SanalAlemci

SanalAlemci ‘İSLAMİYET’ Kategorisi

Abdestin Anlamı Sırları ve Faziletleri

Çarşamba, Ocak 11, 2012 4:28 1 Yorum

Abdestin Anlamı, Sırları, Faziletleri

Bilindiği üzere abdest, namaz kılacak kişiler için Kuran-ı Kerim ayetiyle farz kılınmıştır (bk. Maide suresi, 6). Farz olan şeyleri yapmak ibadettir. İbadet ise insana sevap ve Allah’ın rızasını kazandırır.

Abdestte suyunu miktarı ölçüsünce harcamak gerekir. İsraf haramdır. Hadiste göl kenarında olsak bile öyle olmasını istiyor. Ama abdestin üzerine abdest almak övülmüş ve teşvik edilmiştir. Hadislerde bunun 10 sevapla ödüllendirileceği belirtildiği gibi nur üstüne nur olduğu da söylenmiştir.

Su, iki temel işleve sahiptir. İlki yağmur (rahmet) olmasıdır. Susuzluk bir içgüdü olarak insanın iç dünyasına yerleştirilmiştir. Su olmazsa insan yaşayamaz. Su yağmur (kar) olunca temizlenir, içilecek kıvama gelir. Kâfirlere ve günahkârlara cehennemde su esirgenecek, su yerine onlar yaralarından akan cerahat, irin, kan, ter karışımı bir sıvı içeceklerdir. Suyun ikinci işlevi temizleyici olmasıdır. Görünüşteki kirler onunla temizlenmektedir. Ama suyun bu işlevleri abdestte farklı boyutta, yani manevi alanda benzer paralel işlevleri görmektedir. Burada suya su demek doğru değildir, su abdest suyu olmaktadır. Abdest suyunun ilk işlevi rahmete vesile olması, ikinci işlevi de manevi kirleri yani günahları temizlemesidir.

Abdest suyunun rahmeti ahrette tam olarak tecelli edecektir. Peygamberimiz (s.a.s) hadis-i şeriflerinde ahrette ümmetinin diğer ümmetlerinden ayıran bir fark olarak abdest azalarının nurlu olacağını beyan buyurmuşlardır. Bu abdest nuru, bu dünyada görülmemektedir. Namaz, zikir, Kuran-ı Kerim tilaveti vs. ibadetlerin nuru çok kısmi de olsa bu dünyada iken yüze ve ele yansırken, abdest suyunun nuru ahrette tecelli edecektir. Abdest nuru, ahrette insanların rahatlıkla algılayacakları bir tarzda görünecektir. Azalara suyun renksizliği gibi bir nur hoş bir letafet katacaktır. Yani azalara eşsiz bir güzellik verecektir. Ayrıca ahrette tecelli eden nur, ateşten kurtuluşun, cennete müstahak oluşun beratıdır. Müjdedir. İlahi bir tecellinin eseridir. İnsanların imrenerek bakacakları büyük bir nimettir.

Allah’ın ahretteki rahmeti mutlaka bu dünyada da vardır. Yani abdest alan kişilerin üzerinde tecelli eden bu rahmet, sadece ahrete özgü değildir, dünyaya ait tecellileri de barındırır. Bu abdestin sırları olarak gözlerden gizlenmiştir. Şu muhakkak ki özünde ateşi söndüren su, abdest suyu olduğu zaman da haset, kin, öfke ve şehvet ateşlerini söndürür. İnsanı şeytanın oyuncağı yapacak bu tür ateşlerini söndürür, insanın nefsini dizginlemesini sağlar. Günahlardan korur. Zaten insanlar da genellikle bu olumsuz duygular yüzünden günahlara batıyorlar. İnsanlıklarını yitirip hayvanlaşıyorlar. Cehennemi hak ediyorlar. Ayrıca hadisler abdestli iken kulun bela ve musibetlerden korunacağına da işaret etmişlerdir.

Abdest suyunun günahları döktüğü, temizlediği ise onlarca hadis-i şerifle ifade edilmiştir. Bunlardan birisi şudur: ‘Abdest alan kişi, ağaçların yapraklarının döküldüğü gibi, günahlardan temizlenir.’

