SanalAlemci ‘VİDEOLAR’ Kategorisi
Başbakan Erdoğan Annesi İçin Ali İmran Suresini Okudu
Cuma, Kasım 18, 2011 5:44 3 YorumBaşbakan Recep Tayip Erdoğan Annesi Tenzile Erdoğan İçin Kuran Okudu Tüm Eyüp Dinledi..
Annesi Tenzile Erdoğan’ın vefatının 40. günü dolayısıyla mevlit okutan Erdoğan’ın, Kuran Kerim tilavetini tüm Eyüp Sultan ve civarı dinledi. Arapça duayı da Erdoğan yaptı.

(Videolar aşağıda)
Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan 7 Ekim günü tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetmişti. Tenzile Erdoğan’ın ölümünün 40. günü nedeniyle bugün yatsı namazını müteakiben Eyüp Sultan Camii’nde mevlid-i şerif okutuldu.
TÜM EYÜP SULTAN DİNLEDİ
Mevlitte hafızlar Kur’an-ı Kerim’den sureler okurken Başbakan Başbakan Erdoğan da “Al-i İmran” Suresi’nden ayetler okudu. Mevlit, caminin hoparlöründen dışarı verildiği için Erdoğan’ın Kuran’ı Kerim okumasını cemaat gibi çevredekiler de dinledi. Kuran’ı Kerim’in ardından Arapça duayı da Erdoğan yaptı.
VATANDAŞLAR TAZİYE VERDİ
Eyüp Sultan’ın türbesinde de dua eden Erdoğan saat 21.30 sıralarında camiden ayrıldı. Cami çıkışı vatandaşlar Erdoğan’a taziye sunarak, mevlit için de “Âllah kabul etsin” dediler. Kendisini bekleyen vatandaşları selamlayan Başbakan Erdoğan daha sonra Üsküdar’daki evine gitti.
ETLİ PİLAV DAĞITILDI
Mevlide Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın yanı sıra, Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve çok sayıda ilçe belediye başkanı katıldı. Vatandaşların da yoğun ilgi gösterdiği mevlitte lokma tatlısı, etli pilav ve ayran dağıtıldı.
192, 193 ve 194′ÜNCÜ AYETLER
Başbakan Erdoğan’ın okuduğu Ali İmran Suresi, Medine döneminde inmiştir. 200 âyettir. Sûre, adını 33. âyette geçen “Âl-i İmrân” tamlamasından almıştır. İmrân, Hz.Mûsâ ile Hz.Hârûn’un babasıdır. Âl-i İmrân, İmrân ailesi demektir. (Diyanet İşleri Başkanlığı)
[flashvideo file="http://video.haber7.com/video_contents/flv/17112011080611.flv" /]
Başbakan Erdoğan Annesi Tenzile Erdağan’ın Cenazesinde Okuduğu ”İnfitar” Suresi Video
Başbakan Erdoğan Necmettin Erbakan’ın Cenazesinde Okuduğu ”Bakara ve Fatiha” Suresi Video
Başbakanın Sesinden ”Tebareke Mülk” Suresini Okuması Videosu İzle
RABBİMİZ KIYAMET GÜNÜ BİZİ REZİL ETME!
Başbakan Erdoğan’ın sureden okuduğu, 192, 193 ve 194. ayetlerin meali ise şöyle:
192 – Rabbimiz! Sen kimi cehennem ateşine sokarsan onu rezil etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.
193 – Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.
194 – Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığı ile bize vadettiklerini ver bize. Kıyamet günü bizi rezil etme. Şüphesiz sen, vadinden dönmezsin.
Haber 7 / AA / CİHAN
366 Görüntülenme
Komik Kaza Videoları İzle
Perşembe, Kasım 17, 2011 4:26 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?Komik kaza videoları izle,komik kazalar videosu seyret,güldüren komik kazalar videolar,İlginç ve komik araba kaza videoları izle
Komik İlginç Araba Kaza Videoları İzle
24 Görüntülenme
Atatürk’ün Cenaze Töreni Video
Perşembe, Kasım 10, 2011 8:48 1 YorumMustafa Kemal Atatürk’ün hastalanması,Son günleri,Vasiyeti,Atatürk’ün naaşı ve cenaze töreninden gerçek görüntüler video

Mustafa Kemal Atatürk’ün cenaze töreni nasıl yapıldı? (Video)
Atatürk’ün hastalanması, vasiyeti, son günleri, ölümü, cenaze töreni ve naaşının Anıtkabir’e nakledilmesi. Ulu Önder’in ölüme giden yolculuğu.
