku merkezinin tahrip olması halleri, çoğu zaman tedaviye cevap vermeyen durumlardır.

Alıntıdır.

Tat ve Koku Alamıyorsanız Dikkat!
Etiler Memorial Polikliniği Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanları, “Koku bozuklukları “ile ilgili bilgi verdi.

Tat Ve Koku Alamıyorsanız Neler Yapılması Gerekir?

* İnsanların koklama yeteneğinin çoğu hayvana nazaran çok zayıf olduğunu,
* Sigara içenlerin zamanla Anosmi yani koku körü olduğunu;
* Kadınların erkeklere nazaran daha iyi koku aldığını,
* Pek çok koku etkisi yaratan molekülü algılayamadığımızı,
* Burnumuzda 5-6 milyon koku reseptörü bulunduğunu; oysa bir kedide bu rakamın 40 milyon, köpekte 2 milyar olduğunu,
* Albatros ve Kiwi hariç kuşların koku alamadığını,
* İnsanda 350 alıcı geni bulunduğunu

Koku Bozukluğu Nedir, Ne Gibi Sorunlara Yol Açar?

Bazı canlılarda temel bir yaşam fonksiyonu olan koku almanın; insanlarda önemi minimize edilmiş olsa da bozuk yiyecekler ve doğal gazlar gibi bazı tehlikeli durumlardan haberdar olmamızı sağlayan ya da taze bir ekmeğin ve güzel bir parfümün kokusunda bizi hoşnut eden bir fonksiyonu bulunmaktadır.

Koku ve tat duyusu, birbirleriyle yakından alâkadardır. Bunların kombinasyonu, aroma duyusunu teşkil eder ve bunlardan birindeki işlev bozukluk, diğerini de etkiler. Koku ve tat bozuklukları sık olarak görülmesine rağmen, hasta tarafından gözardı edilebilir veyâ bu yöndeki testleri sıkıcı ve vakit kaybı olarak gören bir hekim tarafından atlanabilir.

Ne var ki, ciddi bir hastalığın habercisi olabilecekleri ve hastanın özel hayatındaki beslenme, tat alma, şahsi temizlik gibi sahaları etkileyebilecekleri için, bu bozuklukların isabetli bir şekilde teşhis edilmesi elzemdir. ABD’de yapılan bir çalışmada 200 binden fazla kişinin her yıl koku ve tat alma bozukluklarıyla doktora başvurduğu tahmin edilmektedir, ancak çok daha fazla vaka bildirilmeden kalmaktadır.

Koku alma, çok ilkel bir duyu olmasına rağmen hala çok az anlaşılmıştır. Sinir hücresi yenilenmesi ve bilgi iletimi ile ilgili yeni araştırmalar koku alma problemleri olan insanların tedavisine yardımcı olacaktır. Kokular, değişik bileşiklerin kompleks bir karışımıdır. Koku almak için suda ya da yağda eriyebilen bileşiklerin burun mukozası ile teması gerekmektedir. İnsan, çok sayıda değişik kokuyu birbirinden ayırabilmektedir. Burun üst kısmındaki koku mukozası ve iletimi hızla yorulan, fakat hızla yenilenen bir yapıdadır. Köpekler ve tavşanlar, insanlardan daha geniş bir mukozal alana sahiptir. İnsanlardaki koku mukozasının büyüklüğü yaklaşık 2-4 cm2′’lik bir alandır.

Koku duyusunda azalma olan hastaların tedavi edilebilmesi problemin nereden kaynaklandığının belirlenmesine bağlıdır. Koku alma bozukluklarla ilgili 200′den fazla hastalık tanımlanmıştır. Hastalara tanı koymada öykü, fizik muayene, kimyasal uyarı testleri ve görüntüleme yöntemleri kullanılmaktadır. Koku kaybının en yaygın sebebi burun ve paranazal sinüs hastalıklarıdır (yüzde23). Bunu yüzde 19′luk oranla üst solunum yolu enfeksiyonları ve yüzde 15’le kafa travmaları takip eder.
Nedenleri Nelerdir?

