Soru-Cevap - SanalAlemci

SanalAlemci ‘Soru-Cevap’ Kategorisi

Gusül ‘Boy Abdesti’ Almak – Gusül Abdesti Nasıl Alınır?

Pazartesi, Ağustos 31, 2009 8:48 1 Yorum
Gusül ‘Boy Abdesti’ Almak – Gusül Abdesti Nasıl Alınır? 4.1/5 (81%) 87 Oy

Gusül abdesti nasıl alınır?-Guslü Gerektiren Haller nelerdir? -Gusül Nasıl Yapılır?-Gusül (Gasl) Ne demektir?-Guslün Farzları nelerdir?-Guslün sünnetleri nelerdir;

Gusül (Boy Abdesti) Hakkında Önemli Bilgiler;

Gasl, yıkamak demektir. Gusül ve iğtisal da, yıkanma anlamını taşır. Din deyiminde gusül: Bütün bedenin yıkanmasıdır, boy abdesti alınmasıdır. Buna taharet-i kübra (büyük temizlik) denir. Böyle bir temizliği gerektiren hal cünüplüktür. Ayrıca kadınların hayız ve nifas kanlarının sona ermesidir. Cünüplük hali ise, aşağıda açıklanacağı üzere, şehvetle meninin atılmasından ve cinsel ilişkiden meydana gelir.

Guslü Gerektiren Haller:

[spoiler]

a. Cünüplük: Cinsî münasebet, ihtilam ve ne şekilde olursa olsun meninin vücut dışına çıkması boy abdestini gerektirir.

b. Hayız ve Nifas (Lohusalık): Hayız ve nifas hali sona erince gusül farz olur.

Şehvetle yerinden ayrılan ve şehvetle dışarıya atılan bir meniden dolayı gusletmek gerekir. Şehvetle yerinden aynlıp, şehvet kesildikten sonra dışarıya atılan meniden dolayı da, İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göre, gusletmek gerekir. Fakat İmam Ebu Yusuf’a göre gusül gerekmez.

Rüyada şehvetle ayrılan bir meninin, şehvet kesildikten sonra dışarıya akıtılmasını sağlamak için tenasül organını tutmak ve sonra dışarıya akıtmakta, misafir ve soğukta bulunanlar için İmam Ebu Yusuf görüşünü seçmekte kolaylık vardır. Bu yönden bu görüşün tercih edilmesini uygun görenler vardır. Bakmak ve dokunmak suretiyle şehvetle gelen meniden dolayı da gusletmek gerekir.

Cinsel ilişki halinde sünnet yerinin veya o kadar bir kısmın duhulü ile, buluğ çağına ermiş erkek ve kadının gusletmeleri gerekir. Meninin gelip gelmemesine bakılmaz. Bunlardan yalnız biri buluğ çağına ermiş ise sadece ona gusül gerekir, diğerine gerekmez. Ancak buluğ çağına yaklaşmış bir devrede ise, yıkanmadan namaz kılmasına izin verilmez. Namaza devam için taharette tedbirli olmak lazımdır. Bu ve buna benzer hangi haller olursa olsun ihtiyat olan yol gusletmek suretiyle şüpheli hallerden sakınmaktır.

Uykudan uyanan kimse, yatağında, çamaşırında veya bedeninde bir yaşlık görünce bakılır: Eğer rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Yaşlığın meni olup olmamasında şüpheye düşmesi bir önem taşımaz. Ancak ihtilam olduğunu hatırlamadığı takdirde, yaşlığın mahiyetinin ne olduğu üzerinde durulmaz ve gusül gerekmez. Çünkü akıntının şehvetle geldiği bilinmemektedir. Bu mesele İmam Ebû Yusuf’a göredir, İmamı Azam ile İmam Muhammed’e göre, gelen akıntının mezi olduğunu anlıyorsa, gusl etmesi gerekmez. Fakat meni olduğunu biliyor veya şübheye kapılıyorsa, gusletmesi gerekir. İhtiyata uygun olan da budur. Onun için fetva buna göredir.