Atatürk’ün Son Fotoğrafları İçin Tıklayınız
Atatürk’ün hastalanması, vasiyeti, son günleri, ölümü, cenaze töreni ve naaşının Anıtkabir’e nakledilmesi. Ulu Önder’in ölüme giden yolculuğu..
Atatürk’ün sağlığının bozulmasına ve ölümüne neden olan hastalık konusunda çeşitli iddialar vardır. Bir karaciğer rahatsızlığına dair hemen herkes hemfikirdir. Ancak hastalığın adı konusundaki tartışmalar günümüzde bile devam etmektedir. Atatürk’ün sağlığı 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı. 1938 başlarında iştahsızlık ve halsizlik hissetmeye başladı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kaşıntılar meydana geliyor ve burun kanamaları güçlükle önleniyordu.
Siroz teşhisi konulması
Bu kaşıntıların Çankaya Köşkü’ndeki karıncalardan meydana geldiği öne sürüldü ve köşk ilaçlamaya alındı. Atatürk de özel bir kür tedavisi için Yalova Termal’e gönderildi. Termal Otel’de, 22 Ocak 1938 günü Atatürk’ü muayene eden Dr. Nihat Reşat Belger, karaciğer rahatsızlığından kuşkulandı ve Atatürk’e siroz teşhisi koydu. Doktor Belger, Atatürk’e mutlak surette perhiz yapmasını tavsiye etti. Atatürk, Termal Otel’deki tedavisine bir süre daha devam etti, ancak doktorların bütün itirazlarına rağmen 1 Şubat 1938′de tedaviyi yarıda bırakarak Bursa’ya hareket etti.
Fransa’dan doktor getirtilmesi
Atatürk’ün sağlık durumunun ciddiyet göstermesi hükümeti de telaşlandırdı. Başbakan Celâl Bayar,Avrupa’dan iki hekim getirilmesini önerse de Atatürk o günlerdeki Hatay Sorunu yüzünden hastalığının dışarıda duyulmasının iyi olmayacağını düşündüğünü belirtti ve bunu reddetti. Türk doktorların kapsamlı bir muayene yapmasını kabul etti. Nihayet 6 Mart 1938 günü beş doktor Çankaya Köşkü’nde Atatürk’e bir konsültasyon yaptılar ve siroz hastalığı teşhisini yenilediler. Atatürk’ün kesinlikle alkolü kesmesi gerektiğini ve yoğun çalışma temposunu biraz düşürmesini istediler. Atatürk bu önerilere olumlu yanıt verdi. Bu muayeneden bir süre sonra Başbakan Celâl Bayar’ın tavsiyesi üzerine Paris Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Noel Fissenger Ankara’ya davet edildi. Fransız doktor Atatürk’ü muayene etti ve diğer doktorların teşhis ve tavsiyeleriyle örtüşen bir tanı-tedavi ortaya koydu. Fransız doktorun sözleri ve tavsiyeleri ve tavırları Atatürk’ü oldukça memnun eder cinstendi. İlk teşhisten sonra Fissinger Atatürk’e “Efendim, büyük savaşlar kazanmış olabilirsiniz ancak bu olayda vaka sizsiniz ve bende sizin komutanınızım, lütfen bu hususu unutmayınız” telkininde bulunmuş ve Atatürk’de gerçekten doktorun tavsiyelerini ciddi şekilde uygulamıştır.
Son kez Ankaralıların karşısına çıkışı
Atatürk’ün rahatsızlığı ve özellikle Avrupa’dan doktor getirtilmesi, dünyada geniş bir yankı buldu. Atatürk’ün ölmek üzere olduğu ve siyasi mirasını kime bırakacağı yönündeki haberler üzerine Atatürk tüm dünyaya sağlıklı olduğunu göstermek istercesine 19 Mayıs 1938 günü Ankara Stadyumu’nda halkın karşısına çıktı. O gün son defa Ankaralıların karşısındaydı. Kutlamalar çok parlak geçti hatta o günün anısına Ankara Stadyumu’nun adı 19 Mayıs Stadyumu olarak değiştirildi.
