ALLAH (C.C) - SanalAlemci

SanalAlemci ‘ALLAH (C.C)’ Kategorisi

Esmaü’l Hüsna-Rezzak

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:37 6 Yorum
Derecelendir

Rezzak

Rezzak : Rızık ihsan edici, tekrar tekrar, bol bol rızık veren.

Ar-Razzaq : The Sustainer who provides all things useful to His creatures.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Allah, diledigine hesapsiz rizik verir.” (Bakara, 212)
“Kendi rızkını taşıyamayan nice canlı vardır ki onu ve sizi Allah rızıklandırır…” (Ankebût, 60)

Beslenerek yaşamaları için bütün canlıların rızıklarını veren yalnız Allah Teala’dır. O’ndan başka rızık veren yoktur. Eğer Allah rızkı kulları için bolca yaysaydı, yeryüzünde taşkınlık yapar ve azarlardı. Allah kullarından dilediği kimsenin rızkını genişletir ve dilediğine de kısar. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Kulun, her istediğini talep etmede helal yollardan hareket ettikten sonra, Rabbine müracaat etmesi lazımdır.

Kuluna karşı çok şefkatli ve merhametli olan Allah, insanları içinde sayılamayacak kadar çok nimetle dolu olan topraklarda yaşatır. Öyle ki insan toprağı ekip biçmeden bile toprak yemyeşil ürünler ve başaklar verir. İçinden sarı, kırmızı, yeşil, turuncu meyve ve sebzeler çıkar. Masmavi denizlerin içi ise yine binlerce çeşit ve lezzette balıklarla doludur. Bütün bunların yanında Allah insanlara hem yerdeki hayvanların etini, hem de gökteki kuşun etini yedirir, hayvanların içinden tertemiz süt çıkarır, arılara bal yaptırır… Bütün bunları insanlara Allah bağışlamaktadır. (3)

Tenbih: Kul, Allah’tan başkasından rızık beklememeli, bu konuda O’ndan başkasına dayanıp güvenmemelidir. Her müslüman, Allah’tan başka rızık veren birmutlak Rezzâk’ın olmadığını bilmelidir. Eğer başkası, geçinmesi için rızık veriyor görünsede gerçekte o, kendisine verileni vermektedir. O halde sen de Allah’ın sana rızık olarak verdiklerinden başkalarına ver ki, Allah sana daha fazlasını versin.

Muhtaç olduğun halde, aşırı düşkünlük göstererek rızık arama. bil ki düşkünlükle rızık aranan sana takdir edilen rızkını kesinlikle artırmaz. Sana ancak takdir edilen rızık ulaşır, fazlası değil. O halde kendini küçük düşürerek rızık aramaktan vazgeç, onurunu ve izzeti nefsini koru. (4)

Bir kimse sabah namazından önce evinin dört bir tarafına batıdan başlamak üzere “Yâ Rezzâkü” diye 200 kere okursa o eve fitne ve kötülük gelmez. (5)
Kaynaklar
1) Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
2) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
3) Allah’ın İsimleri, 2005 Harun Yahya
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004

ALLAH(c.c) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 1.386 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 21.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Vehhab

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:35 3 Yorum
Esmaü’l Hüsna-Vehhab 5/5 (100%) 2 Oy

Vehhab

Vehhab : Karşılıksız veren, sonu gelmeyen bağışların sahibi.

Al-Wahhab : The Giver of All who constantly bestows blessings of every kind.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Yoksa, güçlü ve üstün olan, karşılıksız bağışlayan Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?” (Sad, 9)

Kullarına hiçbir karşılık gözetmeksizin tekrar tekrar ve çok çok bağışlarda bulunan.

Bu isim Allah hakkında, kapsamlı ve geniş bağışa; hiçbir karşılık beklemeksizin ve hiçbir amaç gütmeksiizin zorlanmadan daima vermek anlamına gelir. Oysa O’nun dışında bağışta bulunan herkesin dünyevi veya ührevi, er veya geç bir amacı ve çıkarı vardır. Bu yüzden mutlak hibe, yalnız Allah için geçerli olup, bu sıfatın O’ndan başkası için kullanılması doğru değildir. Zira hibeler dünyada ve ahirette hiçbir kesintiye uğramadan ve tükenmeden daima Allah’ın kullarına doğru akar. Allah’tan gelen hibeler, bu şekilde sonsuza dek artarak devam eder. Vehhâb ismii Allah’ın bütün fazlını, ihsanını, keremini, geniş mülkünü ve adaletini kapsar. (2)

Her müslüman Yüce Allah’ın gerçek hibe ve bağış sahibi olduğunu bilmeli, O’nun mutlak Vehhâb olduğuna inanmalıdır. Bu üstün niteliği kazanmaya çalışmalı, insanlara ve diğer varlılara dünyevi veya uhrevi bir karşılık beklemeksizin hibe ve bağışlarda bulunmalıdır.

