SanalAlemci - SanalAlemci'ye Hoşgeldiniz..

ATM dolandırıcılığında mahkeme bankayı haksız buldu !

Pazar, Nisan 20, 2014 0:56 FaceBook ta paylaş
ATM dolandırıcılığında mahkeme bankayı haksız buldu !
ATM dolandırıcılığında mahkeme bankayı haksız buldu ! 5/5 (100%) 2 Oy

Bankamatik dolandırıcılığı nedeniyle haberi olmadan hesabından para çekilen kullanıcının bankaya açtığı dava sonuçlandı. Banka, hesaptan çekilen paranın yarısını ödemeye mahkum edildi.

6 yıl sonra davayı karara bağlayan mahkeme, davalı bankanın kötü niyetli 3. kişilerin ATM cihazlarına kolayca müdahale ettiğini, bankanın düzenek yerleştirilmesini engelleyici tedbir almadığını, kamera gibi sistemler yerleştirmediğini ve yeterli denetim tedbirlerini almadığını gerekçe göstererek Ayşe Tuzlak adlı vatandaşa hesabından çekilen paranın yarısını ödemesine hükmetti.

DOLANDIRICILARIN KOYDUĞU NUMARAYI ARADI

Öğretmenlik yapan Ayşe Tuzlak, iddiaya göre 2007 yılında hesabına ait bankamatik kartıyla para çekmek üzere Bostancı’daki ATM kabininden işlem yapmaya gitti. Kartının ATM üzerine kurulan düzenek neticesinde sıkışması üzerine dolandırıcıların ATM karşısına koyduğu tabeladaki numarayı arayan Tuzlak, dolandırıcılarla konuştuğunu bilmeyerek kartının iade edilmesi için telefonla konuştuğu kişinin isteği üzerine kart şifresini beyan etti. Ertesi gün yeni kartını almak için bankaya giden Tuzlak, hesabındaki 8 bin 650 liranın çekildiğini öğrendi. Tuzlak, olayın faillerinin bulunması amacıyla suç duyurusunda bulundu ama dolandırıcılar bulunamadı.

“BANKALAR KORUYUCU ÖNLEMİ ALMALI”

Ayşe Tuzlak adına banka aleyhine Tüketici Mahkemesi’ne tazminat davası açan avukat Ufuk Çerik, dava dilekçesinde olayın gelişimini anlatarak, müvekkilinin hazırlanan bir mizansen sebebiyle parasını çaldırdığını ve bankanın güvenlik tedbiri almadığı, müşterilerini zarardan koruyamadığı gerekçesiyle asli kusurlu olduğunu belirtti. Bankaların değişen teknolojik gelişmelere ayak uydurması gerektiğini ifade eden avukat Çerik, bankaların yasanın kendilerine yüklediği özen yükümlülüğünü çok hassas bir şekilde anlamlandırarak müşterilerini koruyucu her türlü güvenlik önlemlerini alması gerektiğini dile getirdi. Davalı banka ise davanın reddine karar verilmesini isteyerek, hesaptan para çekiminin doğru şifre ile yapıldığını, kartın bankamatikte sıkıştığının bildirilmediği ve bu yönüyle kendilerine atfedilecek kusur olmadığını ifade etti.

ZARARIN YARISI ÖDENECEK

İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi 6 yıl sonra davayı karara bağladı. Banka kartının kullanılması ile ilgili bilgileri koruma ve saklama ile kart sahibinin görevli olduğunu belirten mahkeme, kartın 3. kişilerce kullanımından kart sahibinin sorumlu olduğunu kaydetti. Öte yandan davalı olan bankanın, kötü niyetli 3. kişilerin ATM cihazlarına kolayca müdahalesini engelleyici tedbir almadığını kaydeden mahkeme, “Bankanın düzenek yerleştirilmesini engelleyici tedbirler almaması, kamera ve benzeri sistemler yerleştirmemesi, yeterli denetim tedbirlerini almaması ve objektif özen borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sorumluluğu vardır” dedi. Şifresini koruyamadığını ifade ettiği kart sahibini ve kartın haksız kullanımından doğan zararın oluşmasında bankanın da sorumlu olduğunu belirten mahkeme, tarafları yarı yarıya kusurlu bulurken, bankanın kart sahibine hesabındaki paranın yarısı olan 4 bin 300 liranın ödenmesine karar verdi.

