SanalAlemci ‘SAĞLIKLI YAŞAM’ Kategorisi
Ramazanda uyku düzeni nasıl sağlanır?
Salı, Ağustos 9, 2011 9:27 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?Ramazanda uyku düzeni nasıl sağlanır?
Ramazan’da sahura kalkıldığı için uyku problemleri ortaya çıkabiliyor. Güne dinç başlamak için sahurdan sonra mutlaka en az iki saat uyuyun. Ama daha fazla uyku, günlük iş performansınızı düşürür.
Ramazan’da tüketilen besinler ve içecekler de uyku düzeni üzerinde etkili. Gün içinde dinç olabilmek için iftarda ve sahurda bolca çay ve kahve tüketen kişilerde sinirlilik, endişe ve hırçınlık gibi şikâyetler ortaya çıkıyor.
Bir beyin fonksiyonu olan uyku, her sağlıklı kişinin yaşadığı periyodik bir eylemdir. İnsan hayatının 1/3′i uyuyarak geçer. Uyku süresi, sağlıklı kişilerde farklılıklar gösterir ve 4-11 saat arasında değişir. Bu süreyi genetik özellikler belirler. Türkiye’de yapılan çalışmalara göre insanların % 75′i 7-8 saat uyuyor. Uykuya dalma ve uyanma saatleri de kişiye özgü durumlar…
Uyku düzeni bozukluğu hırçınlık yapıyor
Ramazan’da uykunun zamanlaması ve süresi değişiklik gösterdiği için bu ayda uyku sorunları daha çok görülüyor. Sahur ve iftar saatleri yemek zamanlarını değiştirmesinin yanı sıra uyku düzenlerini de etkiliyor. Ramazan ayında kişilerin uykuya dalma süreleri uzuyor ve toplam uyku süresi azalıyor. Bu değişiklikler, kişinin sabahları yorgun ve dinlenmemiş olarak uyanmasına sebep olabiliyor. Dolayısıyla da gün içerisinde uyuklamalar, dikkat ve konsantrasyon bozuklukları gibi sorunlar meydana geliyor. Ramazan’da uyku düzeni bozulan kişilerde sinirlilik, endişe ve hırçınlık gibi şikâyetler de olabiliyor.
Çay ve kahve tüketimi uyku düzenini bozuyor
İftar ve sahurda tıka basa yemek yemek, uyku düzenini etkileyen bir başka faktör. Sigara içen, “Gündüz daha dinç tutar” düşüncesiyle yoğun bir şekilde kahve ve çay tüketen kişilerde de uyku bozuklukları ortaya çıkıyor. Bu nedenle sigara, çay ve kahveyi mümkün olduğunca az tüketin, adaçayı, ıhlamur, rezene gibi bitki çaylarına ağırlık verin. Uyku bozukluklarını ve onun yol açtığı yakınmaları en az düzeye indirmek için:
• Toplam uyku süresini Ramazan öncesinde olduğu gibi tutmaya çalışın.
• Sahurdan sonra uykuya dalma süresinin iki saati geçmemesine özen gösterin. Çünkü sahurdan sonra en az iki saat uyuyacağınız sağlıklı uyku, o günü dinç ve enerjik geçirmenize yardımcı olur.
• İftar ve sahurda hızlı yemek yemekten kaçının.
• Yeterli miktarda su için.
• Şişkinlik ve gaz yapıcı gıdalardan kaçının.
• Mümkün olduğu kadar ağır, yağlı, acılı ve baharatlı yemekler tüketmeyin.
• İftar sonrası hafif egzersiz ve yürüyüşler yapın. Uyku öncesi olabildiğince sakin kalmaya çalışın. Heyecan ve sıkıntı verici televizyon programlarını izlemeyin, gazete haberlerini okumamaya çalışın. Hararetli konuşma ve tartışmalar yapmayın.
• Uyku süresinin azalmasının ve uyku düzeninin bozulmasının, günlük fonksiyonları etkileyebileceğini unutmayın. Bu nedenle tehlike oluşturabilecek araç-gereçle çalıştığınız bir işiniz varsa uykunuza daha çok özen gösterin. Akşama doğru yorgunluk, sinirlilik, dikkatsizlik ve unutkanlık hissediyorsanız, bunların uyku bozukluğu ve açlığın yol açtığı sorunlar olduğunu hatırlayın. Mümkünse kısa sürelerle vücudunuzu ve zihninizi dinlendirmeye çalışın. * Memorial Şişli Hastanesi Nöroloji Bölümü’nde Uzman Doktor.
