Çocuk Sağlığı - SanalAlemci

SanalAlemci ‘Çocuk Sağlığı’ Kategorisi

Çocukların sık yakalandığı 6 sonbahar hastalığı ve alınması gereken önlemler..

Pazartesi, Kasım 14, 2016 20:50 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Çocukların sık yakalandığı 6 sonbahar hastalığı ve alınması gereken önlemler.. 5/5 (100%) 3 Oy

Okullarda öksürük, hapşırık ve damlacıklar yoluyla kolayca bulaşabilen enfeksiyonlar, biri bitmeden diğer hastalığın çocukların kapısını çalmasına yol açıyor. Acıbadem Beylikdüzü Cerrahi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Leyla Yolar, güneş ışınlarının kuvvetli etkisinin azalması ve ani ısı değişikliklerinin vücut direncini azaltarak kolayca hastalanmaya davetiye çıkardığını belirtirken, kalabalık ve kapalı mekanların riski artırdığını, enfeksiyonların yayılımını kolaylaştırıp hızlandırdığını vurguluyor. Dr.Leyla Yolar, bugünlerde çocukların en sık kapısını çalan 6 sonbahar hastalığını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

SOĞUK ALGINLIĞI

Sonbahar ve kış aylarında gerek çocuklarda gerekse yetişkinlerde en sık görülen ve virüslerle oluşan hafif seyirli bir hastalık. Tedavisinde antibiyotiklerin yeri olmamasına rağmen, antibiyotik kullanımının sıkı kontrolde olduğu Amerika’da bile hastaların yüzde 50’sine antibiyotik tedavisi uygulanıyor. Hapşırma, boğazda yanma, ağrı, karıncalanma, burun akıntısı ve tıkanıklık ile öksürük en sık görülen belirtileri. Soğuk algınlığına karşı korunmak için el hijyenine dikkat etmek, sağlıklı ve düzenli beslenmek, özellikle C vitamini içeren sebze ve meyveleri ihmal etmemek, kapalı ve kalabalık mekanlardan olabildiğince kaçınmak, uykusuz kalmamak önemli.

GRİP (INFLUENZA)

Genellikle soğuk algınlığı ile karıştırılan grip nezlenin aksine daha ağır seyreden, ateş, kas ağrıları, terleme, halsizlik ve baş ağrısı gibi şikayetlerin daha yoğun yaşandığı çok daha ciddi bir hastalık. Grip olan çocuğun okula gönderilmemesi diğer çocuklara bulaşmayı önlemek açısından çok önemli. Çocuğunuza spor yaptırarak, onu alışveriş merkezi gibi kapalı mekanlar yerine (daha fazla…)

Toplam Okunma: 92 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 12.10.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı

Pediatrik Böbrek Nakli – Çocuklarda Böbrek Nakli Hakkında..

Cumartesi, Ağustos 1, 2015 11:46 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Pediatrik Böbrek Nakli – Çocuklarda Böbrek Nakli Hakkında..
Pediatrik Böbrek Nakli – Çocuklarda Böbrek Nakli Hakkında.. 5/5 (100%) 4 Oy

Çocuklarda böbrek yetmezliği sebepleri nelerdir?,Çocuklara veya bebeklere böbrek nakli yapıla bilir mi?,1 yaşın altındaki bebeğe böbrek nakli yaılır mı?,Bir çocuğun böbrek nakli olmamasını gerekterecek nadir durumlar,Çocuklara yapılan canlıdan veya kadavradan böbrek nakli ameliyatı başarı oranları..

Günümüzde yetişkin hastalarda böbrek naklindeki son derece başarılı sonuçların çocuklar için de sağlanabilir hale gelmesiyle çocuklarda da böbrek nakli en iyi tedavi seçeneği olarak yerleşmiştir. Amerika’daki istatistiksel sonuçlar çocuklara yapılan canlıdan böbrek nakli ameliyatı sonrası %95, kadavradan nakil sonrası %93 başarı olduğunu ortaya koymaktadır. Ülkemizde de gelişmiş merkezlerde benzer başarı oranları sağlanmaktadır.