Yatağından uyanıp kalkan kimse, ihtilam olduğunu hatırladığı halde, tenasül organında bir yaşlık görse gusletmesi gerekir. Ayakta veya oturduğu yerde uyuyan kimse, uyanıp da bu organında bir yaşlık görse, bakılır: Eğer bu yaşlığın meni olduğuna kanaati varsa veya uyumadan önce bu organı hareketsiz bir halde idi ise, gusletmesi gerekir. Fakat böyle bir kanaati yoksa ve tenasül organı da önceden uyanık durumda idi ise, gusletmesi gerekmez. Bulunan yaşlığın mezi olduğuna hükmedilir. Çünkü organın uyanık olması, mezinin çıkmasına sebeb olur.

Sarhoş veya bayılmış olan bir kimse uykusundan uyanıp da, kendisinde meni bulacak olsa, gusletmesi gerekir. Mezi bulacak olsa yıkanması gerekmez.

İdrarını yaparken, tenasül organı uyanık olduğu halde meni gelse, yıkanması gerekir. Organ uyanık olmayınca; gusletmek gerekmez, çünkü uyanıklık şehvetin bulunmasına delildir.

Bir erkek veya bir kadın rüyada ihtilam olsa da, meni dışarıya çıkmış olmasa, yıkanmak gerekmez. İmam Muhammed’e göre, böyle bir kadının ihtiyat olarak yıkanması gerekir. Çünkü kadından çıkacak bir sıvının yine ona dönmesi ihtimali vardır.

İhtilam olan veya cinsel ilişkide bulunan bir kimse, idrarını yapmadan veya çokça yürümeden veya yatıp uyumadan yıkansa da, sonra kendisinden meninin arta kalan kısmı çıkacak olsa, ikinci kez yıkanması gerekir. Fakat idrarını yaptıktan veya epeyce yürüdükten veya uyuduktan sonra şehvetsiz olarak gelecek meni guslü gerektirmez. Çünkü bu durumda o meni, yerinden, şehvet olmaksızın ayrılmış bulunur. Yine bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi çıkacak olsa, tekrar gusletmesi gerekmez.

Bir yatakta yatıp uyuyan iki kimse, uyandıkları zaman ihtilam olduklarını hatırlamayarak yatakta meni gibi bir yaşlık görseler veya kurumuş meni görüp de o yatakta kendilerinden önce başka bir kimse yatmış olsa bu durumda meninin kime ait olduğu bilinmese, her ikisinin de ihtiyaten yıkanması gerekir.

Şehvet olmayıp da döğülmeden, ağır bir yük kaldırmadan ve yüksek bir yerden düşmeden dolayı meni gelmesiyle gusül gerekmez.
(İmam Şafî’ye göre bu hallerde de gusül gerekir.)

Yerinden şehvetle ayrılan bir meni, bedenin dışına veya dış hükmünde olan yere çıkmadıkça gusül gerekmez.

Bakire bir kızın bekaretini yok etmemek sureti ile yapılan bir ilişkide meni gelmeyince gusül gerekmez; çünkü bekaret, sünnet yerine kadar duhule engel olmuş demektir.

Cünüplük, hayız veya nefselik (loğusalık) halinde iken, gayrimüslim bir kadın veya gayrimüslim bir erkek ihtida etse, gusletmesi farz olur. Hayız veya nefseliği son bulmuş olsa da, yıkanmamış bulunsa, yine gusül gerekir. Fakat yıkanmış bulunan veya henüz cünüplük, hayız ve nefselik haline düşmemiş olan erkek veya kadın gayrimüslim ihtida etse, yıkanması mendub olur.

Gusül Nasıl Yapılır:

Gusletmek isteyen bir kimse önce besmele okur ve : “Niyet ettim Allah rızası için gusletmeye” diye niyet eder. Elleri bileklere kadar yıkadıktan sonra edep yerlerini temizler. Bundan sonra sağ avucuyla ağzına üç kere su alır ve her defasında ağzını boğazına kadar gargara şeklinde çalkalar. Oruçlu ise boğazına su kaçmamasına dikkat eder. Sağ avucuyla burnuna, genzine kadar üç defa su çeker, her defasında sol eliyle burnunu temizler. Bundan sonra tıpkı namaz abdesti gibi abdest alır.