Kaynak: Zaman
21 Görüntülenme
Sıcak havalarda rahat uyumak için bazı öneriler..
Salı, Temmuz 26, 2011 9:45 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?Sıcak ve rutubetli gecelerde rahat uyumak için alınabilecek önlemler
Isınan havalarla birlikte kaliteli uyku uyumak daha da zorlaşıyor. İşte sıcak havalarda rahat uyumak için için birkaç öneri;

Stresten kaçın:
Gece yatarken, ertesi gün yapılacak işleri düşünmeyin. Sorunlarınız olsa bile bunları gece fazla kurcalamayın.
Sigara, çay ve kahve:
Spor yapın (ama yatmadan iki saat önce değil). Dengeli beslenin. Sigarayı bırakın. Çay ve kahveyi azaltın.
Kafeinli içecek aldıysanız:
Eğer gün içinde çok kafeinli içecek aldıysanız, ekmek ya da kraker gibi karbonhidratlı besinler alarak kafeinin etkilerini azaltın.
Gürültü:
Sokak gürültüsünü engellemek, sesli cihazları yatak odasından çıkarmak, çare olabilir.
Işık ve elektrikli cihazlar:
Yatmadan hepsini kapatın, perdeleri çekin. Işık uykuya mani olur. Elektronik cihazlar, hatta gece lambası dahi sıcaklığı arttırır.
Büyük yatak:
Uzmanlara göre yatak en az 180×240 cm boyutlarında olmalı.
Alkollü içkiler:
Yatmaya yakın alkollü içkiden kaçının.
Yalıtım yaptırın:
Isı yalıtımlı mekânlar kışın sıcak, yazınsa serin olur. Yalıtımla soğutma cihazlarının harcadığı enerji de yüzde 50 azalıyor.
Klima edinin:
Uygun büyüklük ve güçte klima satın alın. Klimayı dış ortamdaki sıcaklığın en fazla 5-6 derece altına göre ayarlayın.
Cep telefonu:
Fransa’da yapılan bir araştırmaya göre yatak odasında cep telefonu çalması, kaliteli uykudan ortalama 50 dakika çalıyor.
Fazla yemeyin:
Aşırı yağlı ve şekerli yiyecekler uyutmaz. Sıcak havada hafif yiyecekler yiyin ve yemek ile uyku arasına en az üç saat koyun.
Mide yanması:
Ayrıca fasulye, brokoli, karnabahar, Brüksel lahanası gibi gaz yapan sebzelerden ve mide yanması yapabilecek baharatlardan da akşamları kesinlikle uzak durulması gerekiyor.
Ilık süt:
Serotonin, tripofan ve melatonin yönünden zengin bazı besinler uyumanıza yardımcı olur; ılık süt bunların başında gelir.
Uyku getiren diğer besinler:
Ayrıca ton ve kalkan balığı, enginar, badem, yumurta, şeftali, ceviz, kayısı, kuşkonmaz, keten tohumu, yulaf, patates ve muz da uyku getiren diğer besinlerdir.
Su gibisi yok:
Terleme, su ve elektrolit kaybına yol açar. Sıcakta serinlemek için bol su için. Günlük ihtiyaç 1.5 litre.
Duş alın:
Yatmadan önce (en fazla 37 derecede) alınacak ılık bir duş uyumaya yardım eder. Duştan sonra saçınızı ıslak bırakmak da faydalı olacatır.
Buzlu çarşaf:
Nevresim takımlarını derin dondurucuda bekletin ve yatmadan önce serin.
Yastık:
Yatağa yattığınızda boynunuzu da destekleyen bir yastık kullanın. Mümkünse elinizin ve kolunuzun üzerine yatarak uyumayın. Yüzüstü baş yana dönmüş uyumaktan da kaçının.
Uyku saatleri:
Uyku saatlerimizi ve süresini bilmek ve bunlara uygun saatlerde yatıp kalkmak, sağlıklı bir uykunun ilk şartıdır.
Yatak odanızı oturma odası gibi kullanmayın:
Bazılarımızın yatakta yemek yeme, televizyon seyretme gibi alışkanlıkları vardır. Ancak, yatak sadece uyumak için kullanılmalıdır. Yatmadan önce zihni yormayan kitaplar okunabilir.
