SanalAlemci

Archive for 2009

Çocuğunuz Hiperaktif İse Balık Yağı İçirin !

Cuma, Kasım 20, 2009 10:00 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Hiperaktif çocuklar için balık yağı !

Özellikle hiperaktivite gözlenen çocuklarda, daha çok soğuk deniz balıklarından elde edilen Omega-3 yağ asidi içerikli şurupların, rahatsızlığın giderilmesinde büyük yarar sağladığı bildirildi.

Balık yağındaki Omega-3 asidi, hiperaktiflerin tedavisinde etkili oluyor.

Omega-3′ün, balık yağında bulunduğunu belirten Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Hasan Koç, şunları anlattı:

“Özellikle hiperaktivite gözlenen çocuklarda, Omega-3 yağ asidi içerikli şuruplar, rahatsızlığın giderilmesinde büyük yarar sağlıyor.

Bu vitamin grubunun yararlı olduğu bir başka rahatsızlık ise ilköğretim çağındaki çocuklarda sıkça görülen dikkat eksikliğidir.

Uzmanların öngördüğü zamanlarda

Omega-3 yağ asidi içerikli şuruplardan, uzman doktorun öngördüğü zaman dilimi içinde düzenli olarak kullanan çocuklarda dikkat toplama güçlüğü azalmaktadır.

Söz konusu vitamin bileşeni, tüm yaş grubundaki kişiler tarafından kullanılabilir. Doğal olarak elde edildiği için herhangi bir yan etkisine rastlanmamıştır.”

343 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Televizyonun çocuklar üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri !

Cuma, Kasım 20, 2009 9:48 2 Yorum

Televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri..

Kişilik gelişimleri ve psikolojileri için çocukların algılama seviyesine uygun ve olumlu karakterlerin ağırlıkta olduğu programları seçmek ve sadece bunları izlemesini sağlamak büyük önem taşıyor.

Memorial Hastanesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayten Erdoğan, anne ve babaların gün içinde zamanlarının önemli bir kısmını karşısında geçirdikleri televizyonu çocuklarına izlettirirken nelere dikkat edilmesi gerektiği ile ilgili bilgiler verdi.

Amerikan Pediatri Birliği, yapılan çalışmaları temel alarak yıllık yayımladığı tavsiye ve önerilerde, 0-2 yaş arasında TV izlettirilmemesini önermektedir. 2 yaş altına, TV izleme yerine, kişilerle karşılıklı etkileşim ve sosyal ilişkilere dayalı faaliyetler önerilmektedir. Çocukların gün içinde 1-2 saati geçmeyen şekilde algılama seviyesine uygun ve olumlu karakterlerin ağırlıkta olduğu programları izlemesini sağlamak gerekiyor.

Televizyonun olumlu ve olumsuz etkileri

TV, bilgisayar oyunlarına çocukların denetimsiz maruz kalmaları çeşitli sorunlara yol açtığı için, genellikle olumsuz yanları vurgulanmaktadır. Çocukların keşfetme, öğrenme yetilerinin gelişmesi için uyaran alması gereklidir. Bu uyaranlar işitsel (müzik, konuşmalar, vb.), görsel (TV, çevre), dokunsal (temas, nesnelerin yapısı), sosyal (arkadaş, vs.) gibi çok çeşitli olabilir.

TV görüntüleri, programlarda işlenenler, çocuk için öğrenmesine yardımcı uyaranlar sağlayabilir. Ancak çocuğun çevresindeki uyaranları denetleme olanağımız olduğu için öğrenmesini istemediğimiz uyaranları, çevrede kontrol edebiliriz.

TV’de ise kontrolü imkânsız çeşitlilikte çocuk için zararlı olabilecek birçok uyaran mevcuttur. Ek olarak yeterli düzeyde uyaran öğrenme için gerekli iken, uyaran fazlalığı öğrenmeyi engellediği gibi başka sorunlara da yol açabilir.

Hangi programları izlemeli?