Abdest aldıktan sonra önce başına, sonra sağ, daha sonra da sol omuza üçer defa su döker ve vücudunu yıkar. Suyu her döküşte elleriyle vücudunu iyice ovuşturur. İğne ucu kadar kuru yer kalmaksızın vücudun her tarafını güzelce yıkar. Gusülde bıyık, saç ve sakal diplerine suyun iyice işlemesi için ovuşturulur. Göbek boşluğu, küpe delikleri dikkat edilerek yıkanır. Böylece gusül abdesti almış oluruz.

Guslün Farzları:

1. Ağza su alıp boğaza kadar çalkalamak.

2. Burna su çekip yıkamak.

3. Bütün vücudu ıslanmayan yer kalmayacak şekilde yıkamak.

Guslün sünnetleri:

1. Gusle niyet etmek.

2. Besmele ile başlamak.

3. Bedenin bir tarafında pislik varsa onu önceden güzelce temizlemek.

4. Avret yerini yıkamak

5. Gusülden evvel abdest almak.

6. Bedenine üç defa su dökmek ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.

7. Su dökünmeye baştan başlamak, sonra sağ omzuna, sonra sol omzuna dökmek ilk defa döktüğü zaman bedeni ovmak ve suyu bedenin her tarafına ulaştırmak.

8. Ayağının olduğu yere su birikirse, abdest aldığı zaman ayak yıkamasını sonraya bırakmak.

Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen

————————————————-

GUSÜL ve GUSÜL YAPMAYI GEREKTİREN HALLER NELERDİR?

Kuru hiç bir yer bırakmamak üzere bedenin her tarafını yıkamaya gusül denir.

Kaynak: WebBilisim.ORGGusül(boy) abdesti ve resimlerle alınışı
Gusül yapmayı gerektiren haller;

1) Cünüplük Hali:
a) Erginlik çağında olan kadın ve erkeğin cinsi ilişkide bulunması
b) Uykuda veya uyanıkken kadın veya erkeğin belirli organlarından bilinen sıvının gelmesi.
2) Her ay belirli zamanlarda kadınlarda görülen âdet hâlinin bitmesi,
3) Doğum yapan kadınlarda lohusalık hâlinin sona ermesi.

Bu durumda olanların gusül yapmaları farzdır. Bunlar gusül yapmadıkça:

a) Namaz kılamaz.
b) Kur’an okuyamaz.
c) Kur’an’a el süremez.
d) Kâbeyi tavaf edemez.
e) Bir zorunluluk olmadıkça camiye giremez.
Ayrıca kadınlar, âdet gördükleri günlerde ve lohusalık hallerinde oruç tutamazlar.
Gusül yapmayı gerektiren haller bulunmadığı zaman bile cuma ve bayram namazları için gusletmek (yıkanmak) sünnettir.

GUSLÜN FARZLARI ve SÜNNETLERİ

Guslün Farzları

Guslün Farzları Üçtür:
1) Ağıza su alıp boğaza kadar çalkalamak,
2) Buruna su çekip yıkamak,
3) Bütün vücudu (iğne ucu kadar kuru yer bırakmıyarak) yıkamak.

Guslün Sünnetleri

Guslün Başlıca Sünnetleri Şunlardır:
1) Gusle besmele ile başlamak,
2) Gusle niyet etmek,
3) Bedenin herhangi bir yerinde pislik varsa önceden onları yıkayıp temizlemek,
4) Edep yerlerini yıkamak,
5) Gusle başlamadan önce abdest almak,
6) Abdestten sonra, evvela üç defa başa, sonra üç defa sağ omuza, üç defa da sol omuza su dökerek yıkanmak ve suyu her döküşte bedenin her tarafına ulaştırmak,
7) Suyu dökünce bedeni oğmak,
8 ) Ayağının bulunduğu yere su birikiyorsa, abdest alırken ayaklarını yıkamayı sonraya bırakmak,
9) Kimsenin göremeyeceği bir yerde yıkanmak,
10) Guslederken konuşmamak.