Toplam Okunma: 34 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 24.04.2014

13 tarihi yadigarımız daha UNESCO listesine kabul edildi

Pazar, Nisan 20, 2014 0:45 FaceBook ta paylaş
13 tarihi yadigarımız daha UNESCO listesine kabul edildi
13 tarihi yadigarımız daha UNESCO listesine kabul edildi 5/5 (100%) 1 Oy

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu yıl UNESCO’ya başvurduğu 13 ayrı dosya kabul edildi.

Mersin Kızkalesi, Malatya Arslantepe Arkeolojik Alanı, Çanakkale ve Gelibolu 1. Dünya Savaşı alanları ve Kırşehir Ahi Evran Türbesi’nin de aralarında bulunduğu 13 tarihi alanımız UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne girdi.

13 AYRI DOSYA KABUL EDİLDİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı, bu yıl UNESCO’ya 13 ayrı dosyayla başvurdu ve Dünya Miras Merkezince gerçekleştirilen değerlendirme toplantısı sonucunda 13 dosya da kabul edildi. UNESCO’nun önemini her fırsatta vurgulayan Bakan Ömer Çelik, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, doğal ve kültürel değerlerin, bir milletin sahip olduğu paha biçilemez ve yeri doldurulamaz en değerli varlıklar olduğunu belirtti. Türkiye’nin coğrafi ve tarihi konumu itibariyle çok zengin bir kültürel ve doğal mirasa sahip olduğunu ifade eden Çelik, bu mirasın yalnızca bizim için değil tüm insanlık için çok önemli olduğunu söyledi.

KARARLI ÇALIŞMALAR SÜRECEK

Çelik, bu kültürel ve doğal mirasın zarar görmesinin yalnızca ülkemiz için değil tüm insanlığın kültürel yoksulluğuna yol açabileceğini çok iyi bildiklerini kaydederek, Bakanlık olarak, bir taraftan kültürel ve doğal varlıklarımızın uluslararası ölçekte tanınırlığını arttırmaya diğer taraftan da toplumda bu mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmaya çalıştıklarını dile getirdi.

11 ALANIN SAYISI ARTACAK

Bu kapsamda yürüttükleri çalışmaların olumlu sonuç verdiğini vurgulayan Çelik, “Dün aldığımız sevindirici bir habere göre UNESCO Dünya Miras Merkezi’ne değerlendirilmek üzere önerdiğimiz 13 alanımızın tamamı Dünya Miras Geçici Listesi’ne kaydedilerek büyük bir başarı kazanılmıştır. Böylelikle Dünya Miras Geçici Listesi’ndeki varlık sayımız, gösterdiğimiz kararlı çalışmalarla 54′e yükselmiştir. Dünya Miras Geçici Listesi’ne damgasını vuran ülkemiz, Dünya Miras Listesi’ndeki 11 alanımızın da sayısını arttırmak için aynı kararlı çalışmalarını sürdürecektir” dedi.