Hatay Sorunu’nun çözülmesi
Atatürk aynı gün törenden sonra Mersin’e hareket etti. Daha sonra Adana’ya geçti. Askeri geçit törenleri yaptırdı ve ordunun başında olduğunu herkese gösterdi. Yaptıkları işe yaramıştı, dış basında hastalık, hatta “ölüyor” tarzı haberler kesildi. Fransızlar Hatay konusunda tüm şartları kabul ettiklerini bildirdiler. Ancak bu seyahat Atatürk’ün hastalığını iyiden iyiye arttırmıştı. Atatürk 26 Mayıs 1938 günü son defa Ankara’dan ayrıldı, İstanbul’a hareket etti.
Atatürk, İstanbul’da 1 Haziran 1938′den 25 Temmuz 1938′e kadar Savarona Yatı’nda kaldı. Yaz sıcakları üzerine tekrar Dolmabahçe Sarayı’na döndü. Bu arada Hatay sorunu da çözüldü ve Türk Ordusu Temmuz ayı başlarında Hatay’a girdi.
Atatürk’ün karaciğerindeki rahatsızlık iyiden iyiye artmıştı. Doktor Fissenger ve Türk doktorların tekrar yaptıkları muayeneler karında su toplanmaya başladığını gösteriyordu.
Vasiyeti
5 Eylül 1938 günü Atatürk vasiyetini yazdı ve bütün malvarlığını belirli şartlarla, genel başkanı olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne bıraktı. Kız kardeşine ve manevi çocuklarına, İsmet İnönü’nün çocuklarına para yardımı yapılmasını belirtti. Ayrıca Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na da belirli miktarlarda yardım yapılmasını istedi.
6 Eylül 1938′de Fransız doktor Fissenger üçüncü defa İstanbul’a geldi. Atatürk’ün karnında biriken su iyice artmıştı. O gün yapılan su alma işlemi ile Atatürk’ün karnından tam 6 litre su alındı. Fakat buna karşılık Atatürk’ü daha da rahatlatmak için 12 litre su alındığı söylendi.18 Eylül 1938′de Başbakan Celâl Bayar, Dolmabahçe Sarayı’na geldi ve dört yıllık ekonomik plan dosyasını Atatürk’e sundu. Atatürk ülke ekonomisi için çok önem taşıyan projelerin gerçekleştirilmesi için Türkiye’nin önünde en fazla üç yıl olduğunu, bir dünya savaşı çıkacağını ve bir an önce bu projelerin hayata geçirilmesini istedi.
Komaya girmesi
Hastalık gitgide ilerlemekteydi. Atatürk’ün karnında yeniden su toplanmıştı. Ekim ayında yapılan bir işlemle bu su da alındı.İşlemin ardından 16 Ekim 1938 günü öğleden sonra Atatürk ağır bir komaya girdi. Hükümet, ulusu Atatürk’ün sağlık durumundan haberdar etmek için 17 Ekim 1938′den itibaren Anadolu Ajansı aracılığı ile resmi tebliğler yayınlamaya başladı. Atatürk girdiği komadan 21 Ekim günü çıktı. Çok istemesine rağmen sağlık durumu elvermediği için 29 Ekim 1938 günü Ankara’da cumhuriyetin onbeşinci yıldönümü kutlamalarına katılamadı. Bayram nedeniyle Ankara’da düzenlenen törenlerde Türk Ordusu’na hitaben yazdığı bayram konuşmasını Başbakan Celâl Bayar okudu. Atatürk’ün hastalığı ve Dolmabahçe Sarayı’ndan çıkamayışı bayrama hüzün düşürdü.29 Ekim akşamı Ankara’dan dönen Kuleli Askeri Lisesi öğrencileri Dolmabahçe Sarayı önünden geçerken Atatürk’e büyük sevgi gösterilerinde bulundular. Atatürk’ün TBMM beşinci dönem dördüncü yasama yılını açış konuşmasını da 1 Kasım 1938′de Başbakan Celâl Bayar okudu.
