Kategori »Hadisler «

Hadîs-i Şerifler Işığında Günlük Duâlar

(Sabah-akşam 7 defa “Allahümme ecirnî minennâr” diyen cehennemden kurtulur.) (Ebu Davud)

(Sabah-akşam, 3 defa, “Bismillâhillezî lâ yedurru maasmihi şeyün fil erdı velâ fissemâi ve hüvessemîul alîm” okuyan, büyücü ve zalimden emin olur.) [İ. Mâce]

(Sabah 3 defa, “Eûzü billahis-semîil alîm-i mineşşeytânirracîm” dedikten sonra Besmele ile Haşr suresinin son üç ayetini okuyana, 70 bin melek, akşama kadar duâ eder. O gün ölürse şehit olur. Akşam okursa yine aynı şeylere kavuşur.) [Tirmizî]

(Şirkten korunmak için “Allahümme innî eûzübike min en-üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estağfiruke li-mâ lâ a’lemü inneke ente allâmülguyûb” okuyun!) [İ. Ahmed]

(Sabah-akşam 7 defa “Hasbiyallahü lâ ilâhe illâ hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabbül-arşil-azîm” okuyanın dünya ve ahiret işine Allah kâfi gelir.) [Beyhekî]

“(Allahümme ma esbaha bî min ni’metin ev bi ehadin min halkıke, fe minke vahdeke lâ şerîke leke, felekel hamdü ve lekeşşükr” duâsını, gündüz okuyan o günün, akşam okuyan o gecenin şükrünü ifâ etmiş olur.) [Akşam “esbaha” yerine “emsâ” denir.]

(Sabah-akşam on defa, “Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ-şerîkeleh lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şeyin kadîr” okuyan kimse, kötülüklerden korunur.) [Nesâî]

(Bir kimse, sabah-akşam yüz defa “Sübhânallahi ve bihamdihi” derse, o gün ve o gece hiç kimse onun kadar sevap kazanamaz.) [Deylemî]

(Evden çıkarken “Bismillâhi, tevekkeltü alallahi, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizî]

(Lâ havle… okumak, doksandokuz derde devadır. Bunların en hafifi sıkıntıdan kurtulmaktır.) [Ebû Nuaym]

İmam-ı Rabbanî (ks) Hazretleri, din ve dünya zararlarından kurtulmak için her gün 500 defa “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” okurdu. Okumaya başlarken ve okuyunca yüzer defa Salevat getirirdi. (Tefsir-i Mazherî)]

(Hergün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.) [Taberânî]
(Günde 25 defa “Allahümme bâriklî fil mevt ve fî mâ ba’delmevt” okuyan şehit olarak ölür.) (Redd-ül Muhtar)

Toplam Görüntülenme: 141 Bugün Görüntülenme:0 Son Görüntülenme: 06 February 2012

Benim Şu Kuluma Bakın

Ukbe İbnu Amir (r.a) anlatıyor:
Resülullah (a.s)’ın şöyle söylediğini işittim:
-Rabbin, koyun güden bir çobanın, bir dağın zirvesine çıkıp namaz için ezan okuyup sonra da namaz kılmasından hoşlanır ve Allah Teâlâ hazretleri şöyle der: “Benim şu kuluma bakın! Ezan okuyor, namaz kılıyor, yani benden korkuyor. Yemin olsun, kulumu affettim ve onu cennetime dahil ettim.”

Bizimle Namaz Kıldın mı?

Ebü Ümâme (r.a) anlatıyor:
Resülullah (s.a.v) ile beraber mescidde idik. O esnada bir adam geldi ve: Devamını Oku…

Toplam Görüntülenme: 839 Bugün Görüntülenme:0 Son Görüntülenme: 02 February 2012

Gusül ile ilgili merak ettikleriniz-Gusül ile ilgili Hadisi Şerifler;

3706 – Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: “Erkek, kadının dört uzvu arasına çöker ve kadına mübâşeret ederse gusül vacib olur.”

