SanalAlemci

SanalAlemci ‘GENEL KATEGORİ’ Kategorisi

TÜRK ALFABESİ

Çarşamba, Haziran 29, 2011 5:16 1 Yorum

Alfabemiz



Türk Alfabesi | Türkçe Alfabe | Türkçe Alfabedeki Ünlü ve Ünsüz Harfler | Latin Harfler | Ünlü (Sesli) Harfler | Ünsüz (Sessiz) Harfler |Harfler ve Özellikleri | Tonlu Yumuşak Ünsüz Harfler | Tonsuz Sert Ünsüz Harfler |Batı Dillerinde Bulunmayan Türk Harfleri | Türk Alfabesinde Bulunmayan Harfler |
Türk alfabesi, Latin harfleri temel alınarak, 1 Kasım 1928 gün ve 1353 sayılı yasayla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk Alfabesi’nde 29 harf bulunur. Alfabeyi oluşturan büyük ve küçük harfler, sırasıyla aşağıdaki biçimde yazılır.

Yazı karakterleriyle:

A B C Ç D E F G Ğ H I İ J K L M N O Ö P R S Ş T U Ü V Y Z – (Â Î Û)

a b c ç d e f g ğ h ı i j k l m n o ö p r s ş t u ü v y z – (â î û)


Tarayıcının yukardaki harfleri doğru gösterememe olasılığına karşı, resim dosyası olarak:

Ağzın açıklığına göre


1. Geniş ünlüler: a, e, o, ö

2. Dar ünlüler: ı, i, u, ü


Ünlülerin nitelikleri aşağıdaki çizelgede toplu olarak gösterilmiştir:






Ünsüzlerin Sınıflandırılması

1. Tonlu (yumuşak) ünsüzler: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z.

2. Tonsuz (sert) ünsüzler: ç, f, h, k, p, s, ş, t.


Ünsüz harfler ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamasına göre ikiye ayrılır:

Latin harflerini kullanan diğer alfabelerle farklar

Türk alfabesi, Latin harflerini kullanmasına rağmen, bu harfleri kullanan diğer batı dillerinin alfabelerindeki bir takım harfleri içermemekte, bunun yanısıra bu alfabelerde genel olarak kullanılmayan başka harfler içermektedir.

Türk alfabesinde bulunmayan harfler

Q/q, W/w ve X/x harfleri

pek çok batı dilinde kullanılmasına rağmen Türk alfabesinde yer almamaktadır. Bu harflere karşılık gelen sesler sırasıyla k, v ve ks ile ifade edilir.

Örneğin:

Kemal, taksi. X harfi sözcüğün yapısına göre iks ya da ksi olarak da söylenirken, W harfi çift ve olarak okunur. Benzer biçimde İspanyol alfabesinde yeralan Ñ/ñ (Bu ses İtalyanca ve Fransızca’da gn, Portekizce’de nh harf bileşimleri ile elde edilir) harfine karşılık gelen ses ny ile ifade edilir. Örneğin, İspanyolca’da İspanya anlamına gelen España sözcüğü Türkçe harflerle Espanya olarak yazılır.

Batı dillerinde bulunmayan Türk harfleri
Bazı Türkçe harflerinin evrensel kod (Unicode) değerlerinin listesi


Türkçe’deki Ç/ç, Ü/ü ve Ö/ö harfleri

İngiliz alfabesinde bulunmamaları nedeniyle ASCII standardına dahil değildir. Ancak bu harfler diğer batı dillerinde yaygın olarak kullanılmakta ve ISO-8859-1 (Latin-1) standardının içinde yeralmaktadır. Küçük ı, büyük İ, Ğ/ğ, Ş/ş harfleri ise ISO-8859-9 (Latin-5) standardının içinde yeralmaktadır.

Türkçe’de noktalı i harfi büyük harfle yazılıyorken de noktası koyulur:

İ.

Benzer biçimde noktasız büyük I harfi, küçük harfle yazılıyorken noktası koyulmaz: ı. Ancak yabancı dildeki sözcükler büyük harfle yazılıyorken

I

harfi noktasız yazılır. Türkçe’nin dışında Azerice ve Tatarca’da da ı ve i harflerinin kullanımı bu biçimdedir.

Ş/ş

harfinin sesi, İtalyanca’da sc(i), Fransızca’da ch, İngilizce’de sh ve Galiçyaca’da x harfleriyle elde edilir. Bu harf kimi zaman Rumence’deki Ș/ș (virgüllü s) harfinin yerine kullanılmasına rağmen farklı bir harftir. Türkçe’nin dışında Azerice,Kürtçe, Tatarca ve Türkmence dillerinde kullanılmaktadır.

Ğ/ğ

(yumuşak ge) harfinin kendine ait bir sesi yoktur, yalnızca kendisinden önce gelen ünlü harfi uzatmakta kullanılır. Bu harf Türkçe sözcüklerin başında yeralmaz. Türkçe’nin dışında Azerice ve Tatarca dillerinde kullanılmaktadır.

ASCII

standardında yeralmayan Türkçe harfler ve Evrensel kod (Unicode) değerleri yukarıda verilmiştir.

Türkçe karakterlerin unicode karşılıkları şunlardır;

  • ğ – \u011f
  • Ğ – \u011e
  • ı – \u0131
  • İ – \u0130
  • ö – \u00f6
  • Ö – \u00d6
  • ü – \u00fc
  • Ü – \u00dc
  • ş – \u015f
  • Ş – \u015e
  • ç – \u00e7
  • Ç – \u00c7

TÜRK ABECESİ

Türk Alfabesi
Türk Alfabesi

Alfabede 29 harf bulunur. Ancak 1990′lı yıllarda toplanan bir uluslararası Türkçe kurultayında Türkiye alfabesine ñ(gırtlak n’si), é (ince e), q, w, x ‘in de katılması ile oluşacak ortak alfabeden diğer Türk devletlerinin kendi alfabelerini seçmesi karara bağlanmıştır. Bunun ardından Azerbaycan kendi alfabesini 34 harflik bu alfabeden seçip kullanmaya başlamıştır.

Ayrıca sesli a, u, ı harflerinin üzerinde yabancı kökenli sözlerde inceltme imi (^) kullanılmaktadır.

Türk alfabesinde orjinal (latin alfabesine ait, yaygın biçimde diğer alfabelerde de kullanılan) harfler dilin kendisine özgü seslerini vermekte kullanılan ikincil (orjinal sesin türevi) harften önce gelir.Dolayısıyla Türk alfabesinde i harfi ı harfinden önce olmalıdır.