Gündüz uyumayın:
Gündüzleri uyumayınız. Ve ne kadar uyursanız uyuyun sabahları belirli bir saatte kalkma alışkanlığı edinin.
Uykunuz gelmeden yatmayın:
Uykunuz gelmeden asla yatağa gitmeyiniz. Uyuyamadıkça insan hepten çileden çıkar.
Sıcak ve rutubetli gecelerde rahat uyumak için alınabilecek önlemler
Uyku Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sabri Derman, klimanın bu önlemlerden biri olduğunu söylüyor. Dr. Derman’a göre genel kanının aksine, dikkatli kullanılan klimalar hastalıklara yol açmıyor ve konfor düzeyini önemli ölçüde artırıyor.
Derman, sıcak ve rutubetli gecelerde rahat uyumak için alınabilecek önlemleri şöyle özetliyor:
• Her şeyden önce mümkün olduğunca havadar yerde uyumamız gereklidir.
• Sıcağa hassas kimselerin yatak odalarında klima kullanmayı değerlendirmeleri yerinde olur. Dikkatli kullanılan klimalar hastalıklara yol açmaz ama konfor düzeyini önemli ölçüde artırabilir. Filtrelerin sık temizlenmesi veya değiştirilmesi, ısının 24-25 derece aralığında kalması, nem oranının çok düşürülmemesine dikkat edilmelidir.
• Özellikle yaşlıların, kalp, tansiyon, ciğer hastalıkları olanların, kilolu kişilerin vücutlarını tam destekleyen, vücudun ağırlık noktalarına özel destek sağlayan rahat şiltelerde ve yastıklarla yatmaları uyku kalitesini artıracaktır.
• İnsanların en az giysileri, ayakkabıları kadar kullandıkları yatakları ve yastıkları da dikkatle seçmeleri gerekir: Boyunlarımızın doğal eğriliğini destekleyen ama çenemizin öne doğru bükülmesine neden olmayan yastıklarda yatmak yerinde olur. Kemik, kas ve eklem hastalığı olanların ortopedik yataklar kullanması gerekir. Eşi rahatsız uyuyanların iki kişilik tek yatakta değil, yan yana tek kişilik iki yatakta yatmaları, “eş durumundan uyku sorunlarını” önemli ölçüde azaltabilir.
KALICI UYKU SORUNLARINA YOL AÇABİLİR
• Çarşaf, yastık kılıfı ve pikelerin pamuklu olması şarttır. Özellikle yastıkların dolgu maddelerinin hava akımına izin veren doğal veya bu iş için özel üretilmiş sentetik maddelerden olmasına dikkat edilmelidir.
• Yaz aylarında gece yenen yemeklere dikkat etmekte yarar var. Her şeyden önce son öğün ile yatma saati arasına en az 3 saat koymak, midenin boşalmasına ve yatınca solunum ve kalp üstünde basınç olmasını azaltmak açısından gereklidir.
• Akşam yemeklerinde yağlı, kızartmalı, baharatlı/acılı/ekşili yemeklerden özellikle kaçınmak lazım. Her zaman olduğu gibi alkol, kahve başta olmak üzere bütün kafeinli içecekler (kolalar ve enerji içecekleri dahil) uykuya dalmayı güçleştirecek veya kalitesini bozacaktır. Az miktarda alkol insanı gevşeterek uyumasını kolaylaştırabilirse de fazlası mutlaka uyku kalitesini bozar, sabah “akşamdan kalma” duygusu da yeni güne geç ve güç başlamaya neden olur. Ayrıca, daha sık tuvalete kalkmak ihtiyacı ilave bir faktör olarak uykuyu böler. Alkol ve çay-kahve akşam saatlerinde alınınca gece uykusunu mutlaka olumsuz etkiler.
• Yaz aylarında uyku saatlerinin sürekli bozulması, yaz sonunda kalıcı uyku döngüsü bozukluklarını tetikleyebilir.
KISA UYKU SORGUSU
Aşağıdaki sorulardan herhangi birine “evet” yanıtı verenlerin bir uyku bozuklukları uzmanından yardım alması gerekebilir:
- Sık sık geceleri uykuya dalmakta ve uykuyu sürdürmekte zorluk çekiyor musunuz?
