SanalAlemci

Archive for 2009

Çocuğunuzun Boyu Normalmi ? Çocuğun boyunun normal olduğu nasıl anlaşılır?

Çarşamba, Aralık 16, 2009 8:32 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?

Büyüme, yani normal bir boya sahip olma sağlıklı olmanın en önemli kriterlerinden biridir. Normal büyüyen çocuk sağlıklı çocukdur. Büyüme geriliği, beslenme bozuklukları, hormonal nedenler, ailevi nedenler, kronik hastalıklar gibi değişik sebeplere bağlı ortaya çıkabilir. Bu yazıda büyüme hormonu ve tiroid hormonu eksikliği, ailevi boy kısalığından bahsedilecektir.

Bir çocuğun boyunun normal olduğu nasıl anlaşılır?

Hangi yaşda olursa olsun, boy uzunluğunun değerlendirilmesinde kullanılan ölçü, o andaki boyun hangi büyüme eğri diliminde olduğu ve büyüme hızıdır. Kısa boy, çıplak ayakla ölçülen boyun, o yaş ve cinse göre normal büyüme eğrilerinin alt sınırlarında ( 10 persentil altı) olmasıdır. Yıllık boy artımının yaşa göre normalden az olması durumunda, büyüme hızı yetersiz olarak değerlendirilir. Yıllık büyüme hızı 1-2 yaşlar arasında yılda 12 cm, daha sonra ise yılda 5-6 cm’dir. Bir çocuk, ergenlik öncesi yılda 5 cm’den az büyüyorsa veya takip edildiği büyüme eğrilerinde aynı çizgide devam edemiyor ve alt çizgiye düşüyorsa, sorun var demektir. Durumunun tetkik edilmesi gerekir. Aileler çocuklarının boyunun  uzamadığını kıyafetlerinden anlarlar. Burada yapılan en büyük hata, anne ve babanın boyunu örnek gösterip,’çocuğunuzun boyu genelde size yakın olur, zaten sizin boyunuzda kısa’ diyerek tetkikden kaçınmaktır.

Büyüme hormonu, boy artışını doğrudan etkileyen hormondur. Beyindeki hipofiz bezinden salgılanır. Büyüme hormonu eksikliği ile beraber hipofizden salgılanan diğer hormonlar da eksik olabilir. Bu durum doğumsal olabileceği gibi, beynin doğum sırasında veya sonrasında zarar görmesi (ikiz gebelik, makat geliş gibi) , şiddetli kafa yaralanması, hastalık nedeniyle beynin hasar görmesi(menenjit gibi), ışın tedavisi veya tümörler nedeniyle olabilir. Ancak büyüme hormonu eksikliğinin en önemli nedeni idiyopatik dediğimiz, bilinmeyen nedenlerdir. Belli bir yaşa kadar normal büyüyen bir çocukta, boy artışında duraklama veya yavaşlama saptanır. Çocuk akranlarından geri kalmaya başlar. Büyüme hormonu eksikliği olan bir çocuk kısa boyludur, ancak vucudunda orantısızlık yoktur. Bu çocuklar hafif kilolu,yüzleri yaşlarına göre küçük çocuklardır. Büyüme hormonu eksikliği olan çocuklar ergenliğe de geç girerler. Akranları her yıl normal büyüdüğü, ancak büyüme hormonu eksikliği olan çocuklar her yıl az büyüdükleri için; ara her yıl daha çok açılır. Tanı için büyüme hormonu testleri yapılır ve tanı konduktan sonra büyüme hormonu tedavisi yapılır.