Ünlü (Sesli) Harfler

  • Kalın ünlüler, dilin geriye çekilmesiyle; ince ünlüler, dilin ileri doğru itilmesiyle oluşur.
    • Dudaklar düz durumdayken çıkan ünlüler düz; büzülüp yuvarlaklaşmış durumdayken çıkan ünlüler de yuvarlak ünlüdür.
    • Alt çenenin açık ve ağız boşluğunun geniş durumunda çıkan ünlüler geniş; alt çene az açık ve ağız boşluğu darken çıkan ünlüler de dar ünlüdür.

    Bu sınıflandırmaya göre her ünlünün üç özelliği vardır.

    *Buna göre hangi ünlünün hangi özelliğe sahip olduğuna tek tek bakalım:

    adüz, geniş, kalınoyuvarlak, geniş, kalın
    edüz, geniş, inceöyuvarlak, geniş, ince
    ıdüz, dar, kalınuyuvarlak, dar, kalın
    idüz, dar, inceüyuvarlak, dar, ince
    Ünsüz (Sessiz) Harfler
    Çıkış Yerine GöreSERTYUMUŞAK
    SürekliSüreksizSürekliSüreksiz
    Dudakfpm,vb
    Dişs,şç,tj,l,n,r,zc,d
    Damak-kğ,yg
    Gırtlakh---
    • Çıkış sırasında bir engele (ses yolunun kapanması veya açılması) takılan ve bu engel sayesinde şekil alan seslerdir.
    • Tek başlarına telâffuz edilemezler (özellikle süreksiz olanlar); kendilerinden sonra gelen “e” ünlüsü yardımıyla dile getirilirler.

    Latin harflerini kullanan diğer alfabelerle farklar

    Türk alfabesi, Latin harflerini kullanmasına rağmen, bu harfleri kullanan diğer batı dillerinin alfabelerindeki bir takım harfleri içermemekte, bunun yanısıra bu alfabelerde genel olarak kullanılmayan başka harfler içermektedir.

    Türk alfabesinde bulunmayan harfler

    Q/q, W/w ve X/x harfleri pek çok batı dilinde hatta Azerice gibi latin harflerine geçilen Türki dillerde bile kullanılmasına rağmen mevcut Türk alfabesinde bir eksik olarak yer almamaktadır. Bu harflere karşılık gelen sesler sırasıyla k, v ve ks ile ifade edilir. Örneğin: Kemal, taksi. X harfi sözcüğün yapısına göre iks ya da ksi olarak da söylenirken, W harfi çift ve olarak okunur. Benzer biçimde İspanyol alfabesinde yeralan Ñ/ñ (Bu ses İtalyanca ve Fransızca’da gn, Portekizce’de nh harf bileşimleri ile elde edilir) harfine karşılık gelen ses ny ile ifade edilir. Örneğin, İspanyolca’da İspanya anlamına gelen España sözcüğü Türkçe harflerle Espanya olarak yazılır. Anadolunun pek çok yerinde ve Türki şivelerde kadın yerine qadın denmesine rağmen bu teleffuzu verecek “q” harfi Türkçede yoktur. Bu eksiklğin latin harflerine geçerken yapılmış bir hata olduğu Azerilerce değerlendirildiğinden q harfini Azeriler almışlardır.

    Batı dillerinde bulunmayan Türk harfleri

    Türkçedeki Ç/ç, Ü/ü ve Ö/ö harfleri İngiliz alfabesinde bulunmamaları nedeniyle ASCII standardına dahil değildir. Ancak bu harfler diğer batı dillerinde yaygın olarak kullanılmakta ve ISO-8859-1 (Latin-1) standardının içinde yeralmaktadır. Küçük ı, büyük İ, Ğ/ğ, Ş/ş harfleri ise ISO-8859-9 (Latin-5) standardının içinde yeralmaktadır.

    Türkçede noktalı i harfi büyük harfle yazılıyorken de noktası koyulur: İ. Benzer biçimde noktasız büyük I harfi, küçük harfle yazılıyorken noktası koyulmaz: ı. Ancak yabancı dildeki sözcükler büyük harfle yazılıyorken I harfi noktasız yazılır. Türkçenin dışında Azeri Türkçesi ve Tatarcada da ı ve i harflerinin kullanımı bu biçimdedir.

    Ş/ş harfinin sesi, İtalyancada sc (i), Fransızcada ch, İngilizcede sh, Almancada sch ve Galiçyacada x harfleriyle elde edilir. Bu harf kimi zaman Rumencedeki ?/? (virgüllü s) harfinin yerine kullanılmasına rağmen farklı bir harftir. Türkçenin dışında Azeri Türkçesi, Kürtçe, Zazaca Tatarca ve Türkmence dillerinde kullanılmaktadır.

    Ğ/ğ (yumuşak ge) harfinin kendine ait bir sesi yoktur, yalnızca kendisinden önce gelen ünlü harfi uzatmakta kullanılır. Bu harf Türkçe sözcüklerin başında yeralmaz. Türkçenin dışında Azeri Türkçesi, Gürcüce ve Tatarca dillerinde kullanılmaktadır.
    Bu yazı 3 farklı siteden alıntı yapılıp derlenerek istifadenize sunulmuştur. Emeği geçen kardeşlerimize teşekkürler..

    123 Görüntülenme

    Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: GENEL KATEGORİ Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    İşte 2011 Seçimlerinin Resmi Sonuçları!

    Perşembe, Haziran 23, 2011 3:31 1 Yorum

    12 Haziran genel seçiminin kesin seçim sonuçları Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Hatip Dicle yerine mazbata alan Oya Eronat dahil AKP’nin vekil sayısı 327 olarak ilan edildi.

    Seçimlere itiraz ve bunları inceleme süresi, dün mesai saati bitimiyle sona ererken, YSK dünkü toplantısında seçim sonuçlarını kesinleştirdi. Buna göre kesin milletvekili sayıları ve partilere dağılım şöyle:
    (daha fazla…)

    313 Görüntülenme

    Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: GENEL KATEGORİ Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , ,

    Ana Baba Hakkı ! Ana Baba Hakkı Ödenir mi?

    Perşembe, Haziran 16, 2011 9:53 2 Yorum

    ANA BABA HAKKI !

    Ana Baba Hakkı Ödenir mi? |  Baba Hakkı | Ana Babayı Dinlemeden Evelenmek Doğru mudur? Ana Baba Hakkı İle İlgili Soru ve Cevaplar..
    Toplum yapısının temeli olan ailenin kurucuları ve en önemli iki unsuru.