DÜNYA MİRAS LİSTESİNE KABUL EDİLEN ALANLAR

UNESCO Dünya Miras Merkezince 15 Nisan’da yapılan değerlendirme sonucunda Dünya Miras Geçici Listesi’ne kabul edilen alanlar şöyle:

“Anadolu Selçuklu Medreseleri (Konya, Kayseri, Sivas, Erzurum, Kırşehir), Anavarza Antik Kenti (Adana), Kaunos Antik Kenti (Muğla), Kızkalesi (Mersin), Arslantepe Arkeolojik Alanı (Malatya), Kültepe Arkeolojik Alanı (Kayseri), Çanakkale ve Gelibolu 1. Dünya Savaşı Alanları (Çanakkale), Eflatunpınar Kaya Anıtı (Konya), İznik (Bursa), Mahmutbey Camii (Kastamonu), Ahi Evran Türbesi (Kırşehir), Titus-Vespasianus Tüneli (Hatay), Zeynel Abidin Camii ve Mor Yakup Kilisesi (Mardin)”

Toplam Okunma: 29 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 24.04.2014

Kadınlara bekarlık soyadı kullanma hakkı verildi !işte detaylar…

Cumartesi, Nisan 19, 2014 0:31 FaceBook ta paylaş
Kadınlara bekarlık soyadı kullanma hakkı verildi !işte detaylar…
Kadınlara bekarlık soyadı kullanma hakkı verildi !işte detaylar… 4.5/5 (90%) 2 Oy

Avukat Saliha Ersöz Baştaş Anayasa Mahkemesi kararı ile kadınların evlendikten sonra da kendi soyadını kullanabileceğini belirtti.

Ocak ayında Anayasa Mahkemesi, alkışlanacak bir karar verdi ve evlenen kadınların kocasının soyadını alması zorunluluğunu ortadan kaldırdı.

Ocak ayında Avukat Sevim Akat Ekşi yaşadığı bir takım sorunlar yüzünden kendi soyadını kullanmak için yerel mahkemeye başvurdu. Ancak yerel mahkeme, Türk Medeni Kanunu hükümlerini gerekçe gösterip, evlilik öncesi soyadının tek başına kullanılamayacağına hükmetti ve başvuruyu reddetti. Ekşi, bu kez AYM’ye gitti. Dilekçesinde, Türk Medeni Kanunu’nun 187. Maddesi’ni uygulayan mahkeme kararı nedeniyle cinsel ayrımcılığa maruz tutulduğunu, özel hayatıyla aile hayatına saygı gösterilmeyerek anayasal haklarının ihlal edildiğini savundu. AYM, başvuruyu oybirliğiyle kabul edilebilir buldu ve kadınların soyadı özgürlüğüne tam destek verdi. Karar Resmî Gazete’de yayımlandı.

Biz de Avukat Saliha Ersöz Baştaş’tan kadınların özgürlüğünü niteleyen bu konunun detaylarını aldık.

“Şahsın kimliğinin tespitinde en önemli unsur olan soyadı, vazgeçilemez, devredilemez ve feragat edilemez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkıdır.” diyen Baştaş şöyle devam etti: “Soyadı, herkese karşı ileri sürülebilen ve yasayla özel olarak korunan bir haktır. Ancak, medeni kanunumuzun düzenlemesindeki şekli ile soyadının bütün bu özellikleri ‘kadınlar’ açısından geçerli değildir. Medeni halindeki her değişiklik de yasa gereği kadının soyadının değişikliğini zorunlu tutmaktadır.”

4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu kadının evlenmekle beraber soyadı kullanma hususunu düzenlerken kadının soyadı kenar başlıklı 187. maddesi aynen şöyle demektedir, “Kadın evlenmekle kocasının soyadını alır, ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadının önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir.” Yani; evlilik öncesi soyadını kullanmak isteyen kadın, kocasının soyadı ile birlikte kullanabilmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu husustaki bireysel başvuruya ilişkin kararına kadar kadının evlilik öncesi soyadını tek başına kullanma hakkı bulunmamakta idi…
Anayasa mahkemesi kararı

Evlenmeden önceki soyadını kullanmak isteyen İstanbul Barosuna bağlı avukatın talebinin Yerel Mahkeme ve Yüksek mahkeme tarafından kabul görmemesi sonucu; Anayasa Mahkemesine bireysel başvurusu neticesinde, evlenmeden önceki soyadını tek başına kullanılmasına dair başvurusu Anayasa Mahkemesi kararından gerekçesi metinlerinde açıklandığı üzere kabul görmüştür.