Bir rivâyette de şu ziyade var: “. . . İnzal olmasa bile. ”

Ebu Dâvud’un rivayetinde dört uzvu kelimesinden sonra “. . .hitana (sünnet mahalli) hitanı kavuşturursa, gusül vacib olur” denmiştir.

3707 – İmam Mâlik’in Hz. Aişe’den kaydettiği bir rivayette: “Hitân, hitanı geçince gusül vacib olur, ben ve Resulullah böyle yaptık ve yıkandık ” denmiştir.

Buhari, Gusl 28; Müslim, Hayz 87, (348); Muvatta, Tahâret 71, (1, 45, 46); Ebu Davud, Taharet 84, (216); Nesâi, Tahâret 129, (1, 110, 111); İbnu Mâce, Tahâret 111, (610).

3708 – Ebu Said (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ensâr’dan birine adam göndererek, yanına çağırttı. . Ensâri, başından sular damlaya damlaya geldi. Aleyhissalatu vesselam:

“Herhalde sana acele ettirdik?” buyurdu. Ensâri:

“Evet ey Allah’ın resulü!” deyince:
Devamını Oku…

Toplam Görüntülenme: 882 Bugün Görüntülenme:0 Son Görüntülenme: 05 February 2012

3267 – Hz. Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”

Tirmizi, Rada’ 10, (1159).

3268 – Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.”

Tirmizi, Radâ 10, (1161).

3269 – Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e yemin ederim, bir erkek hanımını yatağa davet ettiğinde kadın imtina edip gelmezse, kocası ondan râzı oluncaya kadar semada olan (melekler) ona gadab ederler.”

3270 – Bir başka rivâyette şöyle denmiştir: “Erkek, kadınını yatağına çağırır, kadın da gelmeye yanaşmaz, erkek öfkelenmiş olarak sabahlarsa, melekler sabaha kadar -bir rivayette yatağa gelinceye kadar- kadına lânet okurlar.”

3271 – Bir başka rivâyette: “Kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lânetler” denmiştir.

Buhari, Nikâh 85, Bed’ü’l-Halk 6; Müslim, Nikâh 120 – 122 (1436); Ebu Dâvud, Nikâh 41, (2141).

3272 – Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?”

“Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!” diye cevap verdi.”

Nesâi, Nikâh 14 (6,68).

3273 – Hz. Ömer (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Erkeğe, hanımını ne sebeple dövdüğü sorulmaz.”

Ebu Davud, Nikah 43, (2147).

3274 – Ebu Sa’id (radıyallahu anh) anlatıyor: “Safvân İbnu Muattâl (radıyallahu anh)’ın hanımı, yanında Safvân da bulunduğu bir anda Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek:

“Ey Allah’ın Resülü, namaz kıldığım zaman kocam beni dövüyor, oruç tuttuğum zaman da orucumu bozduruyor, güneş doğuncaya kadar da sabah namazı kılmıyor!” dedi. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), hanımının bu söyledikleri hakkında Safvân’a sordu. Safvân:

“Ey Allah’ın Resülü! “Namaz kıldığım zaman dövüyor ” sözüne gelince,

o zaman (bir rekatte uzun) iki süre okuyor. Halbuki ben bunu yasakladım” dedi. Resulullah kadına:

“İnsanlara tek surenin okunması yeterlidir ” buyurdu. Safvân devam etti:

“Oruç tuttuğum zaman bozduruyor ” sözüne gelince, “Hanımım oruç tutup duruyor. Ben gencim, hep sabredemiyorum.” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:

“Bir kadın kocasının izni olmadan (nafile) oruç tutamaz!” buyurdular.

Safvân devamla:

“Güneş doğuncaya kadar sabah namazı kılmadığım sözüne gelince, biz (gece çalışan) bir âileyiz, bunu herkes biliyor. (Sabaha yakın yatınca) güneş doğuncaya kadar uyanamıyoruz” diye açıklama yaptı. Aleyhissalatu vesselam:

“Ey Safvân, uyanınca namazını kıl!” buyurdular.”

Ebu Dâvud, Savm 74, (2459).