- Kaç saat uyursanız uyuyun, sabah uyandığınızda kendinizi hala yorgun hisseder misiniz? İşe veya okula geç kalma probleminiz var mı?
- Sosyal açıdan uygun ve istediğiniz saatlerde uyuyup uyanabiliyor musunuz? Sık sık boğulma hissiyle, kâbuslarla veya korkuyla çığlık atarak uyandığınız olur mu?
- Çevrenizdeki insanlar tarafından horladığınız veya uykuda nefes almakta güçlük çektiğinize ilişkin gözlemler var mı?
- Gün içinde ani ve engellenemez uyku bastırması olur mu? Direksiyon başında hiç bir an için olsa bile uykuya daldınız mı?
- Gece yatmadan önce bacaklarınızda rahatsızlık, huzursuzluk, ağrı, karıncalanma vs gibi nahoş hisler oluşur mu? Bacaklarınızı istem dışı hareket ettirdiğiniz olur mu?
25 Görüntülenme
Gazlı İçeceklerin Zararları!
Salı, Temmuz 19, 2011 11:53 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?Bir yudum gazlı içeceğin vücuda ettikleri..

Gazlı içeceklerin vücudu nasıl etkilediğine inanamayacaksınız.
Astım
Gazlı içeceklerde bulunan sodyum benzoat maddesi, hazır gıda sektöründe koruyucu antimikrobiyal madde olarak kullanılan ve ürünün raf ömrünü uzatan kimyasal bir tuzdur. Bu madde potasyumun kullanabilirliğini düşürür. Araştırmalara göre vücudun sodyum benzoata gösterdiği reaksiyonlar egzama, astım ve kurdeşene neden olabilir.
Diş rahatsızlıkları
Gazlı içeceklerde bulunan asit ve şeker, diş minelerini zedeler. Oluşan diş çürükleri sinirlere, diş köküne veya dişin alt kısmında bulunan bölgeye ulaştığı zaman, dişözü dokusunun ölümüne sebep olabilir. Bu rahatsızlık, hemen tedavi edilmediği takdirde diş ve diş eti apsesine yol açar.
Kalp rahatsızlıkları
Gazlı içecekler, birçok sağlık sorununa yol açan ve son zamanlarda yapılan ciddi araştırmalara konu olan yüksek dozda fruktozlu mısır şurubu içerir. Bu madde, aynı zamanda kalp hastalıkları ve diyabete sebep olan metabolik rahatsızlık risklerini yükseltir.
Böbrek rahatsızlıkları
Gazlı içecekler, uzun vadede böbrek taşına ve diğer böbrek rahatsızlıklarına yol açabilen yüksek miktarda fosforik asit içerir.
Üreme rahatsızlıkları
Gazlı içecek kutuları içeriğinde bol miktarda BPA maddesi bulunduran bir çeşit reçineyle kaplıdır. Bu madde aynı zamanda plastik şişelerde ve biberonlarda bol miktarda bulunan, iç salgı bezlerine zarar veren kanser yapıcı bir kimyasaldır. Erken ergenlik veüretim sistemi rahatsızlıklarına yol açar.
Aşırı şeker yüklemesi
Gazlı içecek tükettikten 20 dakika sonra kandaki şeker oranı yükselir
ve buna bağlı olarak insülin patlaması gerçekleşir. Artan hormon seviyesiyle karaciğer, vücutta bulunan şekeri hızlı bir şekilde yağa dönüştürür.
40 dakika sonra kafein hazmı tamamlanır. Gözbebekleri büyümeye başlar, kan basıncı yükselir ve buna bağlı olarak karaciğer, dolaşım sistemine daha fazla şeker pompalar. Beyinde bulunan adenozin alıcıları tıkanır ve vücuttaki rehavet hali ortadan kalkar.
Gazlı içecek tükettikten 45 dakika sonra vücut dopamin üretimini artırır. Bu kimyasaldaki artış, beyinde bulunan ve zevk duygusunu üreten sinir ağını uyarır.
Osteoporoz
Gazlı içecekler fosforik asit ve yüksek oranda fosfat içerir. Bu maddeler, uzun vadede osteoporoz riskini yükseltir ve kemik kırılmalarına yol açar. Fosfor idrarla dışarı atıldığı zaman, kemikleri onaran ve vücudun geri kalanı için önem arz eden kalsiyum maddesini de kendisiyle birlikte götürür.