Çocuklarda böbrek yetmezliği sebepleri yatişkinlere göre farklıdır. Çocuklarda üretral kapakçığa bağlı idrar yolu tıkayıcı böbrek hastalıkları, mesaneden böbreğe kaçak ve sık geçirilen enfeksiyonlar, böbreklerin doğumsal gelişmemesi, böbreğin glomerül hastalıkları böbrek yetmezliğinin en sık sebebidir. Bu durum da çocuk hastalarda böbrek naklinin önemini ortaya koymaktadır. Bir çocuğun böbrek nakli olmamasını gerekterecek nadir durumlar tedavisiz kanser hastalığı, tedavisiz enfeksiyon hastalıkları ve birçok tıbbi hastalık sebebi ile yaşam şansı düşük olan çocuklardır. Hafif zeka geriliği nakil tam olarak engel sayılmayabilir çünkü nakil sonrası zekada gelişme gözlenebilmektedir.

Çocuklara hatta bebeklere böbrek nakli yapmak mümkündür. Bir yaşın altında da böbrek nakli yapılabilir. Ancak bu durumda (daha fazla…)

Toplam Okunma: 57 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 20.10.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı

Anne ve babalar bu haberi mutlaka okuyun! Anne sütü bebek için şart

Perşembe, Şubat 20, 2014 19:42 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Anne ve babalar bu haberi mutlaka okuyun! Anne sütü bebek için şart
Anne ve babalar bu haberi mutlaka okuyun! Anne sütü bebek için şart 4/5 (80%) 5 Oy

Bebeğin bağışıklık sisteminin güçlenmesi sadece anne sütüyle karşılanabilir.

Hayata karşı savunmasız doğan bebeğin savunma mekanizmasının anne sütü olduğunu söyleyen Abant İzzet Baysal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun, anne sütü alan bebeklerin almayanlara göre şizofreni hastalığına yakalanma riskinin çok daha az olduğunu söyledi.

Coşkun yaptığı açıklamada, sütün her memeli canlının yavrusu için salgıladığı sıvı ve dünyaya gelen yavruların ilk tanıştığı gıda maddesi olduğunu anlattı.

Her doğan bebek en az 1 yıl anne sütü almalı

Coşkun, “Bu, mecburiyet. Bebek en az bir yıl, mümkünse daha fazla anne sütüyle beslenmeli. Bebek doğar doğmaz doğadan gelen birtakım risklere karşı zayıf durumdadır. Özellikle hastalıklara karşı çok savunmasızdır. Bu savunma mekanizması anne sütü ile desteklenir. Anne sütü daha çok bağışıklık sistemini güçlendiren maddelere sahiptir. Bu, sadece anne sütüyle sağlanabilir, başka sütlerle sağlanması mümkün değil” şeklinde konuştu.

Bebeğe sütten başka gıda maddesi verildiği takdirde sindiriminin mümkün olmadığına dikkati çeken Coşkun, “Bebekte sindirmek için gerekli mekanizmalar gelişmemiştir. Bu anlamda da bebeğin anne sütüne mutlak manada ihtiyacı vardır. Özellikle bebeğin gelişimini sağlayan protein esaslı maddelerin alınmasında anne sütü büyük önem taşır. Ayrıca anne sütü, bebeğin enerji ihtiyacını karşılayacak ‘laktoz’ dediğimiz süt şekeri, sadece sütte bulunan şeker anne sütünde vardır. Bebek sadece anne sütü ile bunu sağlayabilir. Bebeğin beyin gelişimine anne sütünün büyük katkısı bulunmaktadır” diye konuştu.