3275 – Ebu’I – Verd İbnu Sümâme anlatıyor: “Hz. Ali (radıyallahu anh) İbnu Ağyed’e dedi ki: “Sana kendimden ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ‘ın kızı Fâtıma (radıyallahu anhâ)’dan -ki o, babasına, ailesinin en sevgili olanı idi- bahsedeyim mi?”

“Evet, bahsedin!” dedim. Bunun üzerine:

“Fâtıma radıyallahu anhâ değirmen çevirirdi; elinde yaralar meydana gelirdi. Kırba ile su taşırdı. Bu da boynunda yaralar açtı. Evi süpürüyordu. Üstü başı toz-toprak oldu. (Bu sıralarda) Rasûlüllah’a bir kısım köleler getirilmişti.. Fâtıma ‘ya:

“Babana kadar gidip bir köle istesen!” dedim. Gitti. Aleyhisselâtu vesselâm’ın yanında bazılarının konuşmakta olduklarını gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resulullah Fâtıma’ya gelerek:

“Kızım ihtiyacın ne idi?” diye sordu. Fâtıma süküt edip cevap vermedi. Ben araya girip:

“Ben anlatayım Ey Allah’ın Resülü!” dedim ve açıkladım: “Fatıma’nın değirmen kullanmaktan elleri yara oldu, kırba ile su taşımaktan da omuzları incindi. Köleler gelince ben kendisine, size uğramasını, sizden bir hizmetçi istemesini ve böylece biraz rahata kavuşmasını söyledim. Bu açıklamam üzerine Resulullah:

“Ey Fatıma, Allah’tan kork, Allah’a olan farzlarını eda et, aileyin işlerini yap. Yatağına girince otuzüç kere sübhanallah, otuzüç kere elhamdülillah, otuzüç kere Allahuekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır..” buyurdular. Fatıma (radıyallahu anha):

“Allah’dan ve Allah’ın Resulünden razıyım” dedi. Resulullah ona hizmetçi vermedi.”

Buhari, Fedailul Ashab 9, Humus 6, Nafakat 6, 7, Da’avat 11; Müslim, 80, (2727); Tirmizi, Da’avat 24, (3405); Ebu Davud, Harac 20, (2988, 2989), Edeb 109, (5062, 5063).

Alıntıdr

Toplam Görüntülenme: 405 Bugün Görüntülenme:0 Son Görüntülenme: 26 January 2012

MEHRİN MİKTARI

3426 – Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir kadın gelerek:

“Ey Allah’ın Resülü, dedi. Sana nefsimi bağışlamaya geldim.”

Aleyhissalâtu vesselâm kadına şöyle bir nazar edip sonra tepeden tırnağa gözden geçirdi, bir de sâbit baktı ve sonunda (hiçbir şey söylemeden) başını yere eğdi.

Kadın, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ın, hakkında hiç bir hükme varmadığını görünce oturdu. Derken bir adam doğrulup:

“Ey Allah’ın Resülü! Sizin ona ihtiyacınız yoksa onu bana nikahlayın!” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm:

“Yanında (buna mehir olarak verecek) bir şeyler var mı?” diye sordu. Adam:

“Vallahi yok. Ey Allah’ın Resülü!” deyince:

“Ailene git, bir şeyler bulabilecek misin bir bak!” dedi. Adam gitti ve

az sonra geri geldi:

“Hayır, vallahi ey Allah’ın Resulü hiç bir şey bulamadım!” dedi. Resûlullah tekrar:

“İyi bak, demirden bir yüzük de mi yok!” buyurdu. Adam tekrar gidip

yine geri geldi ve:

“Hayır! Vallahi ya Resülullah, demirden bir yüzük bile yok! Ancak işte şu izârım var, yarısı onun olsun” dedi. Sehl der ki: “Adamın ridası yoktu”

Aleyhissalâtu vesselâm:

“İzarın ne işe yarar? Onu sen giyecek olsan onun üzerinde bir şey olmayacak, şayet o giyecek olsa senin üzerinde bir şey kalmayacak!” buyurdular. Bunun üzerine adam oturdu. Epey bir müddet oturduktan sonra, kalktı.