    Ana Baba Hakkıyla İlgili Videolar İçin Tıklayınız
    Allah’ın insanlardan korunmasını istediği beş kutsal şeyden biri de, neslin devamıdır. Neslin devamını Allah (c.c.), canlıların kabiliyet ve yapılarına göre belli kanunlara bağlamıştır. Neslini devam ettirebilmek için en büyük zorluklarla karşılaşan canlı da insanoğludur. İnsan, canlıların en güçlüsü olmasına rağmen, doğduğu anda en zayıf olanların başında gelir. Bazı hayvan yavruları doğumdan hemen sonra, bir kısmı da kısa bir zaman sonra ayağa kalkabildiği, ihtiyaçlarını gidermeye başlayabildiği hâlde insanoğlu ancak, doğumundan yıllar sonra bu seviyeye gelebilir.

    Neslin devam edebilmesi için bütün bu zorlukları çeken ana babalardır. Anne, yavrusunu dokuz ay karnında taşır, hamilelik süresince pek çok güçlükle karşılaşır, hayatî tehlikeleri de göze alarak çocuğunu doğurur. Hiç bir şeye gücü yetmeyen bebeğini büyütmek için, uykusundan, istirahatinden, sıhhatinden feragat eder. Nitekim Cenâb-ı Allah şöyle buyurur:

    “Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana’dır. ” (Lokman, 31/14).

    Aile ve çocuğun ihtiyaçlarını temin etmek için baba yılmadan, usanmadan çalışır, yemez yedirir, giymez giydirir. Çocuğun bir yeri ağrısa, onlar daha fazla rahatsız olurlar. Çocuklarının rahatını kendi rahatlarına tercih ederler. Bu zahmetli meşgale, değişik safha ve şekillerde olmak üzere yirmi otuz yıl devam eder. Hatta, ana-babanın çocuğuna gösterdikleri ilgi hayat boyu sürer gider.

    Allah’ın, ana-baba ve çocuklar arasında yarattığı sevgi ve saygıdan kaynaklanan işte bu hak-görev ilişkisi, insan neslinin yozlaşmadan, sıhhatli ve sağlam bir şekilde devam edebilmesinin ve vazgeçilmez bir şartıdır.

    Ana-babanın çocuklar üzerindeki haklarını şöyle sıralayabiliriz:

    1. İtaat (saygı):
    Çocukların ana-babalarına karşı en önemli görevleri onlara itaat etmek, yapılması haram olmayan isteklerini yerine getirmektir. Cenâb-ı Allah şöyle buyurur: “Biz insana, ana-babasına iyilik yapmasını tavsiye ettik. Bununla beraber, hakkında bilgi sahibi olmadığın (ilah tanımadığın) bir şeyi bana ortak koşman için sana emrederlerse, artık onlara bu hususta itaat etme.” (el- Ankebût, 29/8)

    Yukarıda zikredilen ayette anlaşılacağı gibi ana-babaların istek ve arzularını yerine getirmek, onlara karşı çıkmamak Allah’ın emridir. Ancak, ana-baba çocuğundan Allah’a karşı gelmesini, O’nu inkâr etmesini, farz kıldığı bir şeyi yapmamasını, haram kıldığı şeyleri yapmasını emrederse; onların bu istekleri yerine getirilmez. Çünkü Allah’a isyan olan hususta, ana-baba da olsa, insanlara itaat edilmez.

    2. Ana-babaya iyi davranmak. Allah’u Teâlâ Kur’an-ı Kerîm’de, insanın kimlere karşı görevleri olduğunu sıralarken şöyle buyurur:

    “Yüce Rabb’ın şöyle emretti; Yalnız Allah’a ibadet edeceksiniz, ana-babalarınıza iyilik yapacaksınız. Şayet bunlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlarsa sakın onlara “öf ” dahi deme, yüzlerine bağırma, onlara tatlı söz söyle. Onlara, merhamet belirtisi olarak tevazu kanadını aç da, “Ya Rab, küçüklüğümde bana şefkat gösterdikleri gibi, sen de onlara merhamet et” de “(el-isrâ, 17/23-24)

    Peygamber Efendimiz de “kime iyilik yapayım?” diye üç defa soran bir sahabiye, üç defasında da, “annene” cevabını verdikten sonra dördüncü soruda, babasına iyilik yapması gerektiğini söylemiştir. (Buhârî, Edeb, 2; Müslim, Birr, 1).

    Ana-baba, çocuklarına yeteri kadar iyilik yapmamış olsalar, hatta bazı zararları dokunmuş olsa da, çocuklar, onlara yine de iyi davranmak mecburiyetindedir. Çünkü insanlar yaşlandıkça çocuklaşır. Çocukluğumuzdaki yanlış ve zararlı davranışlarımızı güler yüzle karşılayanlar bize muhtaç duruma gelince onlara, bize yaptıkları gibi iyi davranmamız aynı zamanda bir şükran borcudur.

    3. Maddî ihtiyaçlarını gidermek. Yaşlanıp kendi ihtiyaçlarını temin edemez hâle gelince ana-babaların bütün ihtiyaçlarını temin etmek çocukların görevidir. Bu görev sadece ahlâkı olmayıp, hukuken de vardır. Bu görevini yerine getirmeyen kimse İslâmî yönetim tarafından buna zorlanır. Allah bu görevi evlâtlara yüklemektedir: “Ey Peygamber! Sana ne sarfedeceklerini soruyorlar. De ki, sarfedeceğiniz mal ana-baba, akrabalar, yetimler, düşkünler ve yolcular içindir. Yaptığınız her iyiliği Allah bilir. ” (el-Bakara, 2/215).

    Ashab-ı Kirâm’dan Ebu’d-Derdâ Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kendisine dokuz önemli şey tavsiye ettiğini, bunlardan birinin de; ana-baba da dahil olmak üzere aile fertlerinin ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu belirtir. (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 9) Yine Peygamberimiz, cihada katılmak isteyen bir sahabiyi, ihtiyaçlarından dolayı, ana-babasının yanına göndermiştir. (Buhârî, el-Edebu’l-Müfred, 9).

    4. Saygısızlık etmemek. İslâm ümmetinin prensibi büyüklere saygı, küçüklere sevgidir. Saygıya en lâyık olanlar, saygıda kusur etmeyi dahi aklımızdan geçirmememiz gerekenler de ana-babalarımızdır. Bir gün Peygamberimiz (s.a.s.) ashabına;

    -”Size, büyük günahların en büyüğünü bildireyim mi?” diye üç defa sordu. Üç defasında da “evet bildir, Ey Allah’ın Resulü” diyen-ashab-ı kirâma bunların sırasıyla; “Allah’a ortak koşmak, ana-babaya karşı gelmek, haksız yere adam öldürmek ve yalan söylemek” olduğunu belirtir. (Buhârî, Edeb, 6).