Boy kısalığına yol açan hormonlardan bir diğeri, tiroid hormonudur. Normal boy artışı için tiroid hormonuna ihtiyaç vardır. Tiroid bezi boynun alt kısmında bulunan ve tiroid hormonlarını salgılayan bir bezdir. Tiroid normal boyutta olduğu zaman görülmez ve elle hissedilmez. Büyüdüğü zaman elle hissedilir ve baş normal durumdayken veya geriye atıldığında görünür hale gelir. Bezin vucuttaki görevi  tiroid hormonları üretmek ve bunları kana salgılamaktır. Tiroid hormonları olan T3 ve T4 tiroidden salgılanır ve TSH adı verilen hipofizden salgılanan hormonla uyarılır. TSH, tiroid bezini uyararak tiroid hormonlarının, yani T3 ve T4’ün salgılanmasını sağlar. Tiroid hormonları normal büyüme ve gelişme için gereklidir ve eksikliklerinde boy kısalığı gözlenir. Bu durum doğuştan olabileceği gibi, herhangi bir çocukluk yaşında da gözlenebilir.

Kalıtımın, boy uzamasında rolü vardır. Kısa boylu çocukların anne-baba veya diğer yakın akrabaları da kısa boyludur. Bu çocuklar akranlarından kısa olarak, büyüme eğrilerinin alt hudutlarında büyürler, ancak bulundukları eğriden daha alt eğriye düşmezler. Yapılan hormon incelemelerinde, beslenme durumlarında bir sorun yoktur. Bu çocukların ergenlik çağında boyları uzar ve anne-baba ortalamalarına göre hesaplanan erişkin boylarına ulaşırlar. Burada önemli bir hatırlatma yapmak isterim; ‘anne ve babası kısa olan çocukların mutlaka kısa boylu olması gerekir’, şeklinde bir inanış yanlıştır. Sosyoekonomik şartların ve beslenmenin düzelmesiyle, boylarda uzama gözlenir. Örneğin Çinli ve Japon çocuklar artık 50 yıl öncesine göre daha uzundurlar.

Ülkemizde akraba evliliği nedeniyle ortaya çıkan ve genetik geçişi olan boy kısalığına yol açan , iskelet displazisi dediğimiz bir hastalık gurubu vardır. Bu hastalık gurubunda orantısız boy kısalığına rastlanır. Bazen bacaklar, bazen de kollar kısadır. Baş büyük olabilir. En sık rastlanılan tipi akondroplazidir. Bu çocuklarda kandaki büyüme hormon seviyeleri ve salgılanmaları normaldir, ancak kemiklerin büyüme hormonuna cevabı azdır. Bu çocukların boylarını uzatmak için etkin bir tedavi şekli yoktur ancak bazı tedavi şekilleri denenmektedir.

BÜYÜME HORMONU EKSİKLİĞİ
Büyüme hormonu, beyinde hipofiz ismini verdiğimiz bezden salgılanan ve çocuklarda büyümeyi düzenleyen bir hormondur. Çocukluk çağı ve ergenlik döneminde yüksek seviyelerde olan bu hormon, 20’li yaşların ortalarından itibaren azalmaya başlar. Büyüme hormonu eksikliğini çok az oranda doğumsal olarak tespit edebiliyoruz. Doğumsal büyüme hormonu eksikliği hastaları doğumdan birkaç ay sonra büyümemeye başlar. Bu çocuklarda yeterli boy artımı olmaz.Genetik geçişli bir hastalık olan doğumsal büyüme hormonu eksikliğinde genellikle hastalarda tipik yüz görünümü mevcuttur. Bazı doğumsal nedenlerde büyüme hormonu eksikliğine sebep olabilirler. Örneğin; makat gelişi,ikiz gebelikler,uzamış ve zor doğum gibi. Daha ileri yaşlarda kafa travmaları ve beyni ilgilendiren hastalıklar, tümör gibi nedenler büyüme hormonu eksikliğine yol açabilirler.