Müslümanın kendisine vacib olmayan, yalnız Allah’ın rızasını kazanmak için yaptığı hayırlar ve iyilikler hibe sayılır.
Allah’ın sana hibe ettiklerinden sen de başkalarına hibe et..Allah’ın geçici olarak sana emanet ettiği şeylerde sakın cimrilik etme. Zira O, sen verdikçe sana daha fazla vereceğini vaat etmiştir. Cimrilik edip vermeyenin malını da yıkıma uğratacağını bildirmiştir.

Eğer Allah sana, kişileri yüksek derecelere çıkaran önemli bilgiler ve ilimler vermişse sen de hiçbir karşılık beklemeksizin bu bilgi ve ilimleri, ihtiyaç duyanlara öğretmelisin. Ancak gizli sırlar ve bilgileri ehli olmayanlara vermemeye dikkat etmelisin.

Büyük zatlar, bir kimse dua ettiği zaman 7 kere “Yâ Vehhâb” dese o kimsenin duasını Allah teala kabul eder, demişlerdir. Bir şey isteyen, düşman elinde bağlı kalan, rızkında darlık olan, ticaretinde ve kazancında çokluk ve kârlıllık olmayan veya seyrü sülûkünde her hangi bir fethi olmayan kimse üç gece veya yedi gece boyunca gece yarısı abdest alıp ve iki rekat namaz kılıp başını açarak ellerini havaya kaldırarak Yâ Vehhâb” dedikten sonra ihtiyacını Cenab-ı Hakk’a arzetse Allahü teala onun ihtiyacını karşılar, sıkıntısını giderir. (3)

Kaynaklar 1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985
2) Esma-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001

ALLAH (C.C) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 988 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 21.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Kahhâr

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:34 4 Yorum
Esmaü’l Hüsna-Kahhâr 5/5 (100%) 3 Oy

Kahhâr

Kahhâr : İsyankarları kahreden, hiç bir şekilde mağlub edilemeyen, üstün gelinemeyen

Al-Qahhar : The Subduer who dominates all things, and prevails upon them to do whatever … wills.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“O, kulları üzerinde kahredici olandır.O, hüküm ve hikmet sahibi olandır, haberdar olandır.” (En’am,18 )
“…De ki: ‘Allah, her şeyin yaratıcısıdır ve O, tektir, kahredici olandır.’ ” (Ra’d,16)

Mülkün, üstünlüğün, güç ve kuvvetin tamamı tek ve kahhâr olan Allah’a aittir. O’nun dışındaki her şey, mağlub ve yeniktir. Zalim ve zorbaların belini kıran, isyankar ve haddi aşanların boyunlarını büken, dünyadaki emellerine kavuşmalarına mani olan Allah’tır. Varlıların dilek ve istekleri dahil O’nun dilemesi altındadır.

Yüce Allah buyuruyor:

“Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Gerçekten Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir” (İnsan, 30)

Allah insanlardan nasıl sıkıntıyı giderme gücüne ve onların kalplerine ferahlık vermeye kadirse, onları büyük bir azapla kahretmeye de kadirdir. Kuran’da Allah’ın Kendi Katından gönderdiği azaplarla helak olmuş kavimlerden örnekler verilir. Bu insanlar hak dinden yüz çevirdikleri ve Allah’a baş kaldırdıkları için sabah vakti, hiç şuurunda değillerken, üzerlerinde dolaşan büyük bir felaketle yok edilmişlerdir. Allah inkar eden toplulukların üzerine evlerini yerinden söken kasırgalar göndermiş, üzerlerine balçıktan taşlar yağdırmıştır. Uyardığı insanların üzerine onların içinde oturdukları şehirleri yerle bir eden sağanaklar isabet ettirmiştir. Toprağın altını üstüne getiren depremleri üstlerine göndermiş, tek bir çığlıkla hepsini yerin dibine geçirmiştir. Açıkça görüldüğü gibi Allah’ın bir insanı kahretmesi hiçbir şeyle kıyaslanamaz.