GUSLÜN YAPILIŞI

Guslün adabı aynen abdest adabı gibidir. Gusletmek isteyen kimse önce besmele çekerek gusle niyet eder. Ellerini bileklerine kadar yıkar ve üzerinde yapışıp kurumuş bir şey varsa onları temizler. Sonra herhangi bir pislik olmasa bile avret yerlerini ve uyluklarını yıkar. Sonra sağ avucu ile ağzına bolca su alarak iyice çalkalar; bunu üç defa tekrar eder; oruçlu değilse suyun boğazına ulaşmasını sağlar. Sonra yine sağ eli ile burnuna üç defa su çekerek iyice temizler. Bundan sonra namaz abdesti gibi bir abdest alır. Şayet yıkandığı yere su toplanıyorsa, ayakları, abdest alırken değil gusülden çıkarken yıkar. Abdest aldıktan sonra, önce başına, sonra sırayla sağ ve sol omuzlarına üçer defa su döker. Her defasında vücudun her tarafını iyice oğuşturur. Hiçbir yerinin kuru kalmaması için dikkat eder. Bunun için saçlarının, sakallarının diplerine, göbeğinin içine suyun ulaşmasını sağlar. Eğer vücudunun bir yerinde, herhangi bir yaradan dolayı ilaç veya sargı varsa ve fazla su bunlara zarar verecekse, bunlann üzerinden suyu hafifçe geçirmekle yetinir; bu da zarar verirse sadece eliyle üzerini mesheder.

Gusül(boy) abdesti ve resimlerle alınışı

Mezi: cinsel açıdan duygulanarak tenasül uzvunun intişarından sonra, şehvetsiz olarak gelen beyaz renkli ince sıvıya denir.
Vedi: Küçük abdestten sonra gelen, kokusuz, beyazımsı, bulanık yapışkan sıvıdır.
Meni, mezi ve vedi her üçü de necistir. Diğer necasetlerde olduğu gibi, elbiseye bulaşan el ayası kadar olan miktarı namazın sıhhatine engeldir.
Ancak, mezi ve vedi abdesti bozarsa da gusül yapmayı gerektirmez. Meninin ise şehvetle yerinden ayrıldıktan sonra, şehvetli veya şehvetsiz olarak dışarıya çıkması ile gusül abdesti gerekir.
Bir kimse, uykudan uyanınca ihtilam olduğunu(yani, rüyada cinsel ilişkide bulunduğunu) hatırlar ve üzerinde de yaşlık görürse kendisine gusul lazım gelir. Uykudan uyanınca ihtilam olduğunu hatırlamayan fakat üzerinde yaşlık gören kimsenin de gusül yapması lazımdır. İhtilam olduğu halde bir yaşlık yoksa yani dışarıya meni çıkmamışsa yıkanması gerekmez.
Ayrıca, cinsel birleşme olmaksızın erkeğin cinsel organının sertleşmesi sonrasında organdan şehvetsiz(cinsel arzu olmaksızın) çıkan beyaz ve ince nitelikteki sıvıya mezi denir. Mezinin gelmesi, gusül yapmayı gerektirmez, fakat abdesti bozar. Ancak iç çamaşıra bulaşan akıntı el ayası kadar bir yeri kaplamış ise, çamaşırın temizlenmesi veya değiştirilmesi gerekir.

GUSÜL

Gusül Ne Demektir?

Gusül kelimesi, lügatte, yıkanmak, mânasına gelir. Bu kelimenin dinî mânası ise, bütün bedenin, hiçbir tarafında iğne ucu kadar kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması demektir.
Gusüle, Türkçemizde boy abdesti de denir.

Gusül Ne Zaman Lâzımdır?