Büyüme hormonu eksikliğinde genellikle bir neden bulunamaz. Örneğin,belli bir yaşa kadar akranları ile eşit büyüyen bir çocukta, belli bir yaştan sonra büyümede yavaşlama ve akranlarından geri kalma gözlenir. Ortalama boy artış hızı yılda en az 5 cm. olması gerekirken bu çocuklar daha az büyürler. Aileler çocuklara hep aynı kıyafeti giydirdiklerinden, yeni giysi almadıklarından şikayet ederler. Erkek çocuklarda pantalonlarını hiç değiştirmemek öyküsü alınır. Büyüme eğrileri üzerinde işaretlenerek  boy artımları ölçülen çocuklarda, büyüme eğrilerinde alt eğrilere düşmek önemli bir göstergedir. Çocuğun çıplak ayakla ölçülen boyu, kendi normalleri ile karşılaştırılır. Alt eğrilerde olan ( 10 persentil altı) çocuklarda, büyüme hormonu eksikliği yönünden dikkatli olmak gerekir. Büyüme hormonu eksikliği olan çocuklar hafif tombuldurlar. Eğer bir çocukta hem boy kısa, hem de kilo azsa büyüme hormonu eksikliği düşünmeden önce, beslenme analizi yapılıp kilo almasına mani olacak, çöliak gibi bir mide barsak hastalığının mevcudiyeti araştırılır.Bu gibi çocukların kilo almaları halinde, büyümeleri hızlanabilir.

Tanı nasıl konur?

Büyüme hormonu eksikliği düşünülen bir çocukta tanı, büyüme hormonu testleri yapılarak konur. Büyüme hormonu çocukluk çağında gece uykuda pikler halinde salgılandığı için, sabah alınan kan örneği bize yol gösterici olamaz. Mutlaka uyarı testleri denilen, değişik ilaçlarla büyüme hormonunun uyarılarak , kan seviyesinin ölçümüne dayanan testler uygulanır. Aç karnına, sabah yapılan bu testlerde , belirli aralıklarda alınan kan örneklerinde büyüme hormonunun ne kadar yükseldiği saptanır. Tek başına test de bazen sonuç vermeyebilir. Bazen testlerde büyüme hormonu değerleri yükselmesine rağmen, çocukta yeterli büyüme gözlenemez. Çocuğun o anki boyu, yıllık büyüme hızı, büyümesine mani olabilecek başka bir hastalığın olmaması; büyüme hormonu eksikliği tanısında önem kazanır.

El bilek grafisi çekilerek saptanan kemik yaşı, büyüme hormonu eksikliği vakalarında geridir.

Ailevi boy kısalığı (anne ve baba kısa), genetik boy kısalığı, tiroid hormon eksikliği gibi durumlar ayırıcı tanıda düşünülür.Şunu belirtmek isterim; anne ve babası kısa olan çocuğun mutlaka kısa olacağı tezi doğru değildir. Kısa boylu anne ve babanın, orta veya uzun boylu çocuğu olabilir.

Tedavi nasıl yapılır?

Tedavide büyüme hormonu kullanılır. Büyüme hormon eksikliği olan çocukta, büyümek için eksik olan hormonun yerine konması gerekir. Bu nedenle bazı ailelerde saptadığımız hormondan korkmak gereksizdir. İlaç, doğal büyüme hormonu ile aynı saflıktadır. Büyüme hormonu tedavisi uygulanan hastalar, hekim tarafından düzenli takip edilirler. Ergenliğin ilerlemesi ile , büyüme hormonuna verilen cevap azalır. Yaş ne kadar küçük olursa, tedaviye alınan cevap o kadar iyidir.Hasta akranlarına yaklaşınca  veya  boy artım hızı azalırsa tedavi sonlandırılır. Büyüme hormonu eksikliği hastaları ilk yıl 8-12 cm uzarlar.Daha sonraki yıllar boy artımı azalarak devam eder.

Boy uzatığı söylenen ürünler hakkında

Piyasada isminde uzama ve büyüme ile ilgili kelimelerin bulunduğu,  gıda takviyesi adı altında Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nın izni ile satıldığı belirtilen veya ayak tabanlığı şeklinde kullanılarak uzak doğu ülkelerinden ithal edildiği belirtilen  bazı ürünlerin boyu uzattığı, hatta 20 yaşından sonra bile uzama sağladığı konusunda özellikle internet ortamında birçok sitenin reklam yaptığı görülmektedir.