Anne sütüyle ilgili geniş araştırmalar yapılıyor

Coşkun, “Anne sütü alan bebeklerin almayanlara göre şizofreni hastalığına yakalanma riski çok daha az olur. Bu açıdan da anne sütü çocuğun sağlıklı gelişmesi açısından çok daha önem taşır. Anne sütünün faydası sadece bununla bitmez, çok daha faydası var. Anne sütü, kemik, diş gelişiminde kalsiyum minareli doğrudan sütle sağlanabilir. Süt, gerekli ihtiyacı karşılayabilecek formdadır. Gerek protein ihtiyacı açısından, gerek vücudun bazı fonksiyonel durumlarını ayakta tutması bakımından, gerekse bağışıklık sistemini güçlendirme açısından bebek daha baştan mutlaka anne sütüyle beslenmeli” değerlendirmesinde bulundu.

Süt yemeklerle beraber alındığında kansızlık yapabilir

“Her yaşta süt alınmalı, her gün alınmalı” diyen Coşkun, şöyle devam etti:

“Süt, mümkünse yemeklerden ya bir-iki saat önce ya da sonra alınmalı. Süt, yemeklerle beraber alındığında bazı ağır metalleri bağlayabileceği için demiri de bağlar. Bu süreçte kansızlık belirtisi çıkabilir. O açıdan yemeklerden önce ya da sonra alınması tavsiye olunur büyük yaşlardakilere. Bireylerin tüketmiş olduğu her gıdanın vücut için ayrı yeri ve önemi var. Süt sütle ya da başka bir gıda maddesi, aynı gıda maddeleri ile yan yana tüketilmemeli. Bunların her birinin önemi farklıdır. Bunun için gerekli tüm gıdalar aşırıya kaçmadan vücudun ihtiyacı kadar tüketilmeli.”

Yoğurdun sindirilme oranı sütten daha yüksek

Coşkun, sütteki yararlı maddelerin yoğurtta da bulunduğuna dikkati çekerek, ülkede üretilen sütün yüzde 90′ının inek sütünden oluştuğunu aktardı.

“Yoğurtta bulunan iki bakteri sütteki şekeri parçalar ve laktik aside dönüştürür” diyen Coşkun, “Daha sonra ‘yoğurt taşması’ dediğimiz hadise ortaya çıkar. Bununla beraber yoğurtta laktoz bulunmaz. Laktozu parçalayan enzim sitemi olmayan insanlar, tüketimde herhangi sıkıntı yaşamaz. Bazı insanlarda laktozu parçalayan enzim sistemi bağırsaklarında yoksa ‘laktoz intolerans’ gibi rahatsızlığa yol açabilir. Yoğurt tüketimiyle böyle risk kesinlikle taşınmaz. Süte göre yoğurdun sindirilme oranı daha yüksektir” ifadesini kullandı.

Yoğurdun sürekli tüketilmesi halinde bağırsak sistemindeki laktik asit bakterilerinin etkisinin daha fazla olacağına işaret eden Coşkun, böylelikle patojen gelişiminin önlenmiş olacağını vurguladı.

Coşkun, yoğurt tüketiminin kalsiyum ve kemik gelişimi açısından önemli faydaları olduğunu kaydederek, “Dünyanın farklı bölgelerinde yapılan çalışmalarda yoğurdu sürekli tüketen insanların ömürlerinin çok daha uzun olduğuna ilişkin bulgular var. Bunun yoğurtla ilişkilendirilmesi, son yüz yılda insanoğlunun çok önemli bir bulgusu. Her gün tüketilen bir kase yoğurt insan ömrünü uzatır” dedi.

kaynak:.kadinvekadin

Toplam Okunma: 62 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 19.10.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı, SAĞLIKLI YAŞAM

Çocuklarda Öğle Uykusunun Önemi..

Perşembe, Şubat 13, 2014 15:21 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Çocuklarda Öğle Uykusunun Önemi..
Çocuklarda Öğle Uykusunun Önemi.. 5/5 (100%) 1 Oy

Yeni yapılan bir araştırmaya göre öğle uykusu, 3-5 yaş grubundaki çocukların okul öncesi dersleri daha iyi hatırlamasını sağlıyor.