Anayasa Mahkemesi kararında, TMK 187’nin eşitlik ilkesine ve uluslararası sözleşmelere aykırılığı aynen şu şekilde ifade edilmiştir. “Uluslararası sözleşmelerin, evli erkek ve kadının evlilik sonrasında soyadları bakımından eşit haklara sahip olmasını öngören hükümleri ile evli kadının kocasının soyadını kullanması zorunluluğunu öngören iç hukuk düzenlemelerinin aynı konu hakkında farklı hükümler içermesi nedeniyle, ilgili sözleşmenin hükümlerinin somut uyuşmazlık açısından esas alınması gereken hukuk kuralı olduğu sonucuna varılmakla, başvurucunun manevi varlığı kapsamında güvence altına alınan isim hakkına yönelik müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı anlaşılmaktadır.”

Medeni Kanunumuzun 187. Maddesi halen yürürlüktedir. Fakat açıklanan Anayasa Mahkemesi kararı, evlenmeden önceki soyadının tek başına kullanılabilirliğine olanak sağlamaktadır. Evlenmeden önceki soyadının, eşinin soyadı bulunmadan tek başına kullanılması için talebinizi içeren dava dilekçesi ile Aile Mahkemesine başvuru gerekmektedir.

Toplam Okunma: 58 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 24.04.2014

SBS puanlar yanlış hesaplandı gerekçesiyle iptal edildi ! işte detaylar…

Cumartesi, Nisan 19, 2014 0:20 FaceBook ta paylaş
SBS puanlar yanlış hesaplandı gerekçesiyle iptal edildi ! işte detaylar…
SBS puanlar yanlış hesaplandı gerekçesiyle iptal edildi ! işte detaylar… 5/5 (100%) 1 Oy

Ankara 18. İdare Mahkemesi, 8 Haziran 2013′te 8. sınıf öğrencilerine yönelik yapılan Seviye Belirleme Sınavı (SBS) sonuçlarını iptal etti.

Ankara 18. İdare Mahkemesi, CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Aydın Ayaydın ile Defne Sena Uzuner isimli öğrencinin başvurusu üzerine yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Bir öğrenci velisi ise sınava katılan 718 adayın sonucunun yeniden değerlendirilmesinin puanlardaki standart sapmaları değiştireceği ve bunun da tüm öğrencilerin sıralamasına yansıyacağı gerekçesiyle sınav sonuçlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürerek, iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde dava açmıştı.

YÜRÜTME DURDURULMUŞTU İTİRAZ REDDEDİLDİ

Davayla ilgili ilk incelemesini yapan İdare Mahkemesi, dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceği gerekçesiyle yürütmesinin durdurulmasına karar vermişti.

MEB Hukuk Müşavirliği, yürütmeyi durdurma kararına Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nde itiraz etmiş, itirazı görüşen Ankara Bölge İdare Mahkemesi, itirazı reddetmişti.

1 MİLYON ÖĞRENCİNİN SONUÇLARI İPTAL

Davayla ilgili ilk incelemesinde SBS sonuçlarıyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı veren Ankara 18. İdare Mahkemesi, davayı esastan da sonuçlandırdı. Mahkeme, SBS sonuçlarının yanlış hesaplandığı gerekçesiyle 1 milyon 112 bin 604 öğrencinin girdiği sınav sonuçlarını iptal etti.

MEB’DEN AÇIKLAMA

Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, mahkeme kararına ilişkin bir açıklama yapıldı. Açıklamada yürütmeyi durdurma kararı sonrasında gerekenin yapıldığı, sınav sonucuna ilişkin herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığı belirtildi.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın Danıştay’a itiraz etmesi bekleniyor.