Normal bir insanda boy uzaması genetik ve hormonal yapının yanı sıra, beslenme ve spor gibi birçok çevresel faktörün etkisi altındadır ve tüm bu faktörler normal olduğunda ancak kişi genetik olarak belirlenmiş boyuna ulaşabilir. Kişinin boyunun normal olup olmadığı aynı yaş ve cinsteki normal kişilerle karşılaştırılarak saptanır. Normal boyda bir kişinin boyunun uzatılmasına gerek olmadığı gibi bu gibi besin katkı maddeleri ve ilaçlarla daha fazla uzaması mümkün dedeğildir. Büyüme kemiklerin eklem yerlerinde bulunan büyüme kıkırdakları yardımıyla gerçekleştiğinden ve erkeklerde en geç 18 yaş civarı, kızlarda ise düzenli adet gördükten birkaç yıl sonra bu kıkırdaklar kemikleştiğinden büyüme de durur ve kişi erişkin boyuna ulaşmış sayılır. Bundan sonra kişinin boyunun kısa olsa bile daha fazla uzaması bu tür besin katkı maddeleri veya herhangi ilaç tedavisi ile mümkün değildir. Bu nedenle boy kısalığından şüphelenilen olguların mümkün olan en erken yaşda ve tercihen ergenlikten önce değerlendirilmesi gerekir.

Piyasada Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın izni ile satıldığı söylenen ve tamamen bitkisel karışımlardan ibaret ürünlerin boyu uzattığı iddiası hiçbir bilimsel temele dayanmamaktadır. Marketten satın alabileceğiniz her besin maddesi gibi bu ürünler de Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’nın izni ile satılmaktadır. Söz konusu ürünlerin içindeki maddeler normal beslenen bir kişinin günlük ihtiyacını sağlayabileceği ve ekstra katkıya ihtiyaç duymayacağı mineral ve vitaminlerden oluşmaktadır. Bu nedenle normal beslenen ve beslenmeyi bozacak herhangi bir hastalığı olmayanlarda doktor tavsiyesi dışında ek gıda takviyesine ihtiyaç yoktur.

Ayak tabanlığı şeklinde kullanılan ve boy uzattığı söylenen ürünlerin de  yeterli  ve güvenilir bilimsel dayanakları yoktur.

Prof.Dr.Atilla Büyükgebiz
Pediatrik Endokrinoloji uzmanı

664 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı, SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

WordPress-Etiketleri Ayrı Sayfada Göstermek İsteyenler ! Kesin Çözüm Burada !

Perşembe, Aralık 10, 2009 10:03 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Ayrı sayfada wordpress etiket bulutu oluşturmak için..

Birçok arkadaşın zamanında merak ettiği ve yapmakta zorlandığı wordpress te etiketlerin tümünü ayrı sayfada göstermek konusuna kısaca değinmek istedim. Bu yazıyı okuduktan sonra sanırım 5 dakikada bu işi halletmeniz mümkün. Bununla ilgili birkaç makale var ama iyi açıklanmamış yada hatalı kodlar var.
(daha fazla…)

551 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Wordpress Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,

Hotmail (Msn) Şifre Değişimi-Resimli Anlatım..

Çarşamba, Aralık 9, 2009 8:48 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Güvenliğiniz için Messenger Şifrenizi aralıklı olarak değiştirmenizi öneriyoruz !

Messenger Şifresi değiştirme sık olarak yapılması gereken zahmetsiz ve kolay bir iştir.
Yapmanız gereken adımlar aşağıda sıralanmıştır:

Lütfen Dikkatle Takip Edin

1- Hotmail.com’a kullanıcı adı ve şifrenizi yazarak giriyoruz. Girdikten sonra sağ tarafta Seçenekler menüsüne tıklıyoruz.
(daha fazla…)

375 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: İnternet Dünyası Etiketler: , , , , , , , ,

Vücud’ta Hastalık Belirtileri !

Salı, Aralık 8, 2009 15:07 1 Yorum

Vücudumuzun Hastalık Sinyalleri !