    5. Rızalarını almak.
    İnsanın dünyadaki en büyük görevi şüphesiz ki, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bundan hemen sonra rızasını almamız gerekenler ise, ana-babalarımızdır. Çünkü, yukarıda geçen ayetlerde de görüldüğü gibi Allah’u Teâlâ, kendisine ibadetten hemen sonra ebeveyne iyiliği emretmiş , Peygamberimiz de (s.a.s.): “Allah’ın rızası, babanın rızasında, gazabı da gazabındadır” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 1; Tirmizî, Birr, 3) buyurmuştur. İyilik yapmada babadan önce gelen annenin durumu da, tabii ki böyledir.

    Peygamberimiz (s.a.s.) çok öfkeli bir şekilde üç defa, “Yazıklar olsun o kimseye ” dediğinde Ashab-ı Kiram; “Kimdir o? Ey Allah’ın Resulü! ” diye sorunca;

    “Ana-babası veya bunlardan birisi yanında ihtiyarladığı hâlde, Cennet’e giremeyip Cehennem’i boylayan kimse” der. (Müslim, Birr, 9).

    6. Kötü söz söylememek. Onları incitecek her tür kötü söz ve davranıştan kaçınmak gerekir. Bu kötü davranışların ebeveyne doğrudan yapılması haram olduğu gibi, onlara kötü söz söylenmesine sebep olmak da haramdır. Cenâb-ı Allah’ın, “Onlara öf dahî demeyin” yasağı yanında Peygamberimizin şu hadis-i şerîfi de çok dikkat çekicidir:

    “Bir kimsenin ana-babasına sövmesi büyük günahlardandır”.

    -Ashab-ı Kirâm: “Bir kimse ebeveynine nasıl söver?” deyince,

    -Efendimiz (s.a.s.): “Biri başkasına kötü bir söz söyler, o da tutar bunun ebeveynine söver” diye cevap verdi. (Buhârî, Edeb, 4).

    7. Öldüklerinde hayırla anmak, dua etmek. Ana-baba ölmekle onlara karşı olan sorumluluklar bitmez. Onların temiz hatıralarını devam ettirmek gerekir. İnsanları insan yapan da bir bakıma, nesilden nesile miras olarak intikal eden bu güzel duygu ve hatıralardır. Peygamberimizin; “Sevgi, verâset yoluyla kazanılır” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 22) hadîsi de bu gerçeği ifade etmektedir. Böylece, nine ve dedelerle torunlar arasında bir sevgi bağı kurulmuş olur. Onları hayırla anmak, bağışlanmaları için dua etmek, Allah’u Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerîm’de bize öğrettiği dualardandır; “Ey Rabbimiz! İnsanların hesaba çekileceği kıyamet gününde beni, annemi, babamı ve bütün müminleri bağışla. ” (İbrahim, 14/41 ) .

    Bir sahabî; “Ölümlerinden sonra da ebeveynim için yapmam gereken bir iyilik var mı?” diye sorunca Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurdu:

    “Evet dört haslet vardır:

    Onlara hayır duada bulunmak ve Allah’tan, bağışlanmalarını dilemek. Varsa vasiyetlerini yerine getirmek. Dostlarıyla ilişkiyi devam ettirip ikramda bulunmak. Akrabalarıyla ilişkiyi devam ettirmek ki, senin bütün akrabaların ancak onlar vasıtasıyla varolmuştur. (Buhârî, el-Edebü’lMüfred, 19)

    Ölümlerinden sonra yapılacak duanın ebeveyne faydasını Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle dile getirir: “İnsan ölünce amel defteri kapanır. Ancak şu üç şeyle sevabı devam eder: Sadaka-ı câriye, insanların faydalanacağı bir ilim ve arkasından hayır dua eden bir evlât” (Buhârî, et-Edebü’l-Müfred, 19).

    Ayrıca onlara karşı iyi, güzel olan her davranışta bulunmak, kötü, çirkin her hareketten de sakınmak, onlara karşı olan görevlerimizdendir.

    Hayatta ve öldükten sonra ebeveynine karşı görevlerini yerine getiren, onları memnun edip hayır dualarını alan kimse, dünya ve ahiretin en büyük mutluluklarından birini kazanmış olur. Çünkü Peygamberimiz (s.a.s.) böylelerinin bereketli uzun bir ömre sahip olacaklarını, ebeveynin kendileri için yapacakları duaların Allah tarafından mutlaka kabul edileceğini ve Cennet’i kazanacaklarını müjdelemektedir .

    Hz. Peygamber (s.a.s.) çocukların ebeveynlerine karşı sorumluluklarının ne kadar büyük olduğunu şöyle dile getirmektedir:

    “Çocuk, hiç bir iyilikle babanın hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olmuş bir vaziyette bulur da satın alarak hürriyetine kavuşturursa hakkını öder.” (Buhârî, el-Edebü’l-Müfred, 6)

    Abdullah b. Mes’ud (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.s.)’e sordu:

    “-Ya Resulullah, amellerin hangisi daha üstündür?” Resulullah:

    “- Vaktinde kılınan namaz” buyurdular.

    Abdullah b. Mes’ud diyor ki tekrar sordum:

    “-Sonra hangisidir?”

    “-Anne-babaya iyiliktir” diye cevaplandırdılar.

    “-Sonra hangisidir?” dedim.

    “-Allah yolunda savaşmaktır. ” diye buyurdular.

    Hülâsa anneye ve babaya her türlü ikram ve ihsanda bulunmak, onların ihtiyacı olduğu takdirde bütün maddî ihtiyaçlarını gidermek, onlara “öf” bile dememek, onlara karşı daima tatlı dilli olmak, en güzel tavır ve davranışlarla karşılık verip en ufak bir şekilde onları üzmemek bıkkınlığı ifade edebilecek bir tavır takınmamak gerekir. Gönüllerini kıracak en küçük bir sözden bile kaçınmak, her hususta rızalarını kazanmağa çalışmak, onları kendisinden memnun etmek, yaşlandıklarında onların her türlü hizmetine koşmak, hastalık anlarında tedavî ve bakımlarını yaptırmak çocukların görevidir. Hasta veya yatalak hâllerinde onların hizmetlerinde bulunmak Cennet’in kapılarını aralayan bir davranıştır

    ANA ve BABA HAKKI ÖDENİR Mİ?