Müslüman, gücü yettiğince Allah düşmanlarını mağlup etmeye ve onlara üstünlük sağlamaya çalışmalıdır.

Allah’tan yüz çevirip başkasına dayanan mutlaka mağlup olacak, şeytanın elinde birer oyuncak olacaklardır.

Fakat bütün bu sayılanlar Allah’ın dünya hayatında insanlara tattırdığı acılardır. Ve onları yaptıklarından dolayı dünyada yaşarken kahretmesidir. Ama asıl olan, insanın cehennemde görülmemiş bir azapla kahredilmesidir. Allah’ın sonsuz rahmetine karşılık O’nun kadrini takdir edemeyen ve nankörlük eden insanlar ahirette cehennem azabıyla karşılaşacaklardır. Dünyada işledikleri suçların tam karşılığı ahirette kendilerine verilecektir.

Allah onları cehennemin en dar yerine attığında, inkarcılara daha önce hiç karşılaşmadıkları bir acı tattırır; cehennem ateşiyle yanan derilerini yenileriyle değiştirir ve onların üzerine ateşten duvarlar örer. Öyle ki insanın dünyada çektiği acılar cehennemde karşılaştıklarının yanında çok hafif kalır. Nitekim Kuran’da cehenneme giren insanların Allah’ın kendilerini öldürmesi ve azaptan kurtarması için yalvardıkları haber verilir. (4)

İhlasla “Yâ Kahhar” diye bir müslüman bu isme devam etse, düşmanlarına karşı galip gelir, şeytani ve nefsani duygulardan emin olur. (2)

Kaynaklar
1) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985
2) Yüce Allah’ (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
3) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
4) Allah’ın İsimleri, 2005 Harun Yahya

ALLAH (C.C) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 1.268 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 22.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Gaffar

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:33 3 Yorum
Esmaü’l Hüsna-Gaffar 4.5/5 (90%) 2 Oy

Gaffar

Gaffar : Günahları tekrar tekrar, çokça bağışlayan

Al-Ghaffar : The Forgiving who is always ready to forgive.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.” (Hacc, 60)
“Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup sonra da doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım.” (Taha, 82)

“De ki: “Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir.” ” (Zümer, 53)
Günahları çok örten, mağfireti çok olan, kullarının günahlarını pek çok bağışlayan.

Gaffar, kulların günahlarını örtmede mübalağa edendir. Öyle ki, bu günahları ne dünyada ne de ahirette ortaya çıkarmaz.

Mümin, tövbe ve mağfiret ile ilgili olarak daima korku ile ümid arasında bulunmalıdır.

Müslüman, ne kadar ibadet ederse etsin, Allah’ın azabından güven içersinde olamaz; ne kadar günahkar olursa olsun Allah’ın mağfiretinden ve bağışlamasından ümidini kesemez. Bundan dolayıdırki; vitir namazının son rekatında okunması vacib olan kunut duaları sonunda “Ya Rabb; rahmetini umar, azabından korkarız” diye dua edilmektedir.

“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.” (Zümer, 53) Bu âyetin, Kur’ân’da en ümitli âyet olduğu söylenir. Bununla beraber dikkat edilmesi gerekir ki, bu ümit, günaha teşvik için değil, en günahkar kimseleri bile bir an önce tevbe edip Allah’a yönelmeye teşvik için olduğu hemen peşinden gelen iki âyetten açıkça anlaşılmaktadır. (1)

Yüce Allah, bu dünyada güzellikleri ortaya çıkaran, çirkinlikleri ve günahları örten, ahirette ise bu çirkinlikleri cezalandırmaktan vazgeçip onları bağışlayandır.

Hz.Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: “Resûlullah (s.a.v) Rabbinden naklen buyururlar ki:

“Bir kul günah işledi ve:

“Ya Rabbi günahımı affet!” dedi.

Hak Teâla da:

“Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.

“Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve:

“Ey Rabbim günahımı affet!” der.

Alllah Teâla Hazretleri de:

“Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.

“Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve:

“Ey Rabbim beni affeyle!” der.