Vücudumuz, radarları ile yaklaşan hastalıkları haber veriyor. Beden dilini çözenler ve ona göre yaşayanlar sorunlara geçit vermiyor.

Vücut, yaklaşan hastalıkları erken uyarı sistemi ile haber veriyor. Aniden başlayan baş ağrıları, sürekli uyku problemi veya tırnaklarda görülen lekeler ciddi bir belirti olmamasına rağmen, sessizce gelen bir hastalığın sinyalleri olabilir. Cansız saçlar; tiroit bezinin az çalışması ve saç dökülmesi de yine aynı bezin çok çalışmasına bağlanırken, irisin çevresindeki beyaz daire kolestrol seviyesini gösteriyor. Yine soğuk eller, kan dolaşımı sorununa işaret ederken, kulak uğuldaması; stres, kan dolaşımı veya damar hastalıklarına bağlanıyor. Sebepsiz kızaran cildin perde arkasında da, yüksek tansiyon, şeker veya bir tümör saklanıyor olabilir.

Tırnaklar; Hafif mavilik yada morluk görüyorsanız bu bir kalp hastalığıyla karşı karşıya olduğunuz anlamına gelebilir. Tırnaklarınızın aşırı kalın olması ya da ya da üstlerinde tümsekler olması da nefes alma hatta akciğer sorunlarıyla karşı karşıya olduğunuzu gösterebilir.

Nefes; Eğer dakikada 15 kez daha az nefes alıp veriyorsanız sağlıklı ciğerlere sahipsiniz demek… Eğer 25 kez nefes alıp veriyorsanız o zaman sağlığınıza dikkat etmelisiniz.

Gözler; Aynada gözlerinizden birine bakın. İris’in etrafında beyaz bir daire varsa kolesterol seviyeniz yüksek anlamına geliyor.Bu aynı şekilde yaklaşan kalp sorunlarında en büyük habercisi…

Avuç içleri; Avuç içlerinize dikkatle bakın… Eğer kırmızı ve lekelilerse karaciğeriniz de sorun var demek…

Hafıza kontrolü; Bir tepsinin üstüne rastgele 10 eşya koyun. Tepsiye sadece 10 saniye bakın. Kaç tanesini hatırlayabildiniz? İyi bir hafızanızın olması Alzheimer’le karşılaşma riskinizin daha az olacağı anlamına geliyor.

Tuvalet sıklığı; Her 3 saatte bir tuvalete birden çok gitme ihtiyacımı hissediyorsanız, diyabetin en erken alarmlarından biri sık sık tuvalete gitmektir.

Doğum kilosu; Annenize kaç kilo doğduğunuzu sorun… 3 kilonun altında doğmuşsanız kalp sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Yavaş nabız; Nabzınız ne kadar kadar yavaş atıyorsa o kadar uzun yaşayacaksınız demektir. Yani nabzınız 70′in altındaysa sağlıklısınız anlamına geliyor…

Diş kanamaları;Kalbiniz tehlikede…
Parmaklar; İşaret ve yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha fazla…

Ayak bilekleri; Baş parmağınızla ayak bileğinizin arka kısmına bastırın. Eğer bastırdığınız noktadaçok fazla çukurluk oluşuyorsa, o zaman kalp, akciğer, böbrek sorunlarıyla karşı karşıya kalabilirsiniz…
Kas kontrolü; Sırt üstü yatın. Bacaklarınız dümdüz olsun. Bir bacağınızı havaya kaldırın. Bir kişinin ayağınıza bastırmasını isteyin. Eğer bacağınız yere düşüyorsa, kaslarınız da bir zayıflık olduğu anlamına geliyor.

Görünüş; Gözünüzün hemen altında elmacık kemiğiniz üzerine bir cetvel yerleştirin. Sonra cetvelin üstüne bir kredi kartı yerleştirin kartı en rahat okuduğunuz uzaklığı ölçün. Ne kadar yakına gelirse gelsin kartı rahat okuyabiliyorsanız göz sağlığınızın iyi olduğu anlamına geliyor.