Guslü gerektiren haller üçtür:
1 – Cünüplük hâlidir. Bu, iki sebebden ileri gelir:
a. İster uyanık halde olsun, isterse uyku hâlinde olsun, herhangi bir temas veya cinsî münasebet olmaksızın, erkek ve kadından şehvetle meninin dışarı atılması.
Meninin şehvetsiz boşalmasından dolayı cünüplük hâli meydana gelmez. Bu sebeble gusletmek de gerekmez. Sadece abdest bozulmuş olur.
b. Cinsî münasebette bulunulması. Burada meninin gelmesi (inzal) şart değildir. Cinsî münasebetin kendisi cünüplük sebebidir.
2 – Guslü farz kılan ikinci hal, kadınların hayız hâlidir.
Kadınların hayız halleri son bulunca, gusletmeleri farz olur.
3 – Gusletmeyi farz kılan üçüncü durum, yine kadınlara mahsus bir hâl olan nifas, yani doğumdan sonraki lohusalık hâlidir.
Nifas hâlinden kurtulan bir kadına da gusletmek farz olur.

Guslün Hikmetleri ve Faydaları:

Gusül, âkıl-bâliğ olan her Müslümana, kendisinde guslü gerektiren bir hal meydana geldiği takdirde farzdır. Gusül temizliğinde, mânevî ve uhrevî birçok faydalar yanısıra, pek çok maddî fayda ve güzellikler de bulunmaktadır. Bu sebeble İslâmiyet, gusle büyük ehemmiyet vermiştir.
İnsan bu vecibeyi yerine getirmekle, hem Allah’ın muhabbetini kendine celbetmekte ve rızasına nâil olmakta; hem de maddeten sıhhat ve âfiyet kazanmaktadır.
Gusül, aynı zamanda küçük günahlara da keffârettir. Peygamber Efendimiz, Enes bin Mâlik Hazretlerine hitâben:
“Ey Enes! Guslederken mübalâğa et. Böylece yıkanma mahallinden ayrılırken üzerinde günah ve hatâlardan arınmış olarak çıkarsın” buyurmuşlardır. Hz. Enes de:
“Yâ Resûlâllah, mübalâğa nasıl olur?” diye sorduklarında, şu cevabı almışlardır:
“Saç diplerini ıslat ve deriyi de pisliklerden arındır.”
Cünüplük, ibadetleri ifaya mâni, mânevî bir kirlilik hâli olduğu için, en başta mü’minin kendine ağır gelen, huzursuz kılan, ruhunu daraltan bir durumdur. Rivâyetlerde, yeryüzünün cünüp gezen insanlardan tiksinti duyup onları Allah’a şikâyette bulunduğu zikredilmiştir. Cünüp insanların yanına rahmet meleklerinin gelmeyeceği de yine rivâyetler arasındadır. Bu sebeble salâhat ve takvâ sahibi kimseler, kendilerinde cünüplük hâli meydana geldiğinde, bu halden kurtulmak konusunda acele etmişler; geceyi cünüp olarak geçirmekten şiddetle kaçınmışlardır (*). Bu, işin takvâ yönüdür.
Bütün bunlar, cünüp olan bir insanın, uğursuz ve maddeten pis ve necis olduğu mânasına gelmez. Cünüp kimse ile görüşülüp konuşulmayacağı söylenemez. Dikkat edilmesi gereken husus; namaz vaktini geçirmeden yıkanmaktır.İnsan, namaz vaktini geçirmemek şartıyle, yıkanmayı te’hir edebilir ve bu halde iken cünüp kimseye yapması harâm olan işlerin dışında kalan herşey’i yapabilir. Bu da, işin fetvâ yönüdür.
Ebû Hüreyre, bir gün yolda, cünüp iken, Resûlüllah Efendimize rastlamış, fakat bu cünüp hâliyle O’nun yanında bulunmaktan sıkılarak savuşup gitmiş, yıkanıp geri dönmüştü. Resûl-i Ekrem, kendisine nereye kaybolduğunu sorunca da durumu olduğu gibi anlatmış idi. Resûlüllah Efendimiz bunun üzerine Ebû Hüreyre’ye şu cevabı vermişlerdi:
“Sübhânallah, mü’min hiç necis (pis) olur mu?”
Bu hadîsten anlaşıldığına göre, cünüp olan bir mü’min, kimse ile görüşüp konuşamıyacağı bir pislik ve uğursuzluk içine düşmüş değildir. Şu halde, yeryüzünün tiksinip, rahmet meleklerinin kendisinden kaçtığı insanlar, cünüplüğü hafife alan ve cünüp gezmeyi âdet hâline getiren kimseler olmaktadır.
Dinî açıdan bu derece kıymet ve ehemmiyet taşıyan guslün biraz da maddî ve tıbbî yönü üzerinde duralım:
Guslün insan sağlığına yaptığı müsbet te’sir şu şekilde îzah edilmektedir:
Cinsî boşalma olayı, insandaki bütün sinir sistemini seferber eden ve bütün organizmayı sarsan fizyolojik bir hâdisedir. Bu olay esnasında vücutta büyük bir hücre yıkımı meydana gelir. Bu esnada solunum ve dolaşım cihazları bu olaya bütün güçleriyle katıldıklarından, solunum adedi artar. Kan dolaşımı hızlanır. Hattâ bu esnada sarfedilen kuvvet, bin beş yüz metre koşmaya eşittir. Yahut başka bir benzetme ile, yedi katlı bir apartmanın en üst katına koşarak çıkmak kadar yorucudur.
Bu hâdise vuku bulduktan sonra, uzviyet müdhiş bir yorgunluk ve ezici bir bitkinlik hisseder. Ağır bir yük taşımış gibi olur. İşte büyük bir hücre yıkımına uğrayan ve büyük bir sarsıntı geçiren insan vücudu, yıkanmak sayesinde derhal bir rehavet ve gevşeme ile sükûnete kavuşur. Vücuda yeni bir zindelik ve canlılık gelir.
İşte bu sebeble gusül, insan için mükemmel bir temizlik, maddeten ve mânen dinlenme ve huzur bahşeden bir yıkanmadır.

