ALLAH (C.C) - SanalAlemci

SanalAlemci ‘ALLAH (C.C)’ Kategorisi

Esmaü’l Hüsna-Kâbid

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:15 3 Yorum
Derecelendir

Kâbid

Kabid : Ruhları kabzeden, sıkan, daraltan, rızkı belli ölçülerde veren

Al-Qabid : The Constrictor who constricts and restricts.

Bütün canlılara hayat veren, ölüm anında varlıkların ruhlarını kabzeden O’dur.Maddi yönden fakirleştiren ve daraltanında, zengin edip genişleten de Allah’dır. Zenginken fakir olanları, güçlü iken zayıf olanları, yüksek makamlardan düşenleri, bilginken bunayanları gördüğümüz gibi, fakirken zengin olanları, Mekke’de zayıf görüldüğü halde Mine’de güçlenenleri, Bilal-i Habeşi gibi kafirlerin kölesi iken mü’minlerin efendisi olanları, Yusuf (s.a.v.) gibi hapishaneden Mısır’a sultan olanları, Ümmi iken kıyamete kadar gelecek insanlara ilim öğreticisi olan Hz Muhammed’i yaratan O’dur.

Allah, dilediği kişinin imkanlarını artırarak şükredip etmeyeceğini, dilediğinin de imkanlarını daraltarak nankörlük edip etmeyeceğini dener. Dolayısıyla insanların sahip olduğu veya olamadığı şeyler kendileri için bir kazanç değildir. Bunlar sadece geçici dünya hayatını mı gerçek yurt olan ahireti mi istediklerini denemek için Allah’ın yarattığı imtihanlardır.

Eğer kişi bu gerçeğin farkına varmaz ve elindeki herşeyi kendisinin zannedip cimrilik yapar, Allah’ın dilediği şekilde harcamazsa o zaman Allah elindeki imkanları daraltabilir. Tam aksi olarak elindeki herşeyin kendisine Allah’ın rızasını kazanacak şekilde kullanılması için verildiğini bilen kişilerin de imkanlarını artırır, dünyada da ahirette de onlara en güzeliyle karşılık verir.

Bir kimse “Yâ Kâbid” ismini kırk gün kırk lokma üzerine yazıp yese o kimse açlık mihnetinden emin olur. (1)
Kaynaklar 1) Allah’ın İsimleri, 2005 Harun Yahya
2) Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985

ALLAH(c.c) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 759 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 21.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Alîm

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:13 3 Yorum
Esmaü’l Hüsna-Alîm 5/5 (100%) 1 Oy

Alîm

Alim : Her şeyi çok iyi bilen, hakkıyla bilen

Al-’Alim : The Knower of All who has full knowledge of all things.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir.” (Tâ-Hâ- 7)

“Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır.” (Tevbe, 78)

“… Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Enfal, 71)

Allah’ın bilgisine sınır yoktur. O her şeyi bilir.

Kur’an’da Allah’ın ilminin her şeyi kuşattığı ve O’nun herşeyi en ince detayları ile bildiğini belirten birçok âyet-i Ker’ime vardır.

Olmuşları olduğu gibi, olacakları da, olmuşlar kadar açık ve seçik bilir.

Hiç bir şey ilminin dışında değildir.

Yaratıklar, onun müsaade ettiği kadar bilgiye sahip olabilirler. Ötesini bilemezler. İnsanların bilgisi tam ve mutlak değildir; istikbali bilmekte tamamen acz içersindedirler. Oysa Allah’ın bilgisi mekanla kayıtlı olmadığı gibi zamanla da kayıtlı değildir.

Allah’ın kendi durumunu bildiğini bilen kimse içinde bulunduğu duruma sabreder, O’nun verdiklerine şükreder, çirkinlik ve yanlışlıklardan kaçınır.

Allah’ın Bilgisi İle Kulların Bilgisi arasındaki Farklar (3)

1- Allah’ın bilgisi bütün bilgileri kapsar. Kulların bilgisi ise son derece sınırlıdır.

2- Allah’ın bilgisi, bilgilerin değişmesi ile değişmez. Oysa kulların bilgisi böyle değildir.

3- O’nun bilgisi, duyular vasıtasıyla veya düşünce ile elde edilmemiştir.. Kulların bilgisi ise, duyularla veya düşünce ile elde edilir.

4- Allah’ın bilgisi, zorunlu olarak vardır ve asla kaybolmaz. Kulların bilgisi ise kaybolma riski taşır.

5- Allah’ın bilgileri birbirine mani olmaz ve meşgul etmez. Kulların bilgileri ise birbirine mani olabilir ve meşgul edebilir.

6- Allah’ın bilgisi sınırsız, kullarınki ise sınırlıdır.

7- Hiçbir şeyin bilgisi Allah’a gizli kalmaz.. O, açık ve gizli bütün şeyleri bilir. O’nun için gizli olan bir şey yoktur. Kulların bilgisi ise böyle değildir.