Bel kalınlığı; Eğer vücut şekliniz elmaya benziyorsa… Yani vücut yağlarınız belinizin çevresinde toplanıyorsa o zaman kalp sorunu yaşama riskiniz daha fazla.

Tiroit; Kollarınızı yere paralel olarak tam karşınızda birşeye uzanıyormuş gibi uzatın… Ellerinize dikkat edin… Eğer elleriniz bu pozisyonda titriyorsa o zaman tiroit olma riskiniz çok yüksek.

Düz yürüme; Yere bir metre uzunluğunda bir çizgi çizin… Üzerinde rahat rahat yürüyebiliyorsanız, vücudunuzun koordinasyonu iyi işliyor. Yani merkez sinir sisteminiz…

Gözlerdeki yanma:Ağrının arkasında kuruyan gözler tahmin ediliyor (eczaneden yapay gözyaşı alınabilir). Ek olarak gözler hafifçe kızardığında, bir gözörtüsü yangısı kendini gösteriyor. Ender durumlarda kaşınan kırmızı gözler, başlayan bir glokom hastalığının habercisi olabilir. Bu durumda mutlaka doktora başvurulmalı.

Ciltteki kaşıntılar:Sık sık olan bir kaşıntı, fazla stres işareti. Vücut, çok alınan vitamin ve hazmedilemeyen ilaçlara karşı da bir aşırı tepki vermiş olabilir. Mantar ve egzama hastalığı da, kendini sıkıntı veren kaşıntı ile gösterir. Yine kaşınan ve renk değiştiren pigment lekeleri olası bir kanserin habercisi olabilir.

Bunaltan baş ağrısı:Genelde hormon kaynaklı olan baş ağrıları, bir hastalık başlangıcı da olabilir. Başlayan bir glokom (yüksek göz tansiyonu bağlantılı) kendini baş ağrıları ile gösterir. Kuvvetli ve ani baş ağrıları, yaklaşan bir felcin habercisi olabilir. Baştaki şiddetli kaşıntılar ise, daha çok migren habercisi sayılabilir.

Bezdiren kramplar:Çoğunlukla zararsız bir magnezyum eksikliğini haber veren kramplar, masaj ile giderilebiliyor. Eczaneden alınacak suda eriyen magnezyum tabletleri veya magnezyum açısından zengin olan maden suları da vücuttaki eksiği tamamlayabilir. Bu konunun ihmal edilmesi zararlı sonuçlar doğurabilir.

Tırnak lekeleri:Tırnaklarınızda oluşan ve bir türlü geçmeyen aşırı derecedeki beyaz lekelerin, mide-bağırsak rahatsızlıklarına işaret edebileceği belirtiliyor. Kahverengi enine bir leke böbrek sorunlarını gösterirken sararmalar bir mantar hastalığı belirticisi olabilir. Kırılan tırnaklar da, tiroit bezi rahatsızlıklarını bildirebilir.

Bitsin bu yorgunluk:Sık yaşanan yorgunluklar, anemiyi (kan eksikliği) haber verebilir. Tiroit bezinin az çalışmasının neden olduğu probleme, eczaneden alınacak demir içeren ve suda eriyen tablet yardımcı olabilir. Potasyum eksikliği, kronik yorgunluk sendromu ve başlayan bir depresyon da, yorgunluğu haber verebilir.

———————-

Vücuttaki Morluklar: Vücudumda bu aralar morluklar oluyor. Bir yerlere çarptığımı hatırlamıyorum. Durup dururken kolum, bacağım neden morarıyor? Özge L./Bursa

Çarpma ya da düşmeler nedeniyle oluşan morluklar genelde tehlikeli değildir ve çoğu kez kendiliğinden geçer. Ancak nasıl oluştuğunu dahi hatırlamadığınız morluklar sıklaştıysa, bunun ciddi bir sağlık sorununun habercisi olabileceğini bilmelisiniz. Bazı durumlarda hafif bir darbeyle bile vücudunuz morarabilir. Yaş önemli bir nedendir. Yaşınız ilerledikçe, kan damarlarınızı destekleyen dokular zayıflar. Küçük bir çarpmayla bile kanınız damar dışına geçer.