Abdest Nasıl Alınır? Resimli Abdest Alınışı (Tıklayınız)

Demek ki, abdest suyu Allahın rahmetinin ve günahların bağışlayıcılığının somut bir nimetidir. Abdest suyunun ruhunda Allah’ın rahmeti ve günahları bağışlaması tecelli etmektedir. Abdest suyu, dinde soyut olarak ifade edilen rahmet ve günahları bağışlama kavramlarını insanların, özellikle nefsin anlayacağı bir tarzda somut olarak vermektedir.

Nefis için soyut kavramların, düşüncelerin bir değeri yoktur. Nefis yaşantıların dili ile konuşur, anlaşır. Onun için Allah (c.c.) ibadetleri birer yaşantı biçimi olarak bizlere sundu. Namaz, oruç, zekât, hac nefsin diline hitap eden somut yaşantıları gerektirir. Abdest suyu ise nefse Allah’ın rahmetini ve günahları bağışlayıcılığını somut bir dille hatırlatır. Nefsi ümitlendirir. Onun tövbe ederek Allah (c.c.) yoluna girmesini sağlar.

İnsanın abdest alma sırasında üç vakti vardır. Birincisi abdest almaya ihtiyaç duyduğu andır, ikincisi abdest alma sürecidir, üçüncüsü de abdestten sonraki zamandır. Bu üç zamanda da abdest için üzerimize düşen büyük işler, ödevler bulunmaktadır.

Kişinin abdest almaya ihtiyaç duyduğu an, az bir zaman değildir. Tuvalet ihtiyacının görüldüğü zamanı da ilave edersek bu koca koca dakikaları alır. Kişinin abdest suyuna yöneldiği bu an, en az iki üç dakikayı bulabilir. Bu sırada abdest suyuna, susayan bir insanın bakışı gibi bakmalıyız: Onda hem Allah’ın rahmetini hem de günahlarının affedildiğini düşünmeli ve bunun için O’nun rahmetine sığınarak günahlara tövbe ederek, estağfurullah diyerek ruhaniyetimizi abdeste hazırlamalıyız. Ruhumuzda bu duyguların susuzluğunu çok şiddetli bir biçimde hissetmeliyiz. Aslında her insan, Allah’ın rahmetine ve günahlarının affına karşı susamış durumdadır. Biraz bu yola motive olursa bunu kendisi de görecektir, anlayacaktır.

Şah-ı Nakşibendî Hazretleri (k.s) abdestin önemine binaen şöyle demiştir: ‘Kim abdestini murakabe (Allah karşısında olma duygusu) ile alırsa namazı da huşulu olur.’