Obezite
Gazlı içecek tüketimi ve vücut ağırlığı arasındaki ilişkinin çok yüksek olduğu biliniyor. Yapılan araştırmalara göre tüketilen her gazlı içecek,
obezite olma riskini 1.6 kere artırmakta.
Kalp damar rahatsızlıklarının yüzde 70’i obeziteye bağlı.
Meme ve bağırsak kanseri tanısı konan hastaların yüzde 42’si obeziteden mustarip.
Safrakesesi ameliyatlarının yüzde 30’u obeziteden kaynaklanıyor.
Diyabet
Daha fazla gazlı içecek tüketen kimselerin tip 2 diyabete yakalanma riski yüzde 80 daha yüksek.
mynet
24 Görüntülenme
Karabasan Nedir?
Pazartesi, Haziran 20, 2011 4:39 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?Karabasan Nedir?
Bir nevi kâbustur. Hayatımızın her evresinde her insan, karabasan kâbusunu mutlaka yaşar. Karabasan esnasında insanın üzerinde tarifsiz bir ağırlık hissedilir. Nefes almak zorlaşır, kişi bağırmak, seslenmek ister ancak bunu yapamaz. Ellerini ve ayaklarını oynatamaz.

Uyku felcidir. İnsanlar rüya gördükleri REM uykusu sırasında, göz ve solunum kasları dışında tamamen fizyolojik bir felç durumundadırlar. Hiçbir kasları çalışmaz.
Böyle olmasaydı, biz rüyalarımızı oynar hale gelirdik. Rüyamızda ne yapıyorsak, yatakta da onu yapmaya başlardık. Bazen rüyadan uyandığımızda beynimiz uyanık ve etrafın farkında olduğumuz halde, hareket edemez, ses çıkaramaz ve göğsümüzün üzerinde bir ağırlık varmış gibi hissederiz.
Bunu herkes hayatının bir döneminde en az bir kez yaşamıştır. Korku verici bir durumdur. Ama saniyeler içinde kendiliğinden düzelir. Karabasanın olma nedeni; uykudan uyanmamıza rağmen REM uykusundaki fizyolojik felç halinin, uyanır uyanmaz çözülmemesine bağlıdır.
Alıntıdır
Karabasan İçin Okunacak Dualar İçin Tıklayınız
124 Görüntülenme
Su Çiçeği Hastalığı ve Korunma Yolları !
Cumartesi, Haziran 11, 2011 6:13 5 YorumBULAŞICI ÇOCUK HASTALIĞI ”SU ÇİÇEĞİ” HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLER..
Suçiçeğine ”Varisella zoster” adı verilen bir virüs neden olmaktadır. 
Suçiçeği nasıl yayılır?
Suçiçeği kişiden kişiye direkt temas veya öksürme veya hapşırma ile havaya dağılan virüsün solunum yoluyla alınması ile bulaşır. Suçiçeği çok bulaşıcıdır. Suçiçeği geçiren kişilerin döküntüleri veya zona döküntüleri ile direkt temas yoluyla da bulaşır.
Suçiçeği virüsünü aldıktan sonra hastalığın belirtileri ne kadar süre sonra ortaya çıkar?
Suçiçeğinin kuluçka dönemi 10-21 gündür (genellikle ortalama 14-16 gündür).



Suçiçeğinin belirtileri nelerdir?
Suçiçeğinin en sık görülen belirtileri döküntü, ateş, öksürük, baş ağrısı ve iştahsızlıktır. Döküntü başlangıçta kafa derisi ve vücutta başlar ve yüze, kollara ve bacaklara yayılır. Döküntü genellikle 200-500 döküntü arasındadır ve kaşıntılıdır. Hastalık yaklaşık 5-10 gün sürer.
Suçiçeği ne kadar ciddi bir hastalıktır?
Suçiçeği vakalarının çoğu hafiftir ancak bu hastalığa bağlı ölüm oluşabilir. Suçiçeği aşısı geliştirilmeden önce Amerika’da her yıl yaklaşık 100 kişi hayatını kaybetmekteydi. Bu kişilerin çoğu daha önce herhangi bir hastalığı olmayan kişilerdi. Suçiçeği aynı zamanda her yıl yaklaşık 11.000 hastaneye yatışa da neden olmaktadır.