Açıklamada, şöyle denildi:

“Verilmiş olan karar mucibince ve mahkemenin yönlendirmesine göre, sınav sonuçları Bakanlığımızca yeniden hesaplanmış ve mezkur karardan kaynaklanabilecek olası mağduriyetleri önlemeye yönelik çalışmaların süresi içerisinde tamamlanması için mahkemenin ilk kararının Bakanlığımıza tebliğ edilmesiyle beraber hazırlıklar başlatılarak gerekli tüm önlemler alınmıştır. Sınav sonuçlarının tekrar değerlendirilmesi neticesinde, 4 öğrencimizin daha üst tercihlerine, 99 öğrencimizin ise mevcut okullarından daha alt tercihlerine yerleştirilebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu durumda olan öğrencilerimizin Mahkeme kararından herhangi bir mağduriyet yaşamamaları için Bakanlığımızca gerekli tedbirler alınmış olup karardan etkilenen öğrencilerle iletişime geçilerek talepleri olması durumunda tercihleri doğrultusunda işlem yapılacağı kendilerine bildirilmiştir.

Sonuç olarak, öğrenci Defne Sena Uzuner tarafından Ankara 18. Bölge İdare Mahkemesince verilen yürütmeyi durdurma kararına istinaden Bakanlığımız, daha üst tercihe yerleşebilecek olan öğrencilerin istemeleri halinde yerleşebilecekleri okullara kayıt imkanı tanınması, daha alt tercihlere yerleşecek öğrencilerin mevcut okullarında eğitim-öğretimlerine devam edebilmelerine imkân sağlanması hususlarında her türlü iş ve işlemi yapmıştır. Konuyla ilgili olarak bu durumdaki öğrenci velilerine gerekli tebligatta bulunulmuştur.

Söz konusu davayla ilgili olarak 31 Mart 2014 tarihinde verilmiş olan karar doğrultusunda yapılması gereken iş ve işlemler, yürütmeyi durdurma kararını takiben zaten gerçekleştirilmiş olup yeni bir işlem yapılmasına ihtiyaç bulunmamaktadır.”

Toplam Okunma: 43 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 24.04.2014

Türkiye’de petrol çıkan iller ve üretim miktarları…

Cuma, Nisan 18, 2014 0:51 FaceBook ta paylaş
Türkiye’de petrol çıkan iller ve üretim miktarları…
Türkiye’de petrol çıkan iller ve üretim miktarları… 4.8/5 (95%) 4 Oy

Güneydoğu şehirleri, ülkede üretilen petrolün neredeyse tamamını karşılıyor.

Türkiye’de günlük 550-600 bin varil civarında petrol tüketiliyor. Yerli üretimimiz ise günlük 45-50 bin varil civarında. Yani petrol ihtiyacımızın yaklaşık yüzde 8’i yerli üretimden karşılanıyor. Geri kalan yüzde 92-93’lük bölümü ise ithal ediliyor.

PETROLÜN YÜZDE 27′Sİ DİYARBAKIR’DAN ÇIKIYOR

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) üretiminin, yaklaşık yüzde 60’ını Batman ilindeki 647 kuyudan karşılıyor. Diyarbakır, Batman’dan sonra Türkiye’de en fazla petrol üretilen ikinci il konumunda. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) üretiminin, yaklaşık yüzde 20’si Diyarbakır ilindeki 201 kuyudan karşılanıyor. Diyarbakır’da üretim yapan Perenco, Güney Yıldızı gibi diğer şirketlerin de üretimleri dikkate alındığında, Türkiye’de yerli petrol üretiminin yaklaşık yüzde 25 ila 27’si Diyarbakır’dan elde ediliyor.

KIRKLARELİ SON SIRADA

Türkiye’den fazla petrol üreten şehirler sırasıyla Batman, Diyarbakır, Adıyaman, Mardin ve Şanlıurfa. Ayrıca Adana, Kırklareli, Kilis ve Siirt illerinde de az da olsa petrol üretimi yapılıyor.

Toplam Okunma: 50 (Önbellek Kullanılıyor) | Son Görüntülenme: 24.04.2014

Etiketler: ,