Anatomik ve tıkayıcı nedenler: Burundan yeterli hava akımı olmadığında, koku alma yeteneği büyük ölçüde kaybolur. Ödemli mukoza, polipler, tümörler ya da büyük kemik eğrilikleri koku alma sahasına olan hava akımına engel olurlar. Bu koku epitelyumi fonksiyoneldir. Tıkanıklık ortadan kalktığında koku alma yeteneği yeniden başlar. Klinik olarak koku almada gerekli olan burun açıklığı, nefes almaya göre çok daha az miktarda hava akımını sağlasa da yeterli olmaktadır. Burundaki fizyolojik etlerden ortadaki yani orta konka çevresindeki saha, koku alma yeteneğinin temel alanıdır. Bu nedenle, bu bölgede tıkanıklığa yol açan ödem ya da polip adı verilen iltihabi etsi dokular burnun diğer bölümleri normal olsa bile koku alma yeteneğini azaltırlar. Travma sonrası burun boşluğunun üst bölümüne hava akımını tam olarak engelleyen bir tıkanıklık olması zordur. Travmatik olarak kemik ya da kıkırdak eğriliği sonrası koku almada kayıp nadirdir. Bununla beraber, travma ya da cerrahi sonrası mukozal hasarlanma ve burun orta bölmesi ile orta konka arasındaki sahanın iyileşmesinde kusur ve yapışıklık oluşumu mümkündür. Yapışıklık tam olursa, koku bölgesine olan hava akımını tam olarak blokoja uğratabilir. Burun ve paranazal sinüs hastalıklarına bağlı koku kaybının tanısı, hastanın öyküsü, fizik muayenesi ve tomografiye dayanır. Bu hastalar sıklıkla burun solunumunun tıkalı olması, burun drenajı, hapşırık ve yüzde baskı, dolgunluk hissi gibi burun alerjisi öyküsü verirler. Endoskopik muayenede daha fazla bilgi elde edilebilir.

Enfeksiyon: Üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında birçok insan burun tıkanıklığı ve koku almada azalmadan yakınır. Bunların küçük bir bölümünde burundan havalanma sağlandıktan sonra bile koku alma yeteneği geri dönmez. Bu durumun nedeni tam bilinmemekle birlikte koku epitelinde hasarlanmadan söz eden teoriler ileri sürülmektedir. Çünkü üst solunum yolu enfeksiyonlarının çoğu virüslerle olmaktadır ve virüsler sinir dokuyu tutarak koku siniri hasarına yol açabilirler. Hastalardan alınan biyopsiler (koku bölgesinden) koku alıcılarının azaldığını ya da tam olarak kaybolduğunu göstermiştir. Üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası olfaktör yetenek kaybı olan kişiler genellikle sağlıklı, 40-60 yaşlarında ve yüzde 70-80 oranında kadındır. Bayanlardaki bu yatkınlığın sebebi açık değildir. Bu hastaların nazal endoskopiyi de içeren baş boyun muayenesinde genellikle muayeneleri doğaldır. Genel olarak Tomografi bulguları da normaldir, koku testlerinde azalma ya da tam kayıplı olarak değerlendirilirler.

Travma: Büyük ya da küçük kafa travması geçirmiş erişkinlerin yaklaşık yüzde 5 ila yüzde 10′unda koku alma kaybı meydana gelmektedir. Diğer taraftan, çocuklarda bu oran yalnızca yüzde 1′dir. Kaybın derecesi, genellikle kafa travmasının şiddetinde bağlı olsa da küçük kafa travmalarında bile total kayıp meydana gelebilmektedir. Kaybın derecesi travmanın bölgesine de bağlıdır. Alın bölgesine darbeler en sık olfaktör kayıp nedeni olmakla birlikte, kafanın arka kısmına olan darbeler beş kat daha fazla oranda total kayba yol açarlar. Kafa travması sonrası koku alma yeteneği kaybı, genellikle genç erişkinlerde yüzde 60 oranında erkeklerde görülür. Bu belki de bu grubun kafa travmasına daha çok maruz kalmasındandır. Koku kaybı, genellikle travmadan sonraki saatler ya da günler içinde başlar. Travmatik kayıpların 1/3 ü iyileşmektedir. Ancak travma sonrası bilinç kaybı 24 saati geçmişse olguların yüzde 90′ında kalıcı kayıp gelişmektedir. yüzde 75 olguda iyileşme ilk üç ayda görülür. İlk on haftada çok hızlı görünen iyileşme sonra yavaşlar ve hiçbir zaman önceki halini alamaz. Ancak aylar sonra başlangıç gösteren hastalar da mevcuttur. Hastalarda fizik muayene ve Tomografi tetkikinde travmaya uğramış bölge saptanabilir. Bazı spesifik vakalarda koku kaybı, anatomik böyle bir deformiteye bağlanabilir.

Zehirler: Bazıları geçici, bazıları kalıcı olarak koku epitelinde toksik etki oluşturan çevresel ve endüstriyel kimyasallar bilinmektedir. Koku epitelinde hasarın derecesi ajanla maruziyet süresine, miktarına ve ajanın toksisite derecesine bağlıdır. Çok sigara içimi de olfaktör kayba yol açabilir.