Çocuğunuzun sağlıklı büyümesi için temel ihtiyaçlarından biri olan uyku ihtiyacını karşılamanız çok önemli.

Bebeklik döneminde uykuya önem verirken iki yaşından sonra çocukların öğle uykusu ihmal edilebiliyor. Özellikle anaokullarında çocukların uyku saatinin olmaması olumlu bir durum gibi algılanıyor. Anaokullarının çoğu ailelerin çocuğum uyumasın taleplerinden ve ayrı bir uyku odası ayırmamak için uyku saatini programa dahil etmiyorlar. Oysa çocukların öğle uykusu ihtiyacı, öğle uykusunun beyin gelişimi ve öğrenme süreçlerine olan etkisi yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır.
Öğle uykusunun faydası 2 gün sürüyor

Uzmanlar tarafından yapılan araştırmalar öğle uykusunun okul öncesi çocuklar üzerindeki etkilerini bilimsel olarak ortaya çıkarmıştır. Massachusetts Amherst Üniversitesi’nde yapılan araştırmada öğle uykusunun faydasının aynı gün ve ertesi gün hissedildiğini ve uykunun hafızanın güçlenmesi ve erken yaştaki öğrenim açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Araştırma sonucunda çocuklara öğle yemeği sonrası bir saat uyuma fırsatı verildiğinde;

- Uyumadıkları günlere kıyasla görsel-uzamsal beceri bakımından daha iyi performans sergiledikleri,
- Uyku sonrasında çocukların %10 daha fazla bilgi hatırladığı,
- Uyku sırasında çocukların, beynin öğrenme ve yeni bilgi edinmeye ilişkin bölgelerinde faaliyet artışı gözlendiğini ortaya çıkardılar.
Günde 11-13 saat uykuya ihtiyaç duyarlar

İngiltere’deki Royal College Pediatri ve Çocuk Sağlığı bölümünden Dr Robert Scott-Jupp küçük çocukların beyinlerine dinlenme ve bir sonraki güne hazırlanmasına olanak tanıma açısından günde 11-13 saat uykuya ihtiyaçları olduğunu ve (daha fazla…)

Toplam Okunma: 55 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 14.10.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı

Çocuğu Ergenlik Döneminde Olan Ailelere Önemli Tavsiyeler..

Salı, Şubat 4, 2014 16:45 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Çocuğu Ergenlik Döneminde Olan Ailelere Önemli Tavsiyeler..
Çocuğu Ergenlik Döneminde Olan Ailelere Önemli Tavsiyeler.. 4.7/5 (94%) 7 Oy

Söylenilenleri yapan çocukların yerini söz dinlemeyen, asi ergenlerin aldığını düşünen anne-baba paniğe kapılabilir.

04 Şubat 2014 Salı
Ebeveynler, çocuklarının yaşadığı bu dönemin normal olduğunu bilirse daha sakin ve huzurlu hareket edebilir. Ergenlerin yaş özelliklerini bilmek anne-baba için ne yapılması gerektiği sorusuna da daha kolay cevap vermesini sağlar.

Ergenlik dönemi, birçok aile için sıkıntılıdır. Çocukların, ebeveynin her söylediğini yaptığı, onlara şartsız bağlı kaldığı, söz dinlediği çocukluk dönemi sona ermiştir. Onlar, artık, bağımsızlık ve özgürlük için taleplerde bulunmaya başlamıştır. Son derece doğal olan bu süreç, yanlış yaklaşımlarla hem aile hem de ergen için kâbusa dönüşebiliyor. Aile içi çatışmalar, intiharlar, evden kaçmalar, kötü alışkanlıklar en çok bu dönemde ortaya çıkıyor. Oysaki ergenin hangi yaşta nasıl bir değişim ve ruh hali içerisinde olduğunu bilmek, bu dönemin sorunsuz atlatılmasını sağlıyor. Npistanbul Etiler Polikliniği’nden ergen psikologu Orhan Gümüşel, gencin yaşadığı fiziksel ve duygusal değişimin bilinmesi durumunda hem ebeveyn hem de ergen için bu dönemin sakin ve huzurlu bir biçimde geçeceğini söylüyor.