Resulullah aleyhissalâtu vesselâm onun döndüğünü görünce, geri çağırılmasını söyledi. Adamı çağırdılar.

“Kur’ân’dan ne biliyorsun (hangi süreler ezberinde?)” diye sordu. Adam:

“Şu şu süreleri biliyorum!” diye bildiklerini saydı.

“Yani sen bunları ezbere okuyor musun?” diye tekrar sordu. Adam:

“Evet! ” deyince, Resülullah aleyhissalâtu vesselâm:

“Haydi git, ben kadını sana temlik ettim” buyurdu.”

Bir rivâyette: “Kur’an’dan bildiklerin(i öğretmen) mukabilinde onu sana nikâhladım” buyurdu.”

Buhari, Nikâh 6, 32, 35, 37, 40, 44, 50, 51, Vekâle 9, Fedâilu’l-Kur ‘ân 21, 22, Libas 49; Müslim, Nikâh 76, (1425); Muvatta, Nikâh 8, (2, 526); Ebu Dâvud, Nikâh 31, (2111); Tirmizi, Nikâh 22, (1114); Nesâi, Nikâh 62, (6, 113).

3427 – Ebu Dâvud da kaydedilen bir Ebu Hüreyre rivâyetinde: “Kalk buna yirmi ayet öğret, o senin hanımındır” denmiştir.

3428 – Yine Ebu Davud’un Câbir’den yaptığı bir diğer rivâyette: “Resulallah: “Kim mehir olarak bir avuç kavud veya hurma verirse kadını kendine helâl kılmış olur” buyurmuştur.

3429 – Abdullah İbnu Âmir babasından naklediyor: “Beni Fezre’den bir kadın bir çift ayakkabı mehir mukabilinde evlendi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm: “Nefsin ve malın için bir çift ayakkabıya razı mısın?” diye sordu. Kadın: “Evet!” dedi. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bu evliliğe müsaade etti.”

Ebu Davud, Nikâh 30 – 31, (2110, 2112); Tirmizi, Nikâh 21, (1113).

3430 – Hz. Enes radıyallahu anh buyurdular ki: “Ebu Talha, Ümmü Süleym radıyallahu anh’la evlendi. Aralarındaki mehir müslüman olmaktı. Ümmü Süleym, Ebu Talha’dan önce müslüman olmuştu. Ebu Talha, Ümmü Süleym’i istetince, Ümmü Süleym: “Ben müslüman oldum, sen de müslüman olursan evlenirim” dedi. Bunun üzerine o da müslüman oldu. Ümmü Süleym’in mehir olarak istediği şey müslüman olması idi.”

Nesâi, Nikâh 63, (2, 114).

3431 – Ebu’l-Acfâ es-Sülemi anlatıyor: “Birgün, Hz. Ömer radıyallahu anh, cuma hutbesi verdi ve hutbede şöyle söyledi: “Sakın, kadınların mehirlerini artırmayın, zira bu, eğer dünya için bir şeref, âhiret için de bir takva olsaydı buna en çok Resulullah lâyık idi. Halbuki O, kadınlarından veya kızlarından hiç birine oniki okiyyeden fazla mehir takdir etmemiştir”

Ebu Dâvud, Nikâh 29, (2106); Tirmizi, Nikâh 22, (1114); Nesâi, Nikâh 66, (6,117,118); İbnu Mâce, Nikâh 17, (1887).

3432 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ ‘ya: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm’ın hanımlarına verdiği mehir ne idi?” diye sorulmuştu şu cevabı verdi:

“Oniki okiyye ve bir neşş idi. Neşş nedir biliyor musunuz? Yarım okiyyedir. Bunun tamamı beşyüz dirhem eder.”

Müslim, Nikâh 78 (1426); Ebu Davud, Nikâh 29, (2105); Nesâi, Nikah 66, (6, 116, 117).