Yaş: Yaşamın 60’lı yıllarında erkeklerde kadınlara oranla daha hızlı olmak üzere koku tanımlama yeteneğinde kayıp başlamaktadır. Koku yeteneğindeki bu azalmanın sürpriz olmadığını gösteren patolojik çalışmalar bulunmaktadır. 25 yaşından 95 yaşma kadar koku epitelindeki bazı özel alıcılarda belirgin azalma saptanmıştır. Bunamayla ilişkili olan Parkinson Hastalığı ve Alzheimer Hastalığında koku alma yeteneğinde erken azalma meydana gelir. Klinik gözlemler kadınlarda adet dönemlerinde burun kanamalarının arttığı ve koku alma hassasiyetlerinin yükseldiğini göstermiştir. Gebelikte ise koku alma hassasiyeti ilk iki ayda yükselir sonra normale döner. Hormonal değişiklikler burun salgısını değiştirerek koku alma üzerine etki ederler. Exaltolide adı verilen sentetik bir madde kadın ve erkek tarafından farklı şekilde algılanmaktadır. Testosteron koku alma hissini arttırmaktadır. Bu nedenle tedavi için düşünülmüş ancak beklenen sonuçlar alınamamıştır.

Genetik: Hastaların küçük bir grubunda hiçbir zaman, hiçbir koku yeteneği olmamış hastalardır. Bu hastalar koku duyusunu bilmezler ve genellikle bundan mutsuzluk duymazlar. Konjenital durum sıklıkla tek basınadır. Bununla birlikte bazen diğer anamolilerle birlikte olabilir. Konjenital durumun nedeni tam bilinmemektedir.

Koku alma bozukluğunun diğer az görülen nedenleri arasında habis tümörler ve psikiatrik hastalıklar yer alır. Psikiyatrik hastalarda genellikle kokuyu ters algılama (parosmi) veya olmayan kokuyu algılama (fantosmi) görülmektedir. Psikozlarda, depressif hastalıklarda, konfizyonel durumlarda koku yakınmaları olabilir. Şizofreni, depresyon, histeri gibi hastalıklarda koku alma bozuklukları görülebilir.
Tanı

Tanı için en önemli basamak hastanın şikayetlerinin öyküsüdür. Problemi araştırmadan önce hastanın, kokusunu hatırladığı, bilinen beş on nesneye karşı duyu kaybı öncesinde algıladığı koku duyusunu tanımlaması yararlı olabilir. Bu, koku kayıbı öncesindeki koku fonksiyonunun düzeyini göstermede yardımcı olur. Birçok hasta problemini “tat alamama” şeklinde yansıtır. Hastaların yüzde 80′i tat duyusunu, koku duyusundan gerçek anlamda ayırdedemez. Öykü, diğer taraftan koku kaybının ne kadar süre içinde meydana geldiğini yansıtmalıdır. (Günler, haftalar ya da aylar) Öykü alırken hastanın kafa travması geçirip geçirmediği, üst solunum yolu enfeksiyonu ya da toksinlere maruziyet durumu sorgulanmalıdır. Son olarak hastanın genel sağlık durumuna ve guatr gibi sistemik hastalıklarının olup olmadığına dikkat edilmelidir. Hastada metabolik hastalıklar ya da psikolojik problemlere bağlı da koku bozuklukları olabileceği unutulmamalıdır.

Detaylı ve endoskopik yöntemi de içeren tam KBB muayenesinin ardından eğer şüpheleniliyorsa altta yatan anatomik bozuklukların tayini ve sinüslerin durumunu ortaya koymak için bilgisayarlı tomografi yapılabilir.
Tedavi:

Tedavi edilebilir koku alma bozukluklarının çoğu burun tıkanıklıkları sebebiyle oluşanlardır. Daha önceden belirtildiği gibi problem koku bölgesine olan hava akımının azalmasıdır. İlaç tedavisinde burun içi kortizonlu spreyler, antibiyotikler ve antialerjikler kullanılmaktadır. Ayrıca vitamin ve mineralleri de içeren tedaviler denenmiştir. Vitamin A’nın etkili bir tedavi olduğu düşünülür. Çünkü;

1) Epitel onarımı için gereklidir.

2) Beyaz farelerde diyette vitamin A eksikliği halinde anosmi gelişmiştir.

3) Memeli koku epitelinde önemli oranda vitamin A bulunur.

B vitaminleri de koku alamama tedavisinde denenebilir. Şiddetli çinko eksikliğinin nadir ve olması zor bir durum olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte çinko tedavisiyle düzelen hastalara ait hazır raporlar bulunmaktadır. Ayrıca uygunsuz ilaçların kesilmesi ve guatr gibi salgı bezlerine ait hastalıklarında tedavi edilmesi gerekmektedir. ÜSYE sonucu 1 -3 günde düzelmeyip devam eden koku bozukluklarının bir kısmı 3-6 ay içinde düzelir. Ancak kendiliğinden düzelmeyenler için özel bir tedavi yöntemi yoktur.
Kaynak; Hastane.com.tr

Bir önceki yazımız olan Polat Alemdar Ve Sünger Bob-Komik Video İzle başlıklı makalemizde Komik Video İzle, Polat Alemdar Ve Sünger Bob ve Polat Alemdar Ve Sünger Bob kaca kafalar hakkında bilgiler verilmektedir.

Toplam Okunma: 557 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 21.10.2019

Konuya Yorum Yapabilirsiniz.

Yorum Yapabilirsiniz