Vefatı
7 Kasım 1938 günü üçüncü ve son defa Atatürk’ün karnından su alınması işlemi yapıldı. 8 Kasım 1938 akşamı saat 19.00′da Atatürk doktoru Neşet Ömer İrdelp’e bakarak “aleykümesselam” dedi ve son büyük komaya girdi.
9 Kasım günü ve gecesi bu ağır koma devam etti. Atatürk, 10 Kasım 1938 perşembe sabahı saat 9′u 5 geçe, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.
Atatürk’ün ölümü Ankara’yı yasa boğarken hemen ertesi gün toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi, Atatürk’ün silah arkadaşı ve 1937′ye kadar başbakanı olan Cumhuriyet Halk Partisi Malatya milletvekili İsmet İnönü’yü 348 milletvekilinin oy birliği ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci cumhurbaşkanlığına seçti.
Cenaze Töreni
Atatürk’ün naaşı 16 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı tören salonunda katafalka konuldu. İstanbul halkı Büyük Önder’in önünden saygıyla geçti. Atatürk’ün cenaze namazı 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı’nda Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr.Şerafettin Yaltkaya tarafından Türkçe dualarla kıldırıldı. Aynı gün çok büyük bir kalabalıkla cenaze Yavuz Zırhlısı ile İzmit’e oradan da aynı günün akşamı 20.30′da Ankara’ya uğurlandı.Ertesi gün (20 Kasım 1938)Ankara’da başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü olmak üzere devlet erkanı tarafından karşılanan cenaze TBMM önünde hazırlanan katafalka konuldu.Ankara halkı Atatürk’ün önünden saygı geçişlerini yaptı.21 Kasım1938 günü yabancı devletlerden gelenlerin de katıldığı çok büyük bir cenaze töreni ile Atatürk’ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrine konuldu. Aynı günün akşamı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Atatürk üzerine oldukça etkileyici bir radyo konuşması yaptı.
Anıtkabir’e nakli
Atatürk’ün ebedi istirahatgahı Anıtkabir’in yapımına 1944 yılında başlandı.İnşaat aşaması oldukça uzun sürdü ve 1953 yılında tamamlanabildi. Ölümünden 15 yıl sonra 10 Kasım 1953′te Atatürk’ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi’nden alınarak törenle Anıtkabir’e getirildi ve toprağa verildi. Kaynak;nkfu.com
242 Görüntülenme
Kurban Kimlere Vaciptir? Ortaklaşa Kurban Kesilir mi?
Salı, Kasım 1, 2011 11:39 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?Kurban Kimlere Vacip’tir?,Ortaklaşa Kurban Kesilir mi?,Küçükbaş Hayvana Ortak Olunur mu?,Ortaklaşa Kurban Kesenlerin Dikkat Etmesi Bilmesi Gerekenler!
(Sesli Anlatım Video İçin Tıklayınız)
(Kurban bayramındaki) kurbanı kim keser. Ailede sadece erkeğin kesmesi yeterlimi yoksa ailede her bireye kesilirmi. Sorumlulukları ve yapacakları dikkat etmesi gereken hususları anlatabilirmisiniz.
Cevap
Değerli kardeşimiz;
Hanefi’de servet kiminse kurban borcu da onun olduğundan, aile içinde kimin şahsına ait parası varsa onun kurban kesmesi gerekir. Bu ister erkek ister kadın olsun. şayet bir ailede hem kadının hem de erkeğin ayrı ayrı sermayeleri varsa, dinen zengin sayılan kişi kurban kesmelidir. Her ikisi de zengin ise, ikisi de kurban kesmelidir.
Kurban kesmek dinen zengin sayılan Müslümanlara vaciptir. Kurbanda zenginliğin ölçüsü ise şöyledir:
Zaruri ihtiyaçlarından fazla olarak elinde 85 gram altın veya 595 gram gümüş yahut bunların değerinde para ve mal bulunan kimse zengindir.