Abdest sırasında okunacak güzel duaları bilmeyen kişiler, an azından asgari olarak abdestin başında niyetin yanında euzu ile besmeleyi unutmamalıdırlar. Çünkü besmelesiz işin sonunun kısır olduğu bir hadiste geçtiği gibi besmelesiz abdestin kabul olmadığı da başka bir hadiste ifade edilmektedir. Şafi mezhebindekiler tam yüzlerini yıkarken abdeste niyet ederler. Hanefi mezhebinde niyet sünnet iken Şafi mezhebinde farzdır. Bir Hanefi de bu yönü ile Şafi mezhebini taklit ederse, bu mecburiyetten değil de faziletten olduğu için, büyük sevap kazanır. Bu niyetten dolayı farz sevabı alır. Tabii Hanefilerde gerek euzu gerek besmele abdestin farzı değil sünnetleridir. Bundan başka abdest dualarını bilmeyen kişilerin abdest sırasında günahların affı için çokça dua etmeleri, çokça ‘tövbe Yarabbim, estağfurullah…’ demeleri çok yerinde olacaktır. Bu tür dua ve istiğfarlar abdest almanın ruhuna uygun düştüğü gibi hadislerde belirtilen günahların dökülmesi müjdesine de nail olmayı sağlayıcıdır. Yine imanı tazeleyen amentünün tam kolları yıkarken okunması bazı âlimlerce böyle abdest dualarını bilmeyen kişilere tavsiye edilmiştir. Yine abdest sırasında veya abdestten sonra kıble tarafına yönelerek şahadet kelimesini söylemenin büyük sevabı olduğu (iki rekât abdest namazı ile birlikte cenneti nasip edeceği) hadislerde geçmektedir. Abdest aldıktan sonra, biraz da olsa, su içmenin yetmiş derde şifa verdiği hadiste müjdelenmiştir. Tabii hadiste, abdest kabından artan sudan söz edilse de çağımızda pek çok kişi musluktan abdest almaktadır. Musluktaki su da sonuçta aynı vazifeyi görmüştür. Bu nedenle abdest aldıktan sonra musluk suyundan da aynı tecelliyi bekleyebiliriz. Tabii hadisin ruhuna uygun olarak bir kaptan abdest alıp da artan suyu içmek işi garantili yapmak gibi olur. Bizimkisi sadece kendimizin de tatbik ettiği bir yorumdur. Yani yanılma payımız da vardır, muhtemeldir. Ama Allah’ın (c.c.) rahmetinden ümit kesilmez. Allah (c.c.) kulunun zannına göredir. Allah (c.c.) kişinin niyetine bakar. Allah (c.c.) duaları kabul edicidir. Yine abdestten sonra Kadir suresini bir kere okumanın kişiyi şehitlerin bulunduğu makamda, iki kere okumanın sıddıkların bulunduğu makamda, üç kere okumanın da peygamberlerin bulunduğu makamda haşredilemesine vesile olacağı hadiste geçmektedir. Bu, Kadir gecesinin büyüklüğü gibi büyük bir müjdedir. İnsanların abdest dualarını ezberleyeceğine bu hadisin gereğini yapmalarını tavsiye ederim. Çünkü abdest duaları müstehap olarak görülse de hadislerle kaynağı da pek ispat edilememiştir. Abdest dualarını bilmek ve okumak tabii çok güzel ve tavsiye edilecek bir şeydir. Böyle kişiler haliyle abdest sonunda Kadir suresini de okuyabilirler. Ama abdest dualarını ezberlemek isteyenlerin bundan önce eğer bilmiyorlarsa Kadir suresini ezberlemeleri ve abdestten sonra okumaları daha yerindedir. Akıl ve mantık bunu gerektirir. Çünkü abdest sonrasında Kadir suresini okumak hadise dayandığı için sünnet olarak değerlendirilebileceği gibi bizzat bir sureyi okumak olduğu için ayrıca büyük bir sevap ve fazileti de barındırır. Bunu abdest duaları ile karşılaştırmak bile bir abestir. Tabii bunun insana nasip olması bir meseledir. Zira insan bu işi abdest aldıktan sonra unutmaktadır. Bunun abdest sonunda aklıma gelmesi için her çareye başvurdum. Senelerce nasip olmadı. Yani çok az nasip oluyordu. Çok üzülüyordum. Herhalde ısrarlı dualarım sonucunda şimdi tam sol ayağımı yıkarken yani abdest biterken birden aklıma gelmektedir. Allah herkese bu nimeti nasip eylesin. Amin.

Sürekli abdestli halde bulunmak, her şeyden önce peygamberimizin (s.a.s) bir sünnetidir. Peygamberimizin (s.a.s) savaşlarda ve seferlerde tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra suyun bulunduğu yere gitmeden önce teyemmüm aldığı ashabı tarafından müşahede edilmiştir. O bir anını bile abdestsiz geçirmek istememiştir. Bu durumu merak eden ve soran sahabelerine abdest alacak mahalle varıncaya kadar ecelin gelebileceğini ve bu yüzden abdestsiz kalmak istemediğini belirtmiştir. Peygamberimizin (s.a.s) bu ahir zamanda bir sünnetini ayakta tutmanın ise yüz şehit sevabı kazandırdığı hadislerde ifade edilmiştir.
Teyemmüm Abdesti Nasıl Alınır? Resimli Teyemmüm Abdesti Alınışı (Tıklayınız)

Abdestli olmak insanın her yaptığı işi ibadete çevirir. Peygamberimiz (s.a.s) abdestli iken yenen yemeğin midede zikrettiğini ifade etmiştir. Güzel bir abdest alıp da besmele, güzel bir niyet ve dua ile (Allah’ım emrin gereği benim, çoluk çocuğumun rızkı için işime gidiyorum. Çalışmamı fazl u ikramınla ibadet hükmünde say… Amin.) insan evinden çıkıp işine gitmeye hazırlandığında her yapılan şey Allah’ın (c.c.) izni ile ibadet olur. İşindeki çalışmaları sevaba dönüşür, kazandığı para da sanki Allah yolunda harcanmış gibi olur.

Abdesti korumak, sürekli abdestli halde bulunmak kolay bir şey değildir. Her tuvalet ihtiyacını giderdikten sonra abdest almak nefse ağır gelir. Nefsin belini kırmak zordur. Alıştırmak için bayağı emek vermek, üzerine düşmek gerekir. Bunun için pek çok büyük zatlar, veliler az yiyip az içip veya gündüzlerini oruçla geçirip abdesti gün boyu muhafazaya önem vermişlerdir. Bu yüzden peygamberimiz (s.a.s) devamlı abdestli bulunmaya ancak kâmil müminlerin güç yitireceğini söylemişlerdir.