Su çiçeğini hafif geçiren çocuklar bile huzursuzdur ve en azından bir hafta veya daha uzun bir süre okula veya kreşe gidemezler.
Suçiçeğinin muhtemel komplikasyonları nelerdir?
Suçiçeğine bağlı olarak en sık görülen komplikasyon cilt veya kemikler, akciğerler, eklemler ve kan gibi diğer bölgelerde görülen ikincil enfeksiyonlardır (suçiçeği virüsü dışında bir etken, genellikle bir bakteri, ile gelişen enfeksiyon). Suçiçeği virüsü zatürre veya beyin enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Bu komplikasyonlar nadir ancak ciddidir. Komplikasyonlar küçük bebekler, erişkinler ve bağışıklık sistemi yetersizliği olan kişilerde daha sıktır.
Suçiçeği geçiren bir kişi ne kadar süreyle hastalığı bulaştırabilir?
Suçiçeği geçiren kişiler döküntüler başlamadan bir-iki gün öncesinden başlayarak, tüm döküntüler kuruyup kabuklanıncaya kadar hastalığı bulaştırabilirler (genellikle 6-8 gün).
Suçiçeğinin tedavisi var mıdır? 
Daha önce herhangi bir hastalığı olmayan ve suçiçeği geçiren çocukların büyük kısmı yatak istirahati, sıvı takviyesi ve ateş kontrolü ile tedavi edilirler. Suçiçeği geçiren çocuklara kesinlikle aspirin verilmemelidir (Reye sendromu riski nedeniyle)! Çocuğunuza ateş düşürücü olarak hangi ilacı kullanmanız gerektiğini doktorunuza danışınız.
Ciddi suçiçeği vakalarında hastanın yaşı, sağlık durumu, hastalığın ciddiyeti ve tedavinin zamanlamasına bağlı olarak antiviral ilaçlar kullanılabilir.
Suçiçeği birden fazla kez geçirilebilir mi?
Suçiçeği geçiren insanların çoğu hastalığa karşı bağışıklık kazanır. Bununla birlikte ikinci kez suçiçeği geçirilebilir. Ancak bu çok sık görülen bir tablo değildir.
Çocuğumun suçiçeği virüsü ile karşılaştığını düşünüyorum, ne yapmalıyım?
Eğer çocuğunuz daha önce suçiçeği geçirdiyse veya aşılandıysa herhangi bir şey yapmanıza gerek yoktur. Ancak çocuğunuz hastalığı geçirmediyse ve aşısızsa virüsle karşılaşmadan sonra en kısa sürede suçiçeği aşısı ile aşılanması önerilmektedir (Suçiçeği virüsü ile karşılaşma sonrasındaki ilk 3 gün, ya da en fazla 5 gün içinde). Eğer virüsle karşılaşma sonrası belirtilen süreler içinde suçiçeği aşısı uygulanırsa hastalığı önleyebilir ya da hafif geçirilmesini sağlayabilir. Çocuğunuz virüsü o anda almamış bile olsa daha sonraki karşılaşmalarında çocuğu koruyacaktır.
Suçiçeği ile zona’nın ilişkisi nedir?

Hem suçiçeği hem de zona aynı virüs ile meydana getirilen hastalıklardır. Bir kişi suçiçeği geçirdikten ve iyileştikten sonra suçiçeği virüsü vücutta uykuda kalır. Suçiçeği geçiren kişilerin yaklaşık %10-20’sinde daha sonra zona (herpes zoster) olarak yeniden ortaya çıkar. Zona’nın belirtileri belli bir bölgede ağrılı ve kaşıntılı döküntüler ve o bölgede duyu kaybı şeklindedir. Zona vakalarının büyük kısmı 50 yaşın üzerindeki kişilerde görülür ve zona gelişme riski artan yaşla birlikte artar.
Kaynak;webanne
KONU İLE İLGİLİ SESLİ ANLATIMLAR (VİDEOLAR)
SU ÇİÇEĞİ YETİŞKİNLERDE GÖRÜLÜR MÜ?
SU ÇİÇEĞİ AŞISI HASTALIĞA YAKALANMAYI ENGELLER Mİ?
SU ÇİÇEĞİ SONRASINDA LEKE VEYA İZ KALIR MI?
SU ÇİÇEĞİ HASTALIĞI NASIL TEDAVİ EDİLİR?
SU ÇİÇEĞİ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?
445 Görüntülenme