Gusletmesi Farz Olanlara Haram Olan Şeyler Nelerdir?

Cünüp olan kadın ve erkeğe veyahut hayız ve nifas hâlindeki kadınlara yapmaları harâm olan dinî vazifeler şunlardır:
1 – Namaz kılmak.
Cünüp olan kimse, oruç tutmakla beraber, hayız ve nifas hâlindeki kadın, oruç da tutamaz.
2 – Kur’an okumak.
Ezberden veya Mushaf’a bakarak bir âyet dahi olsa Kur’an okumak (tilâvet) haramdır. Ancak Kur’an’daki dua ve sena âyetlerini tilâvet kasdı olmaksızın dua ve sena niyyetiyle ezberden okumak câiz görülmüştür.
Meselâ, cünüp bir kimsenin dua ve sena âyetlerini ihtiva eden Fâtiha sûresini tilâvet kasdıyla okuması haramdır. Dua ve sena niyyetiyle okuması ise câiz olur.
* Kelime-i şehadet getirmek, tesbih ve tekbir kelimelerini söylemek de câizdir.
3 – Kur’an okumak caiz olmadığı gibi Kur’an-ı Kerîm’e el sürmek de caiz değildir. İsterse el sürülen bir âyet olsun, isterse yarım âyet. Ancak Kur’ân-ı Kerîm bir mahfaza içinde olduğu takdirde el sürmek caiz olur.
4 – Kâbe-i Muazzama’yı tavâf etmek.
5 – Zaruret olmaksızın câmi-i şerîfin içine girmek veya camiin içinden geçmek.
6 – Üzerinde âyet-i kerime yazılı herhangi altın ve gümüş parayı ve kolyeyi veyahut levhayı elle tutmak da haramdır.

Gusletmeleri Farz Olanlara Mekruh Olan Şeyler:

1 – Dinî kitablardan herhangi birini el ile tutup okumak.
2 – Elini, ağzını yıkamadan yiyip içmek.