3433 – Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtü vesselam, Safiyye radıyallahu anhâ’yı şad etti ve onun azadlığını mehri yaptı.”

Buhâri, Nikâh 68, Büyü 108, Cihad 74; Müslim, Nikâh 78, (1365); Ebü Davud, Nikâh 6, (2054); Tirmizi, Nikâh 23, (1115); Nesâi, Nikâh 64, (6, 114).

3434 – Yine Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Abdurrahman İbnu Avf radıyallahu anh Medine’ye gelince Resulullah aleyhissalâtu vesselâm onu Sa’d İbnu Rebi el-Ensâri ile kardeşledi. el-Ensari (zengin birisiydi ve) iki hanımı vardı. Abdurrahman’a malını ve ehlini yarı yarıya paylaşmayı teklif etti. Abdurrahmân:

“AIlah malını ve ehlini sana mubarek kılsın. Bana pazarı göster kafi!” dedi. Pazara geldiler. O gün keş ve yağ alıp satmaktan bir miktar kazanç elde etti. Bir müddet sonra, Resulullah aleyhissalâtu vesselâm, onunla karşılaşınca, üzerinde sürünme maddesinin izlerini gürdü ve:

“Hayırdır! Neler oldu Ey Abdurrahman?” diye sordu.

“Ensari bir kadınla evlendim!” dedi. Resulullah:

“İyi de kadına mehir olarak ne verdin?” buyurdu. Abdurrahman:

“Bir nevat (beş dirhem) altın!” deyince. Aleyhissalatu vesselam:

“Bir de ziyafet ver, bir tek koyunla da olsa!” ferman etti.”

Buhari, Nikah 7, 49, 54, 56, 68, Büyü 1, Kefalet 2, Edeb 67, Da’avat 53, Menakıbu’l-Ensar 3, 50; Müslim, Nikah 79, (1427); Muvatta, Nikah 47, (2, 545); Tirmizi, Nikah 10, (1094), Birr 22, (1934); Ebu Davud, Nikah 30, (2109); Nesai, Nikah 67, (6, 119, 120).

Bir rivayette “…altın” kelimesinden sonra “Allah sana mübarek kılsın” ziyadesi vardır.

3435 – Ümmü Habibe radıyallahu anha’nın anlattığına göre, Ubeydullah İbnu Cahş’ın nikahı altında idi. Ubeydullah Habeşistan’da vefat etti. Necaşi rahimehullah, onu Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’a nikahladı. Ve Resulullah’a bedel, Ümmü Habibe’ye dörtbin dirhem mehir verdi. Sonra onu, Aleyhissalatu vesselam’a Şürahbil İbnu Hasene ile birlikte gönderdi ve (mehir miktarını) Resulullah’a mektupla bildirdi. Resulullah aynen kabul etti.”

Ebu Davud, Nikah 29, (2107- 2108)

MEHRİN AHKÂMI

3436 – Ukbe İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm bir adama:

“Sana falan kadını nikâhlasam razı mısın?” diye sordu. Adam, “Evet! ” deyince, bu sefer o kadına sordu: “Seni falan erkekle nikâhlasam razı olur musun?”

Kadın, “Evet!” deyince bunları birbirlerine nikâhladı. Erkek, kadınla gerdeğe girdi, ama kadın için bir mehir belirlemedi, herhangi bir şey de vermedi. Bu erkek, Hudeybiye gazvesine katılanlardan biriydi, Hayber’de onun da hissesi vardı. Adam öleceği zaman:

“Resülullah falan kadını bana nikâhladı ama ben ona bir mehir belirlemedim, peşin olarak da bir şey vermiş değilim. Şimdi sizleri şâhid kılıyorum, kadına mehir olarak Hayber’deki hissemi veriyorum!” dedi. Kadın onu aldı ve erkeğin vefatından sonra yüzbin (dirhem)e sattı.”

3437 – Râvilerden biri, bu hadisin baş kısmına şu ilâvede bulundu: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Nikâhların en hayırlısı en kolayıdır.”

Ebu Dâvud, Nikâh 32, (2117).