Çocuklara, yaşlarına uygun şiddet ve açık cinsellik davranışlarının sergilenmediği, eğitici, gelişim için yararlı olabilecek çocuklara yönelik dizi, çizgi filmlerin seçilerek izlettirilmesi tavsiye edilir. Televizyonda bulmak zor oluyorsa, ya da denetimleri zorsa kaset, CD şeklinde hazırlanmış çocuk programları seçilerek izlettirilebilir.

Haberler sakınca içeriyor

Haberler erişkinler için hazırlanmakta olup, ne yazık ki Türkiye’de denetime rağmen şiddet, katliam, intihar haberleri ve görüntüleri çok sık yer almaktadır.

10-12 yaş altı çocuklar bu haberlerin stres yapıcı, yanlış şeyler öğretici etkisine duyarlı iken, daha büyük yaşlarda örnek alma davranışlarına yol açabilmektedir. Örneğin intihar olaylarının medyada yer alması sonucu, gençlerde aynı yolla intiharlarda o sürede artış gözlenmektedir.

Belli sınırlarda ve seçilmiş olan klip, dizi izlemelerinde sakınca yoktur. Fakat içinde şiddet, kavga, cinsellik veya ölüm olaylarının olmadığı dizi, klip sayısı azdır.”

Şiddet içerikli görüntülerin çocuktaki etkileri

Araştırmalar; gazete, TV, internet, bilgisayar oyunları gibi çok çeşitli medya ürünlerinde şiddet içerikli görüntü ve haberlere maruz kalan çocuklarda; saldırgan davranışlarda artma, şiddete duyarsızlaşma, uyku bozuklukları, gece kâbusları, saldırganı model alma, kendisine ve yakınlarına zarar geleceği korkuları geliştiğini göstermiştir.

Çocukların şiddet olaylarına katılmasında en önemli faktörün daha önce şiddete maruz kalmak veya tanık olmak olduğu da araştırmalarla tespit edilmiştir.

Çocuğuyla birlikte televizyon izleyen anne-babalar, cinsellikle ilgili görüntüler karşısında ne yapmalıdırlar?

Daha önce de bahsedildiği gibi, baba ya da annenin çocuğa uygun olmadığını düşündüğü film ya da dizi sırasında, çocuğu vaktini geçirebileceği diğer aktivitelere yönlendirmeleri sağlıklı olur. Fakat beklenmeyen bir anda çıkan görüntüde acele, panikle çocuğu uzaklaştırmak ya da televizyonu kapatmak, aksine dikkat ve merakın artmasına neden olur. O sırada, çocuk başka bir uğraşa fark ettirmeden çekilmelidir.

Televizyona alternatif olabilecek etkinlikler nelerdir?

Ne yazık ki gelişmiş ülkelerde yaygın olup ülkemizde hiç de yaygın olmayan en güzel alternatif, birlikte veya ayrı olarak kitap okumaktır. Yaşa göre değişmekle birlikte küçükler için oyun, daha büyükler için spor veya benzeri etkinlik de uygundur. Anne-babanın çocukla birlikte hem paylaşım yapabileceği, hem de çocuğun öğrenmesini artırıcı oyunlar tavsiye edilebilir.

Televizyon ve çocuk ilişkisi ile ilgili olarak anne-babalara neler önerilebilir?

2 yaşın altında etkileşimli ilişkilerle çocuğu oyalamak, daha sonra ise belli sürede belli programların izlenmesini sağlamak, çocukların sınırlarını bilemediği yaşlarda önemli bir ebeveynlik görevidir. Sadece zararlı etkilerini göz önüne alarak, hem eğitici hem de eğlendirici özellikteki programlardan çocuğu uzak tutmak da olumsuz bir tutumdur. Bu konu da dahil olmak üzere ilgili ve olumlu anne baba tutumu; diğer her durumda olduğu gibi katı kurallar koyup çocuğu kısıtlayan ya da aşırı izin verici olup kendi haline bırakan değil, dengeli bir şekilde çocuğun mutluluğunu da hesaplayıp aynı zamanda belli sınırlara uyabilmeyi de öğretebilen tutumdur.

2.342 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Bu Kimyasallar Çocukları KADINSALLAŞTIRIYOR !