Guslü Gerektiren Haller ile İlgili Bâzı Mes’eleler:

* Şiddetle yerinden kopan ve şehvetle dışarı boşalan meniden dolayı, gusül lâzım gelir. Şehvetle yerinden ayrılıp, şehvet dindikten sonra dışarı akan meniden dolayı ise, İmam-ı A’zam ve İmam-ı Muhammed’e göre yine gusül lâzım gelirse de, Ebû Yûsuf’a göre, gusül gerekmez.
Bu kavle göre, şehvetle yerinden ayrılan meninin, o anda dışarı boşalması önlenir ve şehvet dindikten sonra dışarı akmasına yol verilirse; bu durum guslü gerektirmez. Ebû Yûsuf’un bu görüşünde, misafirlikte veya kış mevsiminde böyle bir durumla karşılaşanlar için, büyük kolaylık vardır.
* Gusül için, cinsî birleşme sırasında, erkeğin tenasül uzvu (penis) ile kadının tenasül uzvunun (vagina) tam birleşmesi gerekmez. Penisin sadece uç kısmının vaginaya girmesi ile, meni aksın akmasın gusül lâzım gelir. Yalnız kadın ile erkeğin bülûğa ermiş olmaları da şarttır. Sadece biri bülûğ çağında ise; gusül, bülûğ çağında olana gerekir, diğerine gerekmez.
* Erkeğin tenasül uzvunu bez gibi bir şeye sararak cinsî birleşmede bulunması hâlinde, ancak bu birleşmeden tarafların lezzet almaları durumunda gusül gerekir. Lezzet alınmazsa, gusül gerekmez. Fakat lezzet alınmasa da, ihtiyaten yıkanılması takvâya uygun görülmüştür.
* Ön ve arka yoldan birine parmağını sokmak, guslü gerektirmez.
* Birini el ile tutmak, okşamak veya bakmak neticesinde meni gelirse, gusül gerekir. Bu durum, erkek için de kadın için de böyledir.
* Uykudan kalkan kimse, yatak çarşafında veya iç çamaşırında veya butlarında bir yaşlık görse, duruma bakılır: Eğer rü’yada ihtilâm olduğunu hatırlıyorsa, gusletmesi gerekir. Fakat ihtilâm olduğunu hatırlamıyorsa, Ebû Yûsuf’a göre gusletmesi gerekmez. Çünkü, o yaşlık mezi de olabilir. Kaldı ki, meni bile olsa, şehvetle geldiği bilinmemektedir. İmam-ı A’zam ve İmam-ı Muhammed ise, o yaşlığın meni olmayıp, mezi olduğu kesin bilinmesi halinde guslü gerekli görmezler. Fakat meni veya mezi olduğunda tereddüt edilse veya meni olduğu zannı hâsıl olsa, ihtiyaten gusül gerekir, derler.
* Rü’yada ihtilâm olduğu halde, dışarı meni akmamışsa gusül gerekmez.
* Bir kadından, yıkandıktan sonra, kocasının menisi akacak olsa, tekrar yıkanması gerekmez.
* Dövülme, ağır bir şey kaldırma gibi sebeblerden dolayı şehvetsiz olarak gelen meni guslü icab ettirmez.
İmam-ı Şâfiî ise, bu halde de guslü gerekli görür.
* Gayr-i müslimin biri, cünüp veya hayız veya nifaslı halde iken İslâm’a gelse, kendisine gusül etmek farz olur. Fakat bu haller kendisinde yokken İslâm’a girmesi

Guslün Sahih Olmasının Şartları Nelerdir?

Guslün sahih olabilmesi için, kadınlarda hayız ve nifas kanının tamamen durmasını; erkeklerde ise, kendilerinden gelen meninin arkasının kesilmesini beklemek şarttır.
Erkeğin, kendinden gelen meninin kesilmesini te’min için inzalden, yani, meninin akmasından sonra, ya uyuması veya bir müddet yürüyüp gezinmesi veyahut da birkaç damla da olsa idrar çıkarması gerekir. Bu hususlardan birine riayet ederek gusleden kimseden, yıkandıktan sonra meni gelse bile, bu meni guslü bozmaz. Yeniden yıkanmayı gerektirmez. Fakat bu hususlara riayet edilmeden hemen yıkanılır yıkandıktan sonra da meni gelirse, guslü sahih değildir. Tekrar yıkanmak gerekir.
Guslün sıhhatinin ikinci şartı da; bedende iğne ucu kadar bile, kuru hiçbir yerin kalmamasına dikkat etmektir. Vücutta yıkanmamış bir yer kalırsa, o gusül de sahih olmaz.