Ehli dünyanın hoşuma giden ve ibret aldığım bir tabiri vardır: Vakit, nakittir (paradır). Tabii ben bu sözü bu haliyle sevmiyorum. Şu biçime dönüştürdükten sonra bu söz hoşuma gidiyor: Vakit, sevaptır. Paralarını faize bankaya yatıran ehl-i dünyanın her geçen zamanı kesenelerine giren para olarak değerlendirmeleri bu sözü bir atasözüne çevirmiştir. İnsanlar da sözün aslını bilmeden yalan yanlış kullanmaktadırlar. Allah (c.c.) bu tür kötü sözlerden bizleri korusun. Hayat felsefesi yapmasın. Zaman, bu dünyaya ait bir kavramdır. Ehl-i dünya onun kıymetini parayla, ehl-i ukba sevapla, Allahın rızasıyla ölçer. Akıp giden zamanı sevaba dönüştürecek ibadetlerin en başlıcası abdesttir. Onun için Peygamberimiz Aleyhisselam, abdest oruç gibidir diye buyurmuştur. Nasıl oruçlunun uykusu bile ibadetse abdestli de abdestli kaldığı müddetçe ibadette sayılmaktadır. Abdestli olarak uyuyan kişi, uyku süresini ibadette geçirmiş gibidir. Peygamberimiz (s.a.s) abdestli olarak uyuyanların ins ve cin şeytanlarının şerrinden korunacakları gibi gündüzlerini oruçlu, gecelerini namazda geçirenlerin sevabına nail olacağını söylemişlerdir. Uykuda vefat ederlerse şehit olacaklarını beyan buyurmuşladır.

Tabii yatarak uyuyan kişinin abdesti uyandığında bozulur ve yeniden abdest alması gerekir.

Abdesti gün boyu korumak özel bir çaba ister. Ben bu yüzden yanımda gömleğimin cebinde küçük bir Kuran-ı Kerim’i hiç eksik etmem. Elbette bu Kuran-ı Kerim’i üzerimde taşımamın başka nedenleri de var. Ama bana sağladığı en büyük yarar, gün boyu abdestli kalmamı, tuvalet ihtiyacından hemen sonra abdest almamı sağlamasıdır. Nefsi bir yasakla terbiye etmedin mi nefis ibadetlerden kaçar, bahanelere sığınır. Ama onu bir ibadete mecbur kılınca bu sefer kendisini ona göre ayarlar. Siz bile bu duruma şaşar kalırsınız. Normalde evde küçük tuvaletim çok sık gelir. Ama dışarıya çıktığımda hem tuvalet sorunu bende çok uzun zaman görülmez hem de nerede, ne zaman abdestimi tazeleyeceğimi nefsim öyle bir ayarlar ki ben buna her zaman çok hayret etmişimdir.

Peygamberimiz (s.a.s) abdestli olarak vadesi yetenin ruhunu Azrail Aleyhisselam’ın şehit sıfatı ile alacağını beyan buyurmuştur. Çünkü abdest imana, tövbe ve istiğfara delil olduğu gibi o kişinin Allah’ın (c.c.) bir farzını, emrini üzerinde taşımaya, ayakta tutmaya gayret ettiğini de göstermektedir. Bu nefisle bir tür cihattır. İşin en büyük sırrı abdestin namazın bir şartı, yani bir nevi parçası olmasıdır. Namaz ise en büyük ibadettir. Çoğu zaman parça bütün hükmüne geçebilir. Bundan dolayı böyle büyük bir nimete yani şehitliğe insanı ulaştırabilmektedir. Kuşkusuz Allah (c.c.) kulun gönlünden geçenleri bilir ve çoğu zaman bunlar dua hükmüne geçer. Bir insanın abdesti muhafaza yönündeki gayreti, günün büyük kısmını abdestli olarak geçirmesi, abdestli olarak uyuması ona bu şehit olarak ölme nimetini nasip eyleyebilir. Bu yolda çaba kuldan olduktan sonra Allah (c.c.) kullarına karşı çok cömerttir, onlara mükâfat vermeyi çok sever. Hiç kimseyi mahrum bırakmaz. Beklediğinden de fazlasını verir. Allah (c.c.) haya sahibi olduğu için kulun hüsn-i zannını boşa çıkarmayı sevmez. Yeter ki insanlar sürekli çalacakları ibadet kapılarını bilsinler.