İhlasla “Yâ Alim” diye bir müslüman bu isme devam etse, maddi ve manevi ilim kapıları kendisi için açılır. (1)

Kaynaklar
1) Yüce Allah’ (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
2) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
3) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004

ALLAH(c.c) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 816 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 12.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Fettâh

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:12 5 Yorum
Esmaü’l Hüsna-Fettâh 4.8/5 (95%) 8 Oy

Fettâh

Fettâh : Hayır kapılarını açan, hüküm veren

Al-Fattah : The Opener who opens the solution to all problems and makes things easy.
Cenab-ı Hak buyuruyor:

“De ki: “Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (herşeyi hakkıyla) bilendir.” (Sebe, 26)

Taraflar arasında hüküm veren; birine yardım edip zafere ulaştıran; hayır ve rahmet kapılarını açan O’dur.

Silah gücü, kelime cambazlığı ve basit mantık oyunlarıyla hakkı batıla karıştırıp, içine zehir, dışına şeker konmuş öldürücü imansızlık tuzaklarına yakalananlar gerçeği anlayamadan giderlerse, ahirette hak ile batılın arasını ‘el-Fettâh’ olan Rabbimiz açacak ve herkes gerçeği görecek, ama iş işten geçmiş olacak.

Çocuk ana rahminde iken çocuğa rızık kapısını açan, çocuk dünyaya gelince bir kapıyı kapayınca annenin göğüslerinden iki kapıyı açan. Göğüslerdeki iki kapı kapanınca acı-tatlı, yaş-kuru yiyeceklerden dört kapıyı açan O’dur.

Her müslüman, Allah’tan başka Hâkim olmadığına inanmalı ve O’nun hükmünden başka hüküm kabul etmemelidir.

Müslüman, kapalı olan her şeyi ancak Allah’ın açabileceğini bilmelidir. Kullarına rızık ve merhamet kapılarını açan, zor ve kitlenen işleri çözüp açan, hakkı görmeleri için kalplerini ve gözlerini açan, sıkıntı ve darlıktan sonra gönüllerini açıp ferahlık veren, anlaşılmayan kapalı her sorunu kolaylıkla açan O’dur.

Ey Allah’ın kalp kilitlerini açtığı ve kendi katından üzerine nurlar yağdırdığı kişi! Allah’ın kapılarını sana açtığı gibi sen de, ilim anahtarlarıyla cahil ve bilgisiz kimselerin kapalı kapılarını açve onalrın gönüllerini fethet.(2)

İhlasla “Yâ Fettâh” diye bir müslüman bu isme devam etse, bütün zor kapılar açılır, gönlünde büyük fetihler meydana gelir. (1)

Kaynaklar
1)Yüce Allah’ (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985

ALLAH(c.c) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 1.588 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 19.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Şekur

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:11 2 Yorum
Esmaü’l Hüsna-Şekur 5/5 (100%) 1 Oy

Şekur

Şekûr : Yapılan görevlere karşı bol karşılık veren

Ash-Shakur : The Rewarder of thankfulnes who gratefully rewards good deeds.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Eğer Allah’a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr’dur, Halim’dir. ” (Teğabün, 17)

Şükür; teşekkür etmek, insanlık kurallarına uyarak nankörlük etmemek anlamlarına gelir. Şükretmeyen, verilen nimetlerin kimler tarafından verildiğini farketmeyn insan nankör bir insandır.

Şekûr, şükrü devam eden ve büyük-küçük ibadet ayrımı yapmaksızın şükrü bütün itaat edenleri kapsayandır.

Gerçek şükür, nimet verene şükretmekle eksikliğini itiraf etmektir. Bu yüzden Yüce Allah,

“Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın” (Sebe, 13) buyurunca,

Hz.Davud a.s.:

“Ey Rabb’im! Sana nasıl şükredeyim ki? Benim şükrüm bile senin bir nimetindir” demiş,

Yüce Allah da şöyle cevap vermiştir:

“İşte şimdi Beni tanıdın ve Bana şükrettin ey Davud! Çünkü şükretmenin de Benim bir nimetim olduğunu bildin”.

Nimete şükürle karşılık vermek, nimetlerin daha da artmasına vesile olur.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“…Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım..” (İbrahim,7)

Şükrün üç temel şartı bulunmaktadır:

1. Nimet verenin verdiği nimeti kabul edip bunu ikrar etmek.

2. Verilen bu nimeti Allah’a itaat etmede kullanmak.

3. Allah’ın dilemesiyle bu nimetin ulaşmasına vesile olanlara teşekkür etmek.

Cenab-ı Hak şükrü kabul eder ve karşılıksız bırakmaz. Şükrü şükürle ve ondan daha fazlasıyla cevaplandırır. Böylece iyiliklerin çoğalmasına yol açar.

Kullarına, onlar tarafından şükrü ifade edilen nimetleri artıracağına dair Allah’ın kesin vaadi vardır. Şükür yolunu tutanlar; kendilerine gelmiş olan nimetleri, sebeplerden, vasıtalardan değil, ancak Allah’tan olduğunu itiraf ederler. Çünkü onlar hediyeyi getiren uşaklara değil, gönderen efendiye bakarlar. Gönüllerinden inanmışlardır ki, nimeti yaratan, kısmet eden, gönderen, onunla meşgul olacak kuvvetleri, sebepleri veren, tertib eden ancak Allah’tır.