    Bir gün bir adam, Peygamberimize gelip:
    -Ya Resulallah! Anam çok ihtiyarladı. Adeta çocuklaştı. Sanki çocuklar gibi hareket ediyor. Yerinden kalkmıyor. Ben onun ekmeğini kendi elimle yediriyorum. Suyunu bizzat kendi elimle içiriyorum. Abdestini kendim aldırıyor, sonra seccadenin başına sırtımda götürüyorum. Her istediği yere arkamda taşıyıp götürüyorum. Ya Resulallah! Anamın hakkını ödeyebildim mi? diye sordu
    Sevgili peygamberimiz (s.a.v)

    –Validenin, ananın hakkının yüzde yüz birini bile ödeyememişsin! buyurdular. Adam:
    – Niçin? Ya Resulallah! Ben anamın bir dediğini iki yapmam kendisine bu kadar hizmet ederim hiç bıkmam, dedi

    Resulü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz:

    –Validenin sana, oğlum büyüsün, büyük adam olsun ve oğlum çok yaşasın diye hizmet edip arkasında taşıyordu.Sen ise ona ne zaman ölecek diye ölse de kurtulsam diye hizmet ediyorsun. Arada dağlar kadar fark var. Anan sana baktığı vakit, oğlum ne zaman büyüyecek, diyordu. Sen ise annem ne zaman ölecek, diyorsun.

    YİNE SAADET ASRI OLAN PEYGAMBER EFENDİMİZİN ZAMANINDA FEYGAMBERİMİZİN HUZURU SAADETLERİNDE GEÇEN BİR HADİSE

    Asrı saadette bir adam gelip sevgili Peygamberimize (s.a.v.)babasından şikayet etti.

    –Ya Resulallah! Babam benim malımı aldı, dedi.
    Resulü Ekrem (a.s.)
    –Git, babanla beraber gel! buyurdu

    Adam gitti. Sonra babasıyla geldiler. Resulü Ekrem (a.s.) adama:

    –Oğlun, malı hakkında senden şikayet ediyor. Babam malımı aldı, harcadı diyor. Babası

    –Ya Resulallah! Onun malından çok az bir miktar halası için; teycesi için ve kendim için sarfettim, dedi

    Resulullah (s.a.v.) kendisine gelen vahiy ile adamın içinden geçenleri bir bir okuyordu. Adam içinden evladı hakkında çok acı bir sitem ediyor, içinden şiirler geliyordu:

    – Şu evinde ve içinden okuduğun beyitleri bize de okuyuver burada buyurdu. Babanın şiirleri:

    – Oğlum, sen anandan pek küçük ve malsız olarak dünyaya geldin. Büyüyünceye kadar uzun zaman bir çok ihtiyaçlarını ve zahmetlerini hep ben yüklendim.Küçüklüğünde bir gece hasta olmuştun, o gece üzüntüden sabaha kadar gözlerime hiç uyku girmemişti. Senin inlemenden (ağlamandan) yüreğim sızlayıp gözlerimden yaşlar dökülüyordu. Sen şimdi, ey vefasız evlat benim zayıflığıma hiç ağlamıyorsun. Büyüdün, yaşın ve kuvvetin arttı. Bugüne kadar beni geçindiren sanki hep senmişsin gibi hareket ettin, bana karşı çok kaba ve sert bir düşman tavrı takınaram acımasız davrandın. Sendeki olan babalık hakkıma, bir komşunun komşusuna yardımı kadar bile riayet etmedin (korumadın)

    Bu şiirleri yana yakıla okuyan dertli baba oradaki bulunanları gözyaşları içinde bıraktı. Ve Resulü Ekrem (a.s.) Efendimiz bütün ümmetlerini irşad eden şu hadis-i şeriflerini buyurdular:

    Ente ve mâlüke li-ebîyke (Ey genç sen de malın da babanınsın!)

    Baba Hakkı


    Mâlik bin Dinar Hazretleri hacca gitmişti. Hac günlerinin sonunda rüyasında denildi ki:
    - Ey Mâlik, müjdeler olsun, günahların affedildi. Seninle beraber haccedenlerin de günahları affedildi. Hepinizin haccı kabul edildi. Ancak Belh’li Muhammed oğlu Abdürrahman’ın haccı kabul edilmeyip günahları affedilmedi.
    Uyanınca, halka Abdürrahman ismindeki şahsı sordu. Onu herkes tanıyordu, onun ibâdetine düşkün, Kur’an’a bağlı bir zat olup her sene hacca geldiğini söylediler. Sora sora onu buldu. Yüzü ayın ondördü gibi parlayan bir gençti. Selam verdi, o da selamım aldı. Mâlik Hazretlerine:
    - Siz kimsiniz, diye sordu. O da Basra’lı olduğunu söyledi.
    - Bana, benim afffedilmediğimi haber vermeye mi geldin, dedi.
    - Nereden bildin?
    - Rüyamda söylediler.
    - Allah senin haccını niçin kabul etmeyip, affetmiyor?
    - Ben, mübarek Ramazan ayının ilk gecesi büyük bir günah işledim. İçki içip sarhoş olmuştum. O haldeyken babam gelip beni kaldırmak istemiş. Ben babamın gözüne vurup kör etmişim. Babam da bana kırılıp Allah senden razı olmasın diye beddua etmiş. Sabah olunca annem bana bu olanları anlattı. Yaptıklarıma çok pişman oldum. Gidip şarap küpümü kırdım. Allah için bol bol sadaka verdim. Kaç tane köleyi hürriyetine kavuşturdum. Her yıl hacca gitmeye başladım. Fakat her sene bir kişi senin gibi bana gelip Allah senin haccını kabul etmedi. Seni affetmiyor der.
    - Senin baban hayatta mı?
    - Hayattadır. Falan yerde ikâmet etmektedir.
    Mâlik Hazretleri gencin babasını bulur. Adam, nur yüzlü bir zattır. O vardığında Kur’an okumaktadır. Mâlik Hazretleri’ni tanıyınca çok sevinir ve:
    - Yâ Mâlik, ben de seni görmeyi çok arzu ediyordum. Bir isteğin varsa hemen söyle, yerine getireyim, dedi.
    Mâlik bin Dinar Hazretleri, isteğini şöyle anlattı:
    - Farzet ki kıyamet kopmuş. Herkes kendi canı derdine düşmüş vaziyette. O sırada senin evladın Abdürrahman’ı tutup cehenneme atıyorlar…
    Bunun üzerine adam ağlamaya başladı.
    - Ben onu affettim. Hakkımı da helal ettim. Madem tanıyorsun git söyle.
    Mâlik Hazretleri gence gitti ve müjdeyi verdi:
    - Baban seni affetti. Hakkını helal etti.
    Genç o kadar sevindi ki, sevincinden hemen bayılıverdi. Bu arada babası da geldi.
    - Ey evladım, Allah sana azap etmesin, dedi.
    Bu arada genç kıpırdadı, bazı hareketlerde bulundu. Babası telaşa kapıldı, ölüyor zannetti. Mâlik Hazretleri’ne, Kelime-i Şehâdet getirmesini söyledi. Oğlunun da duyup Kelime-i Şehâdet getirmesini istiyordu. Mâlik Hazretleri bir iki kere Kelime-i Şehâdet getirdiyse de söylemedi. Bu arada gözünü açıp:
    - Baba gel, sen de benim gözümü çıkar da, suçum kıyamete kalmasın, dedi. Babası:
    - Yok evladım ben sana hakkımı helal ettim, dedi. Mâlik Hazretleri sordu:
    - Yâ Abdürrahman, ben Kelime-i Şehâdet okudum ama sen benimle beraber okumadın?
    - Nasıl okuyabilirim ki. Başımda iki melek dikiliyordu. Ellerinde ateşten sopalar vardı. Sonra babam hakkını helal ettiğini söyleyince bir melek daha gelip yeşil bir bezle yüzümü sildi. Artık Kelime-i Şehadet getirebilirsin, baban senden razı olduğu için Allah da razı oldu dedi.
    Daha sonra annesi ve kız kardeşi geldiler. Ağlıyorlardı. Abdürrahman, ağlayan annesini ve kız kardeşini gördü. Tekrar düştü ve hareketsiz kaldı. Baktılar ki ruhunu teslim etmiş
    Selam ve dua ile…