Allah (c.c.) bu dünyada bizleri abdest suyu ile temizlemeyi nasip eylesin. Yoksa kabirde toprakla temizlenmek, kabir azabını gerektirir. Günahlarımız ahrete de intikal ederse ateşle temizleniriz ki bu büyük bir azaptır. Allah (c.c.) göstermesin.

Allah (c.c.) daima abdestli bulunmayı ve onun faziletlerini bizlere ihsan eylesin. Bu yolla bizlere rızasını nasip eylesin. Amin.
Muhsin İyi

57 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Namaz Özel Etiketler: , , , , , , , , , ,

Selam Kimlere Verilir Kimlere Verilmez?

Pazartesi, Aralık 19, 2011 10:31 1 Yorum
Kimlere Selam Verilir,Kimlere Selam Verilmez?

Dürrü’l-muhtar kitabında ve haşiyesi olan İbni Abidin’de diyor ki:

Aşağıdaki onaltı halde görülen kimselere, yalnız o halde iken selâm verilmez:
1— Namazda olana selâm verilmez.
2— Hatîbe, hutbe okurken selâm verilmez.
3— Kur’ân-ı kerîm okuyana selâm verilmez.
4— Zikr ve vaaz edene selâm verilmez.
5— Hadîs-i şerîf okuyana selâm verilmez.
6— Yukarıda yazılanları dinleyenlere selâm verilmez.
7— Fıkıh dersi çalışana selâm verilmez.
8— Mahkemede, hâkimlere selâm verilmez.
9— Din dersi müzâkere edenlere selâm verilmez.
10— Müezzine, ezân okurken selâm verilmez.
11— Müezzine, ikâmet okurken selâm verilmez.
12— Din dersi veren muallime selâm verilmez.
13— Zevcesi ile meşgul olana selâm verilmez.
14 — Avret yeri açık olana selâm verilmez.
15— Abdest bozmakda olana selâm verilmez.
16— Yemek yemekte olana selâm verilmez.

Şu sekiz kimseye, her zaman selâm vermek günahtır:
1— Yabancı kızlara, genc kadınlara selâm verilmez.
2— Satranç ve her oyunu oynayanlara selâm verilmez.
3— Kumar oynayanlara selâm verilmez.
4— İçki içenlere selâm verilmez.
5— Gıybet edenlere selâm verilmez.
6— Şarkıcılara selâm verilmez.
7— Açıktan, saklamadan günah işleyenlere selâm verilmez.
8— Kızlara, kadınlara bakanlara selâm verilmez.
Selamun Aleyküm ne Demektir? Selam Nasıl Verilir? Selam Vermenin Faziletleri
Mahrem olmayan ihtiyar kadınlara selâm verilir. Zaruret olduğu zamanlarda, şehvetden emin ise, müsafeha da edilir [eli sıkılır]. Günah işleyenler, tövbe ederse, selâm verilir. Günah işlerken mâni olmak niyeti ile selâm verilebilir. Aç kimse, sofraya çağrılacağını bilirse, yemek yiyene selâm verebilir. Talebe, hocasına selâm verebilir.
‘Selama karşılık veremeyecek durumda olanlara selam vermek mekruhtur’
İbni Abidin hazretleri ayrıca diyor ki:

“Kafire de selâmı terk et! Yani ona bir hâcetin yoksa selâm verme; ancak ihtiyacın varsa selâm vermek mekruh değildir.” (c.2, s.522) Kafire saygı, hürmet niyeti ile selâm vermek veya “üstadım” diye hitab etmek küfürdür (c.15, s.507).

Bu bilgilerin hemen hepsi Feteva-i Hindiyye’de de bulunabilir.

Mehazlar:
1. İbni Abidin-Reddül Muhtar Ale’d Dürrü’l Muhtar, Şamil Yayınevi: 2/520-522; 15/506-508.
2. Feteva-i Hindiyye (Feteva-i Alemgiriyye), Akçağ Yayınları: 12/28.
Selam Kimlere Verilir? Sesli Anlatım Video İzle

Selam Kimlere Verilmez? Sesli Anlatım Video İzle

65 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Soru-Cevap Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Ezan Okunurken Neden Selam Verilmez ve Alınmaz?