3438 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh’ın anlattığına göre ona, kocası ölen bir kadından soruldu, kocası ona mehir tesbit etmemiş, henüz kendisiyle gerdek de yapmamış. Kadına şu cevabı verdi:

“Kadın mehrin tamamını alır (ne eksik, ne fazla ) iddet bekler ve miras’a da iştirak eder.

Ma’kıl İbnu Sinân söz alarak dedi ki: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm’ı işittim, Berva’ Bintu Vâşık için bunun misli bir hüküm vermişti.” Bu açıklamaya İbnu Mes’ud sevindi.”

Ebu Dâvud, Nikâh 32, (2114); Tirmizi, Nikâh 44, (1145); İbnu Mâce, Nikâh 18, (1891); Nsâi, Nikâh 68, (6, 121).

3439 – Nâfi anlatıyor: “Ubeydullah İbnu Ömer’in bir kızı vardı. Annesi de Bintu Zeyd İbni’l-Hattâb idi. Bu kız, Abdullah İbnu Ömer’in bir oğlunun nikahı altında idi. Oğlan, Zeyd İbul’-Hattâb’ın kızıyla gerdek yapmadan vefat etti, üstelik henüz mehir de tesbit etmemişti. Kızın annesi, Abdullah ‘a gelerek kızın mehrini taleb etti. İbnu Ömer radıyallahu anh kadına: “Kızınıza mehir yoktur. Eğer mehir olsaydı onu asla tutmaz verirdim, aksi halde kıza zulmetmiş olurum” dedi. Kadın onun hükmünü kabül etmek istemedi. Aralarında, Zeyd İbnu Sabit radıyallahu anh’ı hakem yaptılar. O, kızın mehir hakkının bulunmadığına, fakat mirasa iştirak hakkı olduğuna hükmetti.”

Muvatta, Nikâh 10, (2, 527).

3440 – İbnu Ömer radıyallahu anhüm demiştir ki: “Boşanan her kadının bir istifâde (tazminat) hakkı vardır. Bu tazminattan, kendisine mehir tayin edildiği halde, temas vaki olmadan boşanan hâriçtir. Böyle bir kadın, kendisi için tesbit edilen mehrin yarısını alır.”

Muvatta, Talâk 45, (2, 573).

3441 – İbnu’l-Müseyyeb anlatıyor: “Hz. Ömer radıyallahu anh: “Nikâhda perdeler indirildi mi mehir vacib olur ” diye hükmetti.”

Muvatta, Nikâh 12 (2, 5285.)

3442 – İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Hz. Ali, Fatıma radıyallahu anhümâ’yı nikâhlayınca, hemen gerdek yapmak istedi. Resülullah aleyhissalâtu vesselâm ise, mehir olarak bir şeyler verinceye kadar buna mâni oldu. Hz. Ali radıyallahu anh: “Benim verecek bir şeyim yok!” demişti. Aleyhissalâtu vesselâm:

“Ona zırhını ver!” buyurdu. Hz. Ali radıyallahu anh (bu maksadla) zırhını verdi, sonra da gerdek yaptı.”

Ebu Dâvud, Nikâh 36, (2125, 2126); Nesâi, Nikâh 76, (6, 129).

3443 – Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm, bana, kocası kadına bir şey vermezden önce kadını kocasına göndermemi emretti.”

Ebu Dâvud, Nikâh 36, (2128).

3444 – Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Yerine getirilmeye en ziyade lâyık olan şart, ferçleri helal kılmak üzere kabul ettiğiniz şartlardır.”

Buhari, Nikâh 52, Şurüt 6; Müslim, Nikâh 63, (1418); Ebu Dâvud, Nikâh 63, (2139); Tirmizi, Nikâh 31, (1127) ; Nesâi, Nikâh 42, (6, 92, 93).

Mehr Hakkında

Toplam Görüntülenme: 716 Bugün Görüntülenme:0 Son Görüntülenme: 30 January 2012


Free PageRank Checker

Zirve100 Site ekle
Zirve100 Site istatistikleri