İLAÇLAR YOL AÇAR
Sürekli kullandığınız bir ilaç da bu duruma neden olabilir. Aspirin veya Warfarin gibi kan inceltici ilaçlar, cildinizin daha kolay morarmasına neden olur. Kortizon türevi ilaçlar da, cildinizi incelterek morarmayı kolaylaştırır. Balık yağı, ginkgo gibi desteklerin de kan inceltici etkisi vardır. Cildinizdeki morarmalar altta yatan bir sağlık problemine de işaret edebilir. Bazı kan hastalıkları, pıhtılaşma problemleri, bağışıklık sorunları, karaciğer hastalıkları ya da alejiler de vücudunuzda morluk oluşturur.

TEK ÇARE BEKLEMEK!
Büyük ve ağrılı morluklarınız varsa ve çoğu zaman neden oluştuğunu hatırlamıyorsanız, bu morluklara burun, dişeti ya da mide-bağırsak sisteminizden gelen kanamalar eşlik ediyorsa ya da bu morluklar yeni kullanmaya başladığınız bir ilaç sonrasında oluşmaya başladıysa, doktorunuza başvurmalısınız. Kolunuzu ya da bacağınızı bir yere çarptığınızda, aslında morluğun geçmesini beklemekten başka yapabileceğiniz fazla bir şey yok. Ancak morluğun çevresi şiş ve ödemliyse, yarım saat soğuk kompres uygulayın. Şişlik indiğinde de, sıcak uygulamak yararlıdır.

Kaynak :Sabah

VUCUTTA MORLUKLAR NEDEN OLUR ? TIKLAYINIZ

874 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Kabakulak nedir ve nasıl tedavi edilir?

Salı, Aralık 8, 2009 14:47 İlk Yorumu Sen Yazmak İster misin?
Kabakulak Nedir-Kabakulağın sebebleri,Kabakulağın belirtileri nelerdir-Kabakulak tedavisi-Kabakulaktan korunmak-Çocuklarda kabakulak-Kabakulak bulaşıcımıdır-Kabakulak tehlikelimdir-Kabakulak hakkında bilgiler;

Virüslerin, tükrük bezlerinde enfeksiyon yapması ve burada büyümeye neden olmasıyla ortaya çıkan bulaşıcı bir hastalıktır. Kulağın alt tarafında şişlik oluştuğu için kabakulak denir. Çocukluk çağında görülür, fakat bu hastalığı geçirmemiş kişilerde yetişkinlik döneminde de görülebilir.
Kabakulak, kış ve bahar aylarında daha çok görülür. Hasta kişilerin öksürmesi, hapşurması ya da başkalarını öpmesi sırasında bu virüsler damlacıklarla beraber havada uçuşur. Bu ortamda bulunan kişiler de nefes alırken, solunum yoluyla bu virüsü kaparlar. Böylece hastalık insandan insana bulaşmış olur.
Hastalığın belirtileri, virüs vücuda girdikten sonra yaklaşık 3. haftada ortaya çıkar. Bu hastalığa bir kere yakalandıktan sonra vücut buna karşı bağışıklık kazanır. Tekrarlaması söz konusu değildir.

KABAKULAĞIN BELİRTİLERİ

  • Çenenin arka alt tarafında şişlik oluşur. Önce bir tarafta olur sonra diğer tarafta da görülür.
  • Tükrük bezlerinde ağrı vardır. Boğazda da ağrı hissedilir.
  • Ağız açıp kaparken, bir şeyler çiğnerken ağrı olur.
  • Hafif ateş ve baş ağrısı ortaya çıkar.
  • Hasta halsiz ve yorgundur.
  • Yumurtalıklarda iltihaplanma olursa, hasta karın ağrısı çeker.
  • Baş, şişlik olan tarafa doğru biraz yatık durur.
  • İştah kaybı görülür.
  • Hastalık şiddetli olursa ve iltihap yayılırsa boyunda tutulma olabilir.
  • Bulantı ve kusma buna eşlik edebilir.
  • Çok nadir vakalarda hastalık belirti vermeyebilir.