Cumartesi, Aralık 17, 2011 9:21 3 Yorum

Ezan okunurken selam verilir mi? Ezan Okunurken selam alınır mı? Ezan esnasında selam vermek doğru mudur? Ezan okunurken neden selam verilmez? Ezan okunurken niçin selam alınıp verilmez? Ezan-ı Şerif Okunurken Selam Alıp Vermek Doğru mudur?

Ezan-ı Şerif Esnasında Selam..

Ezan okuyan kişiye ezan okuduğu sırada selâm verilmez. Ezan okuyan kişi de, ezan okurken kendisine selâm verilmiş olsa, bu selâmı almaz, ezan bitince alır.

Diğer yandan, sair Müslümanlar için, ezan okunurken ezanı dinlemek ve okunan ezan sözlerini tekrar etmek iki sünnet-i seniyyedir. Bu açıdan, zarûret yoksa, ezan okunurken selâm vermek, selâm almak ve konuşmak için ezanın bitmesini beklemek sünnete daha uygun düşer. Fakat zaruret varsa, ezanın ruhu incitilmemek şartıyla selâm verilebilir ve konuşulabilir.
Ezan-ı Şerif Okunurken Selam Verilir mi?
Cübbeli Ahmet (Ahmet Mahmud Ünlü) Hocadan Cevap..

Selam Nasıl Verilir? Selamun Aleyküm ne Demektir? Selam Vermenin Faziletleri

Kimlere Selam Verilir Kimlere Selam Verilmez?

Ezan-ı Şerif Okunuşu ve Türkçe Manası

Mekke Ezanı Dinle

Ezan-ı Şerif Hakkında Sorular ve Cevaplar

Arapça ve Türkçe Ezan Duası Okunuşu Manası Fazileti

Ezan ve İkamet Hakkında Bilgiler

Tüm İllerin Günlük Ezan Vakitleri

213 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Soru-Cevap Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Moralin Niye Bozuk?

Perşembe, Aralık 15, 2011 3:30 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Moralin niye bozuk?

Moralin niye bozuk?
Hz. Adem (a.s.) gibi 200 sene tevbe mi ettin?
Moralin niye bozuk?
Hz.ibrahim (a.s.) gibi ateşe mi atıldın?

Moralin niye bozuk?
Hz.zekeriyya (a.s) gibi testereyle mi kesildin?
Moralin niye bozuk?
Hz.yusuf (a.s) gibi kuyuya mı atıldın?

Moralin niye bozuk?
Hz.MUHAMMED (sav) gibi taif’te taşlandın mı, başına işkembe mi konuldu namaz kılarken, dişin mi kırıldı, yüzüne tükürük mü atıldı, hicrete mi zorlandın, sevdiklerinden mi ayrıldın?

Moralin niye bozuk?
Hz.Hamza (r.a) gibi burnun kulağın mı kesildi?

Moralin niye bozuk?
Musab bin umeyr (r.a) gibi kolların mı kesildi?

Moralin niye bozuk?
Cafer bin ebi talip (r.a) gibi ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle yaralandın mı?

Moralin niye bozuk?
Ammar,sümeyye, yasir (r.a) gibi işkence mi gördün?

Moralin niye bozuk?
Bilal (r.a) gibi kızgın kumlara yatırılıp, üzerine taşlarmı kondu?

Moralin niye bozuk?
Yunus peygamber (as) gibi denize mi atıldın?

Moralin niye bozuk?
Eyüp peygamber (as) gibi vücudunu yaralar mı kapladı?

Moralin niye bozuk?
Hz. İsa (as) gibi çarmıha mı gerilmek istendin?
Moralin niye bozuk?
Ne düşünüyorsun, dünyalık işler mi?
Silkinelim, kendimize gelelim……..?

Üzüleceksen,
Namazını kazaya bıraktığın için, teheccüde kalkamadığın için, birinin kalbini
kırdığın, pazartesi perşembe orucunu tutamadığın için üzül
Üzüleceksen,

Bugün ALLAH için bir şey yapamadığın için,
ALLAH ve Rasulü (sav)’i memnun edemediğin için üzül
Filistinde, Çeçenistanda, Irakta ve dünyanın dört bir yanında zulüm gören, işkence edilen, öldürülen din kardeşlerin için üzül
üzülürsen,
bir fakire yardım edemediğin için, yetimin elinden tutamadığın için üzül
Üzüleceksen,