    Ana Baba Hakkıyla İlgili Sorular

    Sual: İhtiyar ve salih anam babam yanımdadır. Ancak sıkıntıları çok fazla. Ayrı bir ev tutsam uygun olur mu?
    CEVAP
    İster yanınızda kalsın, ister ayrı ev tutun, ama onların rızalarını almaya çalışın. Onlara bakmak, ihtiyaçlarını karşılamak iyidir ancak hazine bu değildir. Hazine onların rızasını duasını kazanmaktır. Aynı niyetle, kayınvalide ve kayınpederinize de öyle davranın. Yani karı koca, anne ve babalarınıza iyilik edin, dualarını rızalarını alın, bu fırsatı kaçırmayın. Çünkü salih ana babanın rızasını almak önemlidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Yanında adım anıldığı halde bana salevat getirmeyen kişinin burnu yere sürtülsün. Ramazana erişip de günahları bağışlanmayan kişinin burnu yere sürtülsün. Ana ve babası, yanında ihtiyarladığı halde onları razı ederek Cennete giremeyen kimsenin burnu yere sürtülsün.) [Tirmizi, İ.Ahmed]

    Sual: Yaşlanmasına rağmen babam namaz kılmıyor, annem açık geziyor. Bunları zorlayabilir miyim?
    CEVAP
    Ana baba zorlanmaz. Ana babası günah işleyen çocuk, bunlara bir kere nasihat eder. Kabul etmezlerse, susar. Onlara dua eder.

    Sual: Babam ölünce annem biriyle evlendi. Bana yardım et diyor. Anneme yardıma mecbur muyum?
    CEVAP
    Kocası zengin olan kadın, oğlundan nafaka isteyemez. Oğlu ona yardım etmeye mecbur değildir. Ancak ana baba zengin de olsalar onlara hizmet ve yardım etmeli, rızalarını almaya çalışmalı.

    Sual: Babam, evlenmeme yardımcı olmuyor. Halbuki bir hadis-i şerifte baba oğlunu evlendirmeye mecburmuş. Babamın benim evlenmeme yardımcı olması gerekmez mi?
    CEVAP
    Baba zengin oğlunu evlendirmeye mecbur değildir. Ama fakir olan oğlunu evlendirmesi vaciptir.
    Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Babanın evladına güzel isim vermesi, dinini öğretmesi ve vakti gelince de evlendirmesi, evladın babası üzerindeki haklarındandır.) [Hâkim]

    Sual: Ana baba, oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir mi?
    CEVAP
    Evet baliğ olmayan oğlunu namaz kılmadığı ve oruç tutmadığı için zorlayabilir, tazir edebilir. Ama büyük oğlunu, yani baliğ olmuş oğlunu zorlayamaz, tazir edemez. Ona nasihat eder.

    Sual: Baba ehl-i sünnet değilse yahut namaz kılmıyor ve içki içiyorsa da bedduası kabul olur mu?
    CEVAP
    Ehl-i sünnet olsa da, namaz kılsa, içki içmese de, haksız olarak beddua ediyorsa, bedduası geçmez. Kâfir bile olsa, zulmedilmişse, onun duası kabul olur.

    Yaşlı baba, (Oğlum bir bardak su ver) dese, oğlu da, (kalk kendin iç) dese, sonra babasına vursa, babası da, Allah belanı versin dese, bu duanın kabul olma ihtimali çok kuvvetlidir. Hadis-i şerifte bildirilen kabul olan dualardan biri de budur.

    Sual: Anam babam ateisttir. İslamiyet’e gericilik diyorlar, namazımı bıraktırmaya çalışıyorlar. Bayramda ziyaretlerine gitmesem günah olur mu?
    CEVAP
    Ana baba, kâfir olsa da, ziyaretlerine gitmek, hizmet ve iyilik etmek gerekir. Ama küfre teşvik ederlerse ziyaretlerine gidilmez.

    Sual: Babam vasiyet etmeden öldü. İskatını yapmam caiz midir?
    CEVAP
    Çok iyi olur.

    Sual: Babam, (Sigara içersen hakkımı helal etmem) demişti. Şimdi öldü. Sigara içebilir miyim?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Kötü iş yapan ana-babamı sevmemem günah mı?
    CEVAP
    Dinin yasakladığı iş ise, sevmemek günah olmaz.

    Sual: Yatalak hasta olan annesinin altını oğlu temizleyebilir mi?
    CEVAP
    Bu hizmeti yapan kadın bulunmazsa, oğlu da yapar.

    Sual: Memlekette babamın dostları var. Onları ziyaret etmem gerekir mi?
    CEVAP
    Salih olan babanın salih olan dostlarını ziyaret etmek, onlarla dost olmak gerekir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (En iyi iyilik, babasının vefatından sonra, onun dostlarını yoklamaktır.) [Müslim]

    (Babanın dostluğunu koru, dostlarıyla dost ol. Şayet babanın dostluğunu korumazsan, Allahü teâlâ da senin nurunu söndürür.) [Buhari]

    (Baba dostuna iyilik, babaya iyilik demektir.) [Taberani]

    İmam-ı Rabbani hazretleri, (Evlada yapılan iyilik de, babaya yapılmış demektir) buyuruyor. O halde, çocuklarına iyilik etmek, ölmüş veya yaşayan babaya iyilik etmek demektir.

    Sual: Fakir olan ana ve babaya, zengin olan kız çocuğunun da nafaka vermesi bakması gerekir mi?
    CEVAP
    Evet nafaka vermesi ve bakması gerekir. Kız ve oğlan çocuklar eşit miktarda nafaka verir.

    Oğlunun oğlu ile kızı bulunan ana ve babaya yalnız kızları bakar. Halbuki, mirası kız ile torun yarı yarıya alır.

    Ana babaya nafaka
    Sual: (Sen de, malın da, babanındır) hadisine göre, evladın malı babanın mıdır? Baba, evladının malını istediği gibi harcayabilir mi?
    CEVAP
    Hayır. Evlat, zengin babaya bakmaya mecbur değildir. Zengin evladın, fakir olan Müslüman ana babaya nafaka vermesi farzdır.

    Fakir evladın, fakir babasına nafaka vermesi farz değildir. Fakir olan ana babasını kendi evine alıp, birlikte geçinirler. (Fetava-i Hayriyye)

    Fakir baba, kaybolan büyük oğlunun yalnız menkul mallarını, kendi nafakası için satabilir. Binasını, toprağını satamaz. (Dürer-ül-hükkam)

    Baba bedduası
    Sual: Babam ve ağabeyim Avrupa’da çalışıyor. Babam Türkiye’deki yengemin yanında kalmamı söylüyor. (Eğer yengenle kalmazsan hakkımı helal etmem) diyor. Yengemle aynı evde kalmam doğru mudur?
    CEVAP
    Yenge ve baldız yabancı kadındır. Beraber kalınmaz, haram olur. Babanın dine aykırı olan bedduası geçerli olmaz. Babayla münakaşa etmemeli, günaha önem vermiyorsa, başka bahane bulmalı.

    Fâsık ana baba
    Sual: Fâsık ana babanın her emrine itaat etmek gerekir mi?
    CEVAP
    Her emrine itaat gerekmez. Dine aykırı emirlerine asla itaat edilmez. Namaz kılma, tesettüre riayet etme, şu günahı işle gibi emirlerine asla itaat edilmez. Ana ve babanın böyle itaat lazım olmayan emirleri yapılmadığı zaman özür ve bahane bulmalı ve yumuşak söylemeli. Yani itirazı isyan ve hakaret şeklinde olmayıp, bir bahaneyle olmalıdır. Mesela niye içki içmedin denince, midem ağrıyordu gibi bir bahane bulmalıdır. Yahut fâsık baba, (Beni arabanla meyhaneye götür) dese, bir bahaneyle götürmemeli, (Önemli bir işim var) gibi bir şeyler demelidir. Ama meyhanede sızıp kalmışsa, arabasına alıp evine getirmesi gerekir. Mubah olan emirlerini yapmaya çalışmalıdır.

    Ana babanın emri
    Sual: Ananın babanın, günah olmayan emirlerine itaat etmek farz mıdır?
    CEVAP
    Evet, farz-ı ayndır.

    Ana babaya isyan
    Sual: Salih ana babanın dine uygun emirlerini dinlemeyen evlat günaha girer mi?
    CEVAP
    Elbette günaha girer. Peygamber efendimiz bildiriyor ki:
    (Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama “Âsi olanın sözünün ağırlığı, dünyadaki bütün kumların ağırlığına eşittir” buyurunca, Musa, “Ya Rabbi, bu âsi kimdir” dedi. Allahü teâlâ, “Ana babasının sözünü dinlemeyendir” buyurdu.) [Ebu Nuaym]

    Ana Babayı Dinlemeyip Evlenmek


    Sual: Bir kızın salih ana babasını dinlemeyip sevdiği biri ile evlenmesi caiz midir? Ana-babanın evladı üzerinde ne hakkı vardır?
    CEVAP
    İmam-ı Nesefi hazretleri bildiriyor ki:
    Ana-babanın evladı üzerinde seksen kadar hakkı vardır. Bunlardan birkaçı şöyledir: Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ana-babasını hizmetleriyle razı eden, Allahü teâlâyı razı etmiş olur, onları gazaplandıran, Allahü teâlâyı gazaplandırmış olur.) [İbni Neccar]

    Hasan-ı Basri hazretleri, Kâbe’yi tavaf ederken sırtında yük olan bir zat görüp der ki:
    - Niçin yükle tavaf ediyorsun?
    - Bu yük değil, babamdır. Bunu Şam’dan yedi defa getirip tavaf ettim. Çünkü, bana dinimi, imanımı öğretti. Beni İslam ahlakı ile yetiştirdi.
    - Kıyamete kadar böyle arkanda taşısan, bir defa kalbini kırmakla bu yaptığın hizmet boşa gider. Bir defa da gönlünü yapsan, bu kadar hizmete karşılık olur.

    (Ya Resulallah, annem müşriktir. Ona iyilik etmem caiz midir?) diye sorana, (Evet, annene iyilik ve ihsanda bulun!) buyuruldu. (Ebu Davud)

    Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdan sonra ana-babaya iyiliktir.) [Müslim]

    (Ana-babaya ihsan, bedbahtlığı saadete çevirir, ömrü uzatır ve insanı kötü ölümden korur.) [Ebu Nuaym]

    Şu halde ana-baba zalim olup, evlada zulmetseler de, günah işlemeyi emretseler de, yine onları üzmemeye, küstürmemeye çalışmalıdır! Onları üzücü söz ve hareket caiz olmaz.

    Ana-baba kötü bile olsa, yine onlarla iyi geçinmelidir! Ziyaretlerini terk etmek büyük günahtır. Hiç olmazsa, selam göndererek, tatlı mektup yazarak, telefon ederek, bu günahtan kurtulmalıdır!
    Babasına asi gelen, çocuğundan mürüvvet göremez, muradına kavuşamaz, ailesi ile geçinemez, evinin tadı bozulur. (Şir’a)
    Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
    (Ana-babasının rızasını alan mümine Cennetten iki kapı, üzene de Cehennemden iki kapı açılır.) [Beyheki]

    (Ana-babasını razı eden mümin, ne yaparsa yapsın Cehenneme girmez, inciten de Cennete girmez.) [Şir’a]

    Cihad için izin isteyen birine Peygamber efendimiz, ana-babasının sağ olduğunu öğrenince, (Burada kal, onlara hizmet et, onlara hizmet cihaddır) buyurdu. (Buhari)

    Cihada gitmek için gelen başka birisine de buyurdu ki:
    (Annenin yanından ayrılma! Cennet onun ayağı altındadır.) [Nesai]

    Biri de, hicret etmek için gelip, (Ya Resulallah, ana-babamı ağlatarak geldim) dedi. Peygamber efendimiz, bu duruma üzülerek buyurdu ki:
    (Hemen git, onları ağlattığın gibi güldür!) [Ebu Davud]

    Hak teâlâ, buyurdu ki:
    (Ya Musa, benim indimde çok ağır ve büyük bir günah vardır ki, o da, ana-baba evladını çağırınca, emrine uymamasıdır) [İ.Ahlakı]

    Hak teâlâ buyuruyor ki:
    (Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik.) [Ahkaf 15]

    Hasan-ı Basri hazretleri buyurdu ki:
    (Âlim bir evladın ana-babası kâfir olsa, kuyudan su çekmeleri için ona muhtaç olsalar, o da birkaç kova çektikten sonra öf dese, bu sebeple bütün amellerinin sevabı yok olur.)

    Peygamber efendimiz, (Ana ile çocuğun arasını açan kimseye lanet olsun) buyurmuştur. (Gunye)

    Ne yapıp yapmalı, onların rızalarını almaya çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Rabbin rızası, ana-babanın rızasında, gazabı da, ana-babanın gazabındadır.) [Buhari]
    Üzmekten çok korkmalı. İsra suresinin 23. âyet-i kerimesinde ana-babaya iyi davranmak, onlara yumuşak ve tatlı söylemek emredilmektedir.

    Salih ana babanın rızalarını almadan onları üzerek evlenmenin tehlikesini bu âyet ve hadis-i şeriflerden iyi anlamalıdır.
    Dinimizislam
    Alıntıdır..

    113 Görüntülenme

    Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: GENEL KATEGORİ Etiketler: , , , , , , ,

    2011 Yılının İlk Ay Tutulması – Gökyüzünde Tutulma Şöleni

    Perşembe, Haziran 16, 2011 2:57 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

    Ay tutulması 15 Haziran 2011

    Ay tutulması 15 Haziran akşamı, yani dün akşam izlendi. Ay tutulması 15 Haziran akşamı gerçekleşmesi.. İşte Ay tutulması 15 Haziran ayrıntıları;

    Ay tutulması bu akşam gerçekleşti. Tüm dünya, 15 Haziran akşamı çok nadir yaşanan bir olaya tanık oldu. Ay tutulması 1 saat 40 dakika sürüyor. Ay tutulması 15 Haziran akşamı gerçekleşecek. Gerçekleşen ay tutulması, normallerinden farklı olarak çok daha uzun sürdü.

    Sadece ABD ve Kanada’nın yer aldığı Kuzey Amerika’da net bir şekilde gözlemlenemeyen Ay tutulması, Doğu Afrika, Orta Asya, Orta Doğu ve Batı Avustralya’dan izlenebildi.

    En son Temmuz 2000’de yaşanan en uzun tam Ay tutulması sadece yedi dakika sürmüştü. Bu sefer, Dünya’nın gölgesine girecek olan Ay, buradan 1 saat 40 dakika boyunca çıkmayacak. Bu son derece nadir olayın, Çarşamba akşamı TSİ 22.13’te başlaması bekleniyor.

    NASIL GERÇEKLEŞİYOR?

    Tam Ay tutulması, Dünya’nın Güneş ışınlarının erişmesini engellediği bölgeye Ay’ın girmesi sonucu oluşuyor. Ay, karanlık bölgede ilerledikçe, rengi gümüşten turuncuya ve sonrasında kırmızıya dönüyor.

    Bu süreçte, sadece kırmızı Güneş ışınlarının Ay’a ulaşabilmesi nedeniyle, Ay ürkütücü ve bir o kadar etkileyici bir görünüm kazanıyor.

    Ancak Ay’ın siluetinin nasıl olacağını kestirmek zor. Bunun nedeni, tam Ay tutulması esnasında atmosferde ne kadar toz veya bulut olacağının bilinmemesi.

    BİR SONRAKİ TUTULMA ARALIKTA

    ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) Ay tutulması uzmanı Fred Espenak, “Ay’ın Dünya’nın gölgesinin merkezine çok yakın geçeceğini, tutulmanın da bu yüzden uzun süreceğini” belirtti.

    Avrupa’daki izleyiciler, bu olağanüstü şovun ilk kısmını kaçıracak, çünkü tutulma Ay’ın yükselişinden sonra başlayacak. Doğu Asya ve Avustralya ise tutulmanın son kısımlarını izleyemeyecek. Güney Amerika ise tutulmanın başından sonuna kadar izlenebileceği tek coğrafya olacak.

    Güneş tutulmalarının aksine, Ay tutulmaları çıplak gözle izlenebiliyor.

    ABD’LİLER SABRETMEK ZORUNDA

    Bir sonraki Ay tutulması, 10 Aralık’ta gerçekleşecek. 51 dakika sürecek olan tutulmayı sadece ABD’nin Hawaii Aladarı ve Pasifik’in kuzey bölgeleri çok az gözlemleyebilecek.

    ABD’liler, tam Ay tutulması izleyebilmek için 15 Nisan 2014’ü beklemek zorunda kalacak.
    Kaynak;Haberaktuel

    52 Görüntülenme

    Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: GENEL KATEGORİ Etiketler: , , , , , ,

    İLLERE GÖRE 12 HAZİRAN 2011 GENEL SEÇİM SONUÇLARI !

    Pazartesi, Haziran 13, 2011 4:59 2 Yorum
    İLLERE GÖRE 12 HAZİRAN 2011 SEÇİM SONUÇLARI !

    2011 MİLLETVEKİLİ GENEL SEÇİMİ’NDE MİLLETVEKİLİ OLMAYA HAK KAZANAN ADAYLARIN LİSTELERİNİ Toplam Sandık sayısını, Toplam Seçmen sayısını,Toplam Kullanılan Oy sayısını, Toplam Geçerli Oy sayısını, Katılım Oranlarını,Milletvekili Sayısını BURAYA TIKLAYARAK ve Aşağıdaki Resim altındaki Link’e Tıklayarak İL BAZINDA GÖREBİLİR ,AÇILAN SAYFADA SOL MENÜDEN İL SEÇEREK LİSTELERİ İNCELEYEBİLİRSİNİZ..
    (daha fazla…)

    2.934 Görüntülenme

    Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: GENEL KATEGORİ Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,