KABAKULAK HANGİ RAHATSIZLIKLARA YOL AÇAR?
Kabakulağa neden olan mikrop, kana girdiğinde yayılır ve diğer organlara da ulaşır. Buralarda iltihaplanmaya neden olur. Beyin zarına geldiğinde menenjite yol açabilir. Bu durumda baş ağrısı şiddetlenir ve hasta kusmaya başlar. Ense sertliği görülür. Mutlaka doktora başvurulmalıdır.
Sadece beyin değil, başka yerlerde de iltihaba neden olur. Böbrekte, pankreasta, sinirlerde iltihap oluşabilir. Kadın ve erkekte yumurtalıkların iltihabı sonucu kısırlık gelişebilir. Hastalığın şiddetli seyrinde ve yayılmasından sonra sağırlık görülebilir. Kabakulak, gebeliğin erken döneminde ortaya çıkarsa düşük gelişebilir. Gözyaşındaki bezler şişerse, görmede bozukluklar ortaya çıkabilir. Fakat nadir rastlanan bir durumdur. Sakatlığa yol açabilir. Kişinin, günlük yaşamını aksatmasına neden olur. İş ya da okul hayatına ara vermek zorunda kalır.

NASIL TANI KONUR?
Tanı koymak zor değildir. Hastanın doktora verdiği bilgiler ve yapılan fizik muayene sonucu tanı konabilir. Kabakulak olan biriyle yakın temasta bulunma, tanı konmasına yardımcıdır. Tükrük bezlerinin şişmesi de aynı şekilde kabakulak olduğunu gösterir. Genelde gerek yoktur ama kan tahlili sonucu kandaki antikor seviyesine bakılır. Çok fazla artması kabakulak tanısı için önemli bir bulgudur.

KABAKULAK TEDAVİSİ
Kabakulak tedavisinde kullanılan özel bir yöntem yoktur. Tedavi evde uygulanır. Hastalık belirtiler görüldükten iki hafta sonra iyileşmeye başlar. Genelde kullanılan ilaçlar hastalığın belirtilerini ortadan kaldırmaya yöneliktir. Baş ağrısı için ağrı kesiciler, ateşi düşürmek için ateş düşürücüler kullanılır.
Hastanın yumuşak gıdalarla beslenmesi tavsiye edilir. Ağrının azalmasına yardım eder. Asitli gıdalardan kaçınmak gerekir. Çünkü tükrük salgısını arttırırlar. Bol miktarda su içilmelidir. C vitamini bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlar.
Hasta ayrı bir odada, diğer aile üyelerinden izole edilmelidir. Yaklaşık on gün süren bir yatak istirahati tavsiye edilir.

KABAKULAKTAN KORUNMA YOLLARI
Yapılan MMR aşısı ile bu hastalıktan korunabilirsiniz. Diğer aşılarla birlike uygulamanın bir zararı yoktur. Aşının zararı yoktur. Hayati tehlikeye neden olması çok düşük bir ihtimaldir. Çocuklarda, 1-1.5 yaş arasında ve 4-5 yaşlarında olmak üzere iki kere uygulanmalıdır. Yüzde 95 oranında koruma sağlar.
Hamilelerde uygulanması yasaktır. Hatta aşı olunduktan sonra ilk üç ay hamile kalınmaması gerekir. Kanser, aids gibi bağışıklık sistemini etkileyen hastalıkları olanlar bu aşıyı yaptırmadan önce doktoruyla görüşmelidir.
Aşı bulunmadan önce menenjitin en büyük sebeplerinden biriydi. Günümüzde bu aşının yapılmasıyla artık kabakulak silinmeye başlamıştır. Görülme sıklığı, geçmiş dönemlere göre çok azalmıştır.

363 Görüntülenme

Bu Kategori Altında Yayınlanmıştır: Çocuk Sağlığı, SAĞLIKLI YAŞAM Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,