Cuma, Kasım 20, 2009 9:31 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Araştırmacılar birçok plastik kimyasalın küçük erkek çocuklarını kadınsallaştırdığını belirledi..

BBC’nin internet sitesinde yer alan bir habere göre, ABD’li araştırmacılar yaptıkları son çalışmada plastik kimyasallarının küçük erkek çocuklarının beyin gelişimini etkileyerek, onları daha kadınsı hale getirdiğini söylediler.

Cenin dönemlerinde yüksek dozda plastik kimyasallarına maruz kalan erkeklerin , hemcinsleriyle çocukluk döneminde iletişim kurmada ve birlikte oyun oynamada zorluk çektiklerini ve erkek çocuklara özgü oyuncaklarla vakit geçirmek istemediklerini araştırmacılar belirtti.
null
Rochester Üniversitesi’nden bilim adamları yaptıkları son deneylerde, özellikle vinil kaplama ve plastik duş perdesi gibi yapısında PVC bulunan materyalleri de bu kapsama eklediler. Sonuçlar, Uluslarası Androloji (erkek üreme organlarıyla ilgili hastalıkların tanısını ve tedavisini kodu alan bilim dalı) Bülten’inde de yayınlandı.

Plastik ev eşyaları

Plastiğe esneklik sağlayan bir kimyasal olan “ftalat” (Phthalates), hormonları bozma özelliğine sahip ve bu yüzden Avrupa Birliği ülkelerinde bu madde oyuncak üretiminde yasaklansa da, çoğu ev eşyası üretiminde kullanımı devam ediyor.

Aynı araştırmacılar, bu kimyasalın, erkeklik hormonu olan testosteronu engelleyip, beynin gelişimini kesin olarak etkilediğini belirtirken, aynı zamanda genital bozukluklar üzerinde de etkisi olduğuna işaret ettiler. Araştırmacılar, toplamda 74 erkek ve 71 kız çocuğunu projeye dahil edip, hamilelik dönemlerinde ve sonrasında 4-7 yaş arasındaki davranışlarını göz önünde bulundurarak bu durumu tescillediler.

Çocuk oyunları

Sonuçlarda ‘ftalat’ kimyasalının özellikle iki türevinin (DEHP ve DBP) çocukların oyun davranışlarını etkilediği kanıtlandı.

Cenin döneminde bu iki maddeye maruz kalan erkek çocukların, oyun dönemlerinde ‘araba, silah, tren’ gibi oyuncaklarla ilgilenmedikleri ve daha sert oyunlarda daha az yer aldıkları gözlemlendi. Araştırma şefi Elizabeth Salter-Green, ‘ ftalat’ın ve türevlerinin erkeklerin üreme sağlığını bozduğu kadar davranışlarında da büyük değişikliklere yol açtığını söyledi ve şöyle devam etti:

‘ Bu tür kimyasallar çocukların kendi kimliklerini bulamamasına sebep oluyor. Her ne kadar araştırmalarda yer alan bireyler küçük olsa da, çocukluk dönemlerinde bu tür davranışlar sergilenmesi sonra ki yaşamlarında cinselliklerinin farklı şekilde gelişmesine yol açacağı kolayca öngörülebilir bir durum.’

Tüm bunlara rağmen Avrupalı kimi araştırmacılar bu tür yargıların, kesinlik kazanmış bilimsel çalışmalarla kanıtlanmadan öne sürülmemesi gerektiğini belirtiyorlar.

202 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

GÖZ SEĞİRMESİ PSİKOLOJİK BOZUKLUĞUN ÖN BULGUSU OLABİLİR!!