Zekâtta olduğu gibi kurban nisabı üzerinden bir sene gibi bir müddetin geçmesi şart değildir. Ayırca koyun, keçi ve sığır gibi otlayan hayvanlar ve ticaret malları nisap miktarında hesaba dahil edilir. Bu malların çoğalan ve artan cinsten olması da şart değildir. Meselha yirmi tane koyunu olan bir kişinin koyunlarının toplam tutarı altın ve gümüşteki nisap miktarını buluyorsa, bu insan zengin demektir. Yine elinde nisap miktarına ulaşan ticaret malı bulunan bir kimse de kurban hususunda zengin sayılır ve kurbanı keser.
Diğer taraftan oturduğu evden başka bir gayr-ı menkulu olan bir insan onun kira geliriyle aylık ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra elinde nisap miktarına ulaşan bir meblağ mevcut olursa ona da kurban kesmek vacip olur.
Bunun gibi, borçlu olan bir insan elindeki malını borcuna verdiği takdirde geriye nisap miktarı kadar bir meblağ kalabiliyorsa, buna da kurban kesmek icap eder. Hattha yazlık ve kışlık olarak iki takım elbisesinin dışında nisap miktarına ulaşabilecek başka elbiseleri olan kimse de bu hususta zengin sayılmaktadır. Bazı fıkıh kitaplarımızda şöyle bir hüküm de vardır:
Bir kimsenin kendi oturduğu evden başka bir evi olursa, onu ticaret veya kira için kullanmasa bile yine onun için kurban vacip demektir.
Kurban kesmesi vacip olan kimsenin Kurban Bayramından önce olduğu gibi, Kurban Bayramının 1., 2. ve 3. günleri içinde de nisap miktarına ulaşan bir mala sahip olması yeterlidir. Yâni, nisap miktarını tutan malın üzerinden bir yılın geçme şartı aranmaz. Meselâ Kurban Bayramının birinci günü ihtiyaçlarının dışında eline nisap miktarına ulaşan bir para geçen kimsenin kurban kesmesi vâciptir.
Zekâtta olduğu gibi, zarurî (aslî) ihtiyaçlar şunlardır:
Oturulan ev, evde kullanılan eşya, binek vasıtası, iş ve sanatta kullanılan malzeme ve âlet, kışlık ve yazlık elbise, bir aylık, başka bir görüşe göre bir senelik yiyecek ve içecek gibi erzak. İşte bunlardan fazla olarak elinde nisap miktarı kadar malı olan kimseye kurban kesmek vaciptir.
Ayrıca, “Kurbansız olur mu, kurban insanın sağlığına düşer” sözünün dinî bir dayanağı yoktur. Hattâ insan zengin olsa da sağlıklı olmayıp hasta veya sakat olsa bile yine kurban kesmesi vaciptir. Diğer yönden kurbanın şartları arasında hiçbir yerde “sağlık” aranmaz. Yalnız kurban kesecek kimse, şu niyette bulunabilir:
“Ya Rabbi, aslında bize ihsan ettiğin bu kadar nimetin karşılığında kendimi sana kurban etmem gerekirdi, yalnız Sen insan kurban edilmesini haram kıldın. Benim yerime bu hayvanı kesiyorum.”
Bu sözler kişinin hâlis niyetini ve ihlâsını gösterir.
Borç para alınarak kurban kesilmez. Şayet insan Kurban Bayramı günlerinde kurban kesebilecek bir zenginliğe ulaşırsa, ancak o zaman kurban kesmesi vacip olur.
“Mahalleden, komşulardan ayıp oluyor” diye borca girip kurban kesmek de doğru değildir. Çünkü Cenab-ı Hak, kula takatının üstünde bir mükellefiyet yüklemez.Böyle bir düşünce ihlâsı da zedeler. Çünkü bu takdirde başkaları görsünler, onlara karşı ayıp olmasın diye kurban kesilmektedir ki, kulluk şuuruna aykırı düşer.
Fakat, zengin olmamakla beraber kurbanlık bir hayvan alacak kadar parası olan kimse kurbanı alır, keser, etini de çoluk çocuğuyla birlikte yer. Bununla yine sevaba girer.
Mehmed Paksu İbadet Hayatımız-1
Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet
26 Görüntülenme
Hayvana İşkence Yapmadan Kurban Nasıl Kesilir?
Salı, Kasım 1, 2011 11:18 1 Yorum
16 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalı olabilir!
75 Görüntülenme