Afrika’da ve diğer ülkelerde bir lokma ekmek bulamayan, hastalıklarla mücadele eden insanlar için üzül
Üzüleceksen,
Kur’an’ı yeterince okuyup, hayatına tatbik edemediğin için üzül
Üzüleceksen,

Peygamber Efendimiz (sav)’i, canından, malından, aile bireylerinden, herşeyden çok sevemediğin için üzül
Üzüleceksen,
hakiki manada kul, Efendimiz (sav)’e ümmet olamadığın için üzül

Üzüleceksen,
Efendimiz (sav)’in şefaatine nail olamama korkusuyla üzül…

Belki çok Dertlisin..
Belki Artık Yeter Diyorsun…

Belki Kendinden Geçmişsin…
Belki de Ağlıyorsun…
Belki Bu Musibetlerin Sonunda

Eline Bir şey Geçip Geçmeyeceğini Düşünmektesin…
Duy!!!
Rabbin Sana Söylüyor..
“Sabredenlere,

Felaketlere Karşı Dişlerini Sıkıp Göğüs Gerenlere
Mükafatları Hesapsız ödenecektir..”
Belki De Onca Insanın Arasında

Neden Senin Seçildiğini Soruyorsun…
Oysa Rabbinin Seçtikleri Kıymetlilerdir…
“içinizden Mücahidlerle Sabredenleri Ortaya çıkarıncaya
Kadar Elbette Sizi Deneyeceğiz” (MUHAMMED, 47/31)

Hayat Bir Imtihan Değil Mi ?
Her Soru Ebedi Hayatında Yer Alan Bir Tuğla…
Nefes Alıp Verdiğin Her An Yeni Bir Soruya Gebe…
Onlar Olmasaydı Sonsuzluk Yurdunda
Sana Ait Hiç birşey Olmayacaktı…
Derdin Yoksa üzül asıl!
Dertliysen Bil Ki…
O Seni Seviyor….
Bak !

Sevdiğin Ne Diyor ?

ALLAH Hayrını Dilediği Kişiyi Sıkıntıya Sokar!”
Belki Sen Ashab-uhdud Kadar Acı çekmedin…
Hani Kralları Onları Iman Ettikleri Için
Ateş Dolu Hendeklere Atmıştı Ya…

Belki Sen Ebu Zer (r.a) Kadar Acı çekmedin…
Amcası Inandığı Için Onu Hasıra Sarıp Yakmıştı Ya…
Belki Sen Vahşi Kadar Acı çekmedin…
Sevgilisi Ona “bana Görünme!” Demişti ya…
Belki Sen Yakup (a.s) Kadar Acı çekmedin…

Yusuf‘u (a.s) Elinden Alınmıştı Ya…
Belki Sen Hatice(r. Anha) Kadar Acı çekmedin…
MUHAMMED (s.a.s) Yurdundan Kovulmuştu ya….
Unutma! Rabbin Kimseye Dayanabileceğinden Fazlasını

Yüklemez…
Belki Kalbindir Acıyan…
Belki Bedenin…

Belki De Ruhundur Kıvranan….
Belki Yokluktur Seni Saran….
Belki de Bin Bir Türlü Muamma…
Her Ne Durumda Olursan Ol

Diline Yakışır Bu Dua…
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin….
Ya Rabbi, razı olmadığın şeylerden ne yapmışsam hepsini affet…

Senden Başka Ilah Yoktur!
Sen Bütün Noksanlıklardan Münezzehsin…
şüphesiz Ben Nefsime Zulmedenlerden Oldum…
Sen Bağışla beni.. (Amin)
Alıntıdır

24 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: İSLAMİYET Etiketler:

Cuma Gününün Faziletleri..

Cuma, Aralık 9, 2011 7:01 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

CUMA GÜNÜ FAZİLETLERİ

1- Cuma, müminlerin bayramıdır. Bugün yapılan ibâdetlere en az, iki kat sevab verilir. Bugün işlenen günahlar da, iki kat yazılır.

Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:

(Sevablar içinde Cuma günü ve gecesinde yapılandan daha kıymetlisi, günahlar içinde de, Cuma günü ve gecesinde işlenilenden daha kötüsü yoktur.) [Ramuz]

(Cuma günü selametle geçerse, diğer günler de selametle geçer.) [İ.Gazali]

(Cuma günü, kuşlar, vahşi hayvanlar birbirine, “Selam size, bugün Cumadır” derler.) [Deylemî]

(Cuma diğer Cumaya kadar ve fazladan üç gün içinde işlenen günahlara kefaret olur. Çünkü iyi bir amel işleyene on kat sevab verilir.) [Taberânî]

(Cuma günü veya gecesi ölen, şehit olur, kabir azabından kurtulur.) [Ebu Nuaym]

(Büyük günah işlenmediği müddetçe, beş vakit namaz ile Cuma namazı, öteki Cumaya kadar aralarda işlenen günahlara kefarettir.) [Müslim]

(Ana-babanın kabrini, Cuma günleri ziyaret eden kimsenin günahları affolur, haklarını ödemiş olur.) [Tirmizî]

(Cuma günü gusleden kimsenin günahları affolur.) [Taberânî]

(Cuma günü sabah namazından önce, “Estağfirullahelazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh” okuyanın, deniz köpüğü kadar da olsa, bütün günahları affolur.) [İbni Sünni]

[Böyle büyük mükâfat verilebilmesi için, o kişinin, düzgün itikada sahip olması, kul hakkını, kazaya kalan farzlarını ödemesi ve haramlardan vazgeçmesi şarttır.]

(Cuma namazından sonra, yedi defa ihlas ve muavvizeteyn [yani iki Kul euzüyü] okuyan kimseyi, Allahü teâlâ, bir hafta, kazadan, belâdan, kötü işlerden korur.) [İbni Sünni]

(Cuma günü 80 salevat getirenin, 80 yıllık günahı affolur.) [Dare Kutni]

(Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın günahları affedilir.) [İsfehani]

(Cuma namazını kılmayan kimsenin kalbi mühürlenir [iyilik yapamaz olur], gafil olur.) [Müslim]

(Allahü teâlâ, bugünden itibaren kıyamete kadar size Cuma namazını farz kıldı. Adil veya zâlim bir imam [başkan] zamanında küçümseyerek veya inkar ederek Cuma namazını terkedenin iki yakası bir araya gelmesin! Böyle bir kimse tevbe etmezse, onun namazı, zekâtı, haccı, orucu ve hiçbir ibâdeti kabul olmaz.) [İbni Mace]

(Allaha ve ahırete inanan, Cuma namazına gitsin!) [Taberânî]

(Cuma namazına giderken ayakları tozlanan kimseye Cehennem ateşi haramdır.) [Tirmizî]

2- Kendisine Cuma namazı farz olan her müslümanın alış-verişini bırakıp namaza gitmesi farzdır. Özürsüz Cumaya gitmemek haramdır. Ezan okunurken de, alış-veriş yapmak mekruhtur. Hâlbuki alış-verişin kendisi helaldir. Yani alınan mal mekruh değil, helaldir. Fakat ezan okunurken alış-veriş yapılması mekruhtur. (Dürer)

3- Seferi olana Cuma kılmak farz değildir, kılarsa farz sevabını alır. (Hindiyye)

4- Cuma namazı kılınmayan çok küçük köylerde ve kâfir ülkelerinde, cemaatle öğle namazı kılınır ve ikamet okunur.
Cumanın sahih olduğu yerlerde, öğleyi cemaatle kılmak ve ikamet okumak mekruh olur. (R.Muhtar, Fetava-i Abdurrahim)

5- Mahkumlara Cuma namazı farz değildir. Öğle namazını cemaatle kılabilirler.

6- Cuma namazı yalnız erkeklere farzdır. Bu husustaki hadis-i şeriflerden ikisi şöyle:
(Cuma namazı kılmak, köle, kadın, çocuk, hasta hariç, her müslümana farzdır.) [Hakim]

(Cumaya gelmeyen erkeklerin evlerini yıksam diye düşündüm.) [Buharî]

7- Kadınların Cuma günü, öğle namazını evlerinde kılmak için cemaatin camiden çıkmasını beklemeleri şart değildir. (Hidaye)

8- Cuma günü oruç tutmak müstehaptır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Cuma günü oruç tutana, on ahıret günü oruç sevabı verilir.) [Beyhekî]

Bazı âlimlere göre de yalnız Cuma günü oruç tutmak mekruhtur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Yalnız Cuma günü oruç tutmayın! Bir gün öncesi veya bir gün sonrası ile tutun.) [Buharî]

(Sünnet ve mekruh olduğu bildirilen bir işi yapmamalıdır! Bunun için Cuma günü orucu perşembe veya cumartesi ile birlikte tutmalıdir.

25 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: İSLAMİYET Etiketler: ,