Çarşamba, Kasım 18, 2009 14:47 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Halk arasında Gözün gıp-gıp etmesi olarak da bilinen göz seğirmelerinin önemli bir kısmının psikolojik ve nörolojik bir bozukluğun ön bulgusu olabileceği belirtildi.
null
Denizli Devlet Hastanesi Göz hastalıkları Uzmanı Dr. Ömer Eyüpoğlu, hastaların göz seğirmesi şikayeti ile önce göz doktoruna müracaat ettiklerini belirterek, ”Göz yönünden seğirmeye neden olabilecek durumlar vardır. Bunlar, gözde batma ve yanmaya neden olan konjonktivit, keratit ve benzeri iltihabi durumlar ile düzeltilmemiş kırma kusurları yani gözlük ihtiyacıdır. Göz hekimleri, hastada bu gibi durumlar varsa tam bir göz muayenesi ile düzeltir. Ancak göz seğirmelerinin önemli bir kısmı psikolojik ve nörolojik bir bozukluğun ön bulgusu olabileceğinden hastalar göz kliniğinden, mutlaka psikoloji ve nöroloji kliniklerine de sevk edilir” dedi.

Göz seğirmesinin tıpta genellikle bir hastalık olarak kabul edilmediğini belirten Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Şükrü Daloğlu, ”Nedeni ve tedavisi hakkında bir fikir birliği olmamasıdır. Ancak göz seğirmesi bir hastalık belirtisi olabilir. Bir çok kişinin yaşamı boyunca sık sık karşılaştığı bir durumdur ve çoğu kez tedavisiz düzelmektedir. Bazen daha sürekli ve rahatsız edici olduğundan, altta yatan yorgunluk, stres, depresyon, sıvı ve elektrolit dengesi bozuklukları gibi nedene yönelik tedaviler yararlı olmaktadır” diye konuştu.

Göz seğirmelerinin bazı vakalarda alışkanlık haline gelerek, tik şeklini aldığını ve çoğu kez tedaviye dirençli hale geldiğini belirten Daloğlu, ”Göz sağlığı altında ciddi beyin bozukluğu bulunmadığı için tek başına endişe verici bir durum değildir. Rahatsız edici ve şüphe verici durumlarda nöroloji uzmanına muayene olmakta yarar var” dedi. Göz seğirmesinin göz kasının kontrol dışı hareket olduğunu kaydeden Denizli Devlet Hastanesi Psikologu Sacit Saygılı, ”Genellikle nedeni herhangi bir bozukluk değildir. Göz seğirmesi halk arasında daha çok haber gelecek, iyi-kötü bir şey olacak gibi işaret olarak algılanır. Ancak göz seğirmesinin böyle bir durumla kesinlikle ilgisi yoktur. Bu yanlış bir inançtır. Göz seğirmesinden sonra gerçekten kötü veya iyi bir şey olması kesinlikle tesadüftür. Kişilerin bu tip şeylere çok fazla inanmamaları gerekir” dedi.

ALTAY VAROL – DENİZLİ (İHA)

410 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , ,

Gözümüz Neden Seğirir ? Göz Seğirmesi Hakkında Bilgiler

Çarşamba, Kasım 18, 2009 14:39 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Göz seğirmesi nedir ? Gözlerin seğirmesi neden olur ?

Birçok insan hayatlarının bazı noktasında acayip, istemdışı kas seğirmesiyle karşılaşmıştır. Fakat belki bunların en rahatsız edeni göz kapaklarının seyirmesidir. Bunun nedeni nedir?

Genelde, bunlar iyi huyludur. Bu duruma stres ve yorgunluk da neden olabiliyor. Göz kapağını kontrol eden kaslar küçük ve çok hassastır.

Stres, yorgunluk ve kafein gibi uyaranlar bu kasların titreşmesine yol açıyor. Titreşimler fazla olunca gözde sinir sistemiyle ilgili istemdışı seyirmeler oluyor.

Diğer nedenler arasında ise aşırı kafein alımından oluşan titremeler, bilgisayar ekranı karşısında uzun süre vakit geçirme ve hatta uzun süreli kontak lens takılmasından meydana gelen kaşıntı yer alıyor.

Bu durum normal olarak geçicidir. Kendi kendinize uygulayabileceğiniz tedavi yolları var. Daha az kahve içmek, göz damlası kullanmak ve daha fazla dinlenmek gibi yöntemler göz seyremesini azaltır.

Çok belirgin ve uzun süreli göz seyremesi daha ciddi bir nörolojik hastalık belirtisi olabilir. Bu durum çok nadirdir.

754 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,