Guslün Rükünleri, Yani Farzları Nelerdir?
Guslün farzları üçtür:

1 – Bir kere ağza dolu dolu su vermek,
2 – Bir kere burna sertçe su çekmek,
3 – Bir kere de bütün vücudu yıkayıp, temizlemek.
Ağzı, burnu ve bütün bedeni en az bir kere yıkamak farzdır. Bu yıkamayı üç’e çıkaran kimse ise, farzı yerine getirmekle beraber, sünnet sevabını da kazanır.
Guslün farzlarını îfa ederken bilhassa şu hususlara dikkat etmelidir:
* Ağza bolca su alarak, ağzın içini iyice ıslatmalı, dişler arasında, suyun dişlere temasını önleyecek yemek artıkları varsa, onları temizlemelidir.
* Burna ise sertçe su çekerek, burun içinde kuru yer kalmamasına ihtimam göstermeli; kurumuş sümük artıkları varsa, onları el ile temizleyerek veya sümkürerek gidermelidir.
Yalnız oruçlu iken burna su çekmekte dikkatli olup, boğaza su kaçırmamaya çalışmalıdır.
* Vücutta iğne ucu kadar bile olsa, hiçbir kuru yerin kalmamasına, suyun bedenin her tarafına ulaştırılmasına itina gösterilmelidir.
Bu sebeble, bedende suyun deriye ulaşmasını önleyici hamur, mum, yağlı boya, oje, v.s. gibi maddeler varsa, yıkanmadan önce bunların temizlenmesi şarttır. Tırnak kirleri, pire ve sinek pislikleri, kına, mürekkep gibi suyun cilde ulaşmasına engel teşkil etmeyen boyalar, gusle mâni değildir.
* Kapanmamış olan küpe deliklerinin de içinin yıkanması gerekir. Kulakta küpe takılı ise, onları ileri geri oynatmakla bu te’min edilir.
* Göbek çukurunun içi de yıkanmalıdır.
* Kadınlarda, uzun veya örgülü saçların bütünü ıslanması gerekmez. Buna binaen, kadın, gusül için saçının örgüsünü açmak mecburiyetinde değildir. Şart olan, saçın diplerine suyun ulaştırılmasıdır. Saçlarda kuru yer kalsa bile, saç dipleri ıslandıktan sonra gusül sahih olur.
Erkeklerde durum böyle değildir. Çok uzun veya örgülü de olsa, erkeklerin, saçlarının tamamını yıkayıp ıslatmaları gerekir. Çünkü, saç, erkekler için ziynet değildir. Erkeğin saç uzatmasında bir maslahat yoktur.
* Sakal, sık ve gür bile olsa, suyu cilde mutlaka ulaştırmalıdır. Halbuki, abdestte sık olan sakalın diplerini yıkamak mecburiyeti yoktur; sadece sakalın ıslatılması kâfi gelir.
* Kaş ve bıyıkların durumu da aynıdır. Kıllar ile birlikte derinin de yıkanması gerekir.
Mâlikîler ve Şâfiîler, ağzın ve burnun içini, bedenin zâhirine (dışına) dahil saymazlar, birer iç organ olarak kabûl ederler. Bu sebeble, bunları gusülde ve abdestte yıkamak onlara göre farz değil, sünnettir.
Hanbelîler ise, ağızı ve burnun içini yüzün bir parçası kabûl ederler. Abdestte de, gusülde de yıkanması bunlara göre farzdır.


[/spoiler]

Toplam Okunma: 1.906 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 08.12.2019

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Soru-Cevap
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,