Psikolog Orhan Gümüşel’e göre ergen geçirdiği fiziksel değişim ve kimlik sorgulamalarıyla baş etmeye çalışırken, bir yandan da hormonal değişikliklere bağlı olarak, kimsenin, özellikle de anne-babanın kendisini anlamadığını düşünür. Gümüşel, “Ergen, ailenin yönlendirmeleri ve uyarılarına karşılık olarak tepkisel davranışlar gösterir. Öfkelidir, sürekli tutum değiştirir, aynı olaya farklı tepki verebilir, çabuk değişir. Aile de bu tepkileri karşı gelme, söz dinlememe olarak algılar ve çatışmalar başlar. Oysaki ebeveyn, öncelikle ‘Çocuğum değişiyor’ düşüncesi yerine ‘çocuğum büyüyor ve gelişiyor’ fikrini benimsemeli.” diyor.

Gümüşel, anne-babanın, ergenin ayrı birer kişilik olduğunu kabul etmesi ve kendi kimliklerini ortaya koymasına izin vermesi gerektiğini ifade ediyor. Gümüşel’e göre ebeveyn, ergenin hangi yaşta nasıl bir davranış sergileyeceğini bilirse bu zor süreçte sorunlar azalacaktır. Çünkü gencin erken ergenlik (12-14) aşamasındaki tutumu ile 18-21 yaşları arasındaki geç ergenlik dönemindeki davranışları aynı değildir.
Ergen hangi yaşta nasıl davranır?

11-13 yaş: Ergen, eski arkadaşlarından ayrılır, önceden zevk aldığı bazı faaliyetleri terk eder, söz dinlemez. Kızlarda hareketsizlik, huzursuzluk ve kararsızlık göze çarpar. Hiçbir şeyi beğenmezler, pasif ve tembeldirler. Erkek çocuklar ise kızların tersine, oyun faaliyetlerinde aşırı derecede kuvvet ve enerji sarf ederler. Ama bazen kız çocuklarında da erkek çocukların özelliğine benzer davranışlara rastlanır. 11-14 yaş arasında özellikle kızlar birbirlerine aşırı bağlıdır. Arkadaşlarına uyarlar, arkadaşının yediğinin, giydiğinin aynısını yemek ve giymek ister. Erkeklerde ise liderlik,spor faaliyetlerindeki üstünlükle ölçülür.

14 yaş: 13 yaşında iken kendilerinde hâkim olan durgunluk ve ürkeklikten sıyrılarak, dışa dönük bir özellik gösterirler. Aile içinde gülerek, konuşarak aktif faaliyette bulunurlar, pek çok şeyi eleştirirler. Ebeveyn, ergenden istediklerinin onun yararına olduğunu hissettirmeli. 14 yaş ergeni mutluluk psikolojisi içindedir ve kendine güvenir. Gencin yeni oluşan bu güven duygusu içinde olduğu bilinerek ona göre yaklaşılmalı, sorularına sorularla cevap vererek doğruyu bulması sağlanmalıdır.

15 yaş: Karmaşık bir dönemdir. Kendisini anlamak isterken başkalarının da kendisini anlamasını bekler. 15 yaş genci giderek donuklaşmakta, 14 yaşın tersine pek çok şeye kayıtsız tavırlar sergilemektedir. Ancak grup içi ilişkilerden hoşlanır, değişik konu ve tartışmalarda kendisini göstermek onu mutlu eder. Ergen, ebeveyn ve diğer büyüklerden kopma durumundadır. Aile toplantılarına, ailece düzenlenen piknik ve gezintilere katılmayı istemez. Bir yerlere zorunlu gidiyorsa da ‘bunlarla beraber değilim’ dercesine geriden yürür. Bu kopuşlar, kendi bağımsızlığı ve kişiliğini bulma yolunda atılan (daha fazla…)

Toplam Okunma: 165 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 18.10.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı