Allah (C.C) 99 İsmi Sır ve Faziletleri…
Pazartesi, Ağustos 3, 2009 10:05ALLAH (C.C) 99 İsmi Şerifleri ve Faziletleri..
Aramak istediğiniz kelimeyi ”CTRL” ”F” tuş kombinasyonunu kullanarak sayfada arama yapabilirsiniz.
Esma’ul Hüsna ALLAH (C.C) 99 İsmi Şerifleri ile En Güzel Dualar | Yazılı ve Sesli 99 Esma 99 Dua (Video)
![]()
1-ALLÂH:
Allah zikrine devam eden kişinin derecesi hem Allah katında hem de insanlar katında artar. İnsanlar arasında; sevilen, sayılan, sözü geçen kıymetli bir kişi olur. Duaları kabul görür. Nefis şeytanının şerrinden kurtulur. Güneş doğarken gümüş veya altın levha üzerine Allah ismini yazan ve üzerinde taşıyan şeytan şerrinden korunur. Soğuk havada bu levha üzerinde iken Allah diye zikrederse soğuğu hissetmez. Balgam hastalığı olan kişi taşırsa balgam hastalığından kurtulur. Kişi 7 gün oruç tutup, gece yarısında 2 rekat Allah rızası için namaz kılıp, ardından 66 defa Allah zikrini yaparsa; Allah bir melek görevlendirir. O melek, o kişiyi tüm kötülüklerden koruduğu gibi, hal ve hareketlerinde, işlerinde o kişiyi yönlendirir, yönetir ve yardımcı olur. Allah ismini kağıda gül suyu, safran ve misk karışımıyla yazıp, üzerinde taşıyanı Allah her türlü kötülükten korur. Amir veya makam sahibi kişilerin yanında riayet görür. Düşmanlarına karşı galip gelir. Cuma günü oruçlu olarak, sabaha doğru gümüş yüzüğe Allah ismini yazıp, sağ elinin parmağına takan kişinin her isteği insanlar tarafından karşılanır. İşi görülür. Sol elinin parmağına takıp bir mahkemeye giden kişi haksızlığa uğramaz. Allah Cenabı Hakk’ın Celal ve Cemal gibi bütün isimlerini kapsamaktadır. Allah diye zikreden Cenabı Hakk’ı bütün isimleri ile anmış olur. Bütün isimler Allah isminde gizlidir. Diğer isimler Allah İsmi Azamına birer sıfattır. Allah ismi hiç bir isme sıfat olmaz. Cenabı Hakk’ın Zatına mahsus bütün isimlerin özellikleri Allah isminde vardır. Allah ismi; ruhi hastalıklardan, kalp katılığından, küfürden, maddi ve manevi bataklıktan, nefsin istek ve arzularından kurtulmak, düşmanlarını yenmek, merhamet sahibi olmak, Allah’ın istediği şekilde hayat sürmek, son nefeste imanlı ölmek, kalbin nurlanması, imanlı olması ve şifa bulmak, güç, kuvvet ve rızık kazanmak, gizli sırlara vakıf olmak, hem dünya, hemde ahiret saadetine ermek için zikredilir. Allah ismi 2 şekilde zikr olunur.
1) Ya Allah 2)Allah, Allah… diyerek Ya: Yardım isteme, aman ve ah gibi medet talep etmeyi ifade eder.
Zikretmek 2 şekilde olur:
1)Kişiye Cenebı Hakk’ın ilham yoluyla telkin etmesi şekliyle yapılan zikir.
2)Kişinin alim bir zat’a el verip / (nispet edip), ders alıp onun dediği ve tavsiye ettiği şekilde zikretmek.
Zikre başlamadan önce abdest alınır. Niyet edilir. ; Dünya kelamından uzak, dünyayı unutarak, ismin hem dil, hemde kalb ile birlikte ifadesine başlanır. Manevi alemlerin sultanı olmak için YA HU YA ALLAH ismi azamı zikredilir. Bu zikir Allah dostlarının, veli kullarının zikridir. HU ismi şerifi dışında Allah isminin önüne hiç bir isim geçemez. Allah ismini insanlardan uzak, tenha bir yerde abdestli olarak zikredene; Meleklere mahsus alemlerin kapıları açılır. Maneviyatı güçlenir. Yüksek makamlara ulaşır, nurlanır. Hergün Ya Allah Ya Hu diye 1000 defa zikirde bulunanı Allah, kemaliyle rızıklandırır. Şifa için Allah ismi 70 defa bir kağıda yazılıp, yazı su içinde silindikten sonra, hastaya içirilirse; hasta şifa bulur.
2-ER RAHMÂN: Rahman
Bütün Yaratılmışlar hakkında hayır ve merhameti tercih eden
Günde zikir sayısı : 298
Dünya ve Ahirette Allah’ın sevgilisi olmak için okunur.
Farz namazlarının ardından 100 defa Ya Rahman ismini zikreden; Allah’ın rızasını kazandığı gibi, Allah’ın nimetleride ona sunulur. 40 gün riyazet halinde 1000 defa Ya Rahman ismini zikredenin kalp gözü açılır. 5 V akit namazların ardından 2500 defa Ya Rahman ismini zikreden, her olaydan haberdar olur. Olay olmadan haberi olur. Er Rahman ismini; misk, safran, gül suyu karışımı mürekkep ile kağıda yazıp üzerinde taşıyan; insanlar arasında sevgi, saygı görür. Günde 290 defa zikredenin her arzusu gerçekleşir.
3-ER RAHİM: Rahim
Çok merhamet eden, büyük nimetler veren.
Günde zikir sayısı :258
Maddi ve Manevi Rızıklar için okunur.
Ya Rahim ismini zikretmeye devam eden kişi; belalardan, kazalardan ve afetlerden korunur. Uykusunda ağlayan veya korkan çocuğun üzerine 269 defa Er Rahim isminin yazıldığı kağıt konulursa; çocuk bu durumdan kurtulur. 5 vakit namazlarının sonunda Ya Rahim ismini 269 defa okuyanın ahlakı düzelir. Rızkı ve bereketi artar. Hastaysa şifa bulur. Tüm nimetler okuyanın ayağına gelir. Errahmanirrahim veya Ya Rahman Ya Rahim isimlerini zikredenler; sıkıntıdan, darlıktan ve korkularından kurtulurlar. Günde 100 defa okuyanın kalbi yumuşar, Allah’ın rahmetini kazanır. Kötülüklerden muhafaza olur.
4-EL MELİK: Melik
Bütün Kainatın Tek Sahibi ve mutlak hükümdarı.
günde 91
Emir sahibi olmak, maddi ve manevi güçlü olmak için okunur.
Sabah namazının ardından 121 defa Ya Melik ismini zikreden fakirlikten kurtulur. Bu ismi her gün okumaya devam edenler bazı sırlara vakıf olurlar. İlim ve marifet sahibi olurlar.
5-EL KUDDÛS: Kuddus
Hatadan, gafletten, aczden ve her türlü eksiklikten pek uzak, pek temiz
günde 170
Günahlardan kurtulmak ve kalp temizliği için okunur.
Ya Kuddüs ismini zikreden kişi şehvetten kurtulur, ahlakı düzelir. Günde 100 defa okuyan kalbin manevi hastalıklarından kurtulup, insanlar arasında sevilen, saygı duyulan kişi olur. Vesveseden kurtulur. Şeytanın hilelerinden uzak olur.
6-ES SELAM: Selam
Kullarını selamete çıkaran, Cennetteki bahtiyar kullarına selam veren
Günde zikir sayısı : 131
Korkulan her şeyden korunmak için okunur.
Hasta üzerine 121 veya 161 defa Ya Selam ismi okunursa hasta iyileşme gösterir. Es Selam ismini kağıda yazıp üzerinde taşıyan ve sürekli zikr eden; fenalık ve kötülüklerden emin olur. Ya Selam isminin zikrine devam eden kişi; cin, şeytan ve insanların hile ve vesveselerinden uzak olur. 66 defa bir kaba yazıp, 40gün aç karnına bu sudan içen vesvese hastalığından kurtulur. Günde 360 defa okuyanın her duası kabul olur.
7-EL MÜ’MİN: Mü’min
Gönüllerde iman ışığı uyandıran, kendine sığınanları koruyup rahatlatan
günde 137
Kötü hastalıklara düşmemek için okunur.
Her gün sabah namazının ardından 167 defa Ya Mü’min ismini zikreden sıkıntıya düşmez. Dili, yalan ve küfürden uzaklaşır. Riyadan, zinadan, kibirden, hasedden, kötü ahlaktan uzak olur. Her gün 1132 defa Ya Mü’min ismini zikreden hastalıklardan ve sıkıntılardan kurtulur. 43 gün, 5 vakit namazların ardından, 136 defa Ya Mü’min ismini zikreden arzusuna kavuşur. Her gün okumayı adet haline getiren muhtaçlık hissetmez, kimseye muhtaç olmaz, düşman şerrinden muhafaza olur, dili kötü söz söylemez.
8-EL MÜHEYMİN: Müheymin
Gözeten ve Koruyan
günde 145
İnsanların düşüncelerini anlar korunur.
Ya Müheymin zikrine devam eden unutkanlıktan kurtulur. Bu zikre bir Ulema ile devam eden gizli sırlara vakıf olur. Yatsı namazının ardından 145 defa okuyup konuşmadan, sağ tarafına yatıp uyuyana rüyasında olacak hadiselerden haber verilir. Günde 100 defa tenha bir yerde okuyanın kalbi nurlanır. Günde 145 defa okuyan bela, musibet ve düşman şerrinden korunur. İlim ve imanı artar. Yazıp üzerinde taşıyanın rızkı ve malı artar. Allah’ın himayesinde olur.
9-EL AZÎZ: Aziz
Mağlup edilmesi mümkün olmayan galip
günde 94
Düşmanlara galip gelmek için okunur.
Ya Aziz ismini zikreden kişi, kendini insanlara sevdirir. İşi ve istekleri geri çevrilmez. Hem insanlara, hemde ruhanilere karşı sözü geçen, itibar sahibi bir kişi olur. Ya Aziz ismi 7 gün düşmanının helakı niyetiyle okunursa, kişinin düşmanı helak olur. 40 gün sabah namazından sonra 40 defa okuyan fakirlikten kurtulur. Kimseye muhtaç olmaz. Hergün evden çıkarken, 94 defa Ya Aziz ismini zikreden dünya ve ahirette bahtiyar olur.
10-EL CEBBÂR: Cebbar
Eksikleri tamamlayan, dilediğini zorla yaptırmaya müktedir olan
günde 206
istek ve arzuların olması için
Ya Cebbar ismini zikreden kişiye bütün insanlar itaat edeler, o kişiye kötülük yapmaya cesaret edemezler. Ya Cebbar ismi bir düşmanın helakı için 206 defa okunur. Ya Cebbar ve Zülcelali Vel İkram isimlerini beraber yazıp üzerinde taşıyan bütün insanlara güzel görünür. Her gören saygı ve sevgide bulunur.
11- EL MÜTEKEBBİR: Mütekkebbir
Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteren
günde 662
İzzete ve refaha nail olmak için okunur.Ya Mütekebbir ismini hergün okuyan konuştuğu zaman karşısındakileri tesiri altında bırakır. Okuyanın hayır ve bereketi çoğalır. Her gün sabah namazının ardından 664 defa Ya Mütekebbir ismini zikreden itibarlı olur. Karşısındakiler ona itaat eder, sözü geçen bir kişi olur. Her gün müşteri saatinde 262 defa okuyanın bereketi artar. Kötü davranışları olan ve sürekli haram işleyen kişinin üzerine 262 defa okunursa o kişi davranışlarını düzeltir.
12-EL HÂLIK: Halik
Bütün varlığı, halleri ve hadiseleri, tayin ve tesbit eden hepsini yoktan var eden.
Günde zikir sayısı : 731
İşlerde üzüntüden ve sıkıntıdan kurtulmak için okunur.
Ya Halık ismini zikredenin kalbi nurlanır. Her işte başarılı olur. Bela ve kötülüklerden korunur. İyileşmesi zor akıl hastalığı olanlar bu ismi yazıp taşımaları halinde faydasını görürler. Çözülmesi zor olan bir işi olan kişi; kıbleye yönelip 5115 defa Ya Halık ismini zikredip, işinin çözülmesi için dua ederse işi halolur.
13- EL BÂRİ‘: Bâri
Eşyayı ve herşeyin vucüdunu herşeyin birbirine uygun halde yaratan
Günde Zikir Sayısı : 214
İşinde Başarılı olur, şöhret bulur.
Ya Bari’ ismini 7gün 100defa okuyan selamete erer ve afetlerden korunur. Günde 210 defa şems saatinde okuyan; düşmanlarını yener, feraha erer ve zihni, aklı gelişir. En az bir sene okumaya devam eden şifa verir. Şifacı olur. Ağır işler kolaylaşır. Ya Bari’ ismini 45360 defa abdestli ve kıbleye yönelerek okuyan; ardından isteği doğrultusunda dua ederse isteği gerçekleşir, duası kabul görür. Başı ağrıyan kişi El Bari’ ismini gümüşe yazıp başında taşırsa baş ağrısından kurtulur
14- EL MUSAVVİR: Musavvir
Tasvir eden, herşeye bir biçim ve özellik veren
günde 336
Maksat ve merama ulaşmak için
Ya Musavvir ismini zikreden başladığı işte başarılı olur, geri kalmaz ve yaptığı iş bozulmaz. Sanatkarsa sanatında başarılı ve üstün olur. Ya Musavvir ismini 365 defa hergün okuyan ruhanilerle irtibata geçer. Ya Musavvir ismini zikreden sıkıntılarından kurtulur, çocuğu ahlaklı olur. Günde 336 adet okuyan kişi düşmanını dost yapar. Bir istek veya arzu için okunursa okuyanın arzusu gerçekleşir.
15- EL ĞAFFÂR: Gaffar
Mağrifeti pek çok
günde 1281
Bağışlanmak ve günahlardan korunmak için okunur.
Ya Gaffar zikrine devam eden günahlarından, hata ve isyanlarından mağfiret bulur. Affolunur. Hasımlarının gözünde görünmez olur. Kavga ve savaş durumunda düşmanları tarafından görülemez. Gaffar ismini zikreden Allah’dan merhamet istemiş olur. Günde 1200 defa okuyan maddi ve manevi halini düzeltir. Gizli şeylerin esrarına vakıf olur. Sinirlenip herşeye parlayan kişiler bu ismi okursa öfkeleri yatışır. Kurşun levha üzerine yazıp üzerinde taşıyan zalimlerin şerrinden korunur.
16- EL KAHHÂR: Kahhar
Herşeye her istediğini yapacak şekilde galip ve hakim olan
günde 306
Zalimleri kahretmek için
Kahhar ismi; düşmanı kahretmek ve düşmanı helak etmek gibi bir tesire sahiptir. Ya Kahhar ismini her gün okuyanların kalbinde dünya sevgisi kalmaz. Nefsine yenik düşmez. Düşmanlarını hezimete uğratır. Düşmanına karşı beddua da bulunsa düşmanı helak olur. Şehvet ve hırstan kurtulur.
17- EL VEHHÂB: Vehhab
Her türlü nimeti devamlı bağışlayan
günde 196
Sıkıntısız borçsuz bir hayat için okunur.
Ya Vehhab ismini sürekli zikreden kişinin rızkı artar, maddi sıkıntılarından kurtulup, refaha erer. Mahlukata karşı güçlü ve heybetli görünür. Dua edilirken 7defa zikr olunursa duanın kabulune vesile olur. Zeka ve anlama güçlüğü olanlara yazılarak içilirse faydası olur.
18- ER REZZÂK: Rezzak
Yaratılmışlara faydanılacak şeyleri ihsan eden
günde 308
Bol rızıklı ömür için okunur.
Her sabah namazından sonra 308 defa Ya Rezzak ismini zikredenin rızkı artar, maddi sıkıntıları sona erer. Aç karnına günde 20 defa okuyanın zekası ve zihni açılır. İşini gördüreceği kişinin yüzüne 26 defa okunursa işi görülür. Kötülüklerden ve fitnelerden korunmak için sabah namazı vakti girmeden evin dört tarafına onar defa Ya Rezzak ismi okunarak üflenir. Ya Fettah Ya Rezzak isimlerini hergün beraber okuyana; kapalı kapılar açılır, maddi sıkıntıya uğramaz, rızkı artar.
19-EL FETTÂH: Fettâh
Her türlü zorlukları açan ve kolaylaştıran
günde 489
Maddi manevi hayırlar için okunur.
Ya Fettah isminin zikrine devam edene Allah hayır ve bereket ihsan eder. Darlık ve sıkıntı çekmez. Okuyanın kalbi nurlanır, işleri kolaylaşır. Makam ve mertebesi yükselir, kimseye muhtaç olmaz. Sabah namazlarının ardından sağ elini kalbine koyarak 71 defa okuyanın kalbi temizlenir. Yatarken okuyana rüyasında bilmediği şeyler gösterilir. Zor bir durumdan kurtuluşa ermek için niyet ederek utarit saatinde 489 defa okunur. Düşmanının dost olması niyetiylede utarit saatinde 489 defa okunmaya devam edilirse düşmanı dost olur.
20-EL ALÎM: Alim
Her şeyi çok iyi bilen
günde 150
ilim zenginliği için okunur.
Ya Alim zikrine devam eden gizli sırlara vakıf olur. Herşey ona beyan olur. Okuyanın ilmi artar, hikmetli konuşur ve yüce makamlara erişir. El Alim ismini yazıp suda silip içenin anlayışı ve zekası artar.
21-EL KÂBID: Kâbid
Sıkan, Daraltan
günde 903
Zalimin zülmünden kurtulmak için
Ya Kabid ismini okumaya devam eden kişi heybetlilik ve celallik kazanır. Kimse düşmanlık etmeye, hakkında dedikodu yapmaya cesaret edemez. Okuyan kötü huylarından kurtulur. Düşman şerrinden korunmak için 903 defa okunur. İki ay günde 10000 defa okuyana bazı sır perdeleri açılır.
22-EL BÂSIT: Bâsit
Açan, Genişleten
günde 72
İşlerin büyümesi mal ve paranın bereketi için okunur.
Ya Basıt ismini zikreden kişi korktuğu şeylerden emin ve güven içinde olur. Kalbindeki korku ve endişeler gider. Kalbi geniş olur. Keyfi ve neşesi artar. Sıkıntılarından kurtulur. Rızkı ve itibarı artar. Kalp gözü açılır. Hergün sabah namazından sonra 72 defa Ya Basıt ismini zikredenin rızkı bollaşır.
23- EL HÂFIZ: Hafıd
Yukardan aşağıya indiren alçaltan
Günde Zikir Sayısı : 1481
Kötüden ve belalardan korunmak için okunur.
Ya Hafız ismini zikreden; korku, telaş, kötülük ve fenalıklardan emin olur ve korunur. Okuyana düşman saldıramaz. Cin, şeytan ve insan şerrinden korunur. Bu isim; korunması için, neye okunursa, o şey muhafaza olur, korunur.
24- ER RÂFİ’: Râfi
Yukarı kaldıran, yükselten
Günde Zikir Sayısı : 351
İnsanlar arasında ve işinde yükselmek için okunur.
Ya Rafi ismini zikreden her türlü hayırlara vesile olur. Rızkı ve derecesi artar. İnsanlar arasında yüksek mertebelere ulaşır. Düşmanlarının kalbinde korku ve ürperti olur. Fakirlikten ve zalim şerrinden muhafaza olur.
25- EL MUİZZ: Muiz
İzzet veren, ağırlayan
Günde Zikir Sayısı : 117
Fakir ve zelillikten kurtulmak için okunur.
Ya Muizz zikrine devam eden kişi aziz olur. Gücü, kuvveti artar. Kadri yücelir. Mahlukata karşı heybetli görünür. Kimseden korkmaz.
26- EL MUZİLL: Müzil
Ya Muzill ismini zikreden kişiye, istediği düşmanını Allah zelil kılar. Düşman ve zalim şerrinden emin olur, korunur. Düşmanını hezimete uğratır.
27- ES SEMî’: Semi
Herşeyi iyi işiten
günde 180
Duaların kabulu için okunur.
Ya Semi ismini zikredenin duaları kabul olur. 7 gün oruç tutup, halvete girerek Ya Semi ismini zikreden ulvi ruhların sesini işitir.
28- EL BASÎR: Basir
Her şeyi iyi gören
Günde Zikir Sayısı : 112
Acziyetin kalkması için okunur.
Ya Basır ismini zikredenin dünya ve ahiret korkuları kalmaz. Basiret gözü açılır. Tüm kötülüklerden korunur. İstek ve arzuları gerçekleşir. Ya Basır ismini her sabah 302 defa zikreden gizli husus ve hadiseleri öğrenir. Ya Allahü Ya Basır isimlerini zikredenin içi temizlenir. Allah’ın rahmetini kazanır. Gözleri nurlanır.
29- EL HAKEM: Hakem
Hükmeden, hakkı yerine getiren
Günde Zikir Sayısı : 68
Haklı davasını kazanması için okunur.
Ya Hakem ismini zikredenin içi, alemin sırlarıyla dolar. Sözü geçerlive tesirli olur. Allah katında mertebesi yükselir. Eşyaların sırrına vakıf olur. Anlama ve kavrama gücü artar.
30- EL ADL: Adl
Çok Adaletli
Günde Zikir Sayısı : 104
Adaletli olmak için
Ya Adl ismini zikredenin maddi ve manevi hali düzelir. Hakim ve hükümet görevlileri her gün sabahları 104 defa Ya Adl ismini zikrederlerse, adalet üzere hareket ederler, adaletten ayrılmazlar. Gece yarısından sonra 104 defa Ya Adl ismi zikredildikten sonra bir zalime beddua edilirse; o zalim perişan olur.
31-EL LATÎF: Latif
En ince işlerin bütün nceliklerini bilen, kullarına iyilikler ulaştıran
günde 129
Dileklerin olması, kısmet ve rızık için Okunur.
Ya Latif ismi; insana her hususta fayda veren, havassı en çok olan isimlerden biridir. Ya Latif ismini zikreden huzura kavuşur, her şeyde başarılı olur. Maddi durumu düzelir. Hasta olan iyileşir. Sıkıntı ve bunalımdan kurtulur. Arzu ve isteklerine kavuşur. Günde 16641 defa okunması tavsiye edilmiştir
32- EL HABİR: Habir
Herşeyin iç yüzünden gizli taraflarından haberdar
Günde Zikir Sayısı : 812
Hafıza ve idrakin genişlemesi için
Ya Habir ismini zikredende ruhaniyet kesbeder, eşyanın sırrına vakıf olur. Kötü ahlak ve zalim şerrinden kurtulur. Rüyasında istediği şey hakkında bilgi alır. 40 gün 7000 defa okuyan bu ismin hadimi ile görüşür.
33- EL HALÎM: Halim
Suçlara karşı hemen ceza vermeyen yumuşak davranan, süre veren
günde 88
Ahlak ve hılim / huy güzelliği için okunur.
Ya Halim ismini zikreden arifler zümresinden olur. Merhametli ve sözü geçen bir kişi haline gelir. Dünyayı bırakıp, tâata yönelir. Sinirli ve asabi olan kişiler okursa durumları düzelir.
34- EL AZİM: Azim
Çok Azametli
günde 1020
Sözünün tesirli ve sayırlı olmak için
Ya Azim ismini zikreden korktuğu ve çekindiği şeylerden korunur. Hastaysa şifa bulur. İnsanlar arasında itibarlı olur, şerefi yücelir. İstek ve arzularına kavuşur. İşlerinde başarıya ulaşır. Yüksek mertebelere ulaşır.
35- EL GÂFÛR: Ğafur
Affı ve mağfireti pek çok
günde 1286
Günahların affı, kötü ahlakı bırakmak için okunur.
Ya Gafur ismini zikredeni Allah af ve mağfirette bulunur. Fakirlikten kurtulur. Korktuklarından emin olur, korunur. Şiddet ve öfkeli kişilere karşı Ya Gafur ismi okunursa öfkeleri yatışır. Her farz namazının ardından Ya Gafur ismini okumaya devam edene; ruhaniler gelerek isteklerini yerine getirir.
36- EŞ ŞEKÛR: Şekûr
Kendi rızası için yapılan iyiliklere daha fazlasıyla karşılık veren
Günde Zikir Sayısı : 526
Talihin açıklığı, bol rızık için okunur.
Ya Şekur ismini zikreden kişinin refahı artar, sıhhat ve huzur içinde olur. Her işinde kolaylık bulur. Kazandığını kaybetmez. Nimetleri eksilmez. Zalim ve düşman şerrinden korunur.
37- EL ALİYY: Aliyy
Pek yüce, Pek yüksek
Günde Zikir Sayısı : 110
Zilleten kurtulmak ve ilim için
Ya Aliyy ismini zikreden kişi hor görülmez, onu gören herkez sever, sayar. Sözü dinlenir. Ahlakı düzelir, hikmetli konuşur. Kısmeti açılır, kötü huylarını bırakır.
38- EL KEBÎR: Kebir
En büyük, pek büyük
günde 232
Hürmet görmek için okunur.
Ya Kebir ismini zikredenin ilmi ve bilgisi artar. İnsanlardan hürmet görür. Onu görenler, ondan çekinir. Yüce mertebelere erer. Borçlu kişiler günde 1000 defa okurlarsa borçlarını ödemeye muvaffak olurlar. İşinden haksız yere uzaklaştırılanlar, görevlerine ve işine geri döner.
39- EL HAFÎYZU: Hafız
Yapılan işleri bütün tafsilatıyla tutan,herşeyi belli bir vakte kadar bela afetten koruyan
günde 998
Nefsinin ve malının korunması için okunur.
Ya Hafıd ismini zikreden kişi; zalim ve kötülerin şerrinden korunur. Düşmanlarına güçlü görünür ve düşmanlarına karşı üstün olur. Bir zalime beddua ederse, bedduası gerçekleşir.
40- EL MUKÎT: Mukit
Her yaratılmışın gıdasını, azığını veren
Günde Zikir Sayısı : 550
Muhtaç olunan şeyi kazanmak için
Ya Mukit ismini zikredenin rızkı artar, malı eksilmez. Açlık hissetmez. Fenalıklardan korunur, rızkı kolaylaşır, bereketi artar.
41- EL HASÎB: Hasib
Herkesin hayatı boyunca yapıp ettiği herşeyin hesabını bütün detayları ile bilen
günde 80
Herkese karşı alnı açık olmak için okunur.
Ya Hasib ismini her gün zikredenin duaları kabul olur. Başkaları tarafından sevilip, sayılır. Düşman şerrinden korunur. Kötülüklerden muhafaza olur. Rızkı çoğalır.
42- EL CELÎL: Celil
Celalet ve Ululuk sahibi
Günde Zikir Sayısı : 5329
Bir zalimi zorbayı zelil etmek için okunur.
Ya Celil ismini zikreden insanlar arasında sevgi, saygı ve hürmet görür; heybetli ve güçlü görünür. Kimse kötü gözle bakamaz, düşmanları onu görünce korkuya kapılır. Bu ismi zikreden kişide manevi bir güç meydana gelir. Zalimleri dize getirir. Kimse kötülük yapamaz. Tehlikeli yerlerde emin olur. Okuyanın ahlakı düzelir.
43- EL KERÎM: Kerim
Lütfü ve keremi çok geniş, çok bol
günde 270
Bol rızık ve kolaylıklara nail olmak için okunur.
Ya Kerim ismini zikreden kolay yoldan rızık kazanır. Hayır kapıları açılır, fakirlik çekmez. Dünya ve ahirette izzetli ve şerefli olur. Her kazancı bereketlenir.
44- ER RAKÎB: Rakib
Bütün varlığı gözeten bütün işleri murakabe eden
günde 312
Her işte Allah’ın koruması altında olmak için okunur.
Ya Rakib ismini okuyanlar yitiğini bulur, başına gelecek bela ve musibetlerden korunur. Allah’ın himayesine girer. Sabah namazının ardından 612 defa Ya Rakib ismini zikreden Allah’ın himayesine girer. 40gün oruç tutup hergün 4440 defa Ya Rakib ismini okuyan bazı sırlara vakıf olur. Kalb gözü açılır, kuşların konuşmalarını anlar.
45-EL MÜCÎB: Mücib
Kendisine dua edenlerin isteklerini veren
3025 (55X55)
Duaların kabul olunması için okunur.
İhlasla “Yâ Mücib” diye bir müslüman bu isme devam etse, insanlar tarafından sevilir, duası kabul olur. 55 defa okuyanın meşru duaları kabul olunur. (Allahulalem)
46- EL VÂSİU: Vâsi
İlmi, rahmeti, kudreti, af ve mağfireti geniş, müsaadekâr
günde 137
Ömür uzunluğu, rızık ve sıhhat genişliği için okunur.
Ya Vasi ismini zikreden; hırs ve sıkıntılardan kurtulur. Ahlakı güzelleşir. Rızkı bollaşır ve ömrü uzar. Zor işlerinde daima kolaylık bulur. Kin ve hased çeken kişi okumaya devam ederse durumu düzelir. İhlasla okumayı sürdürenler; bazı sırlara ererler ve manevi perdeler o kişiye kalkar.
47-EL HAKÎM: Hakim
Bütün emirleri ve bütün işleri hikmetli
günde 6084
İlim ve hikmet sahibi olmak için okunur.
Ya Hakîm ismini zikreden kişi ilim ve hikmet sahibi olur. Cuma günü 6084 defa.
48- EL VEDÛD: Vedûd
Kullarını çok seven, sevilmeye gerçekten layık olan
günde 400
Herkesin sevgisini kazanmak
Ya Vedud ismini zikreden kişiyi bütün insanlar sever, sayar, hürmet görür. Okumaya devam eden kişi başkalarına tesir eder ve karşısındakini hükmü altına alır. Kalbi nurlanır, huzura kavuşur. Günde 270 defa Ya Vedud ismini zikreden borçlarından ve fakirlikten kurtulur.
49- EL MECÎD: Mecid
Şanı büyük ve yüksek
günde 3249
İzzet ve şerefin artması için okunur.
Ya Mecid ismini sürekli zikredene şeytan yaklaşıp vesvese veremez. İnsanlar arasında izzeti ve sevgisi artar. Fakirlikten kurtulur, rızkı çoğalır. Arabi ayın ortasında oruç tutup, iftar zamanı Ya Mecid ismini zikreden; maddi ve manevi hastalıklardan şifaya kavuşur,Sedef hastalığından kurtulur.
50- EL BÂ’IS: Bâis
Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran
Günde Zikir Sayısı : 573
Kuvvetli irade ve alacaklarını almak için okunur.
Ya Bâ’is ismini zikreden kişiden gaflet ve şiddet kalkar. Okuyanda Allah korkusu meydana gelir. İbadet ve taatını isteyerek, severek yapar. Dert ve sıkıntılarından kurtulup, huzura erer. Düşman ve zalimlerin şerrinden kurtulmak için günde 573 defa Ya Bais, zikredilir. İftiradan kurtulmak için 7073 defa okunur.
51- EŞ ŞEHÎD: Şehid
Bütün zamanlarda ve her yerde hazır ve nazır
günde 319
Şehid olmak, heybetli olmak için okunur.
Asi olan insanlar için okunursa asilikleri geçer. Ana-babaya karşı gelen kişinin veya kocasına karşı isyan eden kadının başından tutularak Ya Şehid ismi okunursa isyanları ve asilikleri geçer. Veya alın bölgesinden bir kıl koparılıp, kılın üzerine 1000 defa Ya Şehid ismi okunup, Allah’dan itaatli olması istenirse; o kişi itaatkar olur. Ya Şehid ismini zikreden kişi; nefis ahlakının kötülüklerinden kendini korumaya alır. Her gün sabah namazlarının ardından 122 defa Ya Şehid ismini zikreden şahadet nimetine kavuşur. İftiraya uğrayan Ya Allah Ya Şehid isimlerini gece yarısında 329 defa okumaya devam ederse iftiradan kurtulur. Zulme uğrayan kişi 1ay süreyle 319 defa Ya Şehid ismini zikredip, o kişiye beddua ederse zulumden kurtulur; zulmedende cezasını bulur.
52- EL HAKK: Hakk
Ya Hakk ismini zikreden kişi gizli sırlara vakıf olur. Halk arasında sözü geçen, dinlenen bir kişi olur. Kulluk görevlerini yerine getirmede zorlanmaz. Ahlakı ve durumu düzelir. Batıldan uzak olur.
53- EL VEKÎL: Vekil
Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran
günde 66
Allah’tan her türlü yardımı görmek için okunur.
Ya Vekil ismini zikreden musibetlerden korunur. Rüzgar ve gök gürültüsü korkularından emin olur. Rızık kapıları açılır. Hergün sabah vakti 66 defa Ya Vekil ismini zikredenin rızkı artar. Düşman üzerine zöhre saatinde 66 defa Ya Vekil ismini 66 defa okuyarak beddua edilirse düşman hezimete uğrar.
54- EL KAVİYY: Kavi
Pek Güçlü
günde 116
Kansızlık ve vücudun güçlü olması için
Ya Kaviyy ismini zikredenin himmeti artar. Kuvvetlenir. Okuyan yolculuk sırasındaki kaza, bela ve hastalıklardan korunur. Günde 126 defa Ya Kaviyy ismini zikredenin kalp ve ruh kuvveti artar. Ağır bir yük kaldırırken Ya Kaviyy ismi zikredilirse zorluk çekilmez.
55- EL METÎN: Metin
Çok Sağlam
günde 500
Maddi ve manevi sağlam olmak için okunur.
Ya Metin ismini hergün 500 defa zöhre saatinde okuyanlar; fakirlikten, hırstan, zulümden, kötü ahlaktan kurtulur. Zayıflığa düşmezler. Maddi ve manevi kuvvete ererler. Bir ay süreyle günde 1000 defa okuyanlar bazı sırlara vakıf olurlar. Kötü işlerle uğraşan kişinin, o huylarından vazgeçmesi için; Ya Kaviyy Ya Metin isimleri onar defa birlikte okunarak, Allah’dan o kişinin hidayete ermesi için dua edilir.
56- EL VELİYY: Veli
Sevdiği kullarının dostu
günde 2116
Her işinde Allah’ın yardımı için
Ya Veliyy ismini zikreden kıyamet gününde hesabı kolayca görülür. Okuyanın derecesi Allah katında artar. İçi ve dışı temizlenir. Kötülüklerden uzak olur. Gece ve gündüz 10000 defa okuyan Allah’ın veli kullarından olur.
57- EL HAMÎD: Hamid
Ancak kendisine hamdedilen, bütün varlığın diliyle yegane övülen
3844 ( 62X62 )
Kazancın genişlemesi
Ya Hamid ismini zikredenlerin ahlakı, amelleri ve sözleri güzel olur, övgüye layık olur. Mahlukatın sevgisini kazanır. Maddi ve manevi olarak güçlenir. Bütün zor işleri kolaylaşır. 5 Vakit namazların ardından 100 defa okuyan salih kullardan olur. Dünya o kulun hizmetçisi olur.
58- EL MUHSÎ: Muhsi
Sonsuzda olsa tek tek herşeyin sayısını bilen
Günde Zikir Sayısı : 148
Zekanın kuvvetli olması için okunur.
Ya Muhsi ismini zikredene bütün kalpler itaat eder. Okuyan kötü ahlaktan kurtulur. Unutkanlık kalmaz. Vücudundaki hastalıklardan şifa bulur. Allah zihin açıklığı verir, idrak ve anlayışı artar.
59- EL MÜBDİÜ: Mübdi
Bütün varlıkları örneksiz ve maddesiz olarak ilk baştan yaratan
günde 57
Her işte muvaffak olmak için okunur.
Ya Mübdi ismini zikreden hikmet sahibi olur, hikmetli konuşur. Gizli olan işlerden haberdar olur. Hergün 56 defa Ya Mübdi ismini zikreden başladığı her işi başarıyla bitirir. İşe başlarken okunursa işte muvaffak olunur. Bir işe başlamada karar veremeyen 1000 defa bu ismi zikrederse karar verme gücü kazanır.
60- EL MUÎD: Muid
Varlıkları yok ettikten sonra tekrar yaratan
günde 124
Elden kaçanı geriye kazanmak için okunur.
Ya Muid ismini zikredenlerin elinden gitmiş olan herşey yerine gelir. Bir işi bozulan 7 gün sabah namazının ardından 124 defa Ya Muid ismini zikrederse bozulan işi yoluna girer. Bir şeyi unutan kişi bu ismi okursa unuttuğunu hatırlar.
49- EL MECÎD: Mecid
Şanı büyük ve yüksek
günde 3249
İzzet ve şerefin artması için okunur.
Ya Mecid ismini sürekli zikredene şeytan yaklaşıp vesvese veremez. İnsanlar arasında izzeti ve sevgisi artar. Fakirlikten kurtulur, rızkı çoğalır. Arabi ayın ortasında oruç tutup, iftar zamanı Ya Mecid ismini zikreden; maddi ve manevi hastalıklardan şifaya kavuşur,Sedef hastalığından kurtulur.
50- EL BÂ’IS: Bâis
Ölüleri diriltip kabirlerinden çıkaran
Günde Zikir Sayısı : 573
Kuvvetli irade ve alacaklarını almak için okunur.
Ya Bâ’is ismini zikreden kişiden gaflet ve şiddet kalkar. Okuyanda Allah korkusu meydana gelir. İbadet ve taatını isteyerek, severek yapar. Dert ve sıkıntılarından kurtulup, huzura erer. Düşman ve zalimlerin şerrinden kurtulmak için günde 573 defa Ya Bais, zikredilir. İftiradan kurtulmak için 7073 defa okunur.
51- EŞ ŞEHÎD: Şehid
Bütün zamanlarda ve her yerde hazır ve nazır
günde 319
Şehid olmak, heybetli olmak için okunur.
Asi olan insanlar için okunursa asilikleri geçer. Ana-babaya karşı gelen kişinin veya kocasına karşı isyan eden kadının başından tutularak Ya Şehid ismi okunursa isyanları ve asilikleri geçer. Veya alın bölgesinden bir kıl koparılıp, kılın üzerine 1000 defa Ya Şehid ismi okunup, Allah’dan itaatli olması istenirse; o kişi itaatkar olur. Ya Şehid ismini zikreden kişi; nefis ahlakının kötülüklerinden kendini korumaya alır. Her gün sabah namazlarının ardından 122 defa Ya Şehid ismini zikreden şahadet nimetine kavuşur. İftiraya uğrayan Ya Allah Ya Şehid isimlerini gece yarısında 329 defa okumaya devam ederse iftiradan kurtulur. Zulme uğrayan kişi 1ay süreyle 319 defa Ya Şehid ismini zikredip, o kişiye beddua ederse zulumden kurtulur; zulmedende cezasını bulur.
52- EL HAKK: Hakk
Ya Hakk ismini zikreden kişi gizli sırlara vakıf olur. Halk arasında sözü geçen, dinlenen bir kişi olur. Kulluk görevlerini yerine getirmede zorlanmaz. Ahlakı ve durumu düzelir. Batıldan uzak olur.
53- EL VEKÎL: Vekil
Kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran
günde 66
Allah’tan her türlü yardımı görmek için okunur.
Ya Vekil ismini zikreden musibetlerden korunur. Rüzgar ve gök gürültüsü korkularından emin olur. Rızık kapıları açılır. Hergün sabah vakti 66 defa Ya Vekil ismini zikredenin rızkı artar. Düşman üzerine zöhre saatinde 66 defa Ya Vekil ismini 66 defa okuyarak beddua edilirse düşman hezimete uğrar.
54- EL KAVİYY: Kavi
Pek Güçlü
günde 116
Kansızlık ve vücudun güçlü olması için
Ya Kaviyy ismini zikredenin himmeti artar. Kuvvetlenir. Okuyan yolculuk sırasındaki kaza, bela ve hastalıklardan korunur. Günde 126 defa Ya Kaviyy ismini zikredenin kalp ve ruh kuvveti artar. Ağır bir yük kaldırırken Ya Kaviyy ismi zikredilirse zorluk çekilmez.
55- EL METÎN: Metin
Çok Sağlam
günde 500
Maddi ve manevi sağlam olmak için okunur.
Ya Metin ismini hergün 500 defa zöhre saatinde okuyanlar; fakirlikten, hırstan, zulümden, kötü ahlaktan kurtulur. Zayıflığa düşmezler. Maddi ve manevi kuvvete ererler. Bir ay süreyle günde 1000 defa okuyanlar bazı sırlara vakıf olurlar. Kötü işlerle uğraşan kişinin, o huylarından vazgeçmesi için; Ya Kaviyy Ya Metin isimleri onar defa birlikte okunarak, Allah’dan o kişinin hidayete ermesi için dua edilir.
56- EL VELİYY: Veli
Sevdiği kullarının dostu
günde 2116
Her işinde Allah’ın yardımı için
Ya Veliyy ismini zikreden kıyamet gününde hesabı kolayca görülür. Okuyanın derecesi Allah katında artar. İçi ve dışı temizlenir. Kötülüklerden uzak olur. Gece ve gündüz 10000 defa okuyan Allah’ın veli kullarından olur.
57- EL HAMÎD: Hamid
Ancak kendisine hamdedilen, bütün varlığın diliyle yegane övülen
3844 ( 62X62 )
Kazancın genişlemesi
Ya Hamid ismini zikredenlerin ahlakı, amelleri ve sözleri güzel olur, övgüye layık olur. Mahlukatın sevgisini kazanır. Maddi ve manevi olarak güçlenir. Bütün zor işleri kolaylaşır. 5 Vakit namazların ardından 100 defa okuyan salih kullardan olur. Dünya o kulun hizmetçisi olur.
58- EL MUHSÎ: Muhsi
Sonsuzda olsa tek tek herşeyin sayısını bilen
Günde Zikir Sayısı : 148
Zekanın kuvvetli olması için okunur.
Ya Muhsi ismini zikredene bütün kalpler itaat eder. Okuyan kötü ahlaktan kurtulur. Unutkanlık kalmaz. Vücudundaki hastalıklardan şifa bulur. Allah zihin açıklığı verir, idrak ve anlayışı artar.
59- EL MÜBDİÜ: Mübdi
Bütün varlıkları örneksiz ve maddesiz olarak ilk baştan yaratan
günde 57
Her işte muvaffak olmak için okunur.
Ya Mübdi ismini zikreden hikmet sahibi olur, hikmetli konuşur. Gizli olan işlerden haberdar olur. Hergün 56 defa Ya Mübdi ismini zikreden başladığı her işi başarıyla bitirir. İşe başlarken okunursa işte muvaffak olunur. Bir işe başlamada karar veremeyen 1000 defa bu ismi zikrederse karar verme gücü kazanır.
60- EL MUÎD: Muid
Varlıkları yok ettikten sonra tekrar yaratan
günde 124
Elden kaçanı geriye kazanmak için okunur.
Ya Muid ismini zikredenlerin elinden gitmiş olan herşey yerine gelir. Bir işi bozulan 7 gün sabah namazının ardından 124 defa Ya Muid ismini zikrederse bozulan işi yoluna girer. Bir şeyi unutan kişi bu ismi okursa unuttuğunu hatırlar.
61- EL MUHYÎ: Muhyi
Can bağışlayan, hayat ve sağlık veren
günde 68
İşlerin başarılı olması için okunur.
Ya Muhyi ismini hergün 68 defa zikreden kişinin kalbine iman ve irfan nuru dolar. Kötüye giden işleri düzelir. Ya Muhyi ismini halvet ve riyazet ile zikreden manevi sırlara erer. Hastalıklara şifa verici olur. Nefsine hakim olamayan kişi geceleri okumaya devam ederse; nefsi kendisine riayet eder. Bir ay süre ile 5 vakit namazların ardından okuyan kişi tüm hastalıklardan şifa bulur.
62- EL MUMÎT: Mümit
Canlı bir mahlukun ölümünü yaratan
günde 490
Harama bakmamak, kötülükten vazgeçmek
Ya Mumit ismini zikreden, nefsinin şerrinden emin olur. Allah okuyanı Hak yoluna sokar. Düşmanlarının kötülüklerinden kurtulur. Nefsini yola getirir. Merih saatinde 409 defa okuyan hasımlarının şerrinden korunur. Sevdiğinden ayrılmaz.
63- EL HAYY: Hay
Diri, herşeyi bilen, herşeye gücü yeten
Günde Zikir Sayısı : 324
Sözü tesirli ve herkesten tazim görür
Ya Hayy ismini zikreden kişinin ömrü uzun ve afiyette olur. Kalbi tevhid nuru ile nurlanır. Hastaysa şifaya kavuşur. Ya Hayyu Ya Kayyum isimlerini birlikte 184 defa zikredenin her muradı gerçekleşir. Ya Allah Ya Hayy Ya Kayyum isimlerini birlikte zikreden Allah yolundan ayrılmaz.
64- EL KAYYÛM: Kayyum
Gökleri ve yeri, herşeyi tutan
günde 156
Allah’ın izniyle her istekleri olur.
Ya Kayyum ismini zikreden kişinin tüm işleri zahmetsizce halolur. Teşebbüs ettiği her iş başarılı ve hayırlı olur. Uykusu hafifleşir, unutkanlıktan kurtulur. Ezber gücü artar.
65- EL VÂCİD: Vacid
İstediğini istediği anda bulan
günde 196
Kaybedilen şeyi bulmak için okunur.
Ya Vacid ismini 5 vakit namazların ardından 14 defa zikreden sahip olduğu ve elde ettiği şeyleri kaybetmez. Elindekiler zayi olmaz. Aradıklarını bulma gücüne sahip olur. Hileci ve büyücülerin kötülüklerinden korunur.
66- EL MÂCİD: Macid
Kadr ve şanı büyük, kerem ve iyilikleri pek çok
48X48 2304
Kazancın bolluğu için okunur.
Ya Macid ismini zikredenin kalbi nurlanır. 5 Vakit namazların ardından 465 defa okuyanın malı, mülkü artar, muteber bir insan olur. Herkez tarafından sevilip sayılır. Hergün zöhre saatinde 48 defa okuyan her türlü bela ve musibetten uzak olur. Yaptığı dualar kabul görür.
67- EL VAHİD: Vahid
TEK
Zatında, sıfatlarında, işlerinde, hükümlerinde, isimlerinde asla ortağı ve benzeri olmayan
günde 3669 (19)
İstediği olur, kalbi uyanır, aklı nur
Ya Vahid ismini günde 1000 defa okuyanın kalbi; yorgunluktan ve bütün kötü düşüncelerden uzaklaşır. Mahlukatın şerrinden emin olur. Kalbi ve ruhu kuvvetlenir. Günde 4000 defa okuyanın kalbindeki tüm istek ve arzuları gerçekleşir.
68- EL EHAD: Ehad
El-Vâhid ve El-Ehad isimlerinin her ikisi de Allah’ın birliğini ifade ederler. Hatibi bu iki isim arasındaki ince farkı şöyle ortaya koyar: “Ehâdiyet zâtın birliğidir, Vâhidîyet ise sıfatta ortaklığı red içindir.
69- ES SAMED: Samed
İhtiyaçları ve sıkıntıları gideren tek merci
günde 134
Hiç kimseye muhtaç olmamak
Ya Samed ismini zikreden kişi; yeme, içme, giyim, kuşam gibi zaruri ihtiyaçların temininde kimseye muhtaç olmaz, zorluk çekmez. Azlığından veya çokluğundan dolayı elem ve keder duymaz. İrfan sahibi olur. Ya Samed ismini 520 defa okuyan açlık hissi duymaz. 100 Defa okuyan salaha erer. Yazılarak suyu içilirse içenin iradesi kuvvetlenir.
70- EL KÂDİR: Kadir
İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten
Günde Zikir Sayısı : 305
İstediğini yapmaya gücü yetirmek
Ya Kadir ismini zikreden arzu ettiği her şeyde muvaffak olur. Hasta olan şifaya kavuşur. Her abdest aldıktan sonra 100 defa okuyan düşmanına karşı zafer kazanır.
71- EL MUKTEDİR: Muktedir
Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunan
Günde Zikir Sayısı : 774
Her işte başarılı olmak için okunur.
Ya Muktedir ismini zikreden kişi teşebbüs ettiği her işte başarılı olur. Hiç bir şeyden bıkmaz, usanmaz. Yaptığı işi ve sanatı kolaylıkla yapar. Ruhu kuvvetlenir. Cin, insan ve şeytan şerrinden uzak olur.
72- EL MUKADDİM: Mukaddim
İstediğini ileri geçiren, öne alan
günde 184
Daima yükselmek için okunur.
Ya Mukaddim ismini zikreden kişi kuvvet ve iktidar sahibi olur. Halk içinde heybetli olur. Makamı, mevkisi yükselir. Allah katında kadri artar. İstek ve dilekleri gerçekleşir. Savaş meydanında okunursa, düşmana karşı, okuyan kuvvetli olur.
73- EL MÜAHHİR: Muaahhir
İstediğini geri koyan, arkaya bırakan
günde 847
Kötü birinin uzaklaştırılması için okunur.
Ya Müahhir ismini okuyan tevbe edip takvaya erer. Kalbi Allah sevgisiyle dolar. İsteklerine kolayca kavuşur. Allah’ın rızasını kazanan kullardan olur. İbadet etmede zorlanmaz. Basiret gözü açılır. Kötü işlerden uzak durur.
74- EL EVVEL: Evvel
İLK
Günde Zikir Sayısı : 37
Her hayır işinde birinci olmak için okunur.
Ya Evvel ismini zikreden her isteğine ve dileğine kavuşur. Yolculuğa çıkarken okunursa okuyan yol sıkıntılarından kurtulur.
75- EL ÂHİR: Ahir
SON
günde 801
Ömür uzunluğu için
Ya Ahir ismini zikredenin düşmanları helak olur. Düşmanlarına karşı kuvvet kazanır. Kalbi Allah sevgisiyle dolar. Rızkı artar. Ya Evvel Ya Ahir isimlerini birlikte günde 838 defa zikreden; dünya ve ahirette üstün makamlara ulaşır. Tüm mahlukat okuyana hürmet ve itibarda bulunur.
76- EZ ZÂHİR: Zahir
Herşeyde görünen aşikar
günde1106
Her meselenin zuhuru için
Ya Zahir ismini zikredenin kalbi nurlanır. Gizli işlere, sırlara erer. Kalbi üzerindeki perdeler açılır. Rüyasında istediği şeylerden haberdar olur. Güzel ahlak sahibi olur.
77- EL BÂTIN: Bâtın
Herşeyden gizli
günde 62
Nefsi mutmain ve kalbi geniş olması için
Ya Batın ismini zikreden; korktuklarından emin, kalbi geniş olur. İnsanlar, ona itaat edip, isteklerini yerine getirirler. Sözü dinlenir. Sohbeti etkili ve tesirli olur. İstediği şeylerden rüyada ve uyanık halde haberdar olur.
78- EL VÂLÎ: Vali
Kainatı ve her an olup biten herşeyi tedbir ve idare eden
Günde Zikir Sayısı : 47
Sözünün tesirli insanların sevmesi için
Ya Vali ismini zikreden çeşitli afetlerden muhafaza olur. Makam ve mevkisi yükselir. Emrindeki herkes ondan korkar ve itaat eder. Emir ve istekleri yerine getirilir. Gece ve gündüz 10000 defa okuyan veli kullar mertebesine yükselir. Evliyalar ile görüşür.
79- EL MÜTEÂLÎ: Müta’ali
Ya Müteali ismini zikreden salaha erer. Hakim ve amirler nezdinde hürmet ve riayet görür. Onlardan beklediği istekleri kabul görür. Zorluklardan, şiddetten ve zahmetlerden kurtulur. Kötülüklerden muhafaza olur. Her bakımdan güçlenir ve kuvvetli olur. Makam ve mevkisi yükselir. Dua ve istekleri geri çevrilmez.
80- EL BERR: Berr
Ya Berr ismini okumaya devam edenler tüm mahlukatın şerrinden emin olur. Bütün hal ve hareketlerinde lutuf ve kereme mazhar olur. Dilleri hikmetlenir. Makamı, mertebesi, derecesi yükselir. Alkolik ve isyan halinde olanlar günde 700 defa Ya Berr ismini zikrederlerse; kötü alışkanlıklarından kurtulurlar, durumları düzelir.
81- ET TEVVÂB: Tevvab
Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan
günde 409
Tövbelerin kabulu için
Ya Tevvab ismini zikreden kişinin tevbesi kabul olur. Zalimin zulmünden kurtulur. Para ve geçim sıkıntısı ortadan kalkar. Rızık kapıları okuyana açılır. Günde 409 defa Ya Tevvab ismini zikreden kişinin dünyevi ve uhrevi bütün işleri halolur.
82- EL MÜNTEKİM: Müntekim
Suçluları adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarptıran
günde 630
Zülüm ve fenalıktan korunmak
Ya Müntekim ismini okuyanlar düşmanlarının şerrinden korunurlar. Allah; okuyanın düşmanınına karşı intikamını alır. Hiç kimse Ya Müntekim ismini zikredene bir kötülük yapamaz.
83- EL AFÜVV: Afüvv
Çok affeden
Günde Zikir Sayısı : 156
Rızık bolluğu Kalp huzuru için okunur.
Ya Afüvv ismini zikreden kişi, iyi ahlak sahibi olur. Allah’ın mağfiretine nail olur, Allah’ın rızasını kazanan kullardan olur. Öfke anında 10 defa Ya Afüvv ismini zikredip ardından salatü selam okursa sakinleşir.
84- ER RAÛF: Rauf
Çok lütüfkar Çok esirgeyen
günde 287
Hiçbir varlıktan zarar görmez.
Ya Rauf ismini zikredenin kalbinde şefkat, ruhunda letafet meydana gelir. İnsanlar arasında sevgi, saygı ve şefkat görür. Eşiyle arasında geçimsizlik ve uyuşmazlık olan hergün utarit saatinde 286 defa Ya Rauf ismini zikrederse; sorunlar ortadan kalkar, sevgi ve muhabbet meydana gelir.
85- MÂLİKÜL MÜLK: Malikül …
Mülkün ebedi sahibi
günde 212 ( 90 )
mal ve kazanca zarar gelmez
Ya Malikel Mülk ismini zikredenin mülkü çok olur. Fakirlikten kurtulur. Rütbe ve makamı yükselir. Kimseye muhtaç olmaz. Halk arasında sevilen, sayılan, aziz biri olur. Kalbinde süphe ve vesvese olan Ya Malikel Mülk zikrine devam ederse kurtulur. Halvet ve riyazet halinde 40 gün, günde 8000 defa okuyan ve okuma esnasında tütsü yaparsa bu ismin hadimi ile görüşür.
ZÜLCELÂLİ VELİKRÂM:Zü’l Celali…
Hem büyüklük sahibi hem fazl-i kerem sahibi
Günde Zikir Sayısı : 1155
işlerin kolaylığı için okunur.
Ya Zülcelali Velikram ismini zikreden her isteğine kavuşur. İzzet ve şerefe nail olur. Duaları kabül olur. Vesveseden korunur. Dünya; okuyanın hizmetçisi olur.
EL MUKSİT:Muksit
Bütün işlerini denk ve birbirine uygun yerli yerinde yapan
günde 209
Eşler arasını düzeltmek için okunur.
Ya Muksit ismini zikreden vesveseden, öfkeden, hiddetten, kalp sıkıntısından, şeytan şerrinden kurtulur. Bu isim ateş söndürme, insanı sakin kılma hususunda etkilidir.
86- EL CÂMİ’: Cami
İstediğini istediği zaman istediği yerde toplayan
günde 114
Küsleri barıştırmak için
Ya Cami ismini zikredenin dostları çoğalır, ayrılık ve hasret çekmez. Her maksadına kolayca ulaşır. Dünya ve ahiret saadetine erer. Bir şeyi zayi olan, eşi, hayvanı kaçan; Ya Cami ismini 114 defa okuyup ararsa aradığını bulur.
87- EL ĞANİYY: Gani
Çok zengin ve herşeyden müstağni
Günde Zikir Sayısı : 1060
Büyük servet ve geniş rızık okunur.
Ya Ğaniyy ismini zikreden; maddi ve manevi zenginliğe ulaşır, hiç bir şeye muhtaç olmaz. Zenginlerden olur.
88- EL MUĞNİ: Muğni
Ya Muğni ismini zikreden bütün işlerinde kolaylık bulur. Fakirlikten kurtulur. Rızkı bol, maişesi geniş olur. Her gün zöhre saatinde 1100 defa okuyan ruhi bunalımdan ve fakirlikten kurtulur. Muhtaçlık çekmez.
89-EL-MU’TÎ:
Veren, ihsân eden.
Ya Mu’tî
Allah (c.c.), Mu’tî’dir. Yani, mahlûkatına hayat hakkını ve her istediğini verendir. Cenab-ı Hak kullarının Kendisine açılan ellerini boş çevirmez. Mahlûkâtının hal ve söz dilleriyle yaptıkları duâ, niyaz ve isteklerini kabul eder. Varlıkların ihtiyaçlarını eksiksiz yaratır ve ellerine verir. Mîde için yeryüzünü envâi türlü yiyecek ve gıdalarla donatan Cenab-ı Hak, maddî-mânevî tüm âzâların ihtiyaç duydukları nîmetleri yaratır ve ikram eder. Kullarını Cennetine alır ve her arzu ettiklerini ihsân eder. Mu’tî ismi Hazret-i Ali’nin (r.a.) Peygamber Efendimizden (a.s.m.) rivâyet ettiği vârit olmuştur.
Duha suresi 5.ayette geçmektedir.
Gözü veren Cenab-ı Hak, görünen âlemde göz zevkine uygun güzellikleri de yaratıp gözün önüne sermiştir. Kulağı veren Allah Teâlâ, işitme âleminde latîf nağmeleri ve güzel sesleri de yaratmış ve kulağın işitme zevkine ikram etmiştir. İnsandaki her türlü cihâzât ve âletlerin, duygu ve latîfelerin her birisinin ayrı ayrı hizmeti ve ubûdiyeti, ayrı ayrı lezzeti, elemi, vazifesi ve mükâfâtı vardır. Cenab-ı Hak ve Hakîm-i Mutlak, insanda istihdam ettiği cihâzların her birisinin, mânevî şükürlerine karşılık, lâyık ücretlerini de inşaallah verecektir.Rızkımızı veren Rezzâk’ımızdır. Zenginlik ve servet veren Ganî olan Cenab-ı Haktır. İstemelerimize ve duâlarımıza cevap veren, atiyye veren Cenab-ı Haktır. Sayısız arzularımızı ve gayelerimizi gerçekleştiren ve yerine getiren de Cenab-ı Haktır.
90- EL MÂNİ: Mani
Birşeyin meydana gelmesine izin vermeyen
Günde Zikir Sayısı : 161
Kaza beladan uzak olmak için
Ya Mani ismini zikreden çok korktuğu ve çekindiği şeylerden emin ve muhafaza olur. Gelecek zararlardan korunur. Ya Mani ismi insanı şehvet ve nefsin arzularından korur. Yatarken okunursa eşler arasındaki soğukluk kalkar. Yolculuk sırasında okunursa her türlü bela ve kazalardan uzak olunur.
91- Ed DÂRR: Darr
Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan
günde 1001
Zararlı kişinin kahrı için
Ya Darr ismi düşmana ve zalimlere çeşitli hastalıklar verdirme hususunda etkilidir. Bu ismi okuyan insanların şerrinden korunur.
92- EN NÂFİ’: Nafi
Ya Nafi ismini zikreden güzel bir hayat yaşar. Darlık, hastalık, musibet, stres ve sıkıntılardan kurtulur. Sırlara vakıf olur. Bir hastayı eliyle mesh ettiğinde, o hasta şifa ve afiyet bulur.
93- EN NÛR: Nur
Ya Nûr ismini zikredenin kalbini iman nuru ve hikmet kaplar. Kalbinden taşan nur yüzündede görülür. Kalpleri ve bedenleri nurlanır. Okuyan doğru yolu bulur.
94- EL HÂDÎ: Hadi
Hidayet veren, istediği kulunu muradına erdiren
Günde Zikir Sayısı : 400 (20X20)
çocukların itaatkar olması için okunur.
Ya Hadi ismini zikreden hidayete erer. Hükmedecek kuvvete erer. Her işinde başarılı olur. Bütün mahlukat itaat eder. Rızkını kolay kazanır.
95- EL BEDî’: Bedi
Ya Bedi ismini zikreden sanatında ilerler, başarılı olur. Görülmemiş icatlarda bulunur. Bilmediğini anlama gücü oluşur. Zarar ve ziyandan kurtulur. İşsiz olan iş bulur, işini kaybeden işine kavuşur.
96- EL BÂKÎ: Baki
Varlığının sonu olmayan
Günde Zikir Sayısı : 113
Ömrün uzunluğu, sıhhatin iyiliği için
Ya Baki ismini zikredenin ömrü uzun ve sıhhatli olur.Afet ve belalardan uzak olur. Makam ve mevki edinir. Makamı, mülkü elinden gitmez. Korkularından kurtulur.
97- EL VÂRİS: Varis
Ya Varis ismini zikreden kişi; mal, mülk ve itibar sahibi olur. İnsanlar arasında nüfuz ve merci sahibi olur. İsteklerine çabuk kavuşur. Kötülüklerden muhafaza olur.
98-ER RAŞÎD: Reşid
Bütün işleri ezeli takdirine göre yürütüp, dosdoğru bir nizam ve hikmet üzere sonucuna ulaştıran
Günde Zikir Sayısı : 514
İçki ve zinadan kurtulmak ve güzel ahlak için
Ya Raşîd ismini zikredenin ameli kabul görür. Duası, niyazı, yalvarış ve yakarışları kabul olur. Okuyan ıslah olur. Pişman olacağı şeyler yapmaz. İşleri kolaylaşır.
99- ES SABÛR: Sabur
Çok sabırlı
Günde Zikir Sayısı : 298
Başladığı işi kolay bitirmek için
Ya Sabur ismini zikreden; şiddet ve zorluk görmez. Müşkülat anında Allah, sabır ve sebat ihsan eder. Teşebbüs ettiği her işi tamamlamadan bırakmaz. O işten acizlik getirmez, ondan vaz geçmeden sonunu getirir. Kalbi Allah sevgisi ile dolar. Bela, zulüm ve iftiralardan uzak olur.
(Alıntıdır)
ESMÂ’ÜL-HÜSNÂ Video İzle
ALLAH’ın (c.c) Mucizeleri ! (Resimler)
Bir önceki yazımız olan Avea Kontörlü Hat Tarifeleri; başlıklı makalemizde Avea, avea faturasız hat tarifeleri ve avea kontörlü hakkında bilgiler verilmektedir.
33.612 Görüntülenme



muhsin iyi Diyor ki:
Aralık 1st, 2011 at 10:33
Esma-i Hüsna (Esama’ül-Hüsna, Allahın 99 Güzel İsmi) İle Zikir Yapmanın Faziletleri
Allah’ın (c.c.) doksan dokuz güzel ismini ezberleme isteği bende ilk kez üniversite yıllarında uyandı. O zamanlar Kuran-ı Kerim’i yanımdan hiç ayırmazdım. Devamlı okurdum. Ders çalışma aralarında da okur, kendimi bu yolla da dinlendirirdim. Ayetlerin içinde ve sonunda geçen Allah’ın (c.c.) güzel isimleri çok dikkatimi çekerdi. Surelerin ve ayetlerin özetlerinin, daha doğrusu tek kelimeye indirgenmiş biçimlerinin bu güzel isimlerde gizli olduğunu görürdüm. Kuran-ı Kerim’in sırrının bu güzel isimlerde olduğunu düşünürdüm. Allah’ın (c.c.) güzel isimleri ile ilgili şu hadis-i şerif de o zaman ilgimi çekmişti: “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları sayarsa cennete girer.” Bu hadis-i şerif uyarınca ben de peygamberimizin müjdesine nail olanlardan olmak istedim. Bir arkadaşımdan hemen bu güzel isimleri bana bir kâğıda yazıp vermesini rica ettim. Dediğimi yaptı. Ama ezberim kuvvetli olmasına rağmen bir türlü bu güzel isimleri hafızama tam olarak yerleştiremedim. Bir süre sonra bunları ezberleme hevesi de bende söndü. Aradan on üç yıl geçtikten sonra bu arzu bende yeniden uyandı. Herhalde tövbe ve zikir nimetine erdiğimden olacak, bu sefer bu güzel isimleri çok kısa bir zamanda hemen ezberledim.
Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini sabah namazını kıldıktan sonra tespihle ezberden hızlı bir biçimde sayıyorum. Eğer yanlışlık yaparsam -her otuz üçe geldiğimde hangi isme ulaşmam gerektiğiyle bunu biliyorum- ilgili otuz üçün başında birkaç kez “estağfurullah” diyerek yeniden çekiyorum. Yanılma çok ender oluyor. Sonra bu nimeti bana verdiği için aynı hızla doksan dokuz kere “elhamdülillah” diyerek tespihi tamamlıyorum. Sayma işi bir iki dakika bile sürmüyor. Tabii bu sırada her güzel ismin anlamını bilerek çekiyorum, ama üzerlerinde düşünmek olanağı bulamıyorum. Yalnız bu sayede yaşamımda her varlık, olay ve olguda Allah’ın (c.c.) güzel isimleri üzerinde düşünmek gibi bir alışkanlık, daha doğrusu bir yaşam biçimi kazandım. Bu da imanımı her gün daha da güçlendirmektedir. Allah’ı (c.c.) ezberlediğim bu güzel isimler sayesinde daha iyi tanıdığımı, tanıyacağımı düşünmekteyim.
Hadis-i şerifin müjdesine ahirette eremesem bile Allah’ın (c.c.) bu güzel isimlerini ezberlemekle dünyada iken bile çok şey kazandığımı, kazanacağımı sezmekteyim. Bunun yaşamımın daha erken bir evresinde gerçekleşmediğine her zaman hayıflanmaktayım. Çünkü Allah’ı (c.c.) tanımak, imanın yakinleşmesini gerçekleştirmektedir. İman ise, kalbe huzur ve mutluluk vermektedir. Dünyayı, yaşamı Allah’ın (c.c.) rızası doğrultusunda anlamamızı ve anlamlandırmamızı sağlamaktadır. İbadetlerdeki şevki artırmaktadır. İbadetleri nefse ağır gelen bir yük olmaktan çıkarmaktadır.
Allah’ın (c.c.) her bir güzel ismi O’nun bir sıfatını temsil etmektedir. Mümine yakışan şey Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmaktır. Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmak da O’nun güzel isimlerini tanıyıp gereğini yerine getirmekle olur. Bu açıdan her bir güzel ismin kulda oluşmasını amaçladığı güzel bir huy, ideal bir ahlak söz konusudur. Buna göre kimi güzel isimler nefsimizi terbiye etmeyi sağlamakta; kimisi de eksik, yanlış Allah (c.c.) inancımızı düzeltmekte, Allah’ı (c.c.) yüceltmektedir.
Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini ezberleyip her gün sabah namazından sonra saymaya başladıktan ve her birinin anlamını öğrenip üzerinde düşündükten sonra konuyla ilgili müjde içeren hadis-i şerifin Allah’ı (c.c.) dosdoğru tanıyıp yüceltmeyi ve Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmayı amaçladığını düşünmeye başladım. Kuşkusuz ebedi cennetin o kadar ucuz olmadığını herkes bilir. Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini ezberlemek, saymak, onların anlamlarını bilmek, üzerinde düşünmek de güzel işlerdir. Bir çalışmadır. Allah (c.c.) en ufak bir emeği bile boşa çıkarmaz. Karşılığını kat kat fazlasıyla verir. Ama bu güzel işlerin ötesinde bu güzel isimlerin anlamlarının gereğini yapmak, yani Allah’ı (c.c.) dosdoğru tanıyıp elinden geldiğince tazim etmek ve O’nun ahlakıyla ahlaklanmak çok daha büyük bir iştir. Yaratılış amacına ulaştıracak bir çabadır.
Maalesef insanoğlu çıkarsız bir işe pek sarılmıyor. Havas (Seçkin kimselerin) ilmi adı altında Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini açıkladığını iddia eden pek çok eserde bu konu çok farklı bir bakış açısı ile işlenmektedir. O tür kitaplarda Allah’ı (c.c.) dosdoğru tanıyıp yüceltme, O’nun ahlakıyla ahlaklanma gibi bir amaç yerine her bir güzel ismin genellikle insana dünyada neler kazandıracağı üzerinde durulmuştur. Bu tür kitaplarda her güzel ismin hangi gün ve saatte ne kadar çekileceği, bununla da ne yararlar elde edileceği anlatılmaktadır. Kuşkusuz zikir bir ibadettir ve her insanın ibadette gözettiği amaç birbirinden farklıdır. Kimisi cehennem korkusuyla, kimisi cennet arzusuyla, kimisi de Allah (c.c.) rızası için ibadet eder. Bunlar içinde en makbulü Allah (c.c.) rızasıdır. Ama ilgili kitaplarda Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini zikirle dünyevi bazı istekler de söz konusu edilmektedir. Örneğin, el-Muğnî güzel ismini şu günde şu kadar çeken kimseye Allah (c.c.) büyük bir zenginlik verir, denmektedir. Bir Müslüman düşünün ki Allah’ı (c.c.) kendisine zenginlik vermesi için zikrediyor, yani dilinde Allah’ın (c.c.) güzel bir ismi olduğu halde gönlünde dünyalık arzusuyla Allah’a (c.c.) yaklaşmaya çalışıyor. Bu gerçekten iğrenç bir şeydir. Hele hele bu güzel isimleri arasının bozulduğu Müslüman kardeşinin başına bela ve musibet gelmesini sağlamak veya ölümünü gerçekleştirmek amacıyla zikredenlere ne demeli acaba? Şu ayet-i kerimede bu gibi kimseler çok şiddetli bir biçimde uyarılmaktadır: “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır (Araf suresi, ayet 180).”
Kuşkusuz dualarda ahiret olduğu kadar dünyevi her ihtiyacımızı da Allah’tan (c.c.) isteyebiliriz. Bu açıdan Allah’tan (c.c.) zenginlik de istenir. Bu sayede zenginliği verenin Allah (c.c.) olduğu da bilinmiş olur. Ama bu çeşit bir zenginlik istenirken halisane bir niyetle Allah’ın (c.c.) dini ve rızası da gözetilir. Hakkında hayırlı ise nasip olması istenir. Yine bu dualar öncesinde Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini zikretmek duanın kabul edilmesine de bir vesiledir. Ama dinin ruhu ve gayesi ahirettir. Ahirete yönelik bir hayır içermeyen dünyalığın olmaması, olmasından daha iyidir. Yüce Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’de bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Şûrâ suresi, ayet 20).”
Havas bilginlerinin Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini çekileceği gün, saat ve sayı ile sınırlamalarının Kuran-ı Kerim’deki ve hadis-i şeriflerdeki delillerini bulamadım. Gerçi namaz sonunda okunan tespihlerin 33’er adetle sınırlanması, bir kısım hacetler ve faziletler için bazı surelerin adetlerle belirtilmesi itiraz için sünnetten delil olarak hemen akla gelebilir. Ama konumuz olan ebced hesapları ile Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini belli bir sayıda zikir için Kuran-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde bilgi mevcut değildir. Kuşkusuz pek çok İslam âliminin ve mutasavvıfın beyanları, bu konuda sundukları iddialar ve örnekler ile anlaşılmaktadır ebced hesapları ile her bir güzel ismin zikir sayısı arasında bir uyum, uygunluk söz konusudur. Kuşkusuz Allah (c.c.) ezeli ilmiyle bunu bilmekteydi ve ebced hesapları ile her bir güzel ismin zikir sayısı arasındaki söz konusu uyumu ve uygunluğu da gözetmişti. Yine dinde kutsal, faziletli sayılan gün ve geceler de bulunmaktadır. Her bir güzel ismin haftanın bir gününde ve belli bir saatinde çekilmesinin daha bir yararlı ve faziletli olduğuna dair düşünceler de bir tarafa atılacak cinsten değildir. Ama tüm bunlara rağmen zikir haddizatında çok samimi bir ibadettir. İçten gelen bir duyguyla yapılır. Onu gün, saat ve sayı ile sınırlamak doğasına uygun düşmez. Nitekim Allah (c.c.) da kutsal kitabında bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin (Ahzab suresi, ayet 41).”
Yine de kendisine Allah’ın güzel isimlerini ebced hesabına göre vird edinenler hayatlarına bir alışkanlığı koyma açısından bir rahatlık ve kolaylık yaşarlar. Bu açıdan ebced hesabına göre Allah’ın güzel isimlerini çekmek güzel bir alışkanlıktır, virddir. Biz de bu açıdan aşağıdaki tabloda Allah’ın güzel isimlerinin kısaca açıklamasını verdikten sonra yanlarına ebced değerlerini de verdik. Dileyen kişiler hayatları, istekleri için uygun gördükleri Allah’ın güzel isimlerini bu ebced hesaplarına göre vird edinebilirler.
İnsanın tek başına yalnız havas bilgileri ile zikre yönelmesi beraberinde büyük itikadi yanlışlıklar ve sapmalar da getirebilecektir. Zikir ehil birisinin, mürşid-i kamilin rehberliğinde çekilmedikçe insana yarar kadar zarar da verebilir. Tabii bu sözünü ettiğimiz şey, laza-i Celal (Allah), kelime-i tevhit gibi zikirleri çokça çekme ile ilgilidir. Yoksa esma-i Hüsna için geçerli değildir. Ama yine de esma-i hüsnada da ihtiyatlı olmak lazımdır. En azından tasavvuf kültürünü hazmetmek gerekir. Tasavvuf kültürünün de temelini her an tövbe ve istiğfar halinde olma, nefisle mücadele etme ve Allah rızasını amaç olarak görme oluşturur. Çünkü şeytan hiçbir fırsatı kaçırmaz. Kılavuzsuz yola çıkanları çeşitli tehlikeler bekleyebilir. Örneğin yaptığı zikirle dualarının kabul edildiğini gören birisi istidraca düşebilir. Hem benliği güçlenip kendisinde olmayan çeşitli büyüklükler görebilir, kibire ve ucuba kapılabilir. Çünkü zikrin neticesi birtakım haller yaşamaya başlayacaktır. Bunların bazısı Rahmani bazısı da şeytanidir. Bunları birbirinden ayırması imkânsızdır. Birbirlerine çok benzerler. Farkına varmadan şeytanın oyuncağı olabilir. Bunlar da insanı ebedi helake, pişmanlığa götürmeye yeter. Ayrıca vesveseye de düşebilir. Hele içinde bulunduğumuz çağda insanlar gerekli dini ve itikadi bilgilerden bile yoksunken onların ellerine verilecek böyle bir havas bilgisi Allah’ın (c.c.) güzel isimlerinin gereği ve amacı dışında zikredilmesine yol açacaktır. Onun için zikir yoluna gireceklerin bir mürşid-i kamilin himayesine girmesi en doğru yoldur. Nefis tezkiye olmadıkça zikir, özellikle esma-i hüsna zikri ona yarardan ziyade zarar verecektir. Çünkü böyle bir kişi Allah’ın güzel isimlerine hep nefis hesabıyla bakacaktır. Bu da onu manevi olarak zarara sokacaktır. Hâlbuki esma-i hüsna zikrini çekmenin temel amacı Allah’ı övüp yüceltme ve O’nun güzel ahlakıyla ahlaklanmadır. O’nun rızası dışında her şey nefis hesabınadır. Allah’ın rızası dışında kendisine bir hedef çizen ve bu konuda esma-i hünsadan umut bekleyen kişi ise yoldan çıkmıştır. Nefis ve şeytan onu aldatmıştır. Allah bu durumlara düşmekten bizleri korusun. Evet şu ayet-i kerime bu kişilere hitap etmektedir: “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır (Araf suresi, ayet 180).”
Kalp saniyede halden hale girer. Değişkendir. Onu bir noktada tutmak zordur. Hele zikir sırasında bu daha çok olur. Nefis ve şeytan vesveseleri ile kalbi bulandırırlar, zikri dünyevi bir amaç haline dönüştürebilirler. O yüzden Nakşibendiler, lafza- Celal zikrini her tespih devredişinde (100 adetten sonra) ‘İlahi ente maksudi ve rızake matlubi (Allahım Sen maksadımsın, isteğim de Senin rızandır.)’ demektedirler. Böylece sapmış, sapacak, dönek, renkten renge giren, girecek olan kalbe rotasını gösterirler. Kalp bu rotadan saptı mı zikir yarar değil insana zarar vermeye başlar. Bu durum esma-i hüsna zikrinde daha çok kendisini gösterir. Yani kalp esma-i hüsna zikrinde rotasını şaşırmaya daha müsaittir. Esma-i hüsna zikrini çekerken kalp O’nun rızası dışında başka yerlere takılabilir. Onu uyarmak ve doğru yola sevk etmek gerekir. Onun için esma-i hüsna zikri çekerken ‘İlahi ente maksudi ve rızake matlubi (Allahım Sen maksadımsın, isteğim de Senin rızandır.)’ sözünü en azından başta ve sonda birer kere de olsa söylemek ve bu konuda kalbi uyarmak gerekir. Daha çok söylemek daha büyük yararlar sağlar.
Birgün Azerbaycan Bakü’de bir dükkanda alışveriş yaparken üst kattaki evinden merdivenlerden inen hanımının geniş bir tabakta tespih olduğu halde dükkan sahibi beyine sunduğunu gördüm. Zikrini tamamladıktan sonra dükkan sahibine namaz kılıp kılmadığını sordum. Namaz kılmadığını söyledi. Ama kendi ismine uygun olan Allah’ın (c.c.) bir güzel ismini her gün belli bir zamanda belli bir miktarda çektiğini belirtti. Bu sayede bir marifete kavuştuğunu iddia ediyordu. Pek çok kişi ilgili marifet için onu ocak bellemişlerdi. Kapısına geliyordu. Bu işten para da kazanıyordu. Kendisini evliya sanıyordu. Allah (c.c.) bir kulunu nasıl da şaşırtmıştı? O zaman bunun dinde bir dünyevileşme yolu olduğunu düşündüm. Yahudiler de dinlerini benzer bir yolla dünyevileştirmişlerdi. Ahireti unutmuşlardı. Sonra bu işin Azerbaycan’daki yaygınlığını gördüğümde daha da şaşırdım. İnsanların Allah’a (c.c.) sadece dünyevi bir amaç için yönelmeleri beni daha sonra dehşete sürükledi. Çünkü Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini nefsi ve dünyevi arzuları istikametinde kullanan pek çok insanın istidraclarına da tanık oldum. Onlardaki bu yanlışı görünce içimde doğru olanı yapmak ve bu gibilerin şerlerinden Allah’a (c.c.) sığınmak ihtiyacı belirdi. Hayrı da şerri de yaratan Allah’tır. Allah (c.c.) kendisine sığınanları da elbette şerlerden koruyandır. Bunun üzerine hayatımda ikinci kez içimde Allah’ın (c.c.) güzel isimlerini saymak, ezberlemek, onların anlamlarını öğrenip üzerinde düşünmek isteği başladı. Çok şükür bunlar da gerçekleşti. Artık aradan yedi yılı aşkın bir zaman geçmiş bulunmaktadır. Şimdi şu gerçeği derinden anladım ki, zikirde amaç Allah (c.c.) rızasıdır. Zikir, bir ilan-ı aşktır. Allah’a (c.c.) kalple, yani aşkla yönelmedir. Allah’ın (c.c.) güzel isimleri ile amaçlanan şey de doğru bir Allah (c.c.) bilgisi ve itikadı edinip Allah’ı (c.c.) övüp yüceltmek ve nefsin kusurlarını görüp düzelterek Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmaktır.
Havas ilimlerinde insanın isminin anlamı veya ebced değeriyle Allah’ın (c.c.) güzel isimleri arasında ilgi kurulması ve uygun düşen güzel isim ile zikrin tavsiye edilmesi, bir hak temele dayanıyor olabilir. Gerçekten insan isimleri Allah (c.c.) katında ezelden bilinmekteydi. İnsan isimleri ile karakterler arasındaki ilgi Batı’da da pek çok bilginin ve araştırıcının da dikkatini çekmiştir. Bu konuda pek çok kuram ortaya atılmış ve kitap kaleme alınmıştır. Peygamberimiz de bir hadis-i şeriflerinde evladına iyi bir isim takmayı babanın temel görevleri arasında saymıştır. Allah (c.c.), isminin anlamına sahip çıkan, isminin anlamının içerdiği fazilete, iyiliğe, güzelliğe yönelen ve bunun için de ismini güzel niyetiyle, amelleriyle, dualarıyla, zikriyle Allah’ın (c.c.) güzel isimlerinden uygun olanının gölgesine yaklaştıran kişiye elbette güzel ismine yaraşır ilahi lütuflarda bulunacaktır. Ama bunda da yine Allah (c.c.) rızası gözetilmelidir. Bunu dünyevileştirmek, ticarete dönüştürmek dinden sapmadır. Nefsin ve şeytanın oyuncağı olmaya bir davetiyedir. Onun için bu da çok tehlikeli bir yoldur. Bir yol göstericiyi, ehil birisini, Mürşid-i kâmili gerektirir.
Allah’ın (c.c.) sayıya sığmayacak kadar güzel isimleri vardır. Kuran-ı Kerim’de bu anlama gelebilecek olan ayet-i kerime şudur: “De ki Rabb’imin kelimelerini yazmak için deniz mürekkep olsa hatta onun bir misli daha takviye edilse bunlar tükenir de Rabb’imin kelimeleri bitmez (Kehf suresi, ayet 109).”
Nasıl bir insanı ismiyle ve unvanıyla tanırsak Allah’ı (c.c.) da ancak sıfat ve güzel isimleri ile tanıyabiliriz. Yalnız bir insanın isminin anlamıyla kişiliği, davranışları, ahlakı, dünya görüşü uyuşmayabilir. Örneğin bir kişinin adı Muhsin (iyilik yapan) olabilir de herkes ondan kötülük görebilir. Ama Allah (c.c.) için böyle bir şey söz konusu olamaz. Allah’ın (c.c.) güzel isimlerinde söz konusu olan anlam ile biz Allah’ı (c.c.) daha yakından tanımak olanağına erişiriz.
Allah’ın (c.c.) zatını düşünmek doğru değildir. Nitekim bu bir hadis-i şerifle de yasaklanmıştır. Ama O’nun varlık, olay ve olgular üzerinde görülen sıfatları ve güzel isimleri üzerinde düşünebiliriz. Tabii burada “Allah’ın (c.c.) zatını düşünmek” ile kastedilen anlam, O’na insana özgü nitelik ve nicelik yakıştırmaktır. Yoksa insanın kendisini Allah’ın (c.c.) zatı karşısında olduğunu hissetmesi, düşünmesi murakabe adı verilen büyük bir ibadettir.
Bütün evren, yeryüzü, canlı ve cansız varlıklar, Allah’ın (c.c.) sıfatlarına ve güzel isimlerine tercümanlık yapmaktadırlar. Allah’ı (c.c.) bizlere anlatmak için yaratılmışlardır. Hadisi-i şerifte yetmiş yıllık ibadete denk olarak gösterilen tefekkürün zirvesi de yaratılmış olan şeylerde Allah’ın (c.c.) sıfat ve güzel isimlerini görüp üzerinde düşünmektir.
İnsan yeryüzünde Allah’ın (c.c.) halifesi olmak üzere yaratılmıştır. Allah’ın (c.c.) halifesi olmak demek, Allah’ı (c.c.) yeryüzünde esma-ül hüsnası ile temsil etmektir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de (Bakara Suresi, 30-38) Allah (c.c.) ilk insan olan Hz. Adem Aleyhisselâmla ilgili olarak bu konu üzerinde durup yeryüzünde bir halife yaratacağını belirtmiştir. Ama melekler insanın yaratılış hikmetini kavrayamayarak Allah’ın (c.c.) bu kararına itirazda bulunmuşlardır.
Melekler Allah’ın (c.c.) bütün güzel isimlerini temsil edemiyorlardı. Bu yüzden Allah’ı (c.c.) gereği şekilde tanımıyorlardı. Örneğin onlar Allah’ın et-Tevvâb (Tövbeleri kabul eden) güzel ismini bilmiyorlardı. Çünkü günah işleyemiyorlardı. Dolayısı ile el-Gafûr (Günahları bağışlayan), el-Gaffâr (Günahları çokca bağışlayan), el-Afüvv (Günahları tamamen affeden) gibi günahları bağışlamayı, günahlardan temizlemeyi karşılayan Allah’ın (c.c.) güzel isimlerinden de habersizdiler. Yine yeme içme nedir bilmeyen bu varlıklar er-Rezzâk (Rızık veren) güzel isminden de habersizdiler. Ayrıca Allah’ın (c.c.) hastaları iyileştirdiği eş-Şâfi (Hastalara şifa veren) güzel isminin de hastalanmadıkları için ne anlama geldiğini bilmiyorlardı. Allah (c.c.) âlemleri sıfatlarını ve güzel isimlerini tecelli etmek için yaratmıştı. Melekler istemese de bu gerçekleşecek, meleklerin haksızlığı kendilerine ispat edilecekti. Nitekim Allah (c.c.) Hz.Adem’i (a.s.) yaratıp eşyaların isimlerini kendisine öğretince bunların isimlerini meleklerine de sordu. Ama onlar bu konuda cahildiler. Bir şey bilmiyorlardı. Hatalarını anlayıp Allah’tan (c.c.) af dilediler (bk. Bakara suresi, ayet 30-39).
Allah’ı (c.c.) gözler göremez. Ama kalpler Allah’a (c.c.) yönelebilir.
Güzel isimlerle (esma-ül hüsna) kalbi Allah’a (c.c.) yöneltmek üç şekilde mümkündür: Ya O’nun güzel isimlerini zikretmekle ya dualarda kullanmakla ya da yaratılmışlar üzerinde O’nun güzel isimlerini düşünmekle olur.
Şayet virt dersi verecek ehil birisi, mürşid-i kamil bulunmadığında bir vakit namazının bitiminin arkasında bu isimleri bize bağışlayan ve sayılmasını isteyen peygamberimizin (s.a.s.) ruhuna bir fatiha hediye ettikten sonra Allah’ın (c.c.) güzel isimleri aşağıdaki esma-ül hüsna tablosundaki sırasıyla çekilebilir. Ayrıca onun içerisinden seçilen bir veya birkaç güzel isim anlamı dosdoğru bilindikten sonra sayıya vurmadan veya ebced sayısına göre her gün gece ve gündüz bir çeşit aşkla zikredilerek yüceltilebilir. Bu zikir sırasında insan isimleri ile Allah’ın (c.c.) güzel isimlerinin karışmaması, daha doğrusu Allah’ın (c.c.) güzel isimlerinin insan isimlerini çağrışım yapmaması için zikrini çektiğimiz güzel ismin başına “yâ-” veya “el-“ takılarını koymamız gerekir. Örneğin yâ-Metînü, el-Kâdiru gibi. Bir de bu güzel isimlerle birlikte takdis cümlelerini zikretmek bu açıdan çok yararlıdır. En azından başta ve sonda birer kere de olsa takdis cümlelerini söylemek zikrimize bir ağırlık ve içtenlik katacaktır: el-Metînü celle celâluhu, yâ-Kâdiru celle şânuhu gibi. Bu iki takdis cümlesinden her biri bütün güzel isimler için kullanılabilir.
Bilindiği üzere İslam dinine Kelime-i şahadetle girilir. O da Allah’tan (c.c.) başka ilah olmadığına, Muhammed’in (s.a.s.) Allah’ın (c.c.) kulu ve peygamberi olduğuna kalp ile inanıp onu dil ile tasdik etmektir. Buna göre İslam’ın bir yarısını Allah’a (c.c.) iman, diğer yarısını da peygambere iman oluşturmaktadır. Allah’a (c.c.) iman etmeden önce de O’nu sıfat ve güzel isimleri ile tanımak gerekir. Allah’a (c.c.), peygamberlere iman dışında imanın diğer rükünleri olan meleklere, kitaplara, ahiret gününe, kadere iman Allah’ın (c.c.) sıfatlarının ve güzel isimlerinin bir uzantısı olarak düşünülebilir. Yani bir Müslüman Allah’ı (c.c.) sıfat ve güzel isimleri ile tanımadığı zaman imani ve itikadi bazı zayıflıklar ve eksiklikler içerisinde bulunabilir. Bu açıdan Allah’ı (c.c.) sıfat ve güzel isimleri ile tanımak, bilmek her Müslüman için en başta gelen görev ve iştir.
Allah’ın (c.c.) güzel isimleri, Ebu Hüreyre’nin (r.a) peygamberimizden (s.a.s) bir müjde ile birlikte rivayet ettiği bir hadis-i şerifte geçmektedir: “Allah’ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları sayarsa cennete girer.”
Kuran-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde söz konusu doksan dokuz isim dışında Allah’ın (c.c.) daha pek çok güzel ismi geçmektedir.
Bu hadisteki “sayma (ahsâhâ)” sözcüğü nedense konuyla ilgili kitaplarda çeşitli açıklamalara neden olmuştur. İhsâ etme (sayma) ile sadece Allah’ın (c.c.) doksan dokuz güzel ismini arka arkaya sıralamanın kastedilmediği, bunları ezberlemek, bunların anlamlarını bilmek ve üzerinde düşünmek gerektiği de söylenmektedir. Ben bu görüşe bir noktada itiraz ediyorum. Eğer böyle anlamlar gözetilmiş olsaydı sadece “sayma” denilmez, bunları ezberlemek, bunların anlamlarını bilmek ve üzerinde düşünmek gerektiği de açıkça belirtilirdi. Hoş bu isimleri sayma külfetine katlanan bir kişi için bunları ezberleme, bunların anlamlarını öğrenmek ve üzerinde düşünmek de zevkli bir iş olacaktır. Sayma yanında bunları ezberleme, bunların anlamlarını öğrenmek ve üzerinde düşünmek çok daha kolay ve kendiliğinden gelişen bir süreçtir.
Aslında ben “ihsâ etme” kavramı ile bu çeşit anlamların kastedilmediğini iddia etmiyorum. Sadece hadis-i şerifte bu anlamların belirtilmemesine dikkat çekmek istiyorum. Hatta ben bu söylenenleri tastik etmekle kalmıyor, eksik bile kabul ediyorum ve “ihsâ etme” kavramının çok daha geniş bir anlamda kullanıldığını düşünmekteyim. Allah’ın (c.c.) her bir güzel ismi O’nun bir sıfatına ışık tutmaktadır. Mümine yakışan şey Allah’ı (c.c.) dosdoğru tanıyıp yüceltmek ve O’nun ahlakıyla ahlaklanmaktır. Bu da Allah’ın (c.c.) bu güzel isimlerinden nasiplenmekle olur. Gerçi “ihsâ etme” kavramı üzerine savunduğum bu düşüncede ben yalnız değilim. Şah-ı Nakşibendî Hazretleri (k.s.) de Allah’ın (c.c.) 99 güzel ismi ile ilgili bu hadis-i şerifteki “ihsâ etme” kavramı ile Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmanın kastedildiğini belirtmektedir. Allah’ın (c.c.) 99 güzel isminden birkaçını buna örnek olarak zikredeyim: Allah (c.c.) el-Kerîm (Çok cömert) ise kulu da cömert olmalı. Allah’ın (c.c.) el-Halîm (Sabreden, cezadan vazgeçen) güzel ismi kulda ağırbaşlılığı gerektirir. Es-Sabûr (Çok sabırlı) güzel ismi kulun öfkesine hakim olmasını ister. El-Hamîd (Kendisine şükür ve hamd edilen, övülen) güzel ismi kulun daima Rabb’ini övmesini ve O’na şükürde bulunmasını icap ettirir vb. İşte ilgili hadiste cennet gibi büyük bir nimet söz konusu ise bu kula ancak Allah’ın (c.c.) 99 güzel isminin gereklerinin yerine getirilmesi ile nasip olabilir.
Burada şu hususa özellikle dikkati çekmek isterim: Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmak O’na yakışır bir kul olmak demektir. Kendinde bir benlik, üstünlük görmek değildir. Güzel isimlerden kula gerekli olan dersi çıkarıp bunu yaşamına uygulamaktır. Bir kul ne kadar Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklansa da bu hiçbir zaman Allah’a (c.c.) benzemek olarak düşünülmemelidir. Zira Allah’ta (c.c.) her türlü kemal mutlak ve sonsuzdur. İnsanda ise her kemal mutlaka kusurlu ve sınırlıdır. Tabii Allah’ın (c.c.) her güzel isminden farklı bir ders çıkarılır. Kiminde kul için ideal bir ahlak kuralı söz konusudur. Bunlar kulu terbiye etme özelliğine sahiptirler. O’nun rububiyyetine ait güzel isimlerdir. Örneğin Allah (c.c.) günahların üzerini örten ve bağışlayan (el-Gafûr) olduğuna göre O’nun kulu da insanlarla olan ilişkilerinde kusurları gizleme ve affetme yolunu tutmalıdır. Yine Allah (c.c.) karşılıksız iyilik yapan (el-Berru) olduğuna göre kula yakışan şey de Allah (c.c.) rızası için insanlara iyilik etmektir. Ama bazı güzel isimlerde kulun alacağı dersin mahiyeti değişir. Çünkü ilgili güzel isimler ortaklık kabul etmez. Teslimiyet, övgü ve yüceltme isterler. Bunlar O’nun uluhiyyetine ait güzel isimlerdir. Örneğin el-Celîl güzel ismi Allah’ın (c.c.) emir ve yasak koyma yetkisini tanımayı gerektirir. El-Hakem güzel ismi her konuda O’nu hüküm sahibi kabul etmeyi gerekli kılar. Biz bu tür güzel isimleri de dosdoğru anlayıp sürekli zikirle yücelterek kulluk makamına ulaşabiliriz.
Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmak tasavvufta bekabillah (Allah’ta c.c baki olmak) makamına işarettir. Bunun için de önce fenafillaha (Allah’ta .c.c fani olmak) ulaşmak gerekir. Fenafillah, kulun tövbe ile Allah’ın (c.c.) yasaklarından kaçınmasının ve emirlerine uymasının ardından dünyayı gönülden çıkarması, tevekkül, kanaat, uzlet, devamlı zikir, hakka tam anlamıyla yönelmek, sabır, murakabe gibi şartları yerine getirmesinden sonra Allah’ın (c.c.) rızasına ulaşmasıyla meydana gelen bir haldir. Nefsin arınması ile meydana gelir. Buna göre Allah’ın (c.c.) ahlakıyla ahlaklanmak çok sıkı bir nefis tezkiyesinden ve kalp tavsiyesinden sonra ancak mümkün olmaktadır. Bu da ancak bir mürşid-i kamilin rehberliğinde gerçekleşebilir. Yalnız başına mümkün değildir.
Kim bilir, belki de Allah (c.c.), bu güzel isimleri her gün sayan (ihsa eden) kişiye Allah’ı (c.c.) dosdoğru tanıyıp yüceltme ve O’nun ahlakıyla ahlaklanma nimetlerini de hediye ediyor ve bundan dolayı da ilgili hadis-i şerif sadece Allah’ın (c.c.) 99 güzel ismini sayma işlemine işaret etmekle yetinmiş olabilir. Çünkü Allah (c.c.) cömerttir. O’nun cömertliğini sınırlandırmak, kurallara bağlamak doğru değildir. Tarikatlar yolu ile onca emek ve zaman zarfında elde edilen marifete Allah (c.c.) dilerse bir insanı bir anda da ulaştırabilir. Allah (c.c.), vesileler olmadan da bağışta bulunabilir. Bu açıdan Allah’ın (c.c.) 99 güzel ismini sayma işini küçümsemek, ihmal etmek doğru değildir. Bunda büyük bir sır, büyük bir hikmet, hadis-i şerifin işaret ettiği cennet nimeti gizlenmiş olabilir. Kimse Allah’ın (c.c.) rızasının nerede saklı olduğunu bilemez. Bize düşen görev, eleştirmekten ziyade Allah (c.c.) hakkında peygamberin söylediği her sözün gereğini yerine getirerek uymaktır.
Aslında zor olan bu güzel isimleri ezberlemek değil her gün saymaktır. İlgili hadis-i şerifi yorumlamadan anlaşılan temel anlam da “güzel isimleri saymak”tır. Bu kağıda bakıp okumakla da gerçekleşen bir işlemdir. Yalnız kağıdın ve yazının yaygın olmadığı peygamberimiz (s.a.s) döneminde “sayma” ile “ezberden okuma”nın kastedildiği tartışma gerektirmeyecek oranda açıktır. Bu açıdan ilgili hadis-i şerifin ruhuna uygun olan yöntem, bunları ezberleyerek saymaktır.
Allah’ın (c.c.) 99 güzel isminden bazılarını yalnız başına söylemek doğru değildir. Görünüşte bunlarda olumsuz bir anlam söz konusudur. Yalnız Allah’a (c.c.) hiçbir şekilde olumsuz bir sıfat ve güzel isim verilemez. Olumsuzluklar kulun nefsinden kaynaklanır. Allah (c.c.), kul şerri istediği için yaratır. Ama bundan razı olmaz. Kul günaha girdiğinde çoğu kez hemen cezalandırmaz. Bunda genellikle sabırlı, anlayışlı davranır. Ona süre tanır. Çoğu kez affeder. Tövbe ettiğinde geçmiş günahlarını bağışladığı gibi bunları sevaba da dönüştürür. Ama bazen de kulun kendisini düzeltmesi ve toparlaması için ona bela ve musibet verir. Kısacası O’nun rahmeti gazabını geçmiştir. İnsanların hidayeti ve irşadı için peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. Bütün varlık âlemi O’nun sıfat ve güzel isimlerine tercümanlık yapmaktadır. Tüm bunlara rağmen bir insan da Allah’a (c.c.) ve peygamberine karşı geliyorsa, hak dine karşı düşmanlık gösteriyorsa artık ölümden sonra başına gelecek azabı kendisi hazırlıyor demektir. Bunda Allah’ı (c.c.) suçlayacak hiçbir hakkı yoktur. Bu açıdan ilgili güzel isimleri olumlu anlama sahip karşıtlarıyla hem birarada zikretmek hem de birarada değerlendirmek ve anlamak gerekir: el-Kâbidu/el-Bâsitu (Sıkan, bunaltan-Genişlik veren), el-Hâfidu/er-Râfi’u(Manevi olarak aşağı indiren-Yukarı çıkaran), el-Mu’izzu/el-Müzillü(İzzet şeref veren-Zillet ve alçaklık veren), el-Mu’tî/el-Mâni’u(Veren, ihsan den-Engel olan), ed-Dârru/en-Nâfi’u(Zarar veren-İyilik veren).
Allah’ın (c.c.) 99 güzel ismini arka arkaya sayma, bunların üzerinde düşünme sırasında bir şey hemen dikkati çeker: Bunların sırlamasında bir gelişigüzellik yoktur, derin bir hikmet yatmaktadır. Sadece anlam bakımından zıt olanlar birbiri ardı sıra gelmemiştir. Anlam bakımından birbirini bütünleyen, aralarında anlam ayırtısı olan, biri diğerinin anlamını açıklamaya yardım eden güzel isim veya güzel isimler ya biri diğerinin önünde veya arakasında ya da yakınında yer almıştır.
Allah’ın (c.c.) güzel isimleri ile dua etmek, yani uygun düşen güzel isimlerle Allah’a (c.c.) tevessül etmek, duanın kabul olmasında çok etkilidir. Tevessül etmek duada bu isimleri vesile kılmaktır.
Allah’a (c.c.) güzel isimlerle tevessül etmek, Allah’a (c.c.) hamd u senâ edip peygamberine ve âl u ashâbına salât ve selâm getirdikten sonra dua konumuza uygun olan güzel isim yada güzel isimleri seçmekle ve duamızda zikrederek bunun yada bunların hakkı, fazileti, bereketi üzerine Allah’tan (c.c.) istemekle olur. Örneğin, “Hamd âlemlerin Rabb’i Allah’a (c.c.) mahsustur. Salât ve selâm Hz. Muhammed’in ve âl u ashâbının üzerine olsun. Ey Kerîm olan Allah’ım, kazancımıza bereketini, cömertliğini kat!”, “Allah’a (c.c.) hamd, habibine salât ve selâm olsun. Ey Allah’ım el-Ganiyy, el-Muğnî olan ism-i şeriflerinle hiçbir kula muhtaç olunmayan, bizi azdırmayacak, senin dinine hizmet edebileceğimiz zenginliği diliyoruz!”, “Allah’a (c.c.) kelimeleri adedince hamd u senâlar olsun. Habibi Muhammed Musatafa’ya, âl u ashâbına ve ehl-i beytine de gökteki yıldızlar adedince salât ve selâm ederim. Ey es-Selâm, el-Mü’min ve el-Müheymin olan Allah’ım, yolculuğumuzun kazasız belasız geçmesini nasip eyle…”, “Allah’a (c.c.) binlerce kez hamd, resûlüne binlerce kez salât ve selâm olsun. Allah’ım beni bağışla. Çünkü Sen Gafûr ve Rahîm’sin.” gibi.
Allah’ın (c.c.) güzel isimleri dolayısıyla tartışılan bir konu da hangi güzel ismin ism-i a’zam (en büyük isim) olduğudur. Peygamberimiz (s.a.s) çeşitli hadis-i şeriflerde ism-i a’zamın bulunduğuna, bununla dua edenin duasının kabul edildiğine işaret etmişken bunun hangi güzel isim olduğunu belirtmemiştir. Bunu öğrenmek isteyenlere de net bir yanıt vermemiştir. İslam bilginleri ve ârifleri de ism-i a’zamla ilgili farklı iddialarda bulunmuşlar, ortak bir güzel isimde anlaşamamışlardır. Örneğin Hz. Ali (r.a) el-Ferd (Tek), el-Hayy (Diri), el-Kayyûm(Her şeyi ayakta tutan), el-Hakem (Yargılama ve hükmetme yetkisine sahip olan), el-Adl (Mutlak adalet sahibi), el-Kuddûs (Eksik ve kusurdan münezzeh) olmak üzere bu altı güzel ismi ism-i a’zam olarak kabul etmiştir. İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye (rah.a.) göre el-Hakem ve el-Adl güzel isimleri ism-i a’zamdır. Abdülkadir Geylani Hazretlerinin (k.s.) ism-i a’zamı, el-Hayy güzel ismi idi. İmam-ı Rabbani Hazretleri (k.s.) ise el-Kayyûm güzel ismini ism-i a’zam olarak görmüştü. İsm-i a’zamın ism-i Celâl (Allah adı) olduğunu söyleyenler daha inandırıcı bir görüş sunmaktadırlar. Bunlara göre “Allah (c.c.)” dışındaki güzel isimler Allah’ın (c.c.) bir sıfatına dayanırken sadece “Allah (c.c.)” O’nun zatına dayanmakta ve özel isim olmak dışında da kullanılmamaktadır. Dolayısıyla ism-i a’zam olmaya en layık olanı budur. İsm-i a’zamı Allah (c.c.) ismi olarak gören bazılarına göre bu ismin ism-i a’zam olması, zikredenin suda boğulmak üzere olan insanın yardım istemesi gibi olan samimiyetiyle mümkündür. Bu konuda benimsenen bir yaygın kanaat de şudur: İsm-i a’zam dua konusuna göre değişmektedir. Bunlara göre Allah’ın (c.c.) her güzel ismi yerine göre ism-i a’zam olabilir. Bunu da belirleyen şey dua konumuza uygun olan güzel isim yada güzel isimlerin seçimidir. Bence bu sonuncu görüş daha isabetlidir. Nasıl dişimiz ağrıdığında ilgili doktora gidiyorsak, musluğumuz bozulduğunda da tesisatçıyı çağırıyorsak Allah’ın (c.c.) her bir güzel ismi de duruma göre yararlı olur. Hale uygun güzel isim veya güzel isimler işi ehline teslim etmek gibi güzel bir sonuç doğurabilir. Bu durumda ilgili güzel isim veya güzel isimler o durumun ism-i a’zamı olabilir. Tabii ism-i a’zam için daha başka güzel isimleri de kabul edenler bulunmaktadır.
Kuran-ı Kerim’de Allah (c.c.) güzel isimleri ile dua edilmesi (tevessül edilmesi) üzerinde de durmuştur: “En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na en güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır (Araf suresi, ayet 180).” Bu ayette dikkati çeken nokta, bazı insanların Allah’ın (c.c.) bu güzel isimleri ile razı olmayacağı dualarda bulunmasıdır. Allah (c.c.) kulunun sadece dünyalık istemesinden hoşnut olmaz: “Kim ahiret mahsulü isterse onun ürünlerini fazla fazla artırırız. Kim de sırf dünya menfaati isterse ona da ondan veririz, ama ahirette onun hiç nasibi olmaz. (Şûrâ suresi, ayet 20).” Bu açıdan duada ahireti ihmal etmek büyük bir eksikliktir. Kuşkusuz bununla dünyalık istemenin doğru bir şey olmadığını iddia etmiyoruz. Demek istediğimiz şey, istediğimiz dünyalık ile ahirete dönük ve Allah’ın (c.c.) razı olacağı bir işi ve kazancı düşünmeliyiz.
Allah’ın (c.c.) güzel isimleri ile dünyalık istemenin yanında başkalarının kötülüğünü, örneğin sevmediğimiz birinin ölümünü temenni etmek çok tehlikelidir. Belki böyle bir beddua kabul olunabilir, ama kişi bununla büyük bir bedel ödeyebilir. Örneğin başkalarının da onun aleyhinde yapacağı ufacık bir beddua hemen yerini bulabilir. İnsanlara karşı merhametli olmak, onların kusurlarını bağışlamak, işleri Allah’a (c.c.) havale etmek bize başkalarının beddualarında bir kalkan gibi vazife görecektir. Kısacası başkalarına reva gördüğümüz muameleyi Allah (c.c.) bizim kaderimiz kılabilir. Aslında başımıza gelen kötü şeyler her ne kadar insanlar eliyle de gerçekleşse Allah’ın (c.c.) izni ve yaratmasıyla meydana gelmektedir. Bunun da genellikle nedeni günahlarımızdır. Başkalarına beddua etmeden, öfkelenmeden ve zarar vermeden önce ilgili bela ve musibetin nedenini kendimizde aramalıyız. Bu Allah’ın (c.c.) bir kanunudur. Şu ayet-i kerimeler buna işaret etmektedirler: “Başınıza gelen her musibet, işlediğiniz günahlar nedeniyledir. Hatta Allah günahlarınızın çoğunu da affeder (Şûrâ suresi, ayet 30).”, “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her kötülük ise nefsinden dolayıdır (Nisâ suresi, ayet 79).”
Allah’ın (c.c.) bazı güzel isimleri insanlara ad olarak da verilmektedir: Metin, Kadir, Samet, Reşit, Nur, Mecit, Celil, Aziz, Halil gibi. Bunda dini bir sakınca olmamakla birlikte bu güzel isimlerin kul anlamına gelen “Abd” sözcüğü ile birleşik isim olarak kullanılması daha uygundur: Abdulkadir, Abdussamed, Abdürreşid, Abdulhamid gibi. Yalnız Allah’ın (c.c.) bazı güzel isimlerinin bizzat peygamber tarafından insanlara ad olarak verilmesi yasaklanmıştır: Başta Allah (c.c.) özel ismi olmak üzere, Rahmân, Rabb, Hakem, Ahad gibi.
Allah’ı (c.c.) güzel isimleri ile tanıyan ve O’na güzel isimleri ile inanan birisinin Teist yada Deist olması olanaksızdır.
Allah’ın (c.c.) zikrinde gözetilecek asıl amaç, O’nun rızasıdır. O’nun güzel isimleri ile dünyalık isterken utanmamız gerekir. Zira Allah’ın (c.c.) indinde bu dünyanın hiçbir değeri yoktur. Bu konuya peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle işaret etmişlerdir: “Eğer Allah’ın yanında dünyanın bir sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı kafirler ondan bir yudum su içemezlerdi.” Başka bir hadis-i şeriflerinde de “Dünya lanetlidir, dünyada olan her şey lanetlidir; yalnız Allah için olan bunun dışındadır.” buyurmuşlardır. Allah (c.c.) ahirette inanan kulları için akla gelemeyecek, hayal edilemeyecek nice nimetler yaratmıştır. Kuşkusuz cehennemden sığınmak, cenneti istemek de güzel şeylerdir. Ama Allah’ın (c.c.) rızası bunlardan daha öte, daha güzel olan bir amaçtır. O’nun rızası kazanıldığı zaman elbette cehennem bizden uzak, cennet de bizim mekanımız olacaktır. Allah’a (c.c.) geçek anlamıyla iman eden âşıklar ve ârifler O’nun cemalini görmek için cennete de değer vermemişlerdir.
Allah’ın (c.c.) Doksan Dokuz İsmi, Kısa Açıklamaları ve Ebced Değerleri:
1.Allah (Hüve’l-lahi’llezi lâ-ilâhe illâ Hu. 66)
2. er- Rahmân (Herkese acıyan, merhametli. 298)
3. er-Rahîm (Esirgeyen. 258)
4. el-Melikü (Gerçek hükümdar. 90)
5. el-Kuddûsü (Eksiklik ve kusurdan uzak olan, her türlü kemal sıfata sahip olan.170)
6. es-Selâmü (Varlıklara esenlik ve afiyet veren. 131)
7. el-Mü’minü (Müslümanlara müminlik vasfını veren, onları gazabından emniyete çıkaran. 137)
8. el-Müheyminü (Gözetleyen, yapılan amelleri tasdik eden, güvenilir, velileri koruyan. 145)
9. el-Azîzü (Şeref yüceliği, galip gelme. 94)
10. el-Cebbâru (Dilediği şeyi yapan, yaptıran, dilediği şeye zorlatan. 206)
11. el-Mütekebbiru (Büyüklük ve üstünlük gösteren.662)
12. el- Hâlıku (Yoktan yaratan. 731)
13. el-Bâri’u (Varlık türlerini uygun ve ölçülü yaratan. 214)
14. el-Musavviru (Varlık türünün her bir bireyini belli özellik, nitelik ve nicelikte yaratan onlara betimleyebileceğimiz biçimleri veren. 336)
15. el- Gaffâru (Günahları çok bağışlayıcı olan. 1281)
16. el-Kahhâru (Öfkesi ve cezası şiddetli olan; her varlığa hakim olan ve üstün gelen. 306)
17. el-Vehhâbu (Her şeyi karşılıksız bağışlayan, veren. 14)
18. er-Rezzâku (Rızık veren. 308)
19. el-Fettâhu (kapalı şeyleri açan; sıkıntıları ortadan kaldıran ve sorunları çözen; hakla batılın arasını açan. 489)
20. el-Alîmu (Her şeyi bilen. 150)
21. el-Kâbidu (Sıkan, daraltan. 903)
22. el-Bâsitu (Genişlik ve ferahlık veren. 72)
23. el-Hâfidu (Aşağı indiren, dereceleri düşürten)
24. er-Rafî’u (Yukarı yükselten, dereceleri artıran. 351)
25. el-Mu’izzu (Şeref, izzet, haysiyet ve namus yüceliği veren. 117) 26. el-Müzillü (kulun yaptığı günahlar sonucu toplumdaki şeref, hassasiyet ve namus gibi değerlerini lekelemesine izin veren, bunları elinden alan, zillete düşüren. 170)
27. es-Semî’u (Her şeyi işiten. 180)
28. el-Basîru (Her şeyi gören 302)
29.el-Hakemü (Allah (c.c) Kuran-ı Kerim’le insana ve topluma hükmeder 68)
30. el-Adlu (Eksiksiz, mutlak adalet sahibi.104)
31. el-Latîfu (Lütfu bol olan; ince derin anlamları bilen; latif varlıklara hükmeden. 129)
32. el-Habîru (Her şeyden haberi olan. 812)
33. el-Halîmu (Kulun yaptığı kötü şeylere yumuşak davranan, anlayışlı olan. 88)
34. el-Azîmu (Ululuk, yücelik sahibi. 1020)
35. el-Gafûru (Günahları bağışlayan. 1286)
36. eş-Şekûru (Asıl kendisine teşekkür edilecek yüce varlık. 526)
37. el-Aliyyu (Varlıkların nitelik ve niceliği ile karşılaştırılması doğru olmayan Allah’ın kudretinin ve zatının yüceliği. 110)
38. el-Kebîru (Varlıkların nitelik ve niceliği ile karşılaştırılması doğru olmayan Allah’ın kudretinin ve zatının büyüklüğü. 232)
39. el-Hafîzu (Koruyan, saklayan. 998)
40. el-Mukîtu (Herkese hak ettiği karşılığı veren;rızıkları taksim eden, varlıklara günlük gıdalarını veren. 550)
41. el-Hasîbu (Kullarının hesabını bilen, gören. 80)
42. el-Celîlü (Azamet, yücelik, ululuk izzet sahibi olmak, heybetinden korku ve kaygı uyandırmak, emir ve yasaklar koymak, varlıklara özgü sıfatlardan uzak durmak. 73)
43. el-Kerîmü (Cömert olan. 270)
44.er-Rakîbu (Gözetleyen. 312)
45. el-Mucîbu (Duaları kabul eden. 55)
46. el-Vâsi’u (Allah (c.c) her yönüyle varlıkları kapsayıcıdır, o’nun dini ve nimetleri geniştir. 137)
47.el-Hakîmu (Her işe Allah kaza ve kaderle hükmeder, Allah her işi bir hikmete göre yapar. 78)
48.el-Vedûdu (Allah müminleri sever, Allah asıl sevilecek olandır. 20)
49. el-Mecîdü (İhsanı, bereketi, rahmeti ile şanı, şerefi pek yüce ve büyük olan.57)
50. el-Bâ’isu (Ölüleri dirilten, peygamberleri gönderen. 573)
51. eş-Şehîdü (Kullarının her işine şahit olan, Kendi varlık ve birliğine kullarını şahit kılan. 319)
52. el-Hakku (Allah gerçeği ortaya serer, yalanı, yanlışı geçersiz kılar. 108)
53. el-Vekîlü (Allah zulme uğrayanların, her işte Kendisine güvenenlerin vekilidir. 66)
54. el-Kaviyyu (Allah sınırsız güç ve kudret sahibidir. 117)
55. el-Metînü (Allah gücü azalmayandır. 500)
56. el-Veliyyü (Allah müminlerin dostudur, seçtiği kulları Kendisine dost kılar. 46)
57. el-Hamîdu (Övgüye layık olan. 68)
58. el- Muhsî (Allah varlıkları ve onların sayılarını bilendir. 148)
59. el-Mübdi’ü (Allah ilk kez, örneksiz yaratandır. 56)
60. el-Mü’îdü (Allah öldükten sonra ikinci kez, tekrar hesap için yaratandır. 124)
61. el-Muhyî (Ölüleri diriltendir. 68)
62. el-Mümîtü (Hayatı alan, öldüren. 490)
63. el-Hayyu (Allah diridir. 18)
64. el-Kayyûmu (Allah varlığının devamı için kimseye muhtaç değildir, her varlık Onunla ayakta durmaktadır, varlığının devamı için Ona muhtaçtır. 156)
65. el-Vâcidu (İstediğini bulan, meydana getiren. 14)
66. el-Mâcidu (Allah şanına, şerefine, yüceliğine, büyüklüğüne uygun olarak ihsan, rahmet, bereket sahibidir. Allah ihsanı, rahmet, bereketiyle dilediği kişinin şanını, şerefini, kadrini yükseltir. 48)
67. el-Vâhidu (Allah sıfatlarında ve güzel isimlerinde birdir. Onun sıfatlarında ve güzel isimlerinde bir ortağı yoktur. 19)
68. el-Ahadu (Allah zatında eşsiz ve benzersizdir. 13)
69. es-Samedu (Hiçbir ihtiyacı olmayan, kimseye muhtaç olmayan, izni olmadan hiçbir işin hükme bağlanmadığı ve ihtiyaçlar konusunda kendisine başvurulan lider. 134)
70. el-Kâdiru (Her şeyi yapabilen, edebilen. 305)
71. el-Muktediru (Her şeye gücü, kudreti yetebilen. 144)
72. el-Mukaddimu (Çeşitli konularda hikmeti gereği dilediğini öne geçiren. 184)
73. el-Muahhiru (Dilediği konularda hikmeti gereği dilediğini geriye bırakan. 846)
74. el-Evvelü (Öncesi olmayan ilk. 37)
75. el-Âhiru (Sonrası olmayan son. 801)
76. ez-Zâhiru (Allah evrendeki ayetleri ile sıfat ve güzel isimlerini ortaya sermiştir. Kendisi’ni belli etmiştir. 1106)
77. el-Bâtınu (Allah zatını duyu organlarının algılamasından gizlemiştir. Allah’a gönül yolu ile yaklaşılabilinir.62) 78. el-Vâlî (Yöneticilerin yöneticisi, mülkünde istediği gibi tasarruf eden.47)
79. el-Müteâlî (Aşkın, bütün yaratılmışlardan farklı olan. 551)
80. el-Berru (İyilik eden, iyiliği çok olan. 202)
81. et-Tevvâbu (Kula günahlardan tövbe etme nimeti veren, kulun tövbesini kabul eden. 409)
82. el-Muntekimu (Suçluları cezalandıran, mazlumun hakkını alan. 630)
83. el-Afüvvu (Günahları affeden, silen. 156)
84. er-Raûfu (Pek şefkatli olan.286)
85. a.Mâlik-ül
Mülki (Allah mülkün gerçek sahibidir.212)
b.Zü’l- Celâli
ve’l-İkrâmi (Allah ululuk ve ikram sahibidir. 1098)
c.el- Muksitu (Allah denge, ölçü ve adalet sahibidir. 209)
86. el-Câmi’u (Dağınık şeyleri bir araya toplayan, parçaları, gönülleri birleştiren. 114)
87. el-Ganiyyu (Allah kimseye muhtaç olmayan zengindir.1060)
88. el-Muğnî (Allah dilediğini zengin edendir.1100)
89. el-Mu’tî (Allah hikmeti gereği dilediğine ihsanda bulunandır.129)
90. el-Mâni’u (Allah hikmeti gereği dilediğine hayrı, şerri engelleyendir. 161)
91. ed-Dârru (Şer, zarar hikmeti gereği Allah’tan gelir.1001)
92. en-Nâfi’u (Hayır, iyilik hikmeti gereği Allah’tan gelir. 201)
93. en-Nûru (Nurlandıran, nur kaynağı. 256)
94. el-Hâdî (Kalplere hidayet yolunu gösteren, insanlara hidayet veren. 20)
95. el-Bedî’u (Allah eşsizdir, benzersizdir; örneksiz yaratandır. 86)
96. el-Bâkî (Var oluşunun sonu olamamak. 113)
97. el-Vârisu (Her şeyin tek varisi; hakiki sahibi olan. 707)
98. er-Reşîdu (Doğru yola ulaştıran, irşad eden. 514)
99. es-Sabûru (cezaları erteleyen, çok sabırlı. 289)
99. es-Sabûru
Muhsin İyi
muhsin iyi Diyor ki:
Aralık 1st, 2011 at 10:34
Zikir, Zikrin Önemi.
Nedense pek çok kişi tefekkürün zikirden üstün oluşunu düşünerek Allah’ı (c.c.) zikretmeyi küçük bir ibadet olarak değerlendirmektedir. Bazı dini bütün insanların zikre karşı olmaları, Kuran-ı Kerim’deki ve hadis-i şeriflerdeki zikir kelimelerini tevil etmeye çalışmaları gerçekten ilginçtir. Ben önceleri onların art niyetli olduklarını ve kalplerinde büyük bir hastalık bulunduğunu düşünürdüm. Onlara göre zikir Allah’ı (c.c.) düşünmektir. Arka arkaya aynı kelimeyi söylemek bir anlam ifade etmez. Sürekli zikirle kastedilen şey her yerde, karşılaşılan bütün varlıklarda Allah’ın (c.c.) kudretini görüp O’nu hatırlamaktır. Halbuki kendileri de namaz sonunda çekilen tespihleri “zikir” olarak adlandırırlar. Gerçi Kuran-ı Kerim’de zikir kelimesi bildiğimiz anlam dışında ayrıca onların dediği gibi bazen namaz, bazen tefekkür, bazen de kutsal kitap anlamında da kullanılmıştır. Peygamberimiz (s.a.s) tevile müsait olmayan bir açıklıkla pek çok sahabeye değişik zikirler öğretmiş ve onlardan bunların çeşitli sayılarda veya sayısız olarak çekilmesini istemiştir. Şimdi ise bu dini bütün insanların zikre karşı olmalarını daha iyi anlamaktayım. Aslında sorun bu insanların fıtratlarından, mizaçlarından ve meşreplerinden kaynaklanmaktadır. Çünkü bu yapıdaki insanlar sadece zikre değil akıl ve mantıklarını yitirdikleri başka şeylere karşı da aynı veya benzer bir tutuma sahiptirler. Bunlardan kaygı duyarlar. Örneğin bunlar müzikten hiç hoşlanmazlar, çünkü müzik akıl ve mantığı duygu ve coşku seli ile eritir. Yine bu insanlar haram olduğu için değil fıtratları gereği alkolden de adeta ürkerler. Bilindiği üzere alkol de akıl ve mantığı devre dışı bırakmaktadır. Zikir de mahiyet olarak akıl ve mantığı etkisiz kılarak bir çeşit cezbe hali ile ilahi bir duygu ve coşku seline kendini bırakma olduğu için bu yapıdaki insanlar farkında olmadan kendi fıtri yapılarını savunmak için zikir aleyhine sözler söylemeye, bu konudaki açık olan ayet ve hadislerdeki zikir lafzını da kendi mizaç ve meşreplerine uygun olarak tevil etmeye yönelirler. Bu tür insanları zikre yöneltmeye ve zikirden zevk almalarını sağlamaya çalışmak çok zordur. Tabii öyleleri belli sayıdaki zikri söylemede bir sorun yaşamazlar. Hatta virtlerini de düzenli olarak çekerler. Ama daimi zikir onlara çok ağır gelir. Zaten öylelerinde zikrin sonucu olarak meydana gelen cezbe ve letaiflerin açılması da hiçbir zaman gerçekleşmez. Bunların tarikat yolunda yükselmeleri ve Hakk’a vasıl olmaları gizli gerçekleşir. Bu tür insanların fıtratları, mizaç ve meşrepleri daha ziyade tefekküre uygundur. Tasavvufta bu yapıdaki insanlara salik-i gayr-i meczup denir.
İnsanlar birbirinden ayrı fıtratta, mizaç ve meşrepte oldukları için farklı tarikatlar ortaya çıkmıştır. Bu nedenle tarikatlar aynı amaca değişik yöntemlerle ulaşmaya çalışırlar. Tarikatların amacı Allah’a (c.c.) ulaşmaktır. Bu bakımdan tarikatlar iki genel guruba ayrılırlar. Bunlardan bir gurubu nefsi tezkiye etmeyi amaçlar; bunun için erbaine (çileye) girme, hizmet etme, oruç tutma, riyazete uyma (az yeme, az uyuma ve az konuşma) gibi yollarla nefsin dünyaya dönük arzularını kırmaya, nefsi arındırmaya çalışırlar. Bu yolla çeşitli nefis makamları kat edilir. Sırasıyla nefis emmâre, levvâme, mülhime, mutmainne, raziyye, marziyye, kâmile makamlarına ulaştırılmaya çalışılır. Diğer guruptaki tarikatlarda ise ruhu tasfiye etme amaçlanır; bunun için de virt ve zikre ağırlık verilir. Ruh Allah’tan (c.c.) gelen bir nefha (soluk) olduğu için O’na yükselmek ister. Zikir bu yükselmeyi sağlar. Ruhun ayırıcı vasfı aşktır. Güzel şeylere karşı bir çekim duyar. Faziletleri edinmek, bunlarla kendini güzelleştirmek ister. Zikir Allah’a (c.c.) duyulan bir çeşit aşktır. Daha doğrusu kişide Allah’a (c.c.) karşı bir çeşit aşk hali yaratır. Bu aşk haline cezbe denir. Cezbeyi Allah’a (c.c.) duyulan aşk halinin eseri olarak düşünebiliriz. Cezbe letaiflerde etkisi somut olarak hissedilen bir durumdur. Letaifler (kalp, ruh, sır, hafi, ahfa) adeta ruhun duyu organlarıdır. Göğüste çeşitli noktalarda bulunurlar. Ruh çekilen zikirle letaiflerde meydana gelen cezbe sonucu Hakk’a yükselmeye, çeşitli manevi halleri yaşamaya başlar. Manevi haller zamanla nefsi etkisi altına alıp nefis makamlarının da kat edilmesini sağlar.
Zikir büyük bir nimettir. Kamil ve mükemmil (olgun ve olgunlaştırıcı) bir mürşitten böyle bir zikri alan gerçekten büyük bir devlete ermiştir. Gerçi insan kendi başına da zikir edinebilir. Kitaplardan faziletli zikirleri okuyup alabilir. Ama bununla ancak sevap kazanabilir. Bu yolla zikrin faziletine erip kalp tasviyesi ve nefis tezkiyesi gerçekleşmez. Ehlinden alınan zikirle ancak feyz kapıları açılır. Çünkü mürşidin eli silsile yolu ile ta peygambere (s.a.s) kadar uzanır. Peygamber (s.a.s) ile Allah (c.c.) arasında ise doğrudan bir irtibat vardır. Ehlinden alınan bir zikir kişiyi önce mürşidinde (fenafi’ş-seyh), sonra peygamberde (fenafi’r-resul), en sonunda da Allah’ta (c.c.) fani (fenafi’l-lah) kılar. Tabii bu yolda ve bu mesafelerin kat edilmesinde zikrin yanında en büyük iş rabıtaya düşmektedir. Rabıtasız bu nimetlere ulaşmak mümkün değildir. Mürşid-i kamilsiz böyle bir yola yani zikir yoluna girenler, şeytanların çeşitli oyunlarına, hilelerine, komplolarına maruz kalabilirler. Zikreden kişi, gerek Rahmani gerekse şeytani çeşitli haller yaşayacağı için bunları ancak bir mürşid-i kamilin kılavuzluğu ile bilebilir. Ayırt edebilir. Gerekli tedbirlerini alabilir.
Bir insanın zikre iradesiyle sahip olduğunu düşünmesi doğru değildir. Zikir bir ilan-ı aşk olduğu için kişinin bunun kendisine Allah’ın (c.c.) bir lütfu olduğunu bilmesi gerekir. Allah (c.c.) güzel ismini veya güzel isimlerini sevdiği kimselerin zikretmesini ister. Bundan dolayı zikir erbabının öncelikle böyle bir devlete sahip olduğu ve seçildiği için her zaman bunun şükrünü dile getirmesi, eda etmesi ve Allah’a (c.c.) daimi olarak hamd u senada bulunması gerekir.
İnsan dışındaki bütün canlı ve cansız varlıklar, yaratılışları istikametinde kendi dilleri ile zikir halindedirler. Mikro âlemde maddenin en küçük parçası atomun çekirdeği etrafındaki elektronlar sınırsız bir hızla dönerek bu zikir halini gerçekleştirirken; makro âlemde dünya gerek kendi ekseni gerekse güneşin etrafında yaptığı dönüşlerle ayrı ayrı zikirlerde bulunur. Güneş sisteminin belli bir yörüngede Vega yıldızına doğru akışı da başka bir zikir halidir. Bitkiler ve hayvanlar da zikirden asla gafil değillerdir. Yalnız bu dünyada imtihana tabi tutulmakta olduğu için insanların büyük bir kısmı zikirden uzak bir hayat yaşamaktadır: “Yedi kat gök, dünya ve onların içinde olan herkes Allah’ı tespih eder. Hatta hiçbir şey yoktur ki O’na hamd ile O’nu tespih etmesin. Lakin siz onların bu tespihlerini anlayamazsınız. Muhakkak O kullarına karşı Halîm ve Gafûr’dur ( İsrâ suresi, 44).”
Aslında Allah’ı (c.c.) zikir insana düşen bir iş değildir. Bu daha ziyade Allah’ın (c.c.) şanına yakışan bir ibadettir. Yani Allah’ı (c.c.) ancak Kendi’si hakkıyla zikredebilir. Ama yüce Allah (c.c.) rahmeti ve lütfuyla bazı kullarının Kendi’sini zikretmesini istemiştir. Kalbinde Kendi’sine karşı muhabbet duyan bazı kullarına zikir devletini münasip görmüştür. Onlara böyle ilahi bir bağışta bulunmuştur. Onlara çeşitli vesilelerle bu kapıyı açar. Böylece yüce Allah (c.c.) bu kullarının dilleriyle Kendi’sini yine Kendi’si zikretmiş olmaktadır. İnsanın yaptığı zikri kendisinden bilmesi büyük bir aldanıştır. Hatadır. Zikirde nefsimize ait olan tek şey, içerisinde bulunduğumuz gaflettir:
Ehl-i keşif zikir ehlinin öldüğünde kabirde de zikrettiğini, Allah’ın (c.c.) nurunu alma yeteneği ile kendisini hemen diğer kabirler arasından belli ettiğini söylemektedir.
Pek çok ayet-i kerime ve hadis-i şerif zikrin çok büyük bir ibadet biçimi olduğunu belirtmektedir: “Ey iman edenler, Allah’ı çok zikredin (Ahzab Suresi, 41).”
Peygamberimiz (s.a.s.), sahabenin hazır bulunduğu bir mecliste şöyle buyurmuşlardır:“Size amellerinizin en hayırlısını, Allah katında en temiz olanını, derecelerinizi en fazla yükselteneni ve sizin için altın ve gümüş infak (Allah yolunda harcama) etmekten, düşmanlarınızı muharebe meydanında öldürmekten yada şehit olmanızdan daha hayırlısını haber vereyim mi?” Sahabeler “Evet, ya resûlallah!” deyince, Peygamber Aleyhissalâtu Vesselâm Efendimiz:“Allah’ın zikridir.” diye cevap vermiştir.
Aslında tefekkürle zikri birbirinden ayırmak da doğru değildir. Zikir tefekkürü doğurur. Doğrusu zikir olmadan tefekkürün gerçekleşebileceğini de pek sanmıyorum. Çünkü insanın kafasını genellikle hoşlandığı şeyler meşgul eder. İnsan, sevdiği şeyler üzerinde düşünmekten zevk alır. Bununla ilgili çeşitli hayaller kurar, duygular yaşar. Sevmediği, nefret ettiği şeylerden kaçar. Onları düşünmek bile istemez. Kişi zikirle Allah’la (c.c.) kendi arasında bir ünsiyet kurar. Bu yavaş yavaş bir dostluğa dönüşür. Derken tefekkürün zirvesi olan Allah’ın (c.c.) güzel isimleri üzerinde düşünmek bir yaşam biçimi haline gelmeye başlar.
Zikirle ulaşılmak istenen hal murakabedir. Murakabe, kişinin kendisini Allah’ın (c.c.) karşısında olduğunu hissedip O’nun kendisini her yönü ile kuşattığını, içindeki duygu ve düşünceleri bildiğini, söylediği sözleri işittiğini, yaptığı işleri gördüğünü düşünmesidir. Ayrıca kendi varlığının, her şeyin yok olup yüce Allah’ın (c.c.) zatının var olduğunu düşünmek de murakabedir. Bir hadisi-i şerifte bu durum, İslam ve imandan sonra “ihsan” olarak adlandırılan bir manevi makam olarak açıklanmıştır. İşte zikir kalpte bu ihsanı oluşturduğunda amacına ulaşmış olur. Kişi bu halle Allah’ın (c.c.) rahmetine, feyzine ve nisbetine erer. Yüce Allah (c.c.) böyle birisini nurlarına gark ederek ona velilik yolunu açar. Murakabe hali kendiliğinden doğmaz. Murakabe hali zikirle başlar, zikirle olgunlaşır, ancak zikrin sonunda yavaş yavaş bir ilahi bir armağan olarak hissedilir. Böyle bir anda zikrin kesilerek hareketsiz bir biçimde murakabe haline devam edilmesi tavsiye edilmiştir.
Zikir, Allah’a (c.c.) bir ilan-ı aşktır. Kişinin Allah’ı (c.c.) kara sevdaya tutulmuşçasına sevdiğinin işaretidir. Belki zikreden kişinin gönlünde daha böyle bir aşk henüz oluşmamıştır. Yapılan şey bir aldatmacadır. Dilinden yada içinden Allah’ı (c.c.) zikrederken kişi kalbinde dünya ile alışverişini sürdürmekte olabilir. Yani kişinin daha kalbinde Allah (c.c.) aşkı şöyle dursun O’nun emir ve yasaklarına uyabilecek düzeyde bile bir aydınlanma olmayabilir. Zikir ona tatsız tuzsuz bir şey gibi gelebilir. Hatta zikirden hoşlanmayabilir de. Ama tüm bu olumsuzluklara karşın iradesiyle zikrin önemi ve değerine inanarak ona devam ederse sonunda tıpkı iki gencin birbirine sevdalanması gibi Allah (c.c.) ismi yada Allah’ın (c.c.) güzel isimleri kişinin iç dünyasını canlandırmaya, gönlüne Allah’tan (c.c.) gelen feyizleri, nurları, rahmeti akıtmaya başlar. Bu ilahi aşkta ilk adımdır. Bundan ötesi ancak bu yolda daha önce yürümüş olgun bir insanla, mürşid-i kamille mümkündür. Kişinin yalnız başına gitmesi bazı manevi tehlikeleri de beraberinde getirecektir: Gurur, kibir, şeytanın oyuncağı olma gibi. Şeytan zikreden kişi ile adeta harbe girer. Ama ağzı bir küçük kaşık bala değen kişinin artık hayaline nasıl bunun ziyafeti de gelmeye başlarsa zikirde böyle bir ilk adımı atan kişinin de bunun devamını getirmek istemesi, adeta iç dünyasında bir zorunluluk olarak algılanır. Çünkü tattığı şey ona o kadar büyük bir zevk verir ki bunu dünyada başka bir şeyle kıyaslamak doğru değildir. İşte kişinin Allah’ı (c.c.) kara sevdaya tutulmuşçasına sevmeye başladığının belirtisi de o zaman algılanmaya başlar. Zira nasıl mecazi bir aşkın kıskacında olan kişi, sevdiğini her an düşünür, onun ismini anmakla yada isminin anılması ile heyecanlanırsa Allah’ın (c.c.) ismi yada güzel isimleri de böyle bir etkiyi kişide oluşturmaya başlar.
Bazı şeyler için “Tadan bilir.” sözü kullanılır. Bu durum Allah’ın (c.c.) zikri için çok yerindedir. Allah’ın (c.c.) zikrinden gafil yada bunun tadını alamamış olanlar, yaşanan zevkin soyut, hayali ve gerçek ötesi olduğunu sanırlar. Oysa Allah’ın (c.c.) zikri ile kalpte oluşan zevk genellikle somut, gerçek ve yaşanan bir olgudur. Bunun ilerisinde gerçekleşecek olan letaiflerin açılması da bu tür bir zevk pınarının çağlayana dönüşmesini andırır. Tabii bu yolda alınan bu dünyevi zevkin önü daima açıktır. Sonunda insan bedeninin her hücresinin Allah’ı (c.c.) zikretmesine ulaşılır ki (sultani zikir), gerçek anlamıyla zikrin zevkine işte o zaman varılır. Ondan önce yapılanlar bu sonuca ulaşmada birer basamak gibi görünür. Allah’ın (c.c.) ahirette bu zikre karşı gelen nimetlerini ise bilememekteyiz.
Allah’ın (c.c.) zikri o kadar büyük bir ibadettir ki, onun büyüklüğünü Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’de şöyle ifade etmektedir: “Siz beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim (Bakara suresi, 152).” Zikrin büyüklüğünü gösteren bu ayet-i kerimenin işaret ettiği anlam, insanı dehşete sürükleyecek cinstendir. İnsanın dünyada içerisinde bulunduğu gaflet durumu olamasa bu ayetle aklını yitirir, yemeden içmeden kesilir, her nefesini zikirle verip kendini helak ederdi. Çünkü ezeli ve ebedi olan Allah’ın (c.c.) kulunu zikretmesi, evrendeki en büyük olaydır. O’nun zikri yaratılmışlar gibi basit bir söz değildir. O kulunu sonsuz merhameti, affı, cömertliği ile zikreder. Bu ise insan bilincinin kaldırabileceği bir yük değildir. Allah (c.c.) âşıkları, ârifleri için bu ayet-i kerime, duyguları coşturur, tutkuları alevlendirir. Şevke ve aşka getirir. Zikri âdet olarak yerine getirilen ve nefse ağır gelen bir ibadet olmaktan çıkararak aşk ve şevkle kendinden geçilen bir coşku seline çevirir.
Allah’ı (c.c.) zikrin pek çok faydaları vardır. Bunların hepsini burada saymak olanaksızdır. Biz bu faydalardan birkaç tanesine değinmeden geçemeyeceğiz:
Allah’ı (c.c.) zikreden insana bu dünyada iken yüzüne genellikle bir nur ihsan edilir. Bu nur, zikrine göre o insanda kuvvet bulur. İhtiyarladıkça da yüzü ışıldar. Halbuki zikirden uzak, özellikle Müslüman olmayan insanların yüzlerine yaşlandıkça genellikle bir meymenetsizlik, çirkinlik gelir. Öyle ki bazılarının yüzüne insan bakmak bile istemez. Baktığında nursuzluktan ve fersizlikten rahatsız olur. Zikrinde olan bir müminin yüzü, Allah’ın (c.c.) varlığı ve birliğine nuru ile adeta şahitlik eder.
Zikir ruhun, kalbin gıdasıdır. Çağımızın stres, kaygı, depresyon, panik atak, melankoli… gibi psikolojik hastalıklarına deva ancak zikirle olur. Bu hastalıklar manevi birer boşluktan doğarlar. Bunları ilaçlarla tedavi etmek de doğalarına aykırıdır. Çünkü ilaç bedene tesir eder, bu rahatsızlıklar ise ruhsal bir özellik taşırlar. Zikir bu tür rahatsızlıkları kökünden kazır. Çünkü zikir hem bu hastalıklar gibi ruhsal bir mahiyete sahiptir hem de doğrudan ruha tesir eder. Evinden çıkıp da nereye gideceğini bilemeyen bir insanın başıboşluğu, derbederliği ve serseriliği yerine zikir insanı yaratılış amacına sevk ederek bütün ruhsal boşluklardan, sıkıntılardan ve hastalıklardan korur. Allah’ı (c.c.) zikreden bir insanın ruhu ve kalbi sağlıklıdır.
Zikir insanın evine, işine bir bereket getirir. Allah’ı (c.c.) zikreden bir insan, şükür ve kanaat ile bir doygunluk ve yeterlik duygusu içerisinde bulunur. Öyle ki böyle birisi kimseye muhtaç olmaz. Zenginliği ve tokluğu başkalarını da kendisine imrendirir.
Zikirle insana sırlar dünyası açılır. Allah’ın (c.c.) rızasının ve veliliğin yolu zikirledir.
Namaz ve diğer ibadetlerden zevk alma zikirle kolaylaşır. İbadetler nefse önce ağır gelir. Nefis ibadetlerden başlangıçta hiç hoşlanmaz. Zikir ibadetlere bir tat ve anlam katar. Zikirle kalp ve letaifler açılır. Üzerlerindeki günah kirleri temizlenir. Allah’tan (c.c.) gelen rahmet, nur ve feyz dalgalarını hissetmeye başlanır. Bu nur alışverişi sayesinde ibadetler nefsin de hoşuna gider. Böylelikle zikir ibadetlere bir derinlik ve boyut katar.
Allah’ı (c.c.) zikirde nefsin takılıp kaldığı bazı engeller vardır. Onun için zikir herkese nasip olan bir devlet değildir. Allah’ı (c.c.) zikreden insanlar adeta özel olarak seçilmişlerdir.
Zikirde nefsin belini büken şey, virttir. Virt, zikir dersidir. Gün içerisinde bitirilmesi gereken belli sayıdaki zikre denir. Böyle bir dersi ehil birisinden, mürşid-i kâmilden alan büyük bir devlete sahip olmuştur.
Virt ile nefsin belinin bükülmesinin nedeni, nefsin alışkanlıklara olan bağımlığından kaynaklanır. Nefis hoşuna gitmese de alışkanlıklara karşı büyük bir bağımlılık gösterir. Onları yapamadan duramaz. İşte onun bu eğilimi, sigara ve içki içmede kötüye kullanılır. Ama her türlü ibadetin yerine getirilmesinde ve özellikle virdi çekmekte büyük bir işe yarar.
Virt sürekli zikir için bir başlangıç olmalıdır. Virt olmadan sürekli zikre geçiş yapılamaz, ama sürekli zikre geçmeden virdin de tek başına bir yararı olmaz. Sürekli zikir sayıya vurmadan her uygun fırsatta Allah’ı (c.c.) zikretmek, her an düşünmek demektir.
Nefis Allah’ı (c.c.) zikirde önce hoşlanmaz, ama Allah (c.c.) kalbe verdiği genişlikle, cezbe; nisbet, rahmet ve feyz ile nefsin bu olumsuz duygusunu da ortadan kaldırır. Zikir nefsin de hoşuna giden bir ibadet durumuna dönüşür.
Allah’ın (c.c.) zikrinde gözetilecek asıl amaç, O’nun rızasıdır. O’nun güzel isimleri ile dünyalık isterken utanmamız gerekir. Zira Allah’ın (c.c.) indinde bu dünyanın hiçbir değeri yoktur. Bu konuya peygamberimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde şöyle işaret etmişlerdir: “Eğer Allah’ın yanında dünyanın bir sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı kafirler ondan bir yudum su içemezlerdi.” Başka bir hadis-i şeriflerinde de “Dünya lanetlidir, dünyada olan her şey lanetlidir; yalnız Allah için olan bunun dışındadır.” buyurmuşlardır. Allah (c.c.) ahirette inanan kulları için akla gelemeyecek, hayal edilemeyecek nice nimetler yaratmıştır. Kuşkusuz cehennemden sığınmak, cenneti istemek de güzel şeylerdir. Ama Allah’ın (c.c.) rızası bunlardan daha öte, daha güzel olan bir amaçtır. O’nun rızası kazanıldığı zaman elbette cehennem bizden uzak, cennet de bizim mekanımız olacaktır. Allah’a (c.c.) geçek anlamıyla iman eden âşıklar ve ârifler O’nun cemalini görmek için cennete de değer vermemişlerdir.
Muhsin İyi
SanalAlemci » Blog Archive » Moralin Niye Bozuk? Diyor ki:
Aralık 20th, 2011 at 03:48
[...]Allah (C.C) 99 İsmi Sır ve Faziletleri[...]
SanalAlemci » Blog Archive » Cuma Namazı Nasıl Kılınır? Resimli Anlatım Diyor ki:
Ocak 9th, 2012 at 05:50
[...]Allah (C.C) 99 İsmi Sır ve Faziletleri…[...]
SanalAlemci » Blog Archive » Abdestin Anlamı Sırları ve Faziletleri Diyor ki:
Ocak 11th, 2012 at 04:29
[...]Allah (C.C) 99 İsmi Sır ve Faziletleri… [...]
SanalAlemci » Blog Archive » Esma’ul Hüsna ALLAH (C.C) 99 İsmi Şerifleri ile En Güzel Dualar Diyor ki:
Şubat 2nd, 2012 at 03:26
[...]Allah (C.C) 99 İsmi Sır ve Faziletleri… [...]
SanalAlemci » Blog Archive » Esmaü’l Hüsna-Şehid Diyor ki:
Mart 1st, 2012 at 06:53
[...]Allah (C.C) 99 İsmi Sır ve Faziletleri… [...]
muhlis Diyor ki:
Nisan 14th, 2012 at 19:17
yazının kaynağı nedir acaba?