Bazı Allah dostlarına:

“Şükür nedir” diye sorulduğunda;

“Allah’ın verdiği nimetlerle O’na isyan etmemendir” şeklinde cevap vermişlerdir. (2)

Her müslüman,mutlak Şekûr (Şükredilen)un Allah olduğunu, âlimlerin ittifakıyla O’na şükretmenin farz olduğunu ve Allah’ın azı da çoğu da kabul ettiğini bilmesi gerekir.

Bil ki, her aza ve organın kendisine has bir şükrü vardır.Nasıl ki dil şükür sözcükleriyle Rabb’ine şükrediyorsa, diğer organlarda kendilerine göre Rablerine şükretmelidir. Her aza ve organın şükrü, yaratılış amacına göredir. Her organ, Allah’ın emrine uymada ve yasağından kaçınmakta kullanılmalıdır. Buna göre:

Bedenin şükrü, organları Allah’a itaatin dışında kullanmamandır.

Kalbin şükrü, onu Allah’ı anma ve bilme dışında şeylerle meşgul etmemektir.

Dilin şükrü, onu Allah’tan başka kimseleri övme ve methetmede kullanmamandır.

Malın şükrü, Allah’ın sevdiği ve hoşnut olduğu yerlerin dışında harcamamandır.

Allah’a şükretme konusunda bunları bildikten sonra müslüman, insanlar arasında kendisine iyilik yapanlara teşekkür etmeli ve şu hadis-i şerif-i unutmamalıdır:

“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a şükretmez” (4)

İhlasla “Yâ Şekûr” diye bir müslüman bu isme devam etse, iyi ameller yapmak nasip olur.

Kaynaklar
1) Esmaül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005, Mütercim ilavesi
2) Kurtubi, Ebu Abdullah Muhammed b.Ahmed, El-Câmiu li Ahkâmi-l Kur’an
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
4) Tirmizi, 1955
5) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004

ALLAH(c.c) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 630 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 27.10.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Ğafur

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:09 4 Yorum
Derecelendir

Ğafur

Ğafur : Kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır.

Al-Ghafur : The Forgiver and Hider of Faults.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi Allah’tandır ki. O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O’nadır.” (Mümin, 3)

“Dikkat et! O, azizdir ve çok bağışlayandır.” (Zümer, 5)

“Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver.” (Hicr, 49)

“Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.” (Hacc, 60)

Allah, kullarını sadece bir kere değil defalarca bağışlar. Öyle ki, O’nun bağışlaması sayılamaz. Kullarını dünya ve ahirette rezil etmeyen onların günahlarını gizleyen, örten ve günahlarından dolayı cezalandırmayan. Allah, iyiyi-güzeli açığa çıkaran, kötüyü, çirkini örtendir. Allah dünyada üzerlerini örtmek, ahirette de cezasını vermemek suretiyle bunu örter. Allah insanı üç türlü örtü ile örtmüştür.

* İlk örtü; insanın ayıp ve çirkin görünen yerlerini gizleyen elbiseleridir.
* İkincisi; insanın fikir, düşünce ve hayallerini kalbinde gizlemesidir.
* Üçüncüsü ise; Allah kulunun günahlarını örtmüş, gizlemiş; günahlarını sevaba çevirmiş, sanki hiç günah işlememiş gibi ahirette yalnızca sevaplarını yazan kitaplarını vermiştir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor : (1)

* Kul, günahını itiraf eder ve tevbe ederse, Allah tevbesini kabul eder.
* Açıktan günah işleyenler dışında ümmetimin tamamı affedilir.
* Kim bir müslümanın hata ve günahlarını örterse, Allah da dünyada ve ahirette o kimsenin hata ve günahlarını örter.

Tenbih : (2)

O’ndan başka kulların günahlarını bağışlayan kimse yoktur. İçtenlikle tevbe eden, sanki hiç günah işlememiş gibidir. Kullar için zorunlu olan, bağışlaması pek geniş olan Allah’tan günahlarının bağışlamasını talep etmek ve hiç bir zaman ondan ümit kesmemektir.

Her müslüman, bir günah işlediğinde onu insanlardan gizlemeli ve asla açığa vurmamalıdır. Günahlarını yalnızca Allah’a itiraf etmeli ve ondan bağışlanma dilemelidir.

Bu ismi bilen her müslüman, kendi günahlarını örrtüp gizlediği gibi, başkalarının da günahlarını örtüp gizlemeli ve açığa vurmamalıdır. Yüce Allah’ın şu ayetini akıldan çıkarmamalıdır. “Allah’ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? ” (Nur, 22)

Bu ismi celilin 1286 defa tilavetine devam edenin günahlarını Cenab-ı Hak afv ve mağfiret buyurur. Kendisine karşı gazab ve düşmanlık zarar ve tesir etmez. Gazab anında kendini gören sukunet bulur. Hiddetinden eser kalmaz. (3)
Kaynaklar:
1) Buhari
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) Esmaül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005, Mütercim ilavesi Sayfa:233-234
4) Islam City
5) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985

ALLAH(c.c) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 560 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 17.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)