Allah Teâla da:

“Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle muâhaze eden bir Rabbi olduğunu bildi. Dilediğini yap, ben seni affettim!” buyurdu.” (2)
Kaynaklar:
1) Elmalı Tefsiri, Zümer Suresi
2) Buhari
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985

ALLAH (C.C) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 729 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 16.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)

Esmaü’l Hüsna-Musavvir

Pazar, Mayıs 30, 2010 17:31 3 Yorum
Esmaü’l Hüsna-Musavvir 5/5 (100%) 1 Oy

Musavvir

Musavvir : Tasvir eden, herşeye şekil ve suret veren

Al-Musawwir : The Shaper of Beauty who designs all things, giving each its particular form and character.

Cenab-ı Hak buyuruyor:

“O Allah ki, Yaratan’dır, kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.” (Haşr, 24)

Dünya üstünde yüz binlerce farklı türde canlı yaşar. Bu türlerin hepsi birbirlerinden tamamen farklı görünüşlere ve olağanüstü özelliklere sahiptir.

Mesela bir kelebeğin kanatlarındaki kusursuz simetriyi ele alalım. Her bir kanadın üstü türlü şekiller ve etkileyici renklerle bezenmiştir. Bu şekiller ve renkler ne kadar karışık olurlarsa olsunlar, kanatlardaki benzersiz simetri asla bozulmaz. Öyle ki bütün kelebekler, bir ressamın fırçasından çıkmış gibi, göz zevkine hitap eden bir güzellik oluştururlar. Bu güzellikte tecelli eden aklın bir kaynağı olduğu açıktır. Zira basitçe çizilmiş bir resmin dahi bir ressamı vardır ve resmin kendi başına ortaya çıkması mümkün değildir. O halde kimse, böylesine kusursuz yaratılmış ve bir sanat eseri kadar estetik olan böyle bir canlı için tesadüfen var olmuş diyemez. Bunların tümünü yaratan, tasarlayan, meydana getiren, bütün kainatın Rabbi olan Allah’tır.

İnsanı yaratan, bedeninin dışındaki ve içindeki tüm sistemleri son derece mükemmel bir şekilde tasarlayan Allah, bu kompleks yapıdaki her noktada üstün yaratmasını ve izzetini göstermektedir. Örneğin insan bedeninin çatısını oluşturan iskelet başlıbaşına bir mühendislik harikasıdır. Vücudun yapısal destek sistemidir ve beyin, kalp, akciğer gibi hayati organların korunmasını sağlar, iç organlara destek olur. İnsan vücuduna, hiçbir yapay makina tarafından taklit edilemeyen üstün bir hareket kabiliyeti verir. Dahası kemik dokusu çoğu kimsenin zannettiği gibi cansız değildir. Vücudun ihtiyacına göre kalsiyum, fosfat vb. mineralleri depo eder veya daha önceden depo ettiklerini vücuda verir. Bütün bunların yanı sıra kırmızı kan hücrelerinin üretimi de kemikler tarafından yapılır. Ve bu bahsedilen çok fonksiyonlu sistem, insan bedenindeki onlarca mükemmel sistemden yalnızca bir tanesidir.
İşte bunların hepsini eşsiz bir dizayn ile yaratmış olan ve hala yaratmaya devam eden Allah kudretinin tecellilerini bizlere sürekli göstermektedir. (2)

Musavvir, bir şeyi dilediği zaman ona sadece: “ol” der, o da istediği şekil ve biçimde oluverir. “Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

“Dilediği bir surette seni tertip etti.” (Infitar, 8)

Bu yüzden musavvir, yaratmak istediğini istediği şekil ve biçim üzere yaratandır.

Musavvir, organları birbiriyle uyumlu halde yaratan ve onlara dilediği biçimi veren anlamına da gelir. Allah, insanı en güzel bir şekilde yarattığını bize şöyle haber verir:

“Doğrusu, Biz insanı en güzel bir biçimde yarattık.” (Tin, 4)
Çocuğu olmayan bir kadın, yedi gün oruç tutup iftar vaktinde “Yâ Musavvir, Ya Bari, Ya Hâlik” isimlerini su üzerine 21 kere okuyup üfürse ve o sudan iftar eylese Cenab-ı hak bu isimlerin hürmetine makbul bir çocuk ihsan eder.” (1)

Kaynaklar:
1) Miftahü’l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
2) Allah’ın İsimleri, 2005 Harun Yahya
3) Elmalı Tefsiri, Haşr, 24
4) Esma-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
5) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985

ALLAH (C.C) 99 İSMİ  SIR VE  FAZİLETLERİ

Toplam Okunma: 860 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 21.11.2017

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: